Muhbir-i sâdık ve sâdık-ul emîn olan Peygamber-i Zîşân aleyhi ekmelüttahıyyât-ü vet-teslimât Efendimiz; İmânen ve ihtisâben Ramazan-ı Şerif Orucunu tutan Mü'minler, Bayram günlerinden sonra, ister peş peşe olsun, ister başında üç gün, ortasında üç gün veya ayrı ayrı günlerde olmak üzere olsun, Şevval ayında da altı gün Oruc tutarlarsa, Azîz ve Celîl olan Yüce Allah'ın bütün seneyi Oruc tutmuş gibi ikrâmda bulunacağı doğru haberini getirip bildirmiştir.

Her zaman ve her yerde hâzır, nâzır ve kulları ile berâber olan, yaptıkları herşeyi hakkıyla bilen, gören ve (Kirâmen-Kâtibîn) şerefli yazıcı Meleklerine her şeyi yazdıran Yüce Allah’ın (c.c.); ayların sultânı, rahmet, mağfiret afv ve bereket ayı Ramazan-ı Şerif boyunca Mü’min kullarının yapmaya çalıştığı ve ücretini almak üzere Bayram sabahı İlahî pazara arzettikleri kulluk vazifelerinin (çalışmalarının) karşılığını alma vakti olan ikram ve büyük ziyâfet günü Bayram günlerinden sonra Mü’min kullarına bir büyük ikrâmı da, Şevval ayında Allah rızâsı için altı gün Oruc tutanlara, bütün seneyi Oruc tutmuş gibi ikrâmda bulunması’dır.

Yüce Allah, bu husûsu son Peygamberi, bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm vâsıtasıyla kullarına şöyle i’lân buyurmuştur.    

   “Kim Farziyyetine inanarak, karşılığında Allah’dan sevâp umarak Ramazan Orucunu tutar, (Bayram günlerinden sonra, zîra Bayram günlerinde Oruc tutmak yoktur) Şevval ayında da altı gün Oruc tutarsa, bütün seneyi Oruc tutmuş gibi olur”.

   Allah rızâsı için “Şevval ayında altı gün Oruc tutacak Mü’min kullarına, bütün seneyi Oruc tutmuş gibi ikrâmda bulunacağını va’d”  buyuran Yüce Allahın bu büyük ikrâmından istifâde etmek isteyelere;  Şevval ayının 12’sinden i’tibaren 17. gün dâhil altı gün Oruc tutmaları önemle tavsiye olunur.

   Buna göre; bu sene: (6 Temmuz  Perşembe- 12 Temmuz  2017 Çarşamba arası) Oruc tutulursa ayrıca Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) tarafından Allah’a yakın olmak için nâfile Oruc tutmanın önemle tavsiye edildiği, “Eyyâm-ı Bîz (kamerî ayların, onikinci, onüçüncü, ondördüncü ve onbeşinci günleri)  de Oruclu olarak geçirilmiş olacağından, biiznillah sevâbı pek büyük olacaktır.  

   İnananlar olarak; Ramazan ayında kazandığımız ve Yüce Yaratıcı’nın memnun olduğuna inandığımız iyi huylar ve güzel amelleri bütün sene boyunca devâm ettirmeye büyük önem vermeliyiz.

   Çünki; Allah-ü Teâla ibâdetle mükellef kıldığı bütün inanan kullarından, sâdece Ramazan ayında değil, bütün ay ve günlerde ve güçleri yettiği kadar kulluk vazifelerini yapmaya gayret etmelerini, emirlerini yerine getirmede ve yasaklarından sakınmada dikkatli olmalarını, ebedî olan âhiret hayâtı için güzel işler (sâlih ameller) yaparak önden yollamalarını yani karşılaşacakları kesin olan; kıyâmet, hesap, haşır ve hesâp günü için yatırım yapmalarını istemekte, istikballerini (geleceklerini gelmesinde en küçük bir şüphe bulunmayan) ebedî hayatlarını garanti altına alabilmek için de, her an nefislerini kontrol altında tutmaya çalışarak Allah’ı unutmamaları gerektiğini bildirmekte, bu hususta Haşır Sûre-i Celîlesinde şöyle buyurmaktadır.

   “Ey îman edenler! Allah’tan korkun. Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın (kıyâmet, mahşer ve hesap günü) için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz ki Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”  

   Binâenaley, kadın erkek bütün inananlar olarak “bülüğ çağından i’tibâren, son nefese kadar, son nefes dâhil, her nefeste” ebedî âhiret hayâtımızı kazanmak için bu dünyâda imtihanda bulunduğumuz inancı ile, yalnızca Ramazan ayında değil, her zaman Allah’a ibâdet etmekle, kulluk vazifelerimizi yerine getirmekle yükümlüyüz.

   Nitekim Cenâb-ı Hakk’ın, Hicr Sûre-i Celîlesindeki; “Ölüm sana gelinceye kadar Rabbine ibâdet et” emr-i İlahîsi bunu ifâde etmektedir.

   Şüphesiz nefislerini ve mallarını temizleyen, (nefsin arzu ve isteklerini kontrol altında tutarak; yaptığı bedenî, kalbî ve lisânî ibâdetlerle kalbini ma’nevî hastalıklar ve günah kirlerinden temizleyen, Farz olan Zekât, vâcib olan Sadaka-i Fıtır, ve nâfile olan Mâlî Cihad yani Allah yolunda yaptığı infak ve sadakalarla malını temizlemek sûretiyle Yüce Allah’a ve cemiyete (topluma) karşı vazîfe ve sorumluluklarını yerine getiren Mü’minler kurtulacaklar, ebedî âhiret yurdunda yalnız onlar kârlı çıkacaklardır.

   Cenâb-ı Hakkın rızâsını kazanabilmek, ebedî âhiret yurdunun ebedî güzelliklerini hakeden gerçek kullardan olabilmek için Allah Rasûlü’nün (s.a.v.): “Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa, devamlı olanıdır.

   Ömrün en hayırlısı (dünyâda yaşamanın mânâsı) da, ibâdetlere devâmda sabır gösterilerek ve Allah’ın rızâsı gözetilerek yaşananı ” dır, mübârek tavsiyesini unutmamalıyız.
   Baramınız mübârek, duâ ve ibadetleriniz Yüce Dergâhta müstecâb olsun.
   Cenâb-ı Hakk; Lütf-ü keremi, sınırsız rahmet ve mağfireti ile bizleri ve bütün inananları sıhhat, âfiyet ve gönül huzûru içerisinde, hidâyet ve doğruluk üzere dâim kılarak, pek çok seneler Ramazan-ı Şerif ve Bayramlara kavuştursun.

   Bedenî, lisânî, kalbî ve mâlî bütün kulluk vazifelerimizi rızâsına uyugun şekilde yapmayı nasîp buyurarak, rızâsını ve âhiret yurdunun ebedî güzelliklerini kazanan, haklarında “Benim ihlaslı kullarım buyurduğu” iyi kullarından eylesin.
Ey Rabbimiz! Unuttuk ve hatâ ettikse bizi hesâba çekme! ​
​Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağıryükler yükleme!
​Ey Rabbimiz!, günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi (kusurlarımızı) ört ve ruhlarımızı iyilerle berâber al.
​Ey Rabbimiz!, Bize dünyâda da güzellik ver, âhirette de güzellik ver.(Rahmetinle) bizi cehennem azâbından koru.Hesâb günü geldiği zaman, bizi mağfiret et, (günahlarımızı bağışla). Annemizi- babamızı ve Mü’minleri de mağfiret et”. ​Âmin