Allah'ın Dininde haram (günah olan, yapılması yasak) edilen şeyler: Allah-ü Teâlâ'nın Kur'ân-i Kerim'de, Peygamber aleyhisselâm'ın Hadis-i Şeriflerinde (mübârek sözlerinde, yaşayarak, göstererek öğrettiği) ve selef-i sâlihîn'in (Hazreti Peygamber'in talebeleri olan Eshâb-ı Kirâm'ın ve onların talebesi olup sözü ve özü doğru olan, ilimleri ile amel eden, insanlara söylediklerini hayatlarında yaşayan muhterem Din âlimleri'nin) eserlerinde "yasak" olduğu bildirilen hususlardır.

Dînin mübelliği olarak, Allah'ın emir ve yasaklarını insanlara anlatıp öğretmek, yaşayarak göstermek üzere gönderilmiş bulunan Peygamber Efendimiz (s.a.v.); Allah'a ve âhiret gününe inananların yapmaması gereken başlıca büyük günahlar hakkında; "Öldüren yedi (büyük günahtan şiddetle) kaçının" buyurmuş ve;  Buharî ve Müslim'in ittifakla kaydettikleri Hadis-i Şeriflerinde "Allah'a şirk koşmayı, sihir yapmayı, haklı bir sebep olmadan cana kıymayı, (adam öldürmeyi) yetim malı yemeyi, fâiz kazancını yemeyi, harpten (vatan müdâfaasından) kaçmayı, nâmuslu Müslüman hanımlara iftirâ etmeyi" saymıştır.


Rasûlüllah sallAllahü aleyhi vesellem'in muhterem Amcaları Hazreti Abbas ve oğlu (Allah onlardan râzı olsun); "Büyük günahlar; (dünyâ'da şer'î cezâyı getektiren adam öldürmek, zinâ ve hırsızlık yapmak gibi veyâ âhirette büyük azâba, Allah'ın gazabına, tehdide uğrayacağına dâir haberler bulunan veya" Peygamber (s.a.v.) dili ile yapanın la'nete uğrayacağı, bazılarının bazılarından daha büyük olduğu bildirilen kötülükler" yetmiş tânedir" demişlerdir.
Abdurrazzak ve Taberi gibi tefsir âlimleri de;" İn tectenibû kebâire" Âyet-i Kerimesinin tefsirinde: "Vallahi İbni Abbas (r.anhümâ) doğru söylemiştir" demişlerdir.

Yüce Allah; "İn tectenibû kebâire" Âyet-i Kerimesi ile, Din'de haram kılnmış, büyük suç ve günah olduğu bildirilmiş olan şeylerden kaçınan Mü'minlerin hatâlarını (küçük günahlarını) bağışlayacağına ve onları Cennet'e sokacağına dâir söz vermiştir.

Verdiği sözünden aslâ dönmeyen Yüce Allah; "Eğer yasak edildiğiniz büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin (öbür) kabahatlerinizi örteriz ve sizi şerefli bir mevkiye (getirip Cennete) sokarız". buyurmaktadır. (Nisâ:31)

Allah'ın Kitâbı Hazreti Kur'ân kendisine inen Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu Âyet-i Kerime'yi; Müslim ve Tirmizinin sahihlerinde kaydettiklerine göre; "Mü'min, büyük günahlardan uzak durduğu müddetce, ("beşer şaşar" deyimine uyugun olarak kötülükleri emreden nefsi gibi gizli, mel'ûn şeytan gibi açık düşmanı olduğu için şaşıp, hatâ eden insan günahların büyüklerini işlemedikce) kıldığı beş vakit Namazın her biri gelecek Namaz'a kadar ve (haftalık kıldığı) Cuma Namazı da tâ gelecek Cuma'ya, (Ramazan ayında tuttuğu oruc da) öteki Ramazan'a kadar aralarında vâki (işlenmiş olan) küçük günahların bağışlanmasına vesîledir". buyurarak açıklamıştır.

ALLAH KATINDA SUÇLARIN EN BÜYÜĞÜ ŞİRK KOŞMAKTIR

Allah'ın Dîninde yasak olan, ben Allah'a ve âhiret gününe inanıyorum diyen Müslüman'ın yapmaması, şiddetle uzak durması gereken büyük suçları, bir kaç bölüm halinde özetle ve maddeler hâlinde ifâde etmeye çalışacağız.

1. Allah katında suçların en büyüğü, Allah'a şirk (ortak) koşmaktır.
Allah'a şirk koşmak, (eş tanımak) inanç da ve amel de olmak üzere iki türlüdür.

Allah'a inanç husûsunda şirk koşanlara; "müşrik" aynı zamanda "kâfir veya "münkir" de denir. Allah'ı ve âhiret gününü inkar eden, Allah'ın gönderdiği Peygambere (s.a.v.) inanmayan, Allah'ı ve Rasûlü'nü yalanlayan demektir.

Şirkin birincisi: Allah'dan gayri şeylere; put diye tabir edilen, insanlar tarafından şekiller verilen; taşlara, tunçlara, ağaçlara, güneşe, aya, yıldızlara, veya bir Peygamber'e veya bir kişiye, Melek ve daha başkalarına tapmak, (her şeye kâdir ve sâhip olan, şekilden, zamandan, mekandan münezzeh olan, yarattıklarından hiç bir şeye benzemeyen ve hiç bir şeye ihtiyacı olmayan) Yüce Allah'a oğul ve eş isnâd etmek, hâşâ: Allah'ın oğlu, kızı veya hanımı olduğunu söylemek" gibi büyük suç ve zulümlerdir.

Allah-ü Teâlâ Kur'ân-i Kerim'de bu hususta:
"Allah'a şirk (ortak) koşmak en büyük zulümdür. (Lokman:13)
Şüphesiz ki Allah, kendisine eş tanınmasının günahını bağışlamaz.  Şirk'den başkasını dileyeceği kimse için bağışlar" (Nisâ: 116)
Kim Allah'a şirk koşar (eş tutar) sa hiç şüphesiz Allah ona Cenneti haram kılar, onun varacağı yer ateş (gideceği yer cehennem)dir." buyuruyor. (Mâide: 77)

(Gerçek Mü'minler (Allah'a ve Rasûlü'ne gerçekten iman edip, sâlih ameller işleyerek bu inancı ile ölenler) cehennemden kurtulup Cennete gideceklerdir.
Sûrî Mü'minler (iman etmiş, fakat sâlih ameller işlememiş, "usât-ı Mü'minîn" denilen) günahlar işlemiş suçlu Mü'minler'den iman üzere ölmüş olanlar ise, "cehennemde bir müddet yandıktan, cezâzını ne kadar ise (ancak Yüce Allah bilir) hak ettiği cezâyı çektikten sonra Cennet ehlinden olacaklardır.
Müşrikler, Allah'a şirk koşan ve bu bâtıl inanç üzerine yani iman ve tevbe etmeden kâfir olarak ölenler ise kesin olarak cehennemliklerdendir ve orada ebedî olarak azap göreceklerdir.

Münâfıklar, iman ettiğini dili ile söylediği halde, kalbi ile inanmayıp, inkâr eden gizli kâfirlerdir. Onlar da ebedî olarak orada azap görmek üzere cehennemin en alt tabakasında olacaklardır.

        Şirkin ikincisi ise; Riyâ yani yapılan amelleri gösteriş için (başkaları görsün ve iyi Müslüman, güvenilir kişi desinler diye) yapmak olup, Şeriat dilindeki ifadesi, gizli şirk'dir.

       Bu hususta Yüce Allah (c.c): "Kim Rabbine kavuşmayı ümid (ve arzu) ediyorsa güzel bir amel işlesin (Allah ve Rasûlü'nün yapılmasını emrettiği her hangi bir ameli işlerken yalnızca Allah'ın rızâsını gözetip isteyerek yapsın) ve Rabbi'ne ibâdette ortak tutmasın. (gerek dili ile, gerek bedeni ile, gerek malı ile, gerekse hem bedeni hem malı ile yaptığı ibâdet ve amelleri ile hiç kimseye gösteriş yapmasın) buyurmuştur.  (Kehf: 110)
Aziz ve Celil olan Yüce Allah bir Hadis-i Kutsî'sinde ise; "Kim ibâdet eder, ibâdetine Benden başkasını katarsa onun o ibâdeti şerik (ortak) edindiği şey içindir. Ben ondan uzağım" buyurmuş ve; insanları (kulları) amellerine göre mükâfâtlandıracağı günde (dünyâ hayatında amel ve ibâdetleri ile gösteriş yapanlara, âhiret hayâtında, hesap gününde) "Haydi, dünyâda amellerinizle gösterişte bulunduklarınızın yanına gidin, bakın (bakalım) bir sevap bulabile cekmisiniz? onlardan bir yardım görebilecekmisiniz?" (Elbette bulamayacak ve yardım göremeyeceksiniz!) ihtârını (uyarısını) yapmıştır...

2. Müslüman'ın yapmaması gereken şeylerin, Allah katında suçların en büyüğü olan şirk'den sonra ikincisı cana kıymak, haklı bir sebep olmadan adam öldürmektir.

Yüce Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: "Her kim bir Mü'mini kasden öldürürse cezâsı, içinde ebedî olarak kalıcı olmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap etmiştir, ona la'net etmiştir ve ona çok büyk bir azap hazırlamıştır". (Nisâ: 93)
"Bundan dolayıdır ki, İsrâil oğullarına şu hakikati hükmettik: Kim bir canı, bir can mukabilinde veya yeryüzünde bür fesat çıkarmaktan dolayı olmayarak öldürülürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur." (Mâide:32)
Haklı sebep: Meşrû devlet kuvvetlerine karşı koyan bağîler (devletin ve toplumun içinden çıkıp yol keserek baskınlar yapan, devlet düzenine karşı koyup bozgunculuk çıkaran, insanlara zulmeden başı boş serserilerler) ile  savaşmak, veya canını, nâmusunu koruma uğrunda zarûrî olarak çarpışmaktır. Bu durumda adam öldüren Müslüman cezâya çarptırılmaz.

Ancak; Bir Müslüman meşrû' nizâma karşı gelen ve Müslümanların yolunu kesenler ile çarpışmak mecbûriyetinde kalsa bile, maksadı (öncelikli hedefi) karşısındakini öldürmek olmamalı, caydırıcı olmayı, fitneyi (bozgunculuğu, anarşiyi),  önlemeyi düşünmelidir.

3. Müslüman'ın yapmaması, uzak durması gereken şeylerin üçüncüsü, sihir (büyü) yapmak ve yaptırmaktır.

Sihir (büyü) yapmak ve yaptırmak, bu işle uğraşanların kendilerini büyük zarara sokacak, onlara aslâ faide vermeyecek olan büyük bir kötülüktür.
Sihir yapanlar, yaptıkları kötü iş ve söyledikleri yalanlar ile Allah'ın ezelde takdir ettiğinin aksi bir te'sir meydana geleceğine inanmakla küfre düşmüş olurlar.

Allah-ü Teâlâ'nın: "Fakat o şeytanlar insanlara sihri öğrettiklerinden kâfir oldular" (Bakara: 102) buyurduğu üzere, mel'un şeytanın insanlara sihir yapmayı öğretmesindeki gâye bu yolla onları Allah'a şirk koşmaya teşvik edip aldatmak, küfre düşmelerini sağlamaktır...

Büyük bir suç, pek çirkin bir kötülük olan sihir (büyü); kocayı hanımından ayırmak, erkeği kadına, kadını erkeğe sevdirmek ve benzeri kötülkleri yapmak için, çoğu şirk, küfür ve sapıklık olan, esâsında şeytanların öğretmiş olduğu bir takım boş ve yalan sözleri söylemektir.

Fal bakmak, baktırmak ve falcıların yalanlarını tasdik etmek, insanların; kendilerini, çocuklarını ve hayvanlarını nazar'a (göz değmesine) karşı koruduğu inancı ile göz boncuğu takmak da, câhiliyet devrinden, (İslâmiyet'den önceki küfür, zulüm ve her türlü kötlüklerin yaygın ve hâkim olduğu dönemden) gelen kötü geleneklerdir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Kişi Rabbinden korksun, dünyâ ve âhiretinin perişan olmasına sebep olacak "büyü"ye bulaşmasın" buyurmuştur.
Sihir (büyü) yapanlar ve onu satın alanlar (tevbe etmezlerse) âhirette hiç bir nasibleri yoktur...

Ey Rabbimiz! Gadabından Rızân'a, cezâlandıramandan affına ve Senden yine Sana sığınıyoruz. Sen bizi büyük zulüm olan şirkten, küçük şirk olan riyâ'dan ve Yüce katında kerih olan her şeyden muhâfaza buyur.

Ey Rabbimiz! Unuttuk ve hatâ ettikse bizi hesâba çekme! ​

​Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağıryükler yükleme!

​Ey Rabbimiz!, günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi (kusurlarımızı) ört ve ruhlarımızı iyilerle berâber al.

​Ey Rabbimiz!, Bize dünyâda da güzellik ver, âhirette de güzellik ver.(Rahmetinle) bizi cehennem azâbından koru.Hesâb günü geldiği zaman, bizi mağfiret et, (günahlarımızı bağışla). Annemizi- babamızı ve Mü’minleri de mağfiret buyur. Âmin...