Müslüman'ın yapmaması gereken şeylerin dördüncüsü, Namazı terketmektir.

Herhangi bir kimse alış veriş esnâsında malıyla ve geçimine vesîle olan başka şeylerle uğraşırken Namazı vaktinde kılmazsa en bük zarara uğrayanlardan olur.

Allah-ü Teâlâ: Namaz kılmayanları "çok kötü bir nesil" olarak  vasıflandırmakta ve şöyle buyurmaktadır. 

"Sonra arkalarından öyle kötü bir nesil geldi ki, Namazı zâyî' ettiler, (Namazı tamâmıyla bırakmadılar fakat vaktinde kılmadılar) şehvetlerine uydular. İşte bunlar da azgınlıklarının cezâsına uğrayacaklardır. (Meryem: 59)

İbni Abbas (r.a.): Âyet-i Kerimedeki: "Namazı kılmadılar" "Namazı zâyî' ettiler ifâdesinin mânâsı; Namazı tamâmıyla bıraktılar demek olmayıp, belki vaktinde kılmadılar demektir"demiştir.

Büyük İslâm âlimleri: Namazlarını vaktinde kılmayan kimseler bu hâlinde isrâr edip tevbe etmeden ölürse, Allah-ü Teâlâ onu cehennemde, yatağı çok derin ve (içinde akan maddelerin) tadı çok pis olan "gayyâ" deresine atmakla cezâlandırır" demişlerdir.

Allah-ü Teâlâ başka bir Âyet-i Kerîme'de: (İnsanlardan öyleleri vardır ki, Namaz kıldıklarını sanırlar) "O Namaz kılanların vay hâline ki, onlar Namazlarından gâfildirler". (Mâûn:4-5)

(Namazdan gâfil olmak; Namaza aldırış etmemek, tembel davranmak, dikkat ve ciddiyete akmamak demektir ki, böyle davrananların vay hallerine!...)
Eshâb-ı Kirâm'ın (aleyhimür-rıdvân) büyüklerinden Sa'd bin Ebî Vakkas (r.a.): Peygamber Efendinz'e (s.a.v.): "Onlar Namazlarından gâfildirler" ne demek? diye sordum: "Namaz vaktini geciktirmek, Namazı vaktinde kılmamaktır. Sîmâları Namaz kıldıklarını gösterir fakat, tembellik edip Namazlarını geciktirdiklerinden dolayı, azabın en çetini olan "veyl" ile cezâlandırılmışlardır.

"Veyl" cehennemde bir vâdinin adıdır, ki içinde yer yüzünün bütün dağları yürütülse, harâretinin (sıcaklığının) yüksekliğinden eriyiverirler. İşte böyle bir vâdi, Namaza karşı isteksiz,vaktinden sonraya bırakanların meskeni (cezâlarını çekeceği yer) dir.
Ancak, kusurlarına tevbe edip, Allah'a dönüş yapanlar (kulluk borçlarını samimi olarak yerine getirmeye çalışanlar) için kurtuluş vardır" buyurdular diye rivâyet etmiştir.

Allah-ü Teâlâ: "Ey iman edenler! Sizi ne mallarınız, ne de evlatlarınız Allahın zikrinden (beş vakit Namazdan) alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar hüsrâna (zarara, büyük sıkıntı ve azâba) uğraya (cak ola) nların ta kendileridir. (Münafıkûn:9)

Müfessirler: Bu Âyet-i Kerimedeki "Allah'ın zikrinden" kasdolunan mâna; beş vakit Namazdır demişlerdir...

NAMAZ İSLÂM DİNİNİN EN MÜHİM VE EN BÜYÜK İBÂDETİDİR

Dînin en mühim ve büyük ibâdetinin Namaz olduğununu beyan buyuran Allah'ın Rasûlü (s.a.v.): Kıyâmet günü kulun amelinden sorguya çekileceği ilk şey de Namazdır. Kim Namazı terk ettiği halde Allah'ın huzûruna çıkarsa, Cenâb-ı Hakk o'nun yaptığı ve işlediği başka ibâdetlere değer vermez.. Eğer Namazı tamam ise, kurtuluşa erer. (Namazı geçerli ise, diğer ibadetlerindeki noksanlarına fazla bakılmaz, musâmaha gösterilir) Namazı noksan ise, (diğer amelleri de tek tek incelenir ve hesâbı sorulur ki, o kimse) hakîkaten hüsrâna ve zarara uğramıştır. Herhangi bir kimse kasden Namazı bırakırsa, Allah'ın zimmeti (himâyesi, koruması) ondan berî (uzak) olur." buyurmuşlardır.

Allah-ü Zülcelâl Hazretleri cehennemlikleri haber verirken;  "Cennet ehli, günahkârlara sorarlar: Sizi cehenneme sokan nedir? derler. Onlar cevap verirler: Biz Namaz kılanlardan değildik, (fakirlere yardım etmez) açları doyurmazdık, bir de bâtılcılarla bâtıla dalar dururduk, cezâ ve hesap gününü de yalan sayardık. Nihâyet bize ölüm gelip çattı... Artık şefâat edicilerin hiç bir şefâatı onlara fâide vermeyecek" buyurmuştur. (Müddessir: 40-48)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu Âyet-i Kerimeleri okuyup açıkladıktan sonra: "Biz Mü'minler ile (Allah'a ve âhiret gününe inanmayan kâfirler) arasında olan nişan (başka bir rivâyete göre: ahid) Namazdır. Namazı terkeden küfretmiştir...Kişi (Mü'min kul) ile küfür arasında Namazın terki vardır. (Namaz kişi ile küfür arasında bir seddir".

İnsanlar, (Lâ İlâhe illAllah Muhammedün Rasûlüllah) diye şehâdet ederek, Namaz kılıp, Zekât verene kadar, halk ile mukâteleye (vuruşmaya, savaşmaya) me'mûrum. Onlar bunları ifâ ettiler mi, Şer'î hakları mahfuz tutulmak kaydı ile (Allah'ın Rasûlü olarak) Ben'den mallarını ve kanlarını korumuş olurlar. (Gizli küfür ve ma'sıyetlerinin, işledikleri günahlarının) hesâbı Allah'a âitdir.
Yüce Allah'ın en çok sevdiği ibâdet, vaktinde kılınan Namazdır.. .". buyurmuşlardır.

Hazreti Ömer (r.a.): "Namazı terk eden hiç kimsenin İslâm'da nasîbi yoktur." Ben Rasûlüllah'dan (s.a.v.) şöyle duydum. Bir adam, Rasûl-ü Ekrem Efendimiz'e (s.a.v.) gelerek: Ey Allah'ın Rasûlü: İslâm'da Allah'ın en çok sevdiği ibâdetler hangileridir? diye sordu.

Nebiy-yi Muhterem Efendimiz (s.a.v.): "Vaktinde kılınan Namaz... Kim Namazı terk ederse, onun Dîni yoktur. Dînin sütunu (ana direği) Namazdır". buyurdular demiştir.

Hazreti Ali kerremAllahü vecheh Efendimiz'e; Namazını kılmayan bir kadının durumu sorulduğunda, o: " Erkek olsun, kadın olsun, kim Namaz kılmazsa, küfretmiştir" diye cevap vermiştir.

İbn-i Mes'ûd (r.a.) Hazretleri de: "Kim Namazını kılmazsa onun Dîni yoktur" buyurmuştur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Özürsüz olarak iki (vakit) Namaz arasını birleştiren büyük günahlardan bir kapıya gelmiştir" buyurmuşlardır. Bunun üzerine; Ehl-i Sünnet Âlimleri; "Şirk'ten (Allah'a ortak koşmaktan) sonra, Namazı terk ermekten (vaktinden geciktirmekten) ve meşrû' bir sebep olmadan adam öldürmekten (Mü'mün bir cana kıymaktan) daha büyük bir günah yoktur" görüşü üzerinde ittifak etmişlerdir.

Ey Rabbimiz! Unuttuk ve hatâ ettikse bizi hesâba çekme! ​
​Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağıryükler yükleme!
​Ey Rabbimiz!, günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi (kusurlarımızı) ört ve ruhlarımızı iyilerle berâber al.
​Ey Rabbimiz!, Bize dünyâda da güzellik ver, âhirette de güzellik ver.(Rahmetinle) bizi cehennem azâbından koru.Hesâb günü geldiği zaman, bizi mağfiret et, (günahlarımızı bağışla). Annemizi- babamızı ve Mü’minleri de mağfiret buyur. Âmin...