Allah'a ve âhiret gününe inanan Müslüman'ın yapmaması, uzak durması gereken şeylerin on yedincisi; kibir'dir.

Kibir; kendini beğenmek, başkalarını beğenmemek, övünmek, ucub gibi bütün yerilmiş kötü huy ve sıfatlar bu bölüme (başlığa) girer.

Azîz ve Celîl olan Yüce Allah'ın gadap ettiği, hiç sevmediği  huy; kibirlenmek, hakkı olmadığı halde büyüklük taslamaktır. Kibirlenmek, o kadar kötü bir mâ'nevî hastalıktır ki; bir mâ'nâsı ile hesap gününe inanmamak demektir.

Müslim'in sahîhinde kaydettiğine göre; Rasûl-ü Ekrem (s.a.v.): "Kalbinde zerre kadar kibir bulunan hiç kimse Cennete giremez" buyurmuş ve sonra;

"Muhakkak, Allah büyüklenenleri sevmez". (En-Nahl: 23) "Allah çok böbürlenici her kibirliyi sevmez" (Hadîd: 23)  Kavl-i Kerimlerini okumuş, ayrıca; Cenâb-ı Hakk'ın bir Hadis-i Kutsî' de: "Azamet benim izarım, büyüklük ridamdır. Bu ikisinde kim Benimle mücâdele ederse (insanlara karşı kibirlenir, büyüklük taslarsa) onu ateşe atarım." buyurduğunu haber vermiştir.

Yüce Allah'ın en fazla gadap ettiği, hiç sevmediği  huy olan kibirlenmek, o kadar kötü bir mâ'nevî hastalıktır ki; bir mâ'nâsı ile hesap gününe inanmamak demek olduğu gibi; hakkı ve haddi olmadığı halde ilah'lık iddiasında bulunmuş, en azılı kibir ve isyan sâhibi olan fir'avn aleyhillâ'nenin mezmûm (kötülenmiş, la'netlenmiş) vasfı olarak öne çıkarılmıştır.

Bu ifâdelerin delîli olmak üzere; Allah-ü Teâlâ, Kelîmi Mûsâ aleyhisselâm'ın kibirlilerin önderi olan fir'avn aleyhil'lânenin karşısına geçip, ona

şöyle dediğini haber verir.

"Mûsâ; Ben Hesap Gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz (olan Allah'a) sığındım dedi.( El-Mü'minûn: 27)

KİBİRLENENLER EN ACIKLI AZÂBA ÇARPTIRILACAK

İmâm-ı Buhârî (r.h.) sahîhinde Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivâyet ediyor.

Üç (sınıf) insan vardır ki, Allah-ü Teâlâ Kıyâmet Gününde onlara itifat buyurmaz, onları temize çıkarmaz. Onlar için pek acıklı bir azâb vardır.

1. Elbisesinin eteklerini yerlere kadar uzatan (ve kibirle etek sürüyen, giyim-kuşamı ile kendini beğenip etrafına gösteriş yapan) adam,

2. Yaptığı iyiliği başa kakan. Herhangi bir ihtiyaç sâhibine yaptığı bir iyiliği, sık sık hatırlatıp, karşısındaki kişiyi ezenler, üzenler.

3. Metâını (malını) yalan yeminle sürümlendiren. (Satmak istediği malı müşteriyi inandırmak-kandırmak için yemin edenler.) "

(Açıklama: Erkekler için elbisenin eteğinin (entari, cübbe, şalvar, pantolon olsun...) topuktan aşağıya uzanan kısmı Allah Rasûlü (s.a.v.) tarafından yasaklanmıştır. O kısmı yerde gururla sürümek günâhtır. Bu yasak Müslüman erkekler içindir. Müslüman hanımların ise; elbiselerinin, mantolarının uzunluğu topuklarından aşağıda olmalıdır.)

Müslim, İbni Huzeyme ve İbni Hıbban'ın sahîh'lerinde kaydettikleri başka bir Hadis-i Şeriflerinde ise, Rasûlüllah Efendimiz Hazretleri: "Kibirlenerek yürüyen ve kendi kendine büyüklenen herkes kesinlikle, Allah ona çok gazaplanmış olduğu halde Allah'ın huzûruna varacaktır. Cebâbire ve büyüklenenler için yaratılmış olan cehenneme girecek ilk üç kimse (zümre): Zâlim idâreci, Zekât vermeyen zengin, böbürlenen (kibirli) fakirdir." buyurmuşlar ve Lokman Sûre-i Celîlesinin 18. Âyet-i Kerîmesini okumuşlardır.

Allah-ü Teâlâ şöyle buyuruyor: "İnsanlardan (kibirlenip) yüzünü çevirme. Yer (yüzün) de şımarık yürüme. Zîrâ Allah her kibir taslayanı, kendini beğenip öğüneni sevmez."

ALLÂH-Ü TEÂLÂ'NIN SEVMEDİĞİ KİMİSELER

Ârif-i billâh ve âmil biahkâmillah olan âlimlerden büyük âlim ve fâkîh Ebulleys Semerkandî (k.s.) Hazretleri Tenbîh-ul Ğâfilîn adlı eserinde, Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri'nin şöyle buyurduğunu kaydeder.

Allâh-ü Teâlâ üç kişiye buğzeder, onları sevmez; fakat onlardan üç kişiye daha çok buğzeder:

Birincisi fâsıklara; âsi ve günahkârlara buğzeder, fakat yaşlı fâsığa daha çok buğzeder.

İkincisi cimrilere buğzeder, fakat zengin cimriye daha çok buğzeder.

Üçüncüsü kibirlenenlere buğzeder, fakat kibirli fakire daha çok buğzeder.

KİBİRLİ KİMSELERİN EN FENÂLILARI

Kibirli kimselerin en fenâları: İlmi ile kullara karşı

büyüklenen ve üstünlüğü ile böbürlenendir. Böyle birine ilmi-bilgisi hiç bir fayda sağlamaz.

Allah için, âhiret için ilim öğrenen kimseyi öğrendiği ilim mütevâzî' kılar, kalbi huşû'a erer, nefsi alçalır, dâimâ tetikte durur, nefsini başı boş bırakmaz, bırakamaz!... Nefsinin hevâ ve isteklerine uymaz. Nefsine göz yumduğu takdirde doğru yoldan sapar, kendisini helâk eder...

Öğünmek, baş olmak, Müslümanlara karşı kibirlenmek ve onları küçümsemek gâyesi ile ilim öğrenmek, kibirlerin en fenâsı, en kötüsüdür. Muhbir-i Sâdık'ın (s.a.v.) haberine göre: "Kalbinde zerre ağırlığı kibir bulunan kimse Cennet'e giremeyecektir."

Kibirliler, cehennem'de "bules" denilen bir hapishaneye sevkolunurlar. Kendilerini her tarafından en yaman alevler isti'lâ eder (etraflarını- altlarını, üstleri kaplar). Kendilerine cehennem ehlinin usarelerinden (yanmanın neticesinde vücudlarından akan pis sıvılar, kan, irin) içirilir..

Lâ havle velâ kuvvete illa billahil-aliyyilazîm...

YALAN YERE ŞÂHİDLİK ETMENİN KÖTÜLÜĞÜ

Allah'a ve âhiret gününe inanan Müslüman'ın yapmaması, uzak durması gereken şeylerin on sekizincisi; yalan yere şâhidlik yapmaktır..

Azîz ve Celîl olan Yüce Allah; Mü'min kullarından bahsederken;  "Onlar ki; yalan şâhidlik etmezler" buyurmaktadır. (Furkân:72)

Yalan yere şâhidlik etmek o kadar kötü bir hastalık ve büyük bir günâhtır ki; Buhârî'nin rivâyetine göre; Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri "Yalan yere şâhitlik etmeyi Allah-ü Teâlâ'ya şirk koşmaya muâdil (nerdeyse şirk kadar büyük) bir suç" olarak tavsif etmiş; ve: Büyük günâhların en büyüklerini (size) haber vereyim mi? (Onlar) Allah'a şirk koşmak, (eş, ortak tanımak) anaya-babaya karşı gelmek (ve bir de iyi) bilin ki yalan sözdür. Yine iyi bilin ki yalana şehâdettir. (Râvî der ki; Rasûl-ü Ekrem (s.a.v.) bu sözü durmadan tekrarladı ve sonra: şu Âyet-i Kerîmeyi okudu. "Yalan sözden kaçının" (Hacc:30)

"Yalan yere şehâdet eden, Kıyâmet Gününde ateş kendisine hak oluncaya kadar iki ayağı üzerinde (azap görerek) bekleyecektir." buyurdu.

YALAN YERE ŞEHÂDET EDEN BİR KAÇ TANE BÜYÜK GÜNÂH İŞLEMİŞ SAYILIR

1. Yalan yere şâhidlik eden hem yalan söylemiş, hem de iftirâ etmiş olur.

Halbuki Allah-ü Teâlâ; "Şüphesiz Allah haddi aşan, çok yalancı olan kimseyi muvaffak kılmaz." buyurmuştur. (El-Mü'minûn: 28)  

Bazzar ve Ebü Ya'lâ'nın Sa'd bin Ebi Vakkas'dan (r.a.) rivâyet ettiklerine göre Allah Rasûlü (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur. "Mü'min kişi hâinlik ve yalan söylemek hâriç, her şeyi işleyebilecek bir fıtratta yaratılır."

2. Aleyhinde şâhidlik yaptığı kimseye zulmederek onun malına, ırzına ve canına zarar vermiş olur.

3. Lehine şehâdette bulunduğu kişiye de zulmetmiştir. Zira, onun şehâdeti ile o kişi haram mal sağlamış, haram mal te'min etmekle de cehennemi hak etmiştir.

Bu ifadelerin Şer'î delîli, Buhârî ve Müslim'in sahihlerinde kaydettikleri Hadis-i Şerif'tir. Allah'ın Rasûlü (s.a.v.): "Kardeşinin malından haksız olarak kendisine (verilmesi) için hükmedilen kişi, onu alır-almaz kendisine ateşten bir parça koparılmış olur." buyurmuşlardır.

4. Allah-ü Teâlâ'nın haram kıldığı ve koruduğu malı, kanı ve nâmusu mübah saymıştır. Halbuki Allah Rasûlü (s.a.v.): Büyük günâhların en büyüklerini haber verirken; Allah'a şirk koşmak ve ana-babaya âsî olmaktan sonra; "en büyük günâh ve suçun yalan söylemek ve yalan şâhidliği yapmak" olduğunu bildirmiştir...

Ey Rabbimiz, Unuttuk ve hatâ ettikse bizi hesâba çekme!...

Bize dünyâ’da ve âhirette iyi hâl ver ve bizi ateş azâbından koru. Hesap günü geldiği zaman bizi, anamızı, babamızı ve Din kardeşlerimizi bağışla...Âmîn…​

İlgili resim