Allah'a ve âhiret gününe inanan Müslüman'ın yapmaması, uzak durması gereken şeylerin on dokuzuncusu içki (serhoşluk verici şeyleri) içmek'tir.

Mülkün sâhibi Yüce Allah, Kitâb-ı Kerîminde içki'yi kesin olarak yasaklamış, Kitâb-ı Kerim kendisine gönderilmiş olan Allah Rasûlü, Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.) de: "İçki'den kaçının. Çünkü o kötülüklerin anası'dır" buyurarak insanları/inananları uyarmıştır.

İçki'nin (ister sıvı olsun, ister katı olsun sarhoşluk verici olan şeylerin) haram olduğunu bildiren Âyet-i Kerîme'de şöyle buyurulmuştur.
"Ey îmân edenler, Muhakkak hamr, (içki) kumar, (tapmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları; ancak şeytanın amelinden birer murdardır. (gerçek birer pisliktir) Onun için bun (lar) dan kaçının ki, murâdınıza eresiniz. Şeytan içki de ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah'ı anmaktan ve Namazdan alıkoymak ister. Artık siz (hepiniz) vaz geçtiniz değil mi? (Mâide: 90,91)
(Hamr: ister yaş, ister kuru, ister yenilir, ister içilir olsun farketmez. Aklı bürüyen (gideren, sarhoş eden) her maddeye verilen bir ad ve vasıftır.)
İçki'den (Allah'ın haram kıldığı şeyleri yapmaktan) çekinmeyen Allah ve Rasûlü'ne (s.a.v.) karşı gelmiş, Allah ve Peygamberine (s.a.v.) isyan ile de azâbı hak etmiş olur. Allah-ü Teâlâ bu hususta şöyle buyuruyor.
"Kim Allah'a ve Peygamber'ine isyan eder (Allahın hudûdunu) sınırlarını (çiğneyip) geçerse, Allah da onu -içinde dâim kalıcı olarak- ateşe koyar. Onun için hor ve hakir edici bir azab vardır.  (Nisâ: 14)

SARHOŞLUK VERİCİ İÇKİLERİ İÇENLER HAZRET-İ PEYGAMBER'İN (A.S.) DİLİ İLE LÂ'NETLENMİŞ VE ÂHİRETTEKİ KÖTÜ ÂKIBETLERİ BİLDİRİLMİŞTİR

Ebû Dâvûd'un kaydettiğine göre, Rasûl-i Ekrem ve Nebiy-yi Muhterem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur.
"İçki'nin kendisi, içki'yi içen, içiren, (dağıtan, sâkîlik yapan) satan, alan, yapan, yaptıran, yüklenip götüren, (nakliyeci) kendisine götürülen, parasını yiyen...Bunların hepsine lâ'net olunmuştur....
Şüphesiz ki içki, kötülüklerin anasıdır. Sarhoş eden her madde içki'dir. Her içki de haramdır. Her kim dünyâda içki içer ve içki'ye devâm ederken, tevbe etmeden ölürse âhirette (Cennet şerbeti, Cennetin hiç bir içeceğinden) içemez.
Sarhoş edici bir maddeyi içen kimseyi "Tıynet-i Habal" dan sulamak Allah'ın bir ahdidir (verilmiş bir hükmüdür). Eshab: Ey Allah'ın Rasûlü: "Tıynet-i Habal" nedir? diye sordular. Rasûl-ü Ekrem (s.a.v.): "Cehennem ehlinin terleri veya pis sularıdır" cevâbını verdi.
İçki'ye devâm eden putperest gibidir. İçki'ye devâm eden kimse, tevbe etmeden öldüğü takdirde Cennet'e giremeyeceğini unutmasın!...
Azîz ve Celîl olan Yüce Allah üç kimseye (zümreye) Cennet'i haram kılmıştır. İçki'ye devâm edenlere, ebeveynini (anne-babasını) üzenlere ve deyyus'a (karısını yabancı erkeklerden sakınmayanlara!...).
Üç kişinin de ne Namazları kabul edilir, ne de iyilikleri göğe yükseltilir.
1. Kaçak (sâhibinden kaçan) köle. Tâ ki sâhiplerine dönüp elini onların ellerine koyana kadar.
2. Kocasının kendisine kızdığı kadın. Tâ ki kendisinden râzı olana kadar.
3. Sarhoş. Ayılıncaya kadar.
(Ebû Sâid el-Hudrî (r.a.) rivâyet ettiği farklı bir rivâyette Rasûl-ü Ekrem (s.a.v.): "Allah-ü Teâlâ, vücûdunda bir damla içki bulunan kişinin Namazını kabul etmez. Her kim  içki içer ve bu halde ölürse puta perestiş eden (tapan) gibi ölür ve "Tıynet-i Habal"dan (cehennem halkının irin ve kandan ibâret usârelerinden) ona içirmek Allah üzerine bir hak olur" buyurmuşlardır.

KÖTÜLÜKLERİN ANASI ALKOLLÜ İÇKİ'LERİ İÇEN KİMSE İÇTİĞİ SIRADA MÜ'MİN OLARAK İÇMEZ

İçki içen kimse, (Mü'min ise de) içtiği sırada Mü'min (imanlı) olamayacağı beyân buyurulmuştur.
Ebû Hüreyre (r.a.) Rasûl-i Ekrem'in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir.
Hırsız, hırsızlık yaptığı sırada Mü'min olduğu halde hırsızlık yapamaz. Zinâkâr da zinâ ederken Mü'min olarak zinâ edemez. İçki içen kişi de içki içtiğinde Mü'min olarak içemez... Bir adam gömleğini başından çıkardığı gibi, Allah da zinâ eden veya içki içen kimsenin kalbinden îmânı çıkarır.  İçki'ye devâm ederken ölen kimseye, pis kokusundan cehennem ehlinin ezâ gördüğü zinâkâr kadınların edep yerlerinden akan suların oluşturduğu  nehirden içirilir!....

İÇKİ İÇENLERE SELÂM VERİLMEZ

İçki içenler hasta olduklarında ziyâretlerine gidilmemesi ve kendilerine selâm verilmemesi emredilmiştir...
Buhârî'nin sahîhinde kaydettiğine göre; Abdullah bin Amr bin el As ve Abdullah bin Ömer (r.a.) tarîkı ile gelen rivâyette; Rasûl-i Ekrem ve Nebiy-yi Muhterem Efendimiz Hazretleri (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır. "İçki içenlere selâm vermeyin. İçki içenlerle oturmayın. Hastalandıkları vakit ziyâret etmeyin. Cenâzelerinde bulunmayın. (Meğer ki tevbe edeler. Bu takdir de kendilerine selâm verilir ve ziyâretlerine gidilir. Zira Allah tevbekârların tevbesini kabul eder.)  
İçki içen, Kıyâmet Gününde, yüzü kara, dili göğsüne doğru sarkık ve (ağzından) salyalar aktığı halde (mahşere) gelir. Kendisini gören her kes ondan iğrenir ve onun içki içen biri olduğunu bilir."

İÇKİ İLE TEDÂVİ HELÂL DEĞİLDİR

İçki ile tedâvi görmenin Helâl olmadığına, haram ile tedâvinin de faydalı olmadığına delil olmak üzere, Buhârî'nin İbn-i Mes'ûd'dan (r.a.) rivâyet ettiği bir Hadis-i Şerif ve Ümmü Seleme'nin (r.anhâ) şöyle söylediği rivâyet edilmiştir.
"Kızım hastalanmıştı. Bir kupa içinde hurma'dan "nebiz" (hurma veya üzümden yapılan keskin şıra) yapmıştım.
Tam o sırada Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) yanıma geldi. Hurma şırası köpük atıyordu.  
Rasûlüllah (s.a.v.): Yâ Ümm-ü Seleme bu da nesi? buyurdu. Ben: "Onunla kızımı tedâvi edeceğim" dedim. Allah'ın Rasûlü (s.a.v.): "Allah-ü Teâlâ Ümmetimin şifâsını, onlara haram kıldığı şeylerde yaratmamıştır. Onu duvara serpin. Kesinlikle o Allah'a ve âhiret gününe îmân etmeyenlerin içkisidir."buyurdular..

KUR'ÂN OKUDUĞU HALDE İÇKİ İÇENLERİN ÂHİRETTEKİ DURUMU

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hususta şöyle buyurmuşlardır.
"Sînesinde Allah'ın Kitâbından bir Âyet olup da sonra oraya içki döken kişi, Kıyâmet Gününde o Âyetin her bir harfi onun pençeminden (başının ön tarafındaki saçından) yakalayarak Allah'ın huzûrunda durdurur ve ondan dâ'vâcı olurlar. Kur'ân ise dâ'vâcı olduğu kimseye gâlib gelir. Kıyâmet Gününde Kur'ân'ın dâ'vâcı olduğu kimsenin vay hâline!...

DÜNYÂDA İÇKİ BAŞINDA BİR ARYA GELENLER ATEŞ BAŞINDA DA BİR ARAYA GELİP KARŞILIKLI ATIŞIRLAR

Dünyâ'da, içki masalarında, sarhoş edici bir maddenin başında toplananları muhakkak Allah ateşte (cehennemde) bir araya getirir de birbirlerine dönerek karşılıklı atışırlar. (Onlardan) birisi diğerine: "Allah belânı versin, beni buraya sen getirdin" derken, diğeri de aynı karşılığı verir.
Dünyâda içki içene Allah-ü Teâlâ (âhirette) kara zehirden öyle bir içirir ki, kişi o zehirli içeceği daha içmeden yüzünün etleri parça parça bardağın (zehirli meşrubâtın sunulduğu kabın) içine dökülür. İçtiğinde ise, bütün vücûdunun etleri dökülür. Cehennem ehli için bir işkence olur.  Bilin ki, içki'yi içen, yapan, yaptıran, taşıyan, taşıtan, parasını yiyen günâhında hep ortakdırlar. Tevbe etmedikleri müddetce Allah-ü Teâlâ onların ne Namazlarını, ne Oruclarını, ne de Hacclarını kabul eder. Tevbe etmeden ölürlerse, Cenâb-ı Hakk dünyâda içtikleri her yuduma karşılık cehennem irinlerinlerinden onlara içirir. Bilin ki, sarhoş eden her şey içkidir ve içki haramdır... (Sadaka Rasûlüllah fî mâ kâl ev kemâ kâl- Muhakkak Allah'ın Rasûlü (s.a.v.) doğru söyledi.)...

DOSTLAR ARSINA KİN VE DÜŞMANLIK SOKMAK İÇİN ŞEYTANIN EN BÜYÜK SİLÂHLRINDAN BİRİ: KUMAR

Allah'a ve âhiret gününe inanan Müslüman'ın yapmaması, uzak durması gereken şeylerin yirmincisi kumar'dır.
Kumar; "Aranızda mallarınızı hakzız sebeplerle yemeyin." (Bakara: 188) Kavl-i Kerîmi ile yasaklanmış olup; Allah-ü Teâlâ'nın yasak kıldığı bir yoldan insanların mallarını-haklarını yemek olarak tâ'rif buyurulmuştur.

Allah sübhânehü ve teâlâ, Kitâb-ı Kerîminde içki'yi kesin olarak yasakladığı Âyet-i Kerîme'de kumar'ı da yasaklamış ve: "Ey îmân edenler, Muhakkak hamr, (içki) kumar, (tapmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. (gerçek birer pisliktir) Onun için bun (lar) dan kaçının ki murâdınıza eresiniz. Şeytan içki'de ve kumar'da ancak aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah'ı anmaktan ve Namazdan alıkoymak ister. Artık siz (hepiniz) vaz geçtiniz değil mi? (Mâide: 90,91) buyurmuştur.
Âyet-i Kerîme'deki "meysir" kumar'ın her çeşidinine şümûlü olan (her türlüsünü içine alan) bir tâ'bir ve kelimedir. Tavla, satranç, yüzük, zar, ceviz, yumurta, taş oyunu ve sâire gibi...
Her biri şeytanın pis işlerinden olan oyunların; mal, para menfeat karşılığında oynanması ittifakla (görş birliği ile) haramdır.
Âlimlerin çoğu; -ortaya bir şey konulsun, konulmasın- satranc oyununun da haram olduğunu söylemişlerdir.  
Ortaya bir mal, para konur, herhangi bir menfeat  karşılığında oynanırsa, ittifakla (âlimlerin tamamının görüşüne göre) haramdır.
Müctehid İmamlardan yalnızca İmâm-ı Şâfii (r.h): Ortaya para konulmadan oynanan satranc'ın "tenhâ yerlerde olması, vâcib vazîfeleri yapmaya ve Namazı vaktinde kılmaya engel olmaması şartı ile" mübah olduğunu (haram olmayacağını, oynanabileceğini) söylediği rivâyet edilmiştir.  
İmâm-ı Şâfii'nin (r.h.) fetvâsı İmâm-ı Nevevî'ye (r.h.): "Satranc oynamak haram mıdır? yoksa câiz midir? diye sorulmuş, o şöyle cevâb vermiştir.
"Satranc ilim erbâbından pek çokları nezdinde haramdır". Eğer Namazı vaktinde kılmaya engel olursa veya bir şey karşılığında oynanırsa haramdır. Bu mahzurlardan uzaksa, İmâm-ı Şâfii'ye göre mekruh, başkaları mezdinde (böylesi bile) haramdır" demiştir.
Satranc'ın haram olduğunu söyleyen âlimlerin delîli; "Fal okları ile kısmet (ve hüküm) aramanız üzerinize haram edilmiştir". (Mâide: 3) Kavl-i Kerîmidir.
Âyet-i Celîle'deki ; "fal oklarından murad satranc'dır" demişlerdir.
(İnananların her hâl-ü kârda satranc'dan da uzak durmaları gerektiğine inanıyor ve önemle tavsiye ediyoruz.
İyi bilinmeli ve unutulmamalıdır ki; satranc oyununun çirkin bir günâh olduğunda şüphe yoktur. İrfan ehli âlimlerin bildirdiğine göre; satranc oynayanlar (tevbe etmeden ölürlerse) Kıyâmet Gününde bâtıla sapmışlarla berâber haşrolunacaklardır).
Hazret-i Ali KerremAllahü vecheh efendimiz: "Satranc, acem'lerin kumarıdır" buyurmuş, bir keresinde satranc oynayan insanları görmüş ve onlara: "Sizin kendinizi verdiğiniz bu heykeller nedir? Birinizin kor alıp da sönünceya kadar elinde tutması, satranc taşlarına dokunmasından daha hayırlıdır. Vallahi, siz böyle oyunlar için değil, başka vazîfeler görmek için yaratıldınız.
İyi bilin ki; Satranc oynayanlar, insanların en yalancılarıdır. Çünki onlardan biri öldürdüm (mat' der, halbuki öldürmemiştir. Öldü der, halbuki ölmemiştir." buyurmuştur.)

KUMAR O KADAR KÖTÜ BİR HUYDUR Kİ, SÖZÜ BİLE KEFFÂRETİ GEREKTİRİR

Buhârî'nin sahîhinde kaydettiğine göre; Yüce Allah'ın İlahî fermânı olan Kitâb-ı Kerim kendisine gönderilmiş olan Hazret-i Peygamber (s.a.v.): kumarbazlar hakkında: "Bir takım kimseler, Allah'ın (Müslümanların maslahatına tahsis buyurduğu) malında haksız olarak tasarrufda bulunurlar. Onlar için Kıyâmet Gününde cehennem muhakkakdır."
buyurarak insanları/inananları uyarmıştır.
İmâm-ı Buharî (r.h.) ayrıca; Rasûl-ü Ekrem'in (s.a.v.): "Bir kimse arkadaşına: Gel seninle kumar oynayalım derse (o sözün keffâreti olarak, tevbe etsin ve) derhal sadaka versin." buyurduğunu kaydeder.  (Sonra; mücerred söz, keffâreti veya sadakayı gerektirir ise, ya bilfiil kumar oynama hakkında ne düşünürsün? diye de sorar...
İmam Münzirî (r.h.) Et-Terğîb'de; satranc Hadislerde zikredilmiştir. Allah Rasûlü'nün (s.a.v.) şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir der.
"Kıyâmet Gününde insanlardan en çetin azâba uğrayacak olanlardan (bir tâife de) satranc oynayanlardır. Görmezmisin? "Öldürdüm. Andolsun öldü" derler. Allah'a yemin olsun ki o (bu sözleri ile) iftirâ ediyor ve Allah'a karşı yalan söylüyor". buyurmuştur.
Ümmetin en büyük âlimlerinden İmâm-ı Mâlik'i  (r.h.) da: Ebû Dâvûd, İbn-i Mâce, Hâkim ve Beyhakî'nin rivâyetleri ve Hâkim'in Buharî ve Müslim'in şartları üzere sahihdir diye kayıt düştüğü bir Hadis-i Şeriflerinde Allah Rasûlü'nün (s.a.v.) şöyle buyurduğunu nakleder.
"Tavla oynayan Allah'a ve Rasûlü'ne (s.a.v.) âsî olmuştur. Tavla oynayan sanki elini hınzır etine, kanına batırmıştır. Ortaya bir şey koymak sûreti ile tavla oynamak domuz eti yemek gibidir. Orta yere bir şey koymadan oynamak ise, domuzun yağı ile yağlanmak gibidir".
Çok cömert ve keremli olan Allah-ü Teâlâ'dan; bizi, neslimizi ve Din-İman kardeşlerimizi, hidâyet ve istikâmet üzere dâim ve kâim olan kullarından kılmasını, Hak yolundan sapıtmayan, azıtıp yoldan çıkmayan sâlih Müslümanlardan kılmasını ve vakt-i saati geldiğinde ruhlarımızı sâlih Müslümanlar olarak teslim etmeyi nasîb buyurmasını niyâz ederiz...

mescidi nebevi ile ilgili görsel sonucu