Diyanet İşleri Başkan Vekili Keleş, "Ne yazık ki Müslüman toplumların bu yaşanan zulümleri önleyebilecek ne bir birlikleri var ne de kurumları. Bu son derece üzücü bir tablo." dedi.

Diyanet İşleri Başkan Vekili Ekrem Keleş, Mekke'de basın mensupları ve hac organizasyonu içinde yer alan ekip başkanları ile bayramlaşma programında bir araya geldi.

İlgili resim

Hac ibadetinin usulüne uygun şekilde yerine getirilmesi için bütün ekiplerin, bir ibadet şuuru içinde çalıştığını aktaran Keleş, hacıların Arafat vakfesini eda ettikten sonra hacın önemli diğer menasikini de yerine getirdiklerini ifade etti. 

Hacıların bir kısmının ziyaret tavafını tamamladıklarını, bir kısmının yapmaya devam ettiğini dile getiren Keleş, haccın en önemli kısmı Arafat vakfesinin gerçekleştirildiğini, hacıların intikali ve Arafat'tan inişlerinin sorunsuz şekilde tamamlandığını bildirdi.

Hac öncesi Medine-i Münevvere ziyaretini yapmamış hacıların ayın 6'sından itibaren intikal etmeye başlayacaklarını söyleyen Keleş, oradan da Türkiye'ye dönüşlerin başlayacağını aktardı. Keleş, bütün ekiplere özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

"Bayram sevincini yaşayamayan kardeşlerimizin hüznü"

Ekrem Keleş, bu süre zarfında, 13'ü özel şirket, 17'si Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla gelen 30 hacının hayatını kaybettiğine işaret ederek şöyle konuştu:

"Bu mübarek Kurban Bayramı'nı Mekke'de idrak etmenin sevincini yaşarken dünyanın dört bir tarafında zulme uğrayan, bayram sevincini yaşayamayan kardeşlerimizin hüznünü yüreklerimizin derinliklerinde hissetmekteyiz. En başta Arakan ve Suriye olmak üzere dünyanın muhtelif bölgelerinde acılar yaşayan insanların bir an önce bu zulümden kurtulması için Cenabıhakk'a dua ediyor, niyaz ediyoruz. Ne yazık ki Müslüman toplumların bu yaşanan zulümleri önleyebilecek ne bir birlikleri var ne de kurumları. Bu son derece üzücü bir tablo. Cenabıhak inşallah Müslümanlara bu zulümleri önleyebilecek güç, kuvvet, birlik, beraberlik ve bunu önleyebilecek kurumlar tesis etmeyi nasip eylesin diye dua ediyoruz. Yeryüzünde zulmü ortadan kaldırmak üzere vazifeli olan bir ümmet, bırakın zulmü ortadan kaldırmayı, yer yer zulmün bir parçası ve aracı olmaktan da kurtulamamaktadır. Bu da son derece üzücü bir tablo. Hal böyle olunca zulümlerden kurtulmak için zalimlerden medet ummak gibi bir takım çelişkiler de yaşıyoruz."

Bayramların neşe, sevinç ve huzur günleri olduğunu, Müslümanların bu sevinci daha da artırmaya çalışması gerektiğini belirten Keleş, bu en geniş ortak paydanın daha da güçlendirilmesini amaçladıklarını anlattı. Ekrem Keleş, "Bayramların asla bağdaşmayacağı atmosfer nefret, kindir, düşmanlıktır. Husumete ayıracak hiçbir vaktimiz yok. Dünyada fazlasıyla husumet var zaten. Böyle bir ortamda husumeti bertaraf edecek hoşgörüyü, sevgiyi, müsamahayı yaygınlaştırmamız gerekiyor." dedi.

"Kurbanlarımızın paylaşılması büyük önem taşıyor"

Kurban kesen vatandaşların elbette etlerini kendilerinin de yiyebileceğini, eşe dosta ikram edilebileceklerini belirten Keleş, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ancak dünyada bu kadar açlık varken kurbanlarımızın paylaşılması büyük önem taşıyor. Milletimiz de bunun şuurunda. Geçen seneki Diyanet İşleri Başkanlığı vasıtasıyla kesilen etlerin sayısı 240 bini aşmıştı. Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla da kendiliğinden 10 bini aşkın kurban kesmek suretiyle dağıtmıştı. Bu seneki rakamlarımız, daha kesinleşmemekle birlikte o rakamları aşacak. Milletimize huzurunuzda çok teşekkür ediyoruz."

İlgili resim

AA