27 Aralık (1936) İstiklâl Marşı'mız ve Vatan'ımızın büyük şâiri, Millî şâirimiz Mehmed Akif Ersoy'un vefât yıl dönümüdür. 
Yalnız eserleri ile değil, millet ve memleketine adadığı hayâtıyla, gerek Millî Mücâdele ve gerekse TBMM'de îfâ ettiği hizmetleriyle de fazîlet sâhibi muhterem bir şahsiyet olan Millî Şâirimiz Mehmed Akif'i rahmetle, hürmet ve minnetle yâd ederken, (bu vesîle ile: yeri ve zamanı olduğu düşüncesi ve inşâAllah belki ba'zılarına faydalı olur inancı ile) Büyük Şâirin vefâtına tekaddüm eden günlerde kaleme aldığı: "BİR MÂ'NÂ VEREMEDİM ŞU MÎLÂDÎ YILBAŞINA" diye başlayan muhteşem bir şiiri, belki daha açık ve gerçek ifâdesi ile; "MEHMED ÂKİF'İN KALEMİNDEN MÎLÂDÎ YILBAŞI" başlığı ile değerli okuyucularımızı başbaşa bırakıyor ve:
Çanakkale'de imkânsızlıklar içerisinde bile yedi düvel'e karşı meydan okuyup, istiklâl ve istikbâl mücâdelesi veren bu azîz milletin, zaman içerisinde nasıl çözüldüğünü, benliğinden uzaklaşıp, taklidci "batı eğlence hayranlığına dönüşen" hayâtları herhalde bundan daha güzel, daha veciz bir şekilde ifâde edilemez!"... diyoruz...
 
MEHMED AKİF'İN KALEMİNDEN MÎLÂDÎ YILBAŞI 
 
Ya Rab! Böyle mi olacaktı, benim Cennet yurdum?
Baktım da etrâfıma yalnızım, ağladım durdum.
 
Bir mânâ veremedim, şu Milâdî yılbaşına!
Şaştım da kaldım, Müslümanların vâh telaşına!
 
Çevirdim başımı, nereye ettimse bir nazar,
Gördüm ki, Noel için hazır, yer-yer çarşı-pazar.
 
Haykırmak gelmişti içimden, seslendim millete,
Heyhât! Duyuramadım, ne Âhmed'e ne Mehmed'e.
 
Ey Âlem-i İslâm'ın baş tacı, büyük Türkiye!
Mukaddesâtı unuttun, Avrupa diye diye!
 
Yurdumu işgal eylemiş, şu garbın safsatası, 
Kiminin maymunu var, kiminin "Noel babası!"
 
Anladım, zaman geçmekte bugün, dünden de beter,
Kim bilir? Yarın ne hâle düşecek, bu şaşkın beşer.
 
Kulaklar tıkanmış, gözlere çekilmiş perde,
Nankör adam, fazılet arıyor geçmiş giderde.
 
İslâm’dır bu vatanın Dîni, Kitâbı Kur'ân-ı Kerîm'dir,
Müslümanın bayramı, Ramazan ve Kurban'dır.
 
Kalamaz bu böyle Fatih’in, Yavuz’un diyârı, 
Noel kutlamada, geçerek hıristiyanları.
 
Mâziyi düşündüm de, hayrân oldum istiklâle,
Ecdâdıma söz verdim, varmak için istikbâle, 
 
Çanakkale'de şehidlerim kefensiz yatıyor!..
Sakarya'nın rengi, hâlâ kıpkızıl kan akıyor!..
 
Şehidlik, gâzilik şerefidir Müslümanların,
Düşmanlara alkış tutmak, işidir alçakların.
 
Şu alçakça yaşayanların aklına yanayım,
Gel ölüm gel, neredesin? Kanımla yıkanayım!
 
İstemem bu hayâtı, Sultan etseler cihanda,
Ölürüm, şerefimle yatarım, toprak altında...
 
Ya Râb! Hidâyet ver, kurtulsun bu millete.
Daha fazla sapıtıp,düşmesin mel'ûn zillete.
 
Rüh'u şâd, mekânı ravza olsun, Rahmetinle,
Temenni ettiği gibi rahat ettir onu kabrinde..
 

Ey Rabbimiz! Bize hakkı hak, (doğruyu  doğru  olarak) göster ve bizi hakka, doğruya tâbi kıl, hakka uyanlardan, doğrulardan ve doğru iş yapanlardan eyle. Bize bâtılı bâtıl olarak, (yanlışı yanlış olarak) göster ve yanlışlardan uzak durmayı nasip buyur.  Âmîn...

Ey Rabbimiz, Unuttuk ve hatâ ettikse bizi hesâba çekme!... 
Bize dünyâ’da ve âhirette iyi hâl ver ve bizi cehennem azâbından koru. Hesap günü geldiği zaman bizi, anamızı, babamızı ve Din kardeşlerimizi bağışla... Âmîn…​

mehmet akif,yılbaşı ile ilgili görsel sonucu