Bu bölümde; Peygamber aleyhis-selâm üzerine tâ'zimle Salât-ü Selâm okumanın kazandıracağı ecir ve mükâfâtları bildiren müjdeli Hadis-i Şerifler ile, Salavât-ı Şerife'nin hem dünyâ'da, hem de ukbâ'da şefâatci olacağına dâir müjdeli haberler ve Asr-ı Saâdetten müşahhas misaller nakletmeye çalışacağız...
Öncelikle bilmeli ve inanmalıyız ki; Allah'a ve âhiret gününe inanan, ümmet-i Muhammed den olma nimeti ile müşerref olan Müslümanlar olarak, Peygamber Efendimiz üzerine mümkün olduğu kadar çok salavât-ı şerife okumaya devâm etmeliyiz ki, şefâat-i Muhammedî’ye nâil olabilelim.

Daha önce de Şer'î delilleri ile birlikte ifâde edildiği üzere; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine salât-ü selâm okumak Allah-ü Teâlâ'nın inanan kulları üzerine emirlerinden bir bir emirdir.

Allah-ü Teâlâ, Kitâb-ı Kerîminde: "Muhakkak Allah (c.c.) ve Melekleri Peygamber’e (a.s.) salât ederler. Ey iman edenler, siz de O’na teslîmiyetle salât ve selâm edin”.(en kısa şekli ile: Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed deyin.) (El-Ahzâb: 56) buyurur.

(Allah’ın salât etmesi, rahmetine mazhar kılması ve her an rahmetini artırması; Meleklerin salât etmesi ise, mağfiret (Cenâb-ı Hak’tan ümmeti Muhammedin başışlaması) dileğinde bulunmasıdır.)

RASÛLÜLLAH (S.A.V.) ÜZERİNE SALAVÂT-Ü SELÂM OKUMANIN KAZANDIRACAKLARI HAKKINDAKİ MÜJDELERDEN BAZILARI

Unutulmamalıdır ki; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine çok salavât-ı şerife okumak, o kimsede Peygamber sevgisi olduğunu gösterir, ümmet-i Muhammed’den olduğuna işâret eder ve Rasûlüllah Efendimizin (s.a.v) şefâatına kavuşmaya, Cennette en yüce makamlarda Rasûlüllah’a (s.a.v.) komşu olmaya vesîledir.

Rasûl-i Ekrem ve Nebiy-yi Muhterem (s.a.v.) Efendimiz buyurdular:

Kıyâmet gününün korkunç hallerinden ve zorlu konaklarından en çok kurtulacak olanlar, bana en fazla salevât getirenlerinizdir.

Yapılan her duâ ile semâ arasında -bana salevât getirilinceye kadar- perde vardır. Duâ eden salevât getirdiğinde bu perde açılır ve duâ (Yüce Dergâh’a) yükseltilip kabûl olunur. Kim duâ eder de, dâsında bana salevât getirmezse duâsı reddolunur (Allah katına ulaşmaz).

Bu hususta yaşanmış bir misal:

Fahri Kâinât Efendimiz’in (s.a.v.) Mescid’de bulunduğu sırada, bir adam Mescid'e gelir ve Namaz kıldıktan sonra duâsında sadece: “Allâh’ım beni bağışla, bana rahmet et” der ve kalkar.

Bu durumu gören Rasûlüllâh Efendimiz (s.a.v.): “Ey Namaz kılan, acele ettin, Namaz kıldığında oturup duâ ederken Allâh-ü Teâlâ’ya lâyıkıyla hamdettikten sonra, bana da salevât getir, sonra duâ et”  buyururlar.

Bunun üzerine o zât kalkar ve tekrar Namaz kılar. Sonra duâsında Allâh’a hamdettikten sonra, Rasûlüllâh (s.a.v.) Efendimiz’e salevât getirir ve duâsını tamamlar..

Sonra, Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz; “Ey Namaz kılan kişi, işte bu, elbette kabul olunur, işte bu, elbette kabûl olunur. Kim böylece benim ismimi işitip de bana salevât getirirse Allâh-ü Teâlâ onun duâsını kabûl eder.”  buyururlar.

Efendimiz (s.a.v.) devamla: Her hangi bir toplantı ki, o toplantı da Benim üzerime salevât getirilmezse bu onlar için pişmanlık olur. Hattâ Cennete girseler bile, salevâtın sevabının büyüklüğünü görüp pişman olurlar.

Bilinmelidir ki; Kim Allâh-ü Teâlâ’yı severse O’nu çok zikreder. Allâh-ü Teâlâ da, Zâtını çok zikredenleri rahmeti ve mağfiretiyle (zikreder) anar -ona rahmet eder-, onu Peygamberleri ve evliyâsıyla Cennete koyar, ikrâm eder; cemâlini gösterir.

Her kim de, Rasûlüllâh’ı (s.a.v.) severse O’na çok salevât getirir, Rasûlüllah’ın (s.a.v.) şefâatine nâil olur, Cennette O’na arkadaş (ve komşu) olur.

Nitekim, Allah'ın Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır.

Kim sabah on kere, akşam on kere Benim üzerime salevât okursa, (okumaya devâm ederse) Kıyâmet Günü şefâatime nâil olur...

Bana salevât okuyana, -okumaya devâm ettiği müddetçe- Melekler istiğfar ederler. Meleklerin istiğfâr ettiği, (Allah’tan bağışlanması istedikleri) kimse ise Cennetliklerden olur.

Allah-ü Teâlâ’nın yer yüzünde (seyyah) devamlı dolaşan Melekleri vardır. Onların vazifesi ümmetimden bana salât-ü selâm getirenlerin selâmını bana tebliğ etmektir.

Vahiy Meleği Cebrâil (a.s.) bana geldi ve: “Yâ Muhammed! Sana bir salevât getirene muhakkak yetmiş bin Melek onun için istiğfâr eder. Meleklerin istiğfâr ettiği kimse ise Cennetliklerden olur. Kim Senin zikrolunduğun yerde Sana salât-ü selâm getirmezse, azâbı hak eder, cehenneme girer"  dedi.  

(Ey Allahın kulları! Cimrilik etmeyiniz!) Bana salavât-ı şerîfe okuyunuz ki, Allâh-ü Teâlâ da size rahmet etsin. Zirâ: Kim Beni severek ve iştiyakla (günülden) her gün ve gece üçer kere salevât okusa, o gece ve günde işlediği (küçük) günahları bağışlayacağını Allah-ü Teâlâ va’d  buyurmuştur.
(Ey Mü'minler! Biliniz ki, asıl) cimri, ben yanında zikredildiğimde (ismim söylendiğinde), bana salevât getirmeyendir.  
Meclislerinizi Bana salât ve selâm getirmekle zînetlendiriniz. Zirâ, Bana salâvât getirmeniz kıyâmette size nur olur. Bana salât-ü selâm getirmek, sırat üzerinde nur'dur.
 

GÜNLERİN EFENDİSİNDE KÂİNÂTIN EFENDİSİ (S.A.V.) ÜZERİNE SALÂT-Ü SELÂM OKUMANIN ÖNEMİ 

 
Hiç şüphe yok ki; Allah katında yaratılmışların efendisi, en değerli ve sevimlisi Allah'ın Habîbi, en sevgili kulu ve en azîz Peygamberi, bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm'dır. Dünyâ günlerinin efendisi, en hayırlı ve değerlisi de Cuma günüdür.
Seyyid-ül eyyâm'da, Seyyid-ül Enâm'a çok salavât ve ta'zîm eylemekte, ifâde edilemeyecek kadar fazla ecir (âhiret mükâfâtı) ve sevâp vardır. 
Kezâ; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine salat-ü selâm okumak kulu Yüce Allah'a yakınlaştıran, Hak Celle ve Alâ'nın rahmet ve keremine nâil olmaya sebep olan çok önemli bir vesîledir.
Meâric-ün Nübüvve ve Riyâd'ul Müzekkirîn adlı eserlerde kaydedildiğine göre; günlerin efendisi olan Cuma gününde, yaratılmışların Efendisi üzerine Salât-ü Selâm okumanın önemi ve sağlayacağı âhiret kazançlarını bildiren müjdeli haberlerinde Hazreti Fahr-i Âlem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır.
Her kim Cuma günü bana 40 kere salevât okursa, ("Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin" derse) Hak Teâlâ onun 80 yıllık günâhını afveder.
Her kim Cuma günü 100 salevât okursa, Hak Teâla onun 100 senelik günâhını afveder.
Her kim Cuma günü bana bin kere salevât okursa, o kimse Cennetteki yerini görmedikce ölmez. (Ruhunu teslim etmeden evvel Cennetteki makâmı kendisine gösterilir).
Hak Teâlâ, Cuma günleri bana 100 kere salevât okumaya devâm edenlerin, 100 ihtiyacını giderir. Bunların 70'i âhirete, 30'u dünyâya aittir. Hak Teâlâ bir Melek gönderir, o salevâtı bana tabaklar içinde hediye gibi getirir. Bir de beyaz bir sahife vardır. Bana o kimsenin ismini falan oğlu falan diye söylerler ve o sahifeye yazarlar. Kıyâmete kadar yanımda (emânet'de) durur...
Ayrıca; Şerhi Delâil'ül-Hayrât ve Şevâkir'ul-Envâr'da kaydedildiğine göre; Rasûlü Ekrem ve Nebiyyi Muhterem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır.
"Ey eshâbım ve ey ümmetim! Siz Cuma günü ve gecesinde Benim üzerime salât ve selâm ile ta'zîm ve tekrîm'i çoğaltınız, başka günlerde getirdiğiniz salât'dan çok eyleyiniz. Çünkü Cuma günü Seyyid-ül Eyyâm (günlerin efendisi) dir. Kim böyle yaparsa, Ben Kıyâmet Gününde ona şâhid ve şefâatci olurum.
Muhakkak Cuma günü en faziletli gününüzdür. Öyle ise o günde Bana çokca salât okuyunuz. Zîra okuduğunuz salavâtınız Bana arz olunur. 
Derece bakımından Bana en yakın olan, Bana en çok salavât okuyandır.
Yine; Hazreti Ali' (r.a.) den rivâyet edildiğine göre; Rasûlüllah Efendimiz Hazretleri şöyle buyurmuşlardır. Ümmetimden her kim ki, gerek erkek olsun, gerek kadın olsun, gerek hür, gerek köle, kul olsun ve Cuma gününün her ne vaktinde olursa olsun, Benim üzerime seksen kere salât-ü selâm getirmeye devam edenlerin seksen yıllık günahları mağfiret olunur.
Kim de yüz kere salât ve selâm getirerek ta'zîm ve tekîmde bulunsa, o kimse, Kıyâmet gününde yanında büyük bir nur ile birlikte gelir. O nur o kadar fazladır ki, eğer o nur insanlar, cinler ve Melekler arasında taksim edilse, pay pay dağıtılsa yaratılmışların tamâmına yetişir...
 
SALAVÂT-I ŞERÎFE'NİN DÜNYÂDAKİ ŞEFÂATİNE ÖRNEK

Rasûl-i Ekrem ve Nebiy-yi Muhterem Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

Kim Bana salevât okursa kıyâmet gününde ona şefâatçi olurum.

Salavât-ı Şerife'nin daha dünyâdayken bile şefâat ettiğine güzel bir örnek olmak üzere, asr-ı saâdette yaşanmış bir hâdiseyi nakletmekte fayda var.

Fahr-i Kainat bür gün Eshabı ile sohbet ederken Ensâr-ı Kirâm’dan (Medine'li Müslümanlardan) bir genç Resûlullâh Efendimiz’in (s.a.v.) huzûruna geldi. Peygamberimiz onu yanına çağırdı ve Hazret-i Ebûbekir (r.a.) ile arasına oturttu. 

Sonra Hazreti Ebûbekr’e (r.a.) dönerek yâ Ebâbekir: “Aramıza şu genci oturtmam sana güç gelmiş olabilir” buyurdu. Hazret-i Ebûbekir (r.a.):  “Vallâhi öyle Yâ RasûlAllah, aramızda başka birinin olması bana güç gelir” dedi. Bunun üzerine, Peygamberimiz (s.a.v.)  buyurdular ki: 

“Yâ Ebâbekir! Bu genç bana ümmetimden hiç kimsenin getirmediği gibi salavât getiriyor, şöyle diyor" buyurdu.

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin biadedi men sallâ aleyhi.
 
(Allahım! Peygamber Efendimiz Muhammed aleyhis-selâm ve O'nun temiz ehl-i beyti üzerine salât-ü selâm okuyanların adedi kadar salât-ü selâm olsun.
Efendimiz Muhammed aleyhis-selâm ve O'nun temiz ehl-i beyti üzerine salât-ü selâm okuyan; sayısını ancak Senin bildiğin; Meleklerin, Mü'min kulların ve diğer varlıkların sayısınca Efendimiz ve O'nun temiz ehl-i beyti üzerine salât-ü selâm eder, en derin ve hâlisâne hürmetlerimizi arzeder, Senin Rahmet, Berket ve Selâmetini dileriz).
 
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin biadedi men lem yusalli aleyhi.
 
(Allahım! Peygamber Efendimiz Muhammed aleyhis-selâm ve O'nun temiz ehl-i beyti üzerine salât-ü selâm okumayanların adedi kadar salât-ü selâm olsun. 
Salât-ü selâm okumayanların sayısınca, Efendimiz ve O'nun temiz ehl-i beyti üzerine salât-ü selâm eder, en derin ve hâlisâne hürmetlerimizi arzeder, Senin Rahmet, Berket ve Selâmetini dileriz.)
 
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin kemâ emerte en yusalliye aleyhi.
 
(Allahım! Peygamber Efendimiz Muhammed aleyhis-selâm ve O'nun temiz ehl-i beyti üzerine salât-ü selâm edilmesini Sen nasıl emir buyurdun ise? öyle salât-ü selâm olsun.. 
Peygamber Efendimiz ve O'nun temiz ehl-i beyti üzerine Senin emir buyurduğun gibi salât-ü selâm eder, en derin ve hâlisâne hürmetlerimizi arzeder, Senin Rahmet, Berket ve Selâmetini dileriz.)
 
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin kemâ tuhıbbü ve terdâ en yusalliye aleyhi...
 
(Allahım! Peygamber Efendimiz Muhammed aleyhis-selâm ve O'nun temiz ehl-i beyti üzerine nasıl salât-ü selâm edilmesini seviyor, râzı oluyorsan öyle salât-ü selâm olsun.. 
Peygamber Efendimiz ve O'nun temiz ehl-i beyti üzerine Senin sevdiğin ve râzı olduğun gibi salât-ü selâm eder, en derin ve hâlisâne hürmetlerimizi arzeder, Senin Rahmet, Berket ve Selâmetini dileriz.)

İşte Salavât-i Şerifenin daha dünyâdaki şefâatine muhteşem bir örnek!..

SALAVÂTI ŞERİFE OKUMAYA DEVAM EDENLERE DÖRT BÜYÜK MELEK DE ŞEFÂAT EDECEKTİR

Salavât-ı Şerife okumaya devâm edenlere âhiretteki şefâati hakkında delil olmak üzere, dört büyük Meleğin nasıl şafâat edeceğini bildiren ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i çok sevindiren bir hâdise:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

Bir gün yanıma dört büyük Melek (Cibril, İsrâfil, Azrâil ve Mikâil aleyhimüsselâm) geldiler ve: “Yâ Muhammed! (s.a.v.), “Ümmetinden her kim, Senin üzerine günde 10 kere Salât-ü Selâm okumaya devâm ederse, (Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Seyyidinâ Muhammed) derse, bizler onun için şefâatçi oluruz” dediler.

Önce Cebrâil (a.s.) söz aldı: “Yâ Muhammed! (s.a.v.), Ümmetinden her  kim, Senin üzerine günde 10 kere Salât-ü Selâm okumaya devâm ederse, Rabbimin izni ile ben onu Sırat köprüsünden uçurarak geçiririm” dedi.

Sonra İsrâfil (a.s.) söz aldı: “Yâ Muhammed! (s.a.v.), Ben de ona Cennetin kevser suyundan elimle içiririm" dedi.

Azrâil (a.s.) söz adlı: “Yâ Muhammed! (s.a.v.), Ben de onun rûhunu Peygamberlerin rûhunu kabzettiğim gibi (şefkat ve merhametle) alırım" dedi.

Son olarak Mikâil (a.s.) söz aldı ve: “Yâ Muhammed! (s.a.v.), Mahşer gününde o Mü'minin (hesâbının kolay ve çabuk görülerek) bağışlanması için secdeye giderim, Rabbim onu affedinceye kadar başımı secdeden kaldırmam.” dedi.

 (Sadaka Rasûlüllah: Allah’ın Rasûlü (s.a.v.) muhakkak doğru söyledi, getirdiği her haber, verdiği her müjde doğrudur.)

Bu i'tibarla, nefsimize ve Mü’min Gönüllere hatıraltırız ki; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine mümkün olduğu kadar çok salavât-ı şerife okumaya devam edelim ki, şefâat-i Muhammedî’ye nâil olabilelim. 

Yine mümkün olduğunca çok İstiğfâr-ı Şerîf getirmeye yani “Estağfirullah-el azîm ve etûbü ileyk” demeye gayret edelim. Zîrâ Muhbir-i Sâdık olan Efendimiz (s.a.v.): Hesap gününde, Amel defterinde çok istiğfar bulunan kişiye müjdeler olsun" buyurmuşlardır.

Bu vesile ile, Rahmeti sınırsız olan Yüce Rabbimiz’den hâlisâne niyâzımız:

Yâ Rabbel âlemîn: Habîb-i Ekrem'in Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hürmetine, İsmi Â’zamın hürmetine, çok olan günahlarımızı afv-u mağfiret buyur, seyyiâtımızı (günâh ve isyanlarımızı) hasenâta (iyilik ve sevâba) tebdil eyle. 

Yâ Rabbel âlemîn: Bizlere ve neslimize, dünyâda ve âhirette iyilikler, güzellikler ihsan ve ikrâm eyle. Dünyâda her türlü âfat, belâ ve musîbetlerden muhâfaza buyur, kıyâmet ve hesap gününün dehşetinden ve Cehennem azâbından koru.

Yâ Rabbel âlemîn: Bizleri, neslimizi ve Din kardeşlerimizi, Zâtına lâyık bir kul, Habîb-i Edîbin Efendimiz’e (s.a.v) lâyık bir ümmet eyle. 

Yâ Rabbel âlemîn: Bizlere, neslimize ve Din kardeşlerimize Râzı olacağın amelleri yaparak, erzel-i ömre düşmeden sıhhat ve âfiyet üzere yaşamayı nasip buyur.

Yâ Rabbel âlemîn: Bizleri, neslimizi ve Din kardeşlerimizi, sâlih ve sâdık kullarından eyle, ebedî hayatta Efendimz’e (s.a.v.) ve sevdiklerine yakın eyle. Âmin...

Bundan sonraki bölümde, İnşâAllah Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine Salât-ü Selâm okumaya devâm edenlerin dünyâ ve âhiret'de Kavl-i Sâbit üzere sâbit olacağı haber-i sâdıkı üzerinde durmaya ve delilleri ile ifâde etmeye çalışacağız. 

İlgili resim