Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine Salât-ü Selâm okumaya devâm edenlerin dünyâ ve âhirette "Kavl-i Sâbit" üzere sâbit olacağı haber-i sâdıkı üzerinde durmaya ve delilleri ile ifâde etmeye çalışacağız.
İmam Nesâi ve İbni Peskuval'ın (rahimahümAllah) kaydettiklerine göre, Hazreti Enes (r.a.): Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir.

Allah'ın Rasûlü (s.a.v.): "Ümmetimden bir kimse benim üzerime bir kere salât eylerse, Hakk Celle Şânühü onun üzerine on kere salât eyler, (on rahmet ile ikrâm eder).

Kim benim üzerime (her gün) on kere salât eylerse Allah-ü Azimüşşan onun üzerine yüz kere salât eder.
Kim ki benim üzerime (her gün) yüz kere salât eylerse Allah-ü Tebâreke ve Teâla o kimseye bin kere salât eder. (ona bin rahmet ihsan buyurur ve bin günâhını afveder).

Kim ki benim üzerime (her gün) bin kere salât eylerse, Hak Celle ve Alâ, o kimsenin cesedini nâr'dan yani cehennem ateşinden kurtarır. Gerek kabir'de ve gerek Mahşer'de, gerek Sırat köprüsünden geçerken cehennem ateşinin zahmetinden ona halâs (kurtuluş) ve necat verir.

Ve en önemlisi, Allah-ü Zülcelâl vel Kemâl o kulu dünyâ ve âhirette "Kavl-i Sâbit" (Eşhedü enlâ İlâhe illAllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasûlüh) üzere sâbit kılar".
 
DÜNYÂ'DA KAVL-İ SÂBİT ÜZERE OLMAK
 
Dünyâ’da Kavl-i Sâbit üzere olmak demek; “Allah-ü Teâlâ, o kimsenin kalbini hayâtı boyunca iman nûru ile parıldatır. İslâm şerefi ile zînetlendirir. Nefsânî kederlerden ve şeytanî vesveselerinden kurtarıp, doğru Şerîatın uygunluğunda, doğru yolun gereği üzere ona hayırlı işlerde başarı kazandırır ve hüsn-ü hâtime (son nefesini verirken; Kelime-i Şehâdet getirerek, İman ve İslâm üzere rûhunu teslim ederek) iyi bir son ihsân eder”demektir.
 
ÂHİRET'DE KAVL-İ SÂBİT ÜZERE OLMAK
 
Âhirette Kavl-i Sâbit üzere olmak demek; “Kabirde, vazîfeli Melekler tarafından; Hak Teâlâ'nın Vahdâniyyetinden (Birliğinden) ve Peygamberden ve Din'den sorulduğu zaman, Yüce Allah ona cevâbını kolaylaştırmakla sâbit kılar.
Her gün getirdiği bin Salavât-ı Şerife hürmetine, hesap gününde bütün günâh ve suçlarından onu bağışlar ve mağfiret eyler.
Azap görmeden, hiç zahmet ve utançlık çekmeden sıddıklar, şehidler ve sâlihler zümresi ile birlikte, Salavât-ı Şerifenin Nûru ile, Sıratı geçer ve Cennete girer” demektir.
Hak Celle ve Alâ okuduğu her Salavât-ı Şerife karşılığında, Cennette bir köşk verir. Cennetin köşk ve saraylarına ise son yoktur...
 
SALAVÂT-I ŞERÎFEYİ UNUTANLAR CENNETİN YOLUNU TERK ETMİŞ OLURLAR
 
Allah Rasûlü'nün (s.a.v.) güzîde Eshâbından İbni Abbas radıyAllahu anhüma anlatıyor:
Rasûlüllah sallAllahü aleyhi vesellem buyurdular ki: “Kim Bana salavât okumayı unutursa, Cennetin yolunu terketmiş (unutmuş) olur."
Amr İbni Rabi'a radıyAllahu anh'ın rivâyet ettiğine göre; Rasûlüllah sallAllahü aleyhi vesellem: "Bana salavât okuyan bir Mü'min yoktur ki ona Melekler rahmet duâsı etmemiş olsun. Bu, Bana salavât okuduğu müddetçe devâm eder. Öyleyse kul bunu, ister az, ister çok yapsın!" buyurmuşlardır..
 
EN KOLAY VE KISA ŞEKLİ İLE SALAVÂT-İ ŞERÎFE
 
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine salavât-i şerife okumanın en kısa ve herkes için en kolay şekli; "Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed" demektir.
Selâmlamanın en kısa ve güzel şekli ise; "Esselâm-ü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve Rahmetüllahi ve Berekâtühü" demektir.
Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) farklı ve güzel ifâdelerle selâmlamanın şüphesiz pek çok şekli vardır. Ancak, "Esselâm-ü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve Rahmetüllahi ve Berekâtühü" ifâdeleri ile selâmlama şeklinin, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) en sevdiği selâmlama şekli olduğu bildirilmiştir.
Bunun sebebi şudur. Rasûlüllah Efendimiz Hazretleri; "Murâd-ı İlahî'nin gereği olarak, Kendisinden evvel hiç bir Peygamber'e nasîb olmayan ve sonra da hiç kimseye nasîb olmayacak olan Rü'yetullah ile (Mi'râc gecesi Yüce Huzûr'a kabul buyurulduğunda, arada hiç bir vâsıta ve perde olmadan, dünyâ gözü ile Allah-ü Teâlâ'nın Cemâlini seyretme şerefi ile) şereflendirildiğinde, Azîz ve Hakîm olan Yüce Allah (c.c.), Habîbi (en sevgili kulu, en büyük, en aziz Peygamberi) Muhammed aleyhis-selâm'ı" Esselâm-ü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve Rahmetüllahi ve Berekâtühü"
diye selâmlamıştır.
Bu İlahî selâmlama ve Rasûlüllah'ın mukâbelesi (Yüce Allah'ın selâmına karşılık olarak verdiği cevâbî selâm) o kadar mübârek ve kıymetli ki, "Dînin en temel ibâdeti olan, huşû'ile kılan Mü'minleri Mi'râc sırrına erdiren, rûhen yüceltip Rabb'inin mâ'nevî huzûruna yükselten Namaz'ın her tahıyyâtında okunan mübârek cümlelerdir.
 
DEVÂMINDA İFÂDE EDİLEMEYECEK KADAR ÇOK SEVÂB VE FAYDA OLAN BÜYÜK SALAVÂT-İ ŞERİFELER
 
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine Salavât-i Şerife okumanın, okumaya devâm etmenin önemini, dünyâ ve ahirette kazandıracağı ni'met ve derecelerin büyüklüğünü tam olarak ifâde etmenin aslâ mümkün olmadığı şüphesiz îzahtan vârestedir.
Nasıl ve hangi lafızlarla Salât-ü Selâm okunursa, Allah ve Rasûlü (s.a.v.) daha çok memnun ve râzı olur, sevâbı da o derece fazla olur? sorularına cevâb olmak üzere; önce nefsimize, sonra inanıp kabul edenlere; "ehlince ma'lûm olduğu üzere, okunması asrın mâ'nevî tasarruf sâhibi'nden icâzetli olan; "Salât-ı Münciye, Salât-ı Nâriye, Salât-ı Fethiye, Salât-ı Tahıyye- Salli Bârik ve Salât-ı Enbiyâ'"nın mümkün olduğu kadar çok okunmasını, ihmâl edilmemesini, her fırsatta okunmaya devâm edilmesini önemle tavsiye ederiz...
 
SALÂT-I MÜNCİYE

Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min cemî'il-ehvâli ve'l âfât. Ve takdî lenâ bihâ cemî'alhâcât ve tütahhirunâ bihâ min cemî'is-seyyi'ât ve terfeunâ bihâ indeke â'lad-derecât ve tübelliğunâ bihâ aksa'l gâyât-i min cemî'il-hayrâti fi'l-hayâti ve bâ'del-memât. İnneke alâ külli şey'in kadîr.

Mânâsı: "Allâh'ım, Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.) ve (O'nun temiz) ehl-i beytine; bizi bütün korku ve âfetlerden kurtaracağın, bütün ihtiyaçlarımızı göndereceğin, bütün günâhlarımızdan temizleyeceğin, nezdindeki derecelerin en yücesine yükselteceğin, hayatta ve ölümden sonra bütün hayırların nihâyetine ulaştıracağın şekilde râhmet eyle. Muhakkak Sen her şey'e kâdirsin"...

 
SALÂT-I NÂRİYE
 
Allâhümme salli salâten kâmilten ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedini'l-lezî tenhallü bi-hil'ukadü ve tenfericü bihi'l-kürabü ve tükdâ bihi'l-havâicü ve tünâlü bihi'r rağâibü ve husnü'lhavâtim-i ve husnü'l-havâtim-i ve yüsteska'l ğamâmü bivechihi'l-kerîm ve alâ âlihî ve sahbihî fî külli lemhatin ve nefesin bi-adedi külli ma'lûmin lek.

Mânâsı:"Allâh'ım, kendisi yüzü suyu hürmetine düğümler çözülen, gamlar-kederler açılan, ihtiyaçlar karşılanıp giderilen, isteklere, hüsn-ü hâtimelere-güzel âkibetlere, (ölürken rûhu îmanla teslim etmeye) nâil olunan, kerem (cömertlik) sâhibi yüzü-suyu hürmetine bulutların sulandığı, Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)'e ve O'nun (temiz) âl ve ashâbına; her bakış ve her nefeste ve Zâtın'ca mâ'lûm olanların sayısınca, kâmil bir rahmet ve tam bir selâmet ihsân eyle"...

 
SALÂT-I FETHİYYE
 
Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedini'l-fâtihi limâ uğlika ve'l-hâtimi limâ sebeka nâsır'ıl-hakka bi'l-hakkı ve'lhâdî ilâ sırâtıkel-mustakîm ve alâ âlihî hakka kadrihî ve mikdârihil'azîm.

Mânâsı "Allâh'ım, kilitlenmişlerin açıcısı, öncekilerin sonuncusu, Hakka hak ile yardımcı olan ve (insanları sırât-ı müstakîm'e dâ'vet eden) Senin dosdoğru yoluna hidâyet eden (Peygamber) Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.) ve O'nun (temiz) Ehl-i Beytine O'nun kadrince ve azîm mikdârınca salât-ü selâm eyle ve mübârek kıl"...

 
SALÂT-I TAHIYYE: SALLİ BÂRİK
 
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhįme inneke Hamîdün Mecîd.
Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhįme inneke Hamîdün Mecîd.

Mânâsı: "Allâh'ım, (Peygamber) Efendimiz (Hazret-i) Muhammed'e ve âline, (temiz ehl-i beytine) Hazret-i İbrâhîm'e ve âline rahmet ettiğin gibi, rahmet eyle. Muhakkak Sen Hamîd'sin, Mecîd'sin.
Allâh'ım, (Peygamber) Efendimiz (Hazret-i) Muhammed'i ve âlini, (temiz ehl-i beytini) Hazret-i İbrâhîm'i ve âlini mübârek kıldığın (rahmet ettiğin) gibi, mübârek eyle.
Muhakkak Sen Hamîd'sün, Mecîd'sin"....
 
SALÂT-I ENBİYÂ:
 
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhin ve İbrâhîme ve Mûsâ ve Îsâ vemâ beynehüm minen-Nebiyyîne vel-Mürselîn, salavâtullahi ve selâmühü aleyhim ecmaîn".
 
Mâ'nâsı: "Allâh'ım, Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed'e ve âline, (temiz ehl-i beytine) rahmet ettiğin gibi; Hazret-i Âdem'e, Hazret-i Nûh'a, Hazret-i İbrâhîm'e, Hazret-i Mûsâ'ya ve Hazret-i İsâ'ya ve bunların arasındaki bütün Peygamberler (İlk Peygamber'in Âdem aleyhis-selâm ile Son Peygamber'in Muhammed aleyhis-selâm arasında gelmiş-geçmiş bütün Nebî ve Rasüller'inin üzerine salât-ü selâm olsun"...

Ey âlemlerin Rabbi, Her şey’e mutlak kâdir ve hâkim olan Yüce Rabbimiz, Unuttuk ve hatâ ettikse bizi hesâba çekme!... Bize dünyâ’da ve âhirette iyi hâl ver ve bizi ateş azâbından koru. Hesap günü geldiği zaman bizi mağfiret et. Anne ve babamızı ve Mü’minleri (Din kardeşlerimizi) de mağfiret et…

Habîbin, sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) hürmetine, Sen bizi son nefese kadar, son nefes dâhil her nefesde, Kavl-i Sâbit üzere yaşat, kâmil îman ile yaşat ve kâmil îman ile hüsn-ü hâtime nasîb eyle. Cennet ve Cemâl-i İlahîni hak etmiş olarak Yüce Huzûr’una çıkmayı nasîb-ü müyesser eyle. Âmîn…
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin elfe elfin...