E. Ensar ELKOCA

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber’in söz ve fiilleri Müslümanlar için her dönem en önemli rehber olmuş, her asra hitap eden örnekliği ile inananların yollarını aydınlatmıştır. Birer hakikat ve hikmet pınarı olan Hz. Peygamber’in beyanları, asırlar boyu büyük bir titizlikle korunarak günümüze kadar gelmiştir.

Hadisler, birbirinden ayrı zaman ve coğrafyalarda yaşayan ümmeti bir bütün halinde besleyen ve eğiten bir kaynak konumundadır. Nitekim Allah indirdiği vahiyle öncelikle Hz. Peygamber’i eğitmiştir. Hz. Peygamber’in “Beni Rabbim terbiye etti” mealindeki hadisi bu eğitimin kaynağının ilahi bir iradeye ve müdahaleye dayandığını göstermektedir. Bir Peygamberin eğitimi ise ümmetini eğitmesi içindir. İşte bu noktada hadisler İslam düşüncesinde Kur’an-ı Kerim’den sonra ümmeti eğiten ve dini bilinci inşa eden en önemli referanstır.

Hz. Peygamber’in örnekliği, etrafında bulunan sahabe için olduğu gibi kendilerinden sonrakilerini de kapsamaktadır. Hz. Peygamber’in bu eğitici rehberliğini diğer asırlara taşıyan en önemli araç ise yine hadis kaynakları olmaktadır. Çünkü bir mesajın sonrakilere aktarılması ancak o sözün hafıza ve satırlara yazılması ile mümkündür. Mesajın korunmasına yönelik gösterilen ceht ve gayret ise muhafaza edilen bu mesajın kıymetini gösterir. Dolayısıyla hadisler Allah’ın Peygamberini eğitmesi sonucunda Hz. Muhammed‘in bu eğitimi insanlara taşınma tecrübesini ve buna ilişkin nebevi beyanları ihtiva eder.

Vahiy Hz. Muhammed’in Sözünü Güzelleştirmiştir

Kur’an-ı Kerim’in indiriliş sürecine baktığımızda vahiy Hz. Peygamber’in sözlerini tasdiklemek için değil, yaşadığı cahiliye toplumuna diriltici söz söylemesi için inmiştir. Dolayısıyla tebliğe başlangıç noktası Hz. Peygamber’in kendi iradesinden değil de Allah’ın takdiri ve emri ile olmaktadır. Allah peygamberine “Oku” dediği için O okumaya başlamış, “Kalk ve uyar” dediği için Hz. Peygamber çevresindekileri uyarmıştır.

Hz. Peygamber kendisine inen ayetlere kendinden hiçbir şey katmamış ancak Allah’ın ayetlerinin nasıl hayat geçirileceğini bizzat kendisi göstermiştir. Tabiri caizse vahiyle gelen yasamaya karışmasa da topluma uyarlanan yürütme kendisi üzerinden gerçekleşmiştir. Bu durumda konan hükmün ve ilkenin yaşanan hayata uyarlanması O’nun eliyle olmuştur. Bu analiz bize hadislerin farklı bir işlevini daha göstermektedir. Hadisler, Kur’an’ın yaşanan hayata uyarlanma sürecinde vahiyle insan arasındaki entegrasyonu sağlayan ve Allah’ın muradının daha iyi anlaşılması için açıklayıcı bir niteliği olan sözlerdir. Dolayısıyla hadisler, vahiy ilkelerini dinamik yaşama uyarlayan açıklamalardır.

Hadisler Kur’an-ı Kerim’in Tefsiridir

Hadisler, Hz. Peygamber’in Kur’an’dan anladığı ve kendi nebevi tecrübesini de katarak ümmetine aktardığı beyanlardır. Allah’ın muradını insana tebliğ eden en önemli Kur’an tefsiridir. Kur’an’ı hayata taşıyan yegane rehber, Allah kelamının bir insan olarak Hz. Muhammed’de bıraktığı izlerdir. Sözün sahibi vahyi taşıyan bir Peygamber olunca O’nun beyanları Kur’an’ı anlayacağımız en güçlü referans haine gelmektedir. Bundan dolayıdır ki ulema Kur’an’ı ilk tefsir edenin Hz. Peygamber olduğunu ve onun hayatının tefsire kaynaklık ettiğini düşünür.

Hadislerin kaynağı Allah’tan vahiy alan ve insanlık için son uyarıcı olan Hz. Peygamber olduğu için İslam düşüncesinde hadisler vahiyden sonra en kıymetli hazine konumundadır. Nitekim Allah tarafından gönderilen vahiy O’nun ağzıyla insanlara ulaştırılmış, hidayete erdirici bu mesaj herkesten önce onu eğitmiştir. Hz. Peygamber aldığı bu eğitim ise, bir model olarak hadislerin içerisinde saklıdır.