Kamerî ayların 12’ncisi, ilk on gün ve gecesi hakkında Cenâb-ı Hakkın yemin ettiği, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.): “Dünya günlerinin en faziletlisi Zilhicce’nin ilk on günüdür” buyurduğu Zilhicce ayını idrak etmiş bulunuyoruz.

İslâm’ın beş esâsından biri olan Hacc farîzasının îfâ edildiği umûmî af ayı olan Zilhicce ayı,Yüce Allah’ın bizzat dâ'veti üzerine dünyanın her yerinden Mekke-i Mükerreme’ye Allah’ın evini ziyarete giden milyonlarca İlahî misafirin Hacı olmak için Arafât’a çıkacağı, Allah’ın Halîli İbrâhim aleyhisselâm’ın sünnetinin ihyâ edileceği, Allah'a yakın olmak ve rıza-i İlâhî kazanılmak için Mina’da milyonlarca kurbanın kesileceği ve bir senelik hesapların görülüp, amel defterlerinin kapanacağı pek mukaddes bir aydır.

Cenâb-ı Hakk, Kitâb-ı Kerîminde; Zilhicce ayının birinci on gecesi ile birlikte iki ayrı on gece hakkında daha yemin ederek: “Leyâl-i aşere” ifadesini kullanıp şöyle buyuruyor. “Sabaha yemin ederim. Ve (Muharrem ayından ilk on geceye, Ramazan ayından son on geceye ve Zilhicce ayından ilk ) on geceye. Çifte ve teke, (her şeyi karanlığı ile örttüğü an) geceye de yemin ederim. Akıl sâhipleri için bunlarda elbette bir yemin (değeri) var, değil mi?” (El-Fecr: 1-10)

Eşi, ortağı ve yardımcısı bulunmayan her şey’i ile “Ehad” tek – bir olan Cenâb-ı Hakk; bu âyet-i kerimelerle, kudreti ile yarattığı ve bir nizam içinde idâre ettiği her günün fecrine yani sabah vaktine, mukaddes Hacc günleri olan Zilhiccenin ilk on gün ve gecesine, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesini gizlediği Ramazan-ı Şerifin son on gün ve gecesine, insanlık tarihi boyunca pek büyük hâdiselere sahne olmuş Muharrem ayının ilk on gün ve gecesine, özellikle “âşûre” günü denilen onuncu gününe, müsbet ve menfi kutup diye bilinen çiftlerden oluşan varlık âlemine, her şeyi örtüp yok gibi kılan gece karanlığına ve karanlığı gideren sabah aydınlığına yemin ediyor, sonra da bunlarda anlayanlar için, yemine değer sır ve hikmetler olduğunu beyân buyuruyor.

ZİLHICCE AYINDA MÜMKÜN OLDUĞU KADAR ÇOKCA İSTİĞFAR VE SALAVÂT-İ ŞERİFE OKUMALI

Kameri ayların sonuncusu olan Zilhıcce ayı bir senelik hesapların görülüp amel defterlerinin kapanacağı çok önemli bir ay olduğu için, Allah’a ve âhiret gününe inanan kullar olarak noksanlarımızın tamamlanması maksadı ile bu ayda mümkün olduğu kadar çokca istiğfar, salavât-ı şerife ve kelime-i tevhid okmalıyız.

Ayrıca, Hacca gidemeyen ve sağlığı yerinde olan Mü'minlerin bu günlerde Oruc tutmaları çok büyük kazançtır. Hiç olmazsa 8’inci gün ile berâber, 9’uncu günü (Arefe günü) Oruclu olmak lâzımdır. 10. günü bayram namazından çıkıncaya kadar da bir şey yenmemelidir.

Bilhassa bu ayın birinden onuna (yâni Kurban Bayramının ilk gününe) kadar, her gün: 10 kere salavât-ı şerife, “Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.”, 10 kere istiğfâr-ı şerif; “Estağfirullâhe’l-Azîm el-Kerîm ellezî lâilâhe illâHüve’l-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyk ve nes’elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ innehû hüve’t-Tevvâbü’r-Rahîm.” 10 kere: kelime-i tevhid: “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi’l-hayr Ve hüve alâ külli şey’in kadîr”. 10 kere Tekbir; " Allahü Ekber, Allahü Ekber, lâ İlâhe illAllahü vAllahü Ekber Allahü Ekber ve Lillahil hamd". okunması önemle tavsiye edilmektedir.

İrfan ve hikmet ehli âlimler: "Kim ihlâsla, Zilhıcce ayının birinden 8'inci güne kadar bunları Sabah Namazından sonra onar kere okumaya devâm ederse, yüz Kurban kesmiş, yüz köle âzâd etmiş sevâbı alır. Arefe günü ve Bayram sabahı da okursa, bin Kurban kesmiş, bin de köle âzad etmiş sevâbı alır" demişlerdir.

Muhbir-i sâdık Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ifâdeleri ile; “Kendisinde ibâdet edilen günlerin Allâh’a en sevimlisi Zilhiccenin on günüdür. En fazîletli duâ, Arefe günü yapılandır”.

Bu sebeple, Zilhicce’nin ilk on günü içerisinde ibâdete daha gayret etmeli, Allâh’ın şeâirine (kıymetini yükseltip hürmet edilmesini istediği şeylere) hürmet etmelidir. Unutulmamalıdır ki; Zilhicce haram aylardandır. En faziletli günü de Arefe günüdür.

Arefe günü, Azîz ve Celîl olan Allah tarafından, Yüce katında râzı olduğu yegâne Dîn'in İslâm olduğunun i'lân buyurulduğu, Dînin (Şer'î hükümlerin- ahkâm-ı Kur’ânın) kemâle erdirildiği, Fahr-i kâinât aleyhi ekmelüttahıyyât Efendimiz üzerindeki İlahî ni'metin tamamlandığının (Fahr-i kâinatın dünyadaki vazifesin bitip, ebediyete intikâlinün yaklaştığının) bildirildiği ve en fazla Mü'minin afvedildiği büyük gündür.

Allâh-ü Teâlâ, Ümmül-Kurâ-Mekke-i Mükerreme'de; hayr-ul ümem (ümmetlerin en hayırlısı olan) ümmet-i Muhammed'e önce Tevhîd'i (zâtında ve sıfatlarında tek olup, eşi, benzeri bulunmayan birliğine şehâdeti) Rasûlü'nü tasdîki, hicretten on sekiz ay önce mi’rac gecesinde beş vakit namazı, Medîne-i Münevvere'de; önce zekâtı ve Ramazân orucunu farz kıldı. Sonra hicretin dokuzuncu senesinde Haccı farz kıldı.

Hacc farz kılınınca; Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.) Hazreti Ebûbekr’i (r.a.) Hacc emiri tâ'yin etti Müslümanlara haccettirmek üzere Medîne-i Münevvere'den Hacca gittiler. Bundan sonra, Tevbe sûresinin ilk âyetleri nâzil oldu. Bunun üzerine, Rasûlüllah (s.a.v.) bu âyet-i kerimeleri Arafat’ta okumak, bu husustaki İlahî emirleri tebliğ etmek üzere arkalarından Hazreti Ali’yi de (r.a.) gönderdi ve “Bu seneden sonra hiçbir müşrik haccetmeyecek ve Beytullâh çıplak olarak tavaf edilmeyecektir.” diye ilan ettirdi.

Takib eden Hacc mevsiminde yani hicretin 10. senesinde de, Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.), 124 bin eshâbı ile birlikte, "Vedâ Haccı" olarak ifâde edilen ilk ve tek Farz Hacclarını “Hacc-ı Ekber” olarak yaptılar.

Allâh-ü Teâlâ Cuma’ya tevâfuk etmiş (Hacc-ı Ekber) olan o Arefe günü Arafat’ta “İşte bugün Dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki ni'metimi tamamladım ve sizin için Din olarak İslâm’a râzı oldum.” meâlindeki Mâide Sûresinin 3, 4 ve 5. âyeti kerîmelerini inzâl buyurdu.
Bu âyet-i kerîmeler son ahkâm âyet-i kerîmeleridir. Bundan sonra haram ve helâle dâir başka bir âyet inmemiştir.

AREFE GÜNÜ, ARAFAT’DA NÂZİL OLAN EN SON AHKÂM ÂYETLERİ

Bismillâhirrahmânirrahîm “Size ölü hayvan, (akar) kan, domuz eti, Allah’tan başkasının adı anılarak (üzerine Besmele çekilmeden) kesilen; boğulmuş, vurulmuş, yukardan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. (İşte) bunların hepsi “fısk” doğru yoldan çıkmaktır.

Bugün kâfirler, Dininize karşı ümitsizliğe düşmüşler, Dininizi engelleyebilmekten ümidlerini kesmişlerdir.

Onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün Dininizi kemâle erdirdim, size ni'metimi tamamladım. Size Din olarak İslâma râzı oldum. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan (yukarıda murdar olduğu bildirilen etlerden) yemek mecbûriyetinde kalırsa, ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir. (Habîbim) Sana, kendilerine neyin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: “Size iyi ve temiz şeyler helâl kılındı.” Allah’ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah’ın adını anın (ava salarken besmele çekin), Allah’tan korkun. Muhakkak Allah, hesabı çabuk görendir. Bugün size iyi ve temiz şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl olduğu gibi, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Ve Mü'minlerden iffetli hür kadınlar ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden nâmuslu hür kadınlar, zinâ etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz takdirde, size helâldir. Her kim imanı inkâr ederse, ameli boşa gitmiş olur ve o, âhirette zarara uğrayanlardandır”. (Mâide: 3- 5)

Azîz ve Celîl olan Allah-ü Teâla’dan bu son mesajları alan Allah Rasûlü (s.a.v.) de, insanlık tarihi boyunce gönderilmiş Peygamberlerin (aleyhimüs-selâm) adedi kadar olan eshabına eşsiz Vedâ hutbesini îrad buyurarak, nübüvvet ve risâlet vazifesinin tamamlandığını bütün insanlığa i'lân buyurarak vedâ etmiş, 83 gün sonra da Rabbine kavuşmuştur.

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin bi adedi men sallâ aleyhi, elfe elfin…
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin bi adedi men lem yusalli aleyhi.
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin kemâ emerte en yusalliye aleyhi.
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin kemâ tuhıbbü en yusalliye aleyhi.
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve eshâbihi-ttayyibîne-ttâhirîne ecmaîn.