Duâ; Azîz ve Celîl olan Yüce Allah ile, kulları arasında bir râbıta- irtibat; gözle görülüp elle tutulması mümkün olmayan, ancak inkârı da aslâ mümkün olmayan mâ'nevî bir bağ olup, kulun isteklerinin yerine gelmesi, ihtiyaçların karşılanması için Allah'a yalvarması, acziyetini ortaya koymak sûreti ile Yüce Allah'dan yardım istemesi'dir.
 
DUÂ EDİLMESİNİ EMREDEN VE NASIL YAPILMASI GEREKTİĞİNİ BİLDİREN İLAHÎ BEYÂNLAR
 
Duâ'nın nasıl yapılması gerektiği, usul ve âdâbının neler olduğu husûsunda Allah-ü Teâlâ Kitâb-ı Kerîminde şöyle buyurmuşlardır. 
(Ey Mü'minler!) Rabbinize yalvararak ve gizlice duâ edin. (Duâ'nız gönülden, yaptığınız ibâdetleriniz huşû' içinde, samîmi ve gösterişten uzak olsun). Muhakkak ki Allah haddi aşanları, (Dînin hududlarını çiğneyenleri, Duâ ederken bağırıp çağıranları) sevmez. 
Hem, yer yüzünü ıslâh ettikten sonra, orada fesâd çıkarmayın. Allah'dan hem korkun, hem de ümidle Duâ edin. Şüphesiz, Allah'ın Rahmeti, iyilik edenlere pek yakındır.". (A'râf: 55-56)
(Ey İnananlar!) Allah'a, O'nun Dîninde muhlislar olarak (samîmi bir îman ve temiz bir gönül sâhibi olarak Duâ ve)  ibâdet edin. Velev ki, kâfirlerin (Allah ve Rasûlü'nün bildirdiği şekilde Allah'a ve Âhiret gününe inanmayanların)
hoşuna gitmese de!  (Mü'min:14)
Ey Mü'minler! Rabbinize yalvararak ve gizlice duâ edin. (Duâ'nız gönülden, yaptığınız ibâdetleriniz huşû' içinde, samîmi ve gösterişten uzak olsun). Muhakkak ki Allah haddi aşanları, (Dînin hududlarını çiğneyenleri, Duâ ederken bağırıp çağıranları) sevmez. 
Rabiniz (şöyle emir) buyurdu: Bana Duâ edin ki, kabûl edeyim! Bana kulluk'dan kibirlenenler, (Allah'a ibâdet etmek'den, Duâ etmekten büyüklenenler) varya! yakında, muhakkak onlar hakîr, zelîl olarak cehenneme atılacaklardır"  (Mü'min: 60) 
 
DUÂLRININ KABUL OLUNMASINI İSTEYENLERİN DİKKAT VE RİÂYET ETMESİ GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR
 
Her işin bir usûlü, her ibâdetin kendine göre bir âdâbı olduğu gibi, şüphesiz Duâ yaparken de dikkat edilmesi îcâbeden bâ'zı hususlar vardır.
İrfân ehli âlimlerin beyânına göre; Duâ'nın kabul olmasına sebeb olan en kuvvetli âmil, isteklerin usûlü ile yapılmış olmasının olmazsa olmaz şartı "bâtını edeb" yâ'ni, haram ve günâhlara nasûh bir tevbe ile (işlediği bir günâhı, yaptığı bir hatâyı bilerek bir daha yapmamak üzere söz vermek şartı ile, samîmi olarak Allah'a yönelip) tevbe etmek ve kul haklarını ödemek, üzerinde hakkı bulunan kimselerle helâlleşmek'dir. 
Allah-ü Zülcelâl vel Kemâl Hazretleri, muhakkak vâ'dine en sâdık olan, hiç şüphesiz verdiği sözü eksiksiz olarak yerine getiren ve getirecek olandır.
Sonsuz Rahmet, sınırsız Merhamet, hududsuz ilim ve ekmel basîret sâhibi olan; her şey'i hakkıyla gören, tam olarak bilen ve dilediği her şey'i dilediği şekilde, hiç bir şey'e ve hiç bir yardımcıya, hiç bir sûrette ihtiyac duymadan en mükemmel bir şekilde yapmaya mutlak sûrette gücü yeten, Kâdir-i Mutlak Yüce Allah (c.c): Ulu dergâhına yönelip açılan elleri muhakkak görür, dile dökülenleri de, gönüllerde gizli tutulanları da muhakkak tam olarak bilir. İster gönül ile yapılsın, ister dil ile yapılsın, yapılan bütün Duâları şüphesiz duyar ve Duâ sâhibini aslâ eli boş çevirmez.
Yeter ki; O Yüce Huzûr'a (c.c.) yönelen gönüller, yalvaran diller samîmi, yapılan istekler meşrû', Duâ da usûlü ile yapılsın, yapılabilsin..
 
DUÂ ETTİM FAKAT DUÂM KABUL OLUNMADI DEMEMELİ  
 
İrfan ve hikmet ehli, Allah dostu âlimlerin inananlara bu husustaki uyarı ve tavsiyeleri şöyledir.
 Duâ eden/ edecek olan kimse Duâ'nın âdâb ve usullerine dikkat etmeli ve Duâ'sının kabul olunacağına inanmalı ve kesinlikle: "Duâ ediyorum, fakat Duâ'm kabul olmuyor" dememeli buyurmuşlar ve bu ifâdelerini Rasûlüllah Efendimiz Hazretleri'nin (s.a.v.): "Bir kimse, ben Duâ ettim de, Duâ'm kabul edilmedi demediği müddetce, Duâ'sı kabul edilir" buyurduğunu nakletmişlerdir. 
Ayrıca; Duâ'sının kabul olmasını isteyen kimselerin dikkat etmesi gereken hususları şöyle ifâde etmişlerdir. 
1. Duâ edecek kimse öncelikle; Duâ edip, bir taraftan da Duâ'nın kabul olunmasına mânî' olan haramları, günâh ve yanlış olan şeyleri yapmaya, haram şeyleri yeyip içmeye devâm etmemeli,
Zîrâ; Muhbir-i Sâdık olan Peygamber Efendimiz (s.a.v): "Haram şeyleri yapmaya, yemeye, içmeye devâm edenlerin Duâ'larınn Allah katında hiç bir değeri yoktur!.. Yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, yaptığı işler haram olanların Duâ'ları kabul olunmaz. Allah-ü Teâlâ böylelerinin yaptığı Duâ'yı neden kabul etsin ki?.. buyurmuşlardır.
2. Duâ'yı (mümkünse) Abdest'li olarak yapmalı. Abdesti de güzel (sünnet'e uygun olarak) almalı, 
3. Duâ ederken Kıble'ye yönelmeli, (mümkünse Kıbleye doğru dönmeli, eğer; oturarak yapacaksa) edebli bir şekilde (Namaz'da tahıyyâtta oturur gibi) oturmalı, gönlünü Yüce Allah'a bağlayarak (kalbinde Allah'dan başka bir duygu, düşünce taşımadan) samîmi bir kalb ile yalvarmalı,
4. Duâ'yı gizli ve kendi duyacağı kadar bir sesle ve îcâbında ağlayarak yapmalı,
5. Duâ'da, bilhassa husûsi hâcetlerini dile getirdiği cümleleri (mümkünse) üç kere tekrarlamalı,
6. Duâ'nın kabul edilmesinde acele etmemeli,
7. Duâ yaparken ellerini kaldırmalı, (Duâ'nın Kıblesi olan Yüce Dergâh'a (c.c) yöneldiğini düşünmeli) acziyet ve ihtiyaç içinde bulunduğunu kabul etmeli ve Duâ bitince ellerini yüze sürmeli...
 
DUÂLARININ KABUL OLUNMAYACAĞI BİLDİRİLENLER
 
1. Allah'â ve Âhiret gününe inandığını söylediği halde Allah'ın emirlerini yerine getirmeyenler,
2. Hazret-i Peygamber'e (s.a.v.) inandığını ve O'nu (s.a.v.) sevdiğini söyleyip de, Hazret-i Peygamber (s.a.v.) ve güzîde Eshâbının yolunu takip etmeyenler, 
3. Kur'ân-i Kerîm Hak kitâb'dır deyip de, hükümleri ile amel etmeyenler,
4. Şeytan'ın düşman olduğunu bildiği halde, ona uymaktan, onu sevindirecek işler yapmakdan uzak durmayanlar,
5. Cennet vardır, hakdır deyip de, Cennet'e götürecek güzel amelleri, doğru işleri yapmayanlar, 
6. Cehennem vardır ve hakdır deyip de, Allah'dan hayâ etmeyen (utanmadan, günâh işlemekten uzak durmayanlar,
7. Ölüm'ün var, hak ve muhakkak olduğunu bildiği halde, Allah'ın huzûruna suçlu olarak varırsam hâlim nice olur? diye düşünmeyenler,
8. Kendi ayıp ve kusurlarını görüp düzeltmeye bakmak yerine, başkakarının ayıp ve kusurlarını arayıp ortaya çıkarmaya çalışanlar,
9. Ölen yakınlarını kabre koyup, karanlık ve daracık bir çukura bırakıp dönen, ölümden ibret almayan dünyâ ehli kimseler;
10. Kul hakkı yiyenler, başkalarının haklarına tecâvüz edenler, (tevbe edip kötülük ve haksızlık ettiği kimselerle helâlleşmedikce!)...
 
KUL HAKLARI ÇOK ÖNEMLİDİR
 
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) hak beyânına göre; Hukûk-ı ibâd (kulların- insanların hakkı) Hukûk-ullah'dan (Azîz, Celîl ve Erhamür-Râhimîn olan Yüce Allah'ın) haklarından daha önemlidir. Allah-ü Teâlâ Zâtına karşı (koşulan Şirk, yapılan küfür hâriç) işlenen bütün günâhları bağışlar, ancak insanların kendi aralarındaki hakları kendilerinin halletmelerini ister. Bu sebeble, kul hakları çok ama çok önemlidir.
Üzerinde kul hakkı bulunanlar; başkasının hakkını gasbetmek, sâhib olduğu bir şey'i rızâsı olmadan elinden almak, sâhib olduğu bir değeri (malını, mülkünü, makâm ve mevkiini) kıskanarak, eliyle, diliyle veya gücü ile haksızlık yapmak sûretiyle o değeri elinden almak veya elinden gitmesine sebeb olmak gibi kötülükleri yaparak/ yaptırarak insanlara zulmedenler, önce; samîmi bir tevbe ile tevbe edip, sonra da, kötülük ve haksızlık ettiği kimselerle helâlleşmedikce, kul haklarından kurtulmaları mümkün değildir.)!...
Hatâ ve günâhlarına samîmi olarak tevbe etmeyenlerin, haram işlemeye devâm ederek yerine getirdikleri/ getirdiklerini düşündükleri kulluk vazîfelerinin de, yaptıkları Duâ'nın da Allah-ü Teâlâ katında bir değeri olmadığı için, böylelerinin Duâ ve ibâdetleri kabul olunmaz...
 
Duâ ve dileklerimizi; Arif Nihat Asya'nın iman dolu engin gönlünün derinliklerinde coşup gelen DUÂ şiiri ve muhteşem ifâdeleri ile noktalayalım...
Biz, kısık sesleriz...minâreleri,

Sen,ezansız bırakma Allahım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allahım!
Mahyasızdır minâreler...göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allahım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allahım!
Bize güç ver...cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allahım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allahım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah'ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allahım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allahım!
Bizi Sen sevgisiz,susuz,havasız;
Ve vatansız bırakma Allahım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allahım!.. Âmîn...