Müslüman'ın yapmaması, uzak durması gereken şeylerin onuncusu zinâ'dır. İnsanlık tarihi boyunca bütün Şeriatlarda haram kılnmış (Allah-ü Teâlâ ve Peygamberleri tarafından yasaklanmış) olan Zinâ, Allah'a ortak koşmaktan sonra, en çirkin suç ve en büyük günah olarak beyan buyurulmuştur.

"Erkek ve kadının aralarında meşrû' (Dînen geçerli) bir Nikâh akdi olmadan berâber olmaları (cinsel ilişkide bulunmaları) demek olan "Zina" hakkında Yüce Allah Kitâb-ı Kerîminde: "Zinâ'ya yaklaşmayın, çünki o şüphesiz çok çirkin bir hayâsızlık ve kötü bir yoldur". buyurmuşlardır.  (İsrâ:32)

Zinâ o kadar kötü bir hayâsızlık, pek çirkin ve büyük suçtur ki, o suçu işleyen, işlerken (el-iyâz-ü billah) imansız olarak işler, (imanı olsa ise bile zinâ ederken) iman onu terkeder.

Bu husûsun delili, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Buhârî, Müslimm ve Nesâî'nin kaydettiği: "Zinâ eden (kul) zinâ ettiği vakit Mü'min olarak zinâ etmez" Hadis-i Şerifleridir.

Ebû Davûd ve Tirmizi'nin kaydettiğine göre ise; Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Kul, zinâ yaptığı zaman imân kendisinden çıkar, başından gömleğini çıkardığı gibi, Allah'da ondan imânı çeker çıkarır. Başı ucunda bir gölge gibi bekler. Kul zinâ'dan ayrıldığında imân tekrar ona döner." buyurmuşlardır.

ALLAH' A ŞİRK KOŞMAKTAN SONRA EN ÇİRKİN SUÇ ZİNÂ'DIR

Muhbir-i Sadık olan Peygamber Egendimiz (s.a.v.): zinâ suçunun Allah'a şirk koşmaktan sonra en büyük günah olduğunu ve âhiretteki cezâsının pek büyük ve çok kötü olacağını, bildirmiş ve bir misal ile şöyle ifâde buyurmuşlardır.

"Cehennem ehli çok pis bir koku duyar ve bundan daha pis bir râyiha (koku) hisstememiştik! bu neyin kokusu? derler. Kendilerine; bu koku zinâkarların (zinâ eden erkek ve kadınların) tenâsül organlarından akan kan ve irinlerin kokusudur". denilir.

buyurduktan sonra: Ey insanlar bilmiş olun ki;"Allah katında, Allah'a şirk (ortak) koşmakdan sonra, bir adamın helâlı olmayan bir kadının tenâsül organına akıttığı meni'den daha büyük bir günah yoktır. Kim ki zinâ eder (tevbe etmeden ölür) se, Cenâb-ı Hakk Kıyâmet günü onlarla konuşmaz, onlara bakmaz, onları temize çıkarmaz. Onlar için pek acıklı bir azab vardır".

"Allah'ın haram kıldığı sarhoşluk veren içkileri içmeye devam edip, tevbe etmeden ölenler var ya, Allah-ü Teâlâ onları zinâ yapan erkek ve kadınların ferclerinden akan kan ve irinlerin meydana getirdiği (ve kokusu çok kerih olan) cehennem'deki "guta" nehrinden sular!"...

Ey Müslümanlar topluluğu! Zinâ'dan korunun, zinâya yaklaşmayın. Zinâ da üçü dünyâ'da, üçü de âhiret'de olmak üzere altı belâ ve büyük kötülük vardır.
Dünyâdaki zararları: 1- Yüzün nûru gider, (zinâ edenlerin yüzlerinde secde eseri olan nur kalmaz, o çirkin günahın kir ve kara lekeleri müşâhede edilir ve mücim olduğu kolaylıkla anlaşılır).
2-Ömür kısalır, (zinâ pisliğine bulaşanların başına belâlar gelir, ömürleri kısalır. 3 - Fakirlik devâm eder. (Varlığını kaybeder, çok geçmeden perişan olur,muhtaç hâle düşer.)
Ahiretteki zararları: 1. Allah'ın gazabını celbeder. (Hesap gününde Allah-ü Teâla: "Ey Meleklerim, onu yakalayın ve azâbımı tattırın. Ben'den utanmayana karşı öfkem kabarmıştır" buyurur).
2. Hesâbı çok çetin olur, hesap veremez. (İnkâra kalkıştığında: Dili: "ben helâl olmayanı konuştum", elleri: "ben haram olanı tuttum", gözleri:"ben harama baktım", ayakları: "harama gittim", tenâsül organı: "ben de o kötü işi yaptım" der. Muhâfız ve yazıcı Meleklerden biri: "ben işittim" diğeri de: "ben de yazdım" der. Hesap gününde organların şehâdette buluncağı gerçeğini Yüce Allah (c.c.) şöyle bilidirmektedir. "O günde ki, aleyhlerinde kendi dilleri, kendi elleri, kendi ayakları onların neler yapıyor idiklerine  şehâdet edecektir").  (Nûr: 24)
3. Cehennem azabı. (Cehennem'de "hüzün" kuyusu adında bir vâdi vardır. İçinde (zehirleri çok şiddetli) yılanlar, akrepler bulunur. Her yılanın gövdesi deve boynu gibi kalındır. Her akrepte yetmiş diken (iğne), her iğnede de zehir dolu bir torbacık vardır. Zinâ edene saldırır ve zehrini onun vücûduna boşaltır. Zâni (zinâ eden erkek ve zâniye (zinâ eden kadın) bin yıl bunun ağrısını, acısını hisseder, sonra eti parça parça olur. Fercinden de irin ve pislikler akar".

Muhbir-i Sadık olan Peygamber Egendimiz'in  (s.a.v.): bildirdiği doğru habere göre; "cehennem ehlinin duyduğu en pis râyiha (en rahatsız edici koku) zinâkarların (zinâ eden erkek ve kadınların) tenâsül organlarından akan kan ve irinlerin oluşturduğu "guta" nehrinin kokusu" olup, şarap içenlerin (Allah'ın haram kıldığı sarhoşluk veren içkileri) içmeye devam edip, tevbe etmeden ölenlerin sulanacağı pislik nehridir...
Rahmeti sınırsız, İhsânı bol olan Yüce Rabbimiz'den hâlisâne niyâzımız; Ey Rabbimiz! Sırât-ı Müstakîminde dâim eyle. Nefis ve şeytanın tuzaklarına düşmekten muhafaza eyle. Tevbelerimizi kabul buyur, günahlarımızı bağışla.Tevbe eden, temizlenen, sâlih kullarından eyle...

ALLAH-Ü TEÂLÂ'YI EN FAZLA GADAPLANDIRAN REZÂLET VE HAYÂSIZLIK LİVÂTA'DIR

Müslüman'ın yapmaması, uzak durması gereken şeylerin onbirincisi livâta'dır.

Livâta'nın (eş cinsellik, erkek erkeğe tatmin olmanın, kendilerini medenî sanan! erkek- erkeğe, kadın-kadına evlenme hakkı veren hâkim kılıklı zavallıların kararlarına göre yapılan, şeytan işi sapık evliliğin) Yüce Allah'ın haram kıldığı en büyük ve pek çirkin günahlardan biri olduğunda icmâ-i ümmet vardır.

Yeryüzünde ilk defa, Lût aleyhisselâm'ın kavminin yaptığı bu çirkin hareket (erkek-erkeğe eş-cinsellik) hakkında, Allah-ü Teâlâ Kitâb-ı Kerîminde: "Vaktâ ki azab emrimiz geldi, (o memleketin Lut kavminin yaşadığı "Sodom"un) üstünü altına getirdik ve tepelerine balçıktan, (cehennem ateşinde) pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık ki, Rablerinin katından hep damgalanmışlardı. Onlar zâlimlerden uzak değildir. (Bu ümmetin ahlâksızları, Lût kavminin yaptıklarını yaparlarsa onlara hak kılınan azab bunlara da hak olur) " (Hûd:83,84)

Tirmizi, Ebû Dâbüvûd ve İbni Mâce'nin kaydettiklerine göre Allah Rasûlü (s.a.v.): "Sizin nâmınıza en çok endişe duyduğum husus, Lût kavminin yaptığını yapmanızdır" buyurmuş, sonra üç kere: "Lût kavminin yaptığını yapana Allah la'net etsin, Allah onun belâsını versin, Allah ona ilensin" diye bedduâ etmiştir.

Allah-ü Teâlâ; "vaktâki azap emrimiz geldi de o zâlimlerin memleketinin üstünü altına getirerek cezâlandırdık".(Hûd: 83) "O'nu (Lût aleyhis-selâm'ı) kötülükler yapmakta devâm eden o memleketten kurtardık. Gerçekten onlar, fenâ (çok kötü bir) kavim idiler, fâsıktılar." (Enbiyâ: 74) buyurduğu Lût kavminin işlediği çirkin günahdan haber vererek şöyle buyurmuştur.

"Siz, Rabbinizin sizin için yarattığı zevcelerinizi bırakıp ta insanların içinden erekeklere mi gidiyorsunuz? Hayır (ey böyle yapanlar! siz Helâlden harama) tecâvüz eden (haddi aşan) bir kavimsiniz". (Şuarâ: 165,166)

LÛTÎ VE LÛTİYE ÖLDÜĞÜNDE KIYÂMETE KADAR ŞEYTANIN GÖRECEĞİ AZAB GİBİ AZAB GÖRECEKTİR

 Livâta; Lut kavminin işlediği la'netlenmiş çok kötü hareketlerden, en çirkin, en bayağı çirkefliklerdendir.

Lûtî (isteği ile kendini işleten adam, Lut kavminin işlediği çirkin günahı işleyen erkek! müsvettesi), lûtiye ise; (kadın kadına sevişenler, sürtüşerek aralarında tatmin yolu arayan mübtezel kadınlar) demektir ki, bunlar öldüğünde, kıyâmete kadar şeytanın göreceği azab gibi azab ile cezâlandırılacaklardır.

Bu ifâdelerin Şer'î delili olan mübârek sözlerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Kadınların, kendi aralarındaki sürtüşmeleri zinâdır" (kadın kadına sevişmeleri, sürtüşerek aralarında tatmin yolu aramaları zinâdır" buyurmuşlardır.

İbni Abbas (r.a.): "Tevbe etmeden ölen livatacının vücûdu, mezarında domuz sûretine çevrilir" buyurmuştur.
Hazreti Ali (k.v) de: "Lûtî (isteği ile kendini işleten adam) öldüğünde, Allah-ü Teâlâ onu kıyâmete kadar şeytanın göreceği azab gibi azab eder" buyurmuştur.

Taberânî ve Beyhakî Ebû Hüreyre'den (r.a.) Rasûlüllah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivâyet etmişlerdir. "Erkek erkeğe bindiği) Livâta yaptıkları) vakit Arş-ı Rahman Allah'ın gadabından korkarak titrer, gökler nerde ise düşecek olur.  Bunun üzerine Melekler; İhlas Sûre-i Celîlesini "Kul hüvAllahü ehad" okumaya başlarlar, hep birlikte okurlar ve gökleri tutarlar, bu sâyede Allah-ü Teâlâ'nın gadabı diner"...

Allah'ın azabından Allah'a sığınırız. Sevip hoşnud kaldığı şeyleri sevip yapmakta bizleri muvaffak buyurmasını niyâz ederiz.

Ey Erhamer-Râhimîn olan Rabbimiz! Dînimiz, dünyâmız ve âhiretimiz hakkında Senden afv ve maddî-ma'nevî âfiyet dileriz.
Ey Rabbimiz! Unuttuk ve hatâ ettikse bizi hesâba çekme! ​
​Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yükler yükleme!
​Ey Rabbimiz!, günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi (kusurlarımızı) ört ve ruhlarımızı iyilerle berâber al.
​Ey Rabbimiz!, Bize dünyâda da güzellik ver, âhirette de güzellik ver.(Rahmetinle) bizi cehennem azâbından koru.Hesâb günü geldiği zaman, bizi mağfiret et, (günahlarımızı bağışla). Annemizi- babamızı ve Mü’minleri de mağfiret buyur. Âmin.