​İnşAllah 30 Eylül 2017 Cumartesi günü Hicrî 10 Muharrem 1439,  “Âşûrâ” gününü idrâk etmiş olacağız. 

Kamerî takvime göre 1. ay olan Muharrem ayı özellikle onuncu “Âşûrâ” günü, insanlık tarihi boyunca önemli hâdiselerin meydana geldiği, Allah'ın rahmetinin bolca tecelli ettiği, her ânı rahmet ve mağfiret olan büyük ve pek mübârek bir gündür.

​İslâmî  ifade’de  “Âşûrâ” denilince Muharrem ayı'nın onuncu günü anlaşılır.

​Muharrem ayı, İslâm tarihi açısından bakıldığında, engin mânâlar taşıyan Hicret’i yani Allah Rasûlü Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve Eshâbının dünyâlık olarak sâhip oldukları her şeylerini Dinleri uğruna geride bırakarak, doğup büyüdükleri vatanları Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye göç etmelerini ve bunun hâtırası olarak, İslâmî takvimin başlangıcını, inananların “yıl başı”sını ifâde eder.

​Muharrem ayı, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından; “Ramazan ayından sonra en faziletli Oruc, Allah’ın ayı Muharrem ayında tutulan Oructur.” buyurularak onurlandırılmış, pek mübârek bir ay olduğu tescil edilmiştir.

​Müslim’in sahîhinde kaydettiğine göre; Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.); “Farz Namazlardan sonra Allah’a en sevimli gelen Namaz hangi Namazdır”? diye sorulmuş; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “gece’nin son üçte birinde (seher, imsak vakti girmeden önce) kılınan Namazdır” buyurmuş.
​Farz Oructan (Ramazan Orucundan) sonra en faziletli Oruc hangi Oructur? diye sorulunca; “Allah’ın ayında tutulan Oructur. Siz ona Muharrem dersiniz.” buyurmuştur.


Ramazan Orucu Farz kılınıncaya kadar, Âşûrâ gününde Oruc tutmak Müslümanlar üzerine vâcip- zorunlu idi.  Ramazan Orucu Farz kılındıktan sonra, mecbûriyet kalktı ama, kuvvetli bir nâfile “Sünnet-i Müekkede” olarak kaldı ve devâm etmektedir.

Ârif-i billah ve âmil bi ahkâmillah (Allah’ı bilen, ahkâm-ı İlahî ve ilmi ile âmil) olan büyük İslâm âlimleri tarafından, Âşûrâ günü yapılması tavsiye edilen nâfile ibâdet, güzel amel ve âdetleri, Mü’min gönüllere başlıklar hâlinde arz ve takdim ediyoruz...

​1- ORUC TUTMAK:

Şüphesiz ki, inananlara Âşûrâ günü yapılması tavsiye edilen ve sâhibine büyük kazançlar sağlayacak amellerin başında Oruc tutmak gelir. “Ramazan ayında tutulan Oructan sonra Orucların en faziletlisi Muharrem ayında tutulan Oructur”. buyuran Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Âşûrâ günü Orucu hakkında: “Âşûrâ gününde Oruc tutunuz. (Ancak) bir gün öncesi ile veya bir gün sonrası ile beraber tutarak Yahûdilere muhâlefet ediniz.”. buyurmuşlardır.
​Binâeanaleyh, sağlığı yerinde, durumu müsâit olan Din kardeşlerimize, 30 Eylül 2017 Cumartesi ve 1 Ekim Pazar günleri Oruc tutmalarını önemle tavsiye ederiz.

​2- KUŞLUK VAKTİNDE İKİ  REK’AT NAMAZ:

​Âşûrâ gününe mahsus olmak üzere kuşluk vaktinde (bu mümkün olmazsa öğle ile ikindi arasında) Allah rızası için iki rek’at namaz kılınır.
​Her rek’atte 1 Fâtiha 50 İhlâs-ı Şerif okunur. ​Namazdan sonra: 100 kere şu salevât-ı şerîfe okunur: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhın ve İbrâhîme ve Mûsâ ve Îsâ vemâ beynehüm mine’n-Nebiyyîne ve'l-Mürselîn. Salevâtü'llâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn.”
​70 kere istiğfâr-ı şerîf, (Estağfirullah-el azîm ve etûbü ileyk),
​70 kere salevât-ı şerîfe, (Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed),
​70 kere; “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyil-azîm” denilir.  
​10 kere de: “Sübhânallâhi mil’el-mîzân. Ve müntehe’l-ılmi ve mebleğa'r-rızâ ve zinete'l-arş.” tesbîhi okunur.
​Sonra, evvelâ günâhlarının affı, çoluk- çocuğunun ve ümmet-i Muhammed'in hidâyeti, bağışlanması, iki cihan saâdet ve selâmeti  için duâ edilir…  

​3- ÂŞÛRÂ GÜNÜ  EVE ALIŞ VERİŞ YAPMAK:

​Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Âşûrâ gününde cömert olanının, âilesine ve yakın çevresine ikrâmda bulunanın, çoluk cocuğunun nafakasını geniş tutanların gelecek senenin tamamında rızkının artacağını ve bereketleneceğini haber veren bir mübârek Hadis-i Şeriflerinde; “Her kim Âşûrâ günü çoluk- çocuğuna cömert davranırsa, Allah-ü Teâla senenin tamamında (ona cömert davranır) rızık genişliği verir”. buyurur.
​Binâeanalyh, Âşûrâ günü, eve imkanlar nisbetinde on çeşit kadar erzak alınırsa, biiznillah bir sene boyunca o evde bereket olur.​

​4-DUÂ EDİP, SADAKA VERMEK:

​Rasûlüllah  Efendiz (s.a.v.): “Âşûrâ gününde Allah rızâsı gözetilerek verilen sadakalar ile, samîmi olarak yapılan Duâ’ların, gelecek belâ ve musîbetlere karşı sâhibini  muhâfaza edeceğini, bu sebeple sadakaların arttırılmasını ve  muhtaçlara yardımda bulunulmasını”  tavsiye  buyurmuşlardır.  ​

​5- DİN KARDEŞLERİNE SELÂM VERMEK:

​ Âşûrâ günü en az on Müslüman’a  selâm vermek, (Esselâmü aleyküm ve Rahmetüllahi ve Berekâtühü demek) veya (on ayrı Müslümanı bulamazsa) bir Müslümana on kere selâm verilmesi çok büyük fazilettir.

​ 6- GUSÜL ABDESTİ  ALMAK


​İslâmda abdest, özellikle de gusül abdesti başlı başına bir ibâdet ve Mü’minin koruyucu silahıdır.
​Aşûre gününe hürmeten gusül abdesti alanlar, özellikle o gün kılınması tavsiye edilen Namazı bu abdestle kılanlar sağlıklı olurlar, biiznillah o sene içerisinde ufak-tefek hastalık görmezler.

​7- ÂŞÛRÂ  TATLISI  YAPMAK

​İmkanı olan Müslümanların Nûh aleyhisselâmın Sünnetini yaşatmak maksadı ile aşûre (buğday) tatlısı yaparak komşularına, dostlarına ikrâm etmesi de güzel âdetlerdendir. 

​Sözün özü; Allah’ın rahmet ve mağfiretini hak ederek İlâhî ikrâma ulaşabilmek için, bu mübârek günlerde özellikle Âşûrâ gününde Allah’ın kullarına şefkat ve merhametle yaklaşmalı, büyüklere saygı, küçüklere sevgi, şefkat ve merhamet göstermeliyiz.  
​Bilhassa, çocuklarımıza Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.), âile fertlerini, Eshâbını ve Peygamberimizden evvel gelip geçmiş olan Peygamber Efendilerimizin kıssalarını anlatmak sûretiyle onları sevmelerini sağlamaya çalışmak ve Âşûrâ gününün önemini hatırlamak ve hatırlatmak çok mühim bir vazîfedir. ​
​Unutmayalım ki, Peygamberimiz’i (s.a.v.), âile fertlerini ve Eshâbını sevmenin en büyük alâmeti onların yolundan gitmek ve onlar gibi Kur’ân ve Sünnete uygun bir hayat yaşamaya çalışmaktır. 

​Âile fertleri ile birlikte Kur’ân ve Sünnete uygun bir hayat yaşayabilenlere müjdeler olsun.  ​Ne mutlu onlara..

İNSANLIK TARİHİ BOYUNCA ÂŞÛRÂ GÜNÜ MEYDANA GELEN ÖNEMLİ HÂDİSELER

​Cennât-ü â’lâ, yedi kat gökler, levh-u kalem ve semâ âleminin kandilleri olan güneş, ay ve yıldızlar, yer yüzü ve dağlar Âşûrâ günü yaratılmıştır.
​Yer yüzünde ilk insan ve ilk Peygamber Âdem aleyisselâm bir Âşûrâ günü yaratılmıştır.


​Cennet’te yaşayan tek insan olan ebul-beşer (insanlığın ilk babası) Âdem aleyhisselam’a eş olarak yaratılan ümmül-beşer (insanlığın ilk annesi) Hazreti Havvâ’da bir Âşûrâ günü yaratılmıştır.

​Âdem aleyhisselam ile Hazret-i Havvâ Cennet’te (Cennetin bir ni’meti hâric) bütün ni’metlerinden bol bol yeyip- içerek huzur içerisinde yaşarlarken, şeytanın yalan yeminine inanarak, vesvesesine kanarak, Yüce Allah’ın kendilerine: “Yalnız bu ağaca yaklaşmayın” buyurduğu yasaklı ağacın meyvesinden yemeleri üzerine Cennet’den çıkarılmaları, yeryüzüne indirildikten sonra, tevbelerinin kabul edilişi ve Arafat’da Cebel-i Rahme’de buluşmaları da bir Âşûrâ günü olmuştur.

​İdris aleyhisselâm’ın Cennet-ül â’lâya kaldırılışı,
​Nûh aleyhisselâm’ın gemisinin Cûdî dağına oturtulup Allah’ın Peygamberi ve o’na îman edenlerin tûfandan zarar görmeden selâmete kavuşturulması,
​İbrahim (a.s.)’ın dünyâya gelişi, ilahlık da’vâsı güden azgın nemrud’un ateşinden kurtarılışı, Halîlullah (Allah’ın dostu) ünvânına kavuşturulması ve ileri yaşta olmasına rağmen Yüce Allah tarafından kendisine sâlih bir oğul ihsânında bulunulması, İsmail (a.s)’ın dünyâya gelişi de Âşûrâ  günü olmuştur.
​Mûsa (a.s.)’ın ve o’na îman edenlerin Allah’ın izni ile denizi sâlimen geçerek, haddi aşarak ilahlık da’vâsı güden azgın ve mel'ûn fir’avn’ın şerrinden kurtulmaları, fir’avn ve askerlerinin kızıl denizde boğularak helâk olması,
​Yunus aleyhisselâm’ın duâsının kabul olunması ve balığın karnından kurtarılması,
​Yûsuf (a.s.)’ın kardeşleri tarafından atıldığı kuyudan çıkarılması,
​Ya’kûb aleyhisselâmın oğlu Yûsuf'un (a.s.) kaybolması (kardeşleri tarafından kuyuya atıldıktan sonra, babalarına Yûsuf’u kurt yedi yalanı ile dönmeleri) üzerine, üzüntü ve çok ağlamaktan kapanan, tamâmen görmez olan gözlerinin tekrar eski hâline gelip görmeye başlaması,
​Dâvûd aleyhisselâm’ın tevbesinin kabul olunması, Süleyman aleyhisselâm’a saltanat verilmesi de Âşûrâ günü olmuştur.

​Emsâli görülmemiş bir hastalığa yakalanan ve yine emsâli görülmemiş bir sabır örneği gösteren, sabrı bizzat Cenâb-ı Hak tarafından övülen, Eyûb aleyhisselâm’ın yakalandığı amansız hastalıktan şifâya kavuşturulması, ​

​Mu’cize Peygamber İ’sâ (a.s.)’ın dünyâya gelişi ve düşmanlarının kurduğu tuzaktan kurtarılarak Yüce Allah tarafından semâya ref edilişi de Âşûrâ günü olmuştur.

​Kâinâtın Efendisi, âhir zaman Peygamberi Muhammed aleyhisselâm’ın sevgili torunu Hazreti Hüseyin (r.a.) da bir Âşûrâ günü şehîd edilmiştir.
​İsrâfil aleyhisselâmın Sûr’a üflemesi ve Kıyâmetin kopması da, (Allah-ü â’lem) bir Cuma’ya rastlayan Âşûrâ gününü olacaktır....

ÜMMET-İ MUHAMMED'İN SELÂMETİ VE İNSANLIĞIN HİDÂYET VE SAÂDETİ İÇİN YÜCE DERGÂH'A NİYÂZIMIZ

Ey Rahmet ve Merhameti sınırsız, her şeye kâdir  olan Yüce Rabbimiz!.. Unuttuk ve hatâ ettikse bizi hesâba çekme!
Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yükler yükleme!
​Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyleri de yükleme! Günahlarımızı afvet! Bizi bağışla! Bize merhamet eyle!. Sen bizim Mevlâmızsın! inanmayanlara karşı bize yardım et!  
​Ey Rabbimiz!, Bizi Namaz’a müdâvim kıl, (Namazlarını hakkıyla kılan kullarından eyle). Zürriyetimizden de böyle kimseler yarat (Evladlarımızı ve onların evladlarını da Namaza müdâvim kullarından kıl). Ey Rabbimiz!, Duâmızı kabul buyur..
​Ey Rabbimiz!, Bize dünyâda da güzellik ver, âhirette de güzellik ver. (Rahmetinle) bizi cehennem azâbından koru.
​Ey Rabbimiz! Bizi tevbe eden, istiğfâr’a devâm eden, temizlenen, “Rabbimiz Allah’dır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerden, ölüm ânında Meleklerin yanlarına gelerek  “korkmayın, üzülmeyin! size va’d olunan Cennetle sevinin. Biz hem dünyâ hayâtında, hem âhirette sizin dostlarınızız”.  diyecekleri sâlih ve sâdık kullarından eyle..
Ey Rabbimiz!, Hürmetli ayın Muharrem ve mübârek Âşûrâ günü hürmetine; milletimize, memleketimize, bölgemize,İslâm ve insanlık âlemine huzur, barış ve iyilikler ihsân eyle...

Hicrî 1439.Yılı; birliğimizin, beraberliğimizin ve kardeşliğimizin güçlenmesine, bölgemizde ve bütün dünyâ üzerinde devâm eden haksızlıkların, zulumlerin, açlık, yoksulluk, göçler gibi tarihin şâhid olduğu en acılı ve sancılı sorunların ve sıkıntıların son bulmasına vesîle eyle...Âmin..