Allah'a ve âhiret gününe inanan Müslümanlar'ın yaşadığı her yerde olduğu gibi; dün gece, sene-i devriyesini idrâk ve tes'îd ettiğimiz "yer yüzünde ilk insan ve ilk Peygamber Hazreti Âdem’den beri (Allah’ın selâm ve rahmeti o’nun üzerine olsun) kâinâttaki canlı- cansız bütün varlıkların geleceğini sabırsızlıkla beklediği, âlem'de en büyük, en azîz, en şerefli doğum'un, Allah’ın Habîbi en sevgili kulu, en büyük ve son Peygamberi, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammedenil-Mustafâ (aleyhi ekmelüt-tahiyyât-ü vet-teslîmât)’ın dünyâyı ve âlemleri şereflendirdiği büyük ve mübârek "Velâdet Kandili" vesîlesi ile; Kâinâtın (sonradan yaratılan her şey’in) yaratılış sebebi, Allah-ü Zülcelâl’in Habîbi, topyekün zaman, mekân ve bütün mahlûkâtın Peygamberi, yaratılışta ilk, Peygamberlikte ise en son, Kur’ânî ifâde ile: “Hâteme-n Nebiyyîn” ve “ Rahmeten-lil-âlemîn” Peygamberlerin sonuncusu ve Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Allah’ın Habîb'i Muhammed aleyhisselâm'ı daha yakından tanımaya, fazîlet ve büyüklüğünü mümkün olduğu kadarı ile anlamaya, daha doğrusu; Allah'ın Rasûlü'nü (s.a.v.) en iyi anlayan büyük âlimlerden biri olan İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri'nin ifâdeleri ile; "sözlerimizle Allah'ın Rasûlü Muhammed aleyhis-selâmı medhederek değil, ancak; Muhammed aleyhis-selâm ile sözlerimizi süsleyerek" O yüce şahsiyeti bir nebze olsun anlamaya ve anlatmaya çalışacağız.

MUHAMMED ALEYHİSSELÂM'DA İNSAN'DIR, ANCAK DİĞER İNSANLAR GİBİ BİR İNSAN DEĞİLDİR

Muhammed aleyhis-selâm bir insan ve Peygamber'dir, O (s.a.v.) bir Melek değildir. Ancak, O (s.a.v.) diğer insanlar gibi sıradan bir insan olmadığı gibi, diğer Peygamberler (aleyhimüs-selâm) gibi bir Peygamber de değildir.

O'nun (s.a.v.) Yüce Allah katındaki değeri eşsizdir. O (s.a.v.) Allah'ın Habîbi, yatatılmışların en azîzi, en şerefli efendisi ve âlemlere Rahmet olarak gönderdiği son Peygamber'i,  Îmân'da, şehâdet'de, Ezân'da, Kâmet'de mübârek ismini Yüce Zâtına izâfe ederek berâber zikrettiği "Muhammed Rasûlüllah"dır.

Cenâb- Hak celle celâlühü, Esmâ-i Hüsnâ'sından, Zâtının güzel isimlerinden "Raûf" ve "Rahîm" sıfatlarını yalnızca Habîb'i Muhammed aleyhis-selâm'a (s.a.v.) vermiş, kezâ Kitâb-ı Kerîminde O'na (s.a.v.) hitâb şekli ile diğer Peygamberler'e (aleyhimüs-selâm) hitap şekli farklı ve i'tibârlı olmuştur.

Kitâbullah Âyet Âyet incelendiğinde görülecektir ki; Allah-ü Teâlâ; şanlarında "Ülül-Azm Peygamberler" buyurduğu beş büyük Peygamber'e : "Yâ Âdem, Yâ Nûh,Yâ İbrâhîm, Yâ Mûsâ, Yâ Î'sâ diye, kezâ diğer bazı Peygamberlerine de: Yâ Zel-karneyn, Yâ Dâvûd, Yâ Zekeriyyâ, Yâ Yahyâ",  diye isimleri ile hitâb buyururken; Ümmeti olmakla şereflendiğimiz bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhis-selâm'a ise: "Yâ Eyyühel-Müddessir, Yâ Eyyühel-Müzzemmil, Yâ Eyyüher-Rasûl, Yâ Eyyühen-Nebiyy" diye farklı değer ve onur ifâde eden sıfatlar ile hitablarda bulunmuş, başka hiç bir Peygamber’e (aleyhimüs-selâm) böyle büyük bir ikramda bulunmamıştır.

(İnşâAllah, ilerde bu konunun üzerinde ayrıca durmaya çalışacağız.)

MUHAMMED ALEYHİSSELAM İNSANLARIN EN ŞEREFLİSİ VE PEYGAMBERLERİN SONUNCUSU'DUR

Azîz ve Celîl olan Yüce Allah; Habîb'i Muhammed Aleyhiselâm’ın şânı ve Peygamberler'in (aleyhimüs-selâm) sonuncusu ve âlemlere rahmet olarak gönderildiği hakkında mukaddes Kitâbı Kur’ân-i Kerimde şöyle ferman buyurur.

(Ey insanlar!) Şânım hakkı için (söylüyorum ki;) size, kendinizden, (sizin cinsinizden, bir insan olup Melek olmayan, sizin en şerefliniz, en enfesiniz olan) gâyet izzetli bir Rasûl, şânı yüce bir Peygamber geldi.

O sizin üstünüze hırs ile titriyor. Sizin zorlanmanız, sıkıntıya düşmeniz O’na pek ağır gelir. O raûf ve  rahîm (gâyet ince bir şefkat sâhibi, fıtraten pek ziyâde merhametli) dir.     (Tevbe:128)

(Habîbim!) Biz Seni âlemlere (başka bir şey için değil) ancak rahmet için gönderdik. (Enbiyâ: 107)

(İbni Abbas radıyAllahü anhümâ der ki; Muhammed aleyhisselâm; dünyâda mü’minlere de, kâfirlere de rahmettir. O’nun (s.a.v.) rahmeti dünyâ hayâtında îman edenlere de, etmeyenlere de şâmildir.

Îman edenler hem dünyâda, hem âhirette, inanmayanlar ise o rahmetten sâdece dünyâda nasıybedârdır.

Îman etmeyenlerin nasıybedâr olması: Onların inkâr ve isyanları sebebiyle hak ettikleri cezâya hemen çarptırılmayıp, azâbın teehhuru (sonraya, geriye kalma, gecikme) sâyesinde bu rahmetten fâidelenmişlerdir.

Raûf ve Rahîm olan O Yüce Peygamber'in (s.a.v.); Allah'a ve âhiret gününe inanmayanların toptan helâk olmalarını, köklerinin kazınmasını istememesi, âhiret hayâtına âit bildirdiği haberleri yalanlayan, eğer söylediğin doğru ise o azâbı getir de görelim diye israrla ve tekrar tekrar istemelerine rağmen, onların hemen cezâlanmalarının istememesi, onlara bedduâ etmemesi, umulur ki; îman ve tevbe ederler diye, onların hakettiği azâbın te’hîrini, geciktirilmesini istemesi, onlar için bir rahmet'dir.

İnsanlar, küfür, cehâlet ve sapıklık içinde iken O, (s.a.v.) bunların fevz-ü sevâba, kurtuluş ve doğruya ulaşmalarını istemiş, kendilerini her zaman Hakka da’vet etmiş, onların gidecekleri doğru yolu göstermiştir.. Muhammed aleyhisselâm, böylece dünyâda kâfirlere de rahmettir.

MUHAMMED (A.S.) HERKESİN PEYGAMBERİDİR

"Muhammed, sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir. Lâkin O, Allah’ın Rasûlü ve Peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla  bilendir.  

(Muhammed aleyhisselâm, son Peygamber olarak gönderildikten sonra, kadın olsun, erkek olsun bütün mükellef insanlar ancak O’na ve O’nun âlemlerin Rabbinden getirdiği Kitâb’a (bütün semâvî kitapların hükümlerini içinde toplayan son hak kitab Kur’ân-i Kerim’e) îmân edip, o kitâbın gösterdiği yoldan giderek, son Peygamberin yoluna (sünnetine, getirdiği Dînin hükümlerine) uygun olarak yaşayarak dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşabilir ve ancak onlar, nezd-i İlâhîdeki şefâat-ı kübrâsından istifâde edebilirler. Âhiret hayâtında kurtuluşun başka yolu yoktur.)...     

Ey iman edenler! Allah’ı çok zikredin. O’nu sabah akşam tesbih (ve tenzih) edin. (Allah’ı her an hatırda tutun, hiç unutmayın). O, (Allah) sizi karanlıklardan (küfür ve ma’siyetden) aydınlığa (îman ve tâat nûruna) çıkarmak için üzerinize Melekleri ile berâber rahmetini indirendir.  (Allah rahmet eder, Melekler istiğfâr eder). O, (Allah c.c.) Mü'minlere çok merhametlidir.  

Kendisine kavuşacakları gün onlara (Mü'minlere) edeceği sağlık dileği, (Meleklerin dilinden) selâmdır. (Allah) onlar için cömertçe, çok şerefli bir mükâfat hazırlamıştır.

Ey şanlı Peygamber! Biz seni hakîkaten (kendilerine Peygamber olarak gönderildiğin insanların Seni tasdîk veya tekzîb ettiklerine, inanıp itâat ettiklerine veya inkâr edip yalanladıklarına, iyi amel ve hareketlerde bulunup bulunmadıklarına) bir şâhid, (Seni tasdîk edenlere Cenneti) müjde edici ve (Seni yalanlayanları cehennem ile korkutucu) bir uyarıcı ve Allah’a O’nun emir ve (teysîri, kolaylaştırması ve yardımı ile) bir da’vetci ve nûr saçan bir kandil olarak gönderdik.  

(Habîbim! Sevgili Peygamberim!) Allah’dan kendilerine cidden büyük bir fazl-u kerem inâyet buyurulmuş olduğunu (cömertce iyilik ve sınırsız ikramlar hazırlanmış olduğunu ve kendilerine nasîb olacağını) Mü'minlere müjdele.    (Ahzab:41-47)

MUHAMMED ALEYHİS-SELÂM YÂKÛT İSE, DİĞER İNSANLAR ONUN YANINDA SIRADAN BİR TAŞ GİBİDİR

Gerçek bir Peygamber âşığı, sâdık bir Allah dostu, Ârif-i Billah ve âmil bi-ahkâmillah olan İslâm âlimlerinin büyüklerinden; "Kasîde-i Bürde" sâhibi Muhammed bin Saîd Busayrî (r.h.) Hazretleri: "Beşer'den hiç kimse için Allah'ın Rasûl'ü Muhammed aleyhis-selâmı hakkıyla anlamak da, anlatmak da mümkün değildir" tesbitini yaptıktan sonra, Kasîde-i Bürde'nin bir beytinde muhteşem bir teşbih ile şöyle söylemiştir.

"Muhammed'ün beşer'u, ve leyse kel-beşer'i,

Bel hüve yâkûten ven-nâsi kel-haceri."

(Muhammed aleyhis-selâm da beşer (insan'dır, o bir Melek değil) dir. Ancak, O (s.a.v.) Allah katında o kadar kıymetli, öyle değerlidir ki, O (s.a.v.) bir yâkut, diğer insanlar ise O'na (s.a.v.) nisbetle sıradan taşlar gibidir). der...

MUHAMMED ALEYHİSSELÂM PEYGAMBERLER'İN SONUNCUSU VE İMÂMI, ARABIN DA ACEMİN DE EFENDİSİ'DİR​

Vâris-i Rasûl, ârif-i billah ve âmil bi ahkâmillah olan  âlimlerden, Allah'ın Rasûlü'nü (s.a.v.) en iyi anlayan, O yüce Peygamber'in (s.a.v.) getirip tebliğ ettiği Dîn-Celîl-i İslâm'ın ahkâmını en iyi bilen ve ahkâm-ı İlahî'yi hayatlarında en iyi yaşayan Allah dostu, irfan ve hikmet ehli büyük âlimlerden biri olan, ikinci bin yılın müceddidi İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî es-Serhendî (k.s.) Hazretleri; (Kütüb-ü Sitte'den sonra, Ehl-i Sünnet'in en güvenilir kaynağı kabul edilen) "Mektübât-ı Rabbânî" adlı muhteşem eserinde Allah'ın Rasûlü ve son Peygamberi, Peygamberlerin hem sonuncusu, hem de İmâmı olan bizim Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa sallAllahü aleyhi ve sellem Efendimiz hakkında (Cild:1'de, 44. Mektubda) şunları kaydeder.

(Allah’ın salat ve selâmı, Mü’min kulların hürmet veta’zimlerinin en büyük ve mükemmeli O’nun ve temiz ehl-i beytinin üzerine olsun).

Arab’ın ve Acem’in (Arap olmayanların) en hayırlısı olan Peygamber Efendimiz hakkında; “O’nun mübârek sözlerini nakletmekten, anlayabildiğim mânlarını ifâde etmeye çalışmaktan, Habîbullah’ın (s.a.v.) fazîleti hakkında rivâyet olunanların bir kaçını yazarak, âhiretteki kurtuluşa vesîle kılmayı istemekten başka” ne söyleyebilirim ki, buyurduktan snra şu güzel beyti söylemiştir.

​Mâ in medah-tü Muhammeden bi makâletî,

​Velâkin medah-tü makâletî bi Muhammedin…

Ben, sözlerimle kesinlikle Muhammed aleyhisselâm’ı medhetmiyorum, O’nu övmüyorum.

Bil-akis, O’nunla (s.a.v.) sözlerimi methetmiş, süslemiş oluyorum...

Şüphesiz Muhammed (s.a.v.), Allâh’ın Rasûlü ve Âdemoğlu'nun efendisidir. Kıyâmet gününde tâbileri ve ümmeti en çok olacak Peygamberdir.

Allah (c.c.) katında, evvelkilerin ve sonrakilerin en keremlisi, en değerlisidir.

Kabrin kendisine açılacağı ilk kimsedir. İlk şefâat edecek ve şefâati ilk kabul olunacak olandır.

Cennetin kapısını ilk çalacak olan ve Allâh-ü Zülcelâl’in de kapıyı açacağı ilk kimsedir.

Kıyâmet gününde, -altında Âdem (a.s.) ve O’ndan sonraki ümmetler olduğu hâlde “Livâ-ül Hamd’i- Hamd Sancağını” taşıyacak olan O’dur.

Şu sözleri buyuran da O’ dur. (SallAllahü aleyhivesellem)

Ben Abdülmuttalib oğlu Abdullah oğlu Muhammed’im. Muhakkak Allâh-ü Teâlâ bütün mahlûkâtı yarattı ve Beni onların en hayırlıları içerisinde kıldı. Sonra onları iki fırkaya(gruba) ayırdı ve Beni en hayırlı fırkada kıldı. Sonra onları kabîlelere ayırdı ve Beni en hayırlı kabîlede kıldı.

Sonra onları evlere ayırdı ve Beni en hayırlı evde kıldı. Ben onların ev ve kişi cihetinden en hayırlısıyım. Bunu övünmek için söylemiyorum…​

İnsanlar tekrar diriltildikleri zaman ilk çıkacak(kabrinden ilk kaldırılacak) olan Benim. İnsanlar Allâh’ın huzûruna çıktıkları (mahşerde toplanacakları) zaman, onların önderi Benim. Sustukları zaman onların hatîbi, (sözcüsü) Benim. Mahrum kaldıklarında (hapsolundukları zaman) onların şefâatçisi Benim. Ümid kestikleri zaman, onların müjdeleyicisi Benim.

Kerem sancağı ve Cennetin anahtarları o gün Bendedir. Hamd sancağı o gün Bendedir. Rabb’im katında Ben, Âdemoğlu’nun en keremlisiyim. Saklı yumurtalar gibi bin hizmetçi benim etrafımda dolaşır.

Kıyâmet günü olduğu zaman Ben, Peygamberlerin imâmı, onların hatîbi ve onların şefâatlerinin sâhibi (şefâatcıları) olacağım, bunda övünmek yok. Bunu övünmek için söylemiyorum… Sadaka Rasûlüllah….

ALLAH-Ü TEÂLÂ'NIN MUHAMMED ALEYHİSSELÂM'A HİTÂBI İLE DİĞER PEYGAMBERLER'İNE HİTÂBI AYNI DEĞİLDİR

Cenâb-ı Hakk Kur'ân-i Kerim'de Habîb'i Muhammed aleyhis-selâm'a hitâben bir yerde: "Yâ Eyyühel-Müddessir", bir yerde: "Yâ Eyyühel-Müzzemmil", iki yerde: "Yâ Eyyüher-Rasûl", on bir yerde: "Yâ Eyyühen-Nebiyy"-Ey şanlı Peygamber! Ey Şanlı Nebi" diye husûsî ve onurlandırıcı hitâblarda bulunmuştur. Diğer Peygamberlerine (aleyhimüs-selâm) ise; Yâ Ademü, Yâ Nûhu" şeklinde isimleri ile hitâb buyurmuştur.

İnşâAllah gelecek bölümde; bu konu üzerinde durmaya çalışacağız.

Ey Rabbimiz, Unuttuk ve hatâ ettikse bizi hesâba çekme!... Bize dünyâ’da ve âhirette iyi hâl ver ve bizi ateş azâbından koru. Hesap günü geldiği zaman bizi, anamızı, babamızı ve Din kardeşlerimizi bağışla...Âmîn…​

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin elfe elfin...