Cenâb-ı Hakk’a sonsuz hamdü senâlar olsun ki; Rahmet, bereket ve afv-u mağfiret mevsimi olan mübarek üç ayların ikincisi ve Efendimiz (s.a.v.) in ay’ı olan Şa’bân-ı Şerif’e veilk Cuma’sına ulaştırdı.

                İnşâAllah(1 Haziran 2015) Pazartesi günü akşamı da,Kur’ân-i Kerîmdeki  “Fî Leyletin Mübâreketin” ifâde ve beyânı ile Kadir Gecesinden sonra en mübârek gece olduğu bildirilen “Berâet Gecesini” idrâk etmeyi de nasip buyurur.

                Amellerin Yüce Huzûr’a arzedildiği ay olan Şa’ban ayının ilk Cuma günü münâsebetiyle; Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.): Cuma günü ve Cuma gecesi bana çok salavât okuyunuz. Kim böyle yaparsa ben kıyâmet gününde ona şâhit ve şefâatci olurum” mübârek sözünden mülhem olarak bu yazımızda önce nefsimize, sonra inanap kabul eden Mü’min gönüllere Salavât-ı Şerife okumanın önemi ve kazandıracaklarını hatırlatmak istiyoruz.  

                Allah Rasûlü Efendimiz’in (s.a.v.) beyanlarına dayanarak ifâde edelim ki; sene içerisinde meydana gelecek ölümler, doğumlar, rızk ve sâir hususlar bu ayda görüşülüp karara bağlanacağından ve en mühimi “Ameller bu ayda Allah'a  arz olunacağından” gelmesiyle gönüllerimizin mesrûr olduğu üç aylar ve Allah’ın ayı Receb-i Şerife gösterilen hürmet ve ta’zim bu ay’a da gösterilmeli, hatta daha uyanık ve hassas olunmalıdır. Bu cümleden olarak, günahlarımıza samîmi bir tevbe ile tevbe edip, günlük en az yüz kere istiğfar getirmemiz, mümkünse, başında, ortasında ve sonunda üçer gün olmak üzere oruç tutmamız ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine (ne kadar yapabiliyorsak o kadar) çok Salavâtı Şerife okumaya çalışarak, bu sûretleŞa’ban ayına da hürmet ve ta’zim göstermemiz önemle tavsiye buyurulmaktadır.

                Unutulmamalıdır ki;Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Şa’bân ayı; Recebayı ileRamazan ayı arasında çok feyizli bir aydır, ancak insanların ekserisi bundan gâfildir ve bu kıymetli ay’ı gaflet içerisinde geçirirler.     

                Kim, Şa’bân ayına hürmet ve ta’zim eder, Allah’tan korkar ve Allah’a itâat edip nefsini günâh işlemekten korursa, Cenâb-ı Hakk onun günâhlarını bağışlar, o sene içinde başına gelecek belâ, musîbet ve hastalıklardan emin kılar.”. Buyurmuşlardır.

                Bu mübârek ay’a hürmet ve ta’zimin ancak, Allah rızası gözetilerek çok oruç tutmak ve Allahın Rasülünün (s.a.v.)üzerine çok Salavâtı şerife okumakla mümkün olacağını haber veren Peygamber Efedimiz (s.a.v.) bir mübârek sözlerinde:“Kim, nâfile olarak Allah rızası için Şa’bân ayının evvelinden, ortasından ve sonundan üçer gün oruç tutarsa, Cenâbı Hak onun için 70 Nebî’nin ibâdet sevâbını yazar. O kişi 70 yıl Allah’a ibâdet etmiş gibidir. Eğer bu sene içinde ölecek olursa, rûhunu şehîd olarak teslim eder. ” buyurmuşlardır.

                Şüphe yok ki; Paygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine çok Salavât-ı Şerife okumak, o kimsede Peygamber (s.a.v.) sevgisi olduğunu gösterir, ümmet-i Muhammed’den olduğuna delâlet eder, şefâat-i Muhammedî’ye nâil olmayave (âhirette Rasûlüllah’a yakın ve komşu olmaya) vesîledir.

RASÛLÜLLAH’A ÇOK SALAVÂT-İ ŞERİFE OKUMAK RAHMET VE MAĞFİRET-İ İLAHÎYE VESÎLEDİR

                Rasûlullâh Efendimiz üzerine çokca Salevât-ı Şerîfe getirmek (enkısa hâliyle “Allâhümme Salli alâ Muhammed ve alâ âli Muhammed” demek Allâhü Teâlâ’nın rahmetine ve mağfiretine vesîle olan pek değerli bir zikir ve sırat üzerinde sâhibinin elinden tutarak ona yardım edecek mücessem bir nurdur..

                Bu ifâdelerin delîli olan bir Hadis-i Şerif’e göre; Rasûlüllâh Efendimiz sallAllâhü aleyhi vesellem Hazretleri bir sabah eshâbına: “Gece sabaha karşı bir acâib rü’ya gördüm; ümmetimden bir adam sırat üzerinde güçlükle yürümekte; elleri ve dizleriyle emekleyerek ilerlemeye çalışmaktaydı. Bu sırada bana getirdiği salevâtları geldi ve elinden tutarak onu kaldırdı ve sırâtı geçirdi.” buyurdular.

                “Bana salevâtı çok getiriniz. Muhakkak kabirde ilk önce benden suâl olunacaksınız. ” İnsan ölüp defnolunduğunda iki Melek gelip kabir suâllerini sorarlar: ‘Rabbin kimdir, Peygamberin kimdir, Dînin nedir?’ derler.

                Hikmet ehli Allah dostu âlimler: Kim dünyada Kelime-i Şehâdeti ve Peygamber Efendimiz üzerine salevâtı çok okursa kabirde sual Meleklerinin sorularına kolaylıkla: “RabbimAllâh’dır, Peygamberim Muhammed aleyhisselâmdır, Dînim de İslâm’dır” diye kolaylıkla cevâp verirler. Bundan sonra o Mü’minin kabri cennet bahçelerinden bir bahçe hâline gelir.” Buyurmuşlardır.

                Süfyân-ı Sevrî (rahimehullâh) Hazretleri anlatıyor.

                Bir Hac mevsiminde Kâbe’yi Muazzama’yı tavaf ederken hacılardan birinin hep Salevât-ı Şerîfe getirerek tavâf ettiğini gördüm. Kendisine; Hacı kardeşim “Burası Allâhü Teâlâ’ya duâ edilecek yerdir.” dedim. Bunun üzerine bana dediki:

                “Bak, Hacı kardeş; sana hâlimi bildireyim de neden böyle yaptığımı anla” dedi. Ben de buyur anlat dedim.

                Memleketimde Hac yolculuğu hazırlıklarımı yaparken hasta bir kardeşimi ziyârete gitmiştim. Durumu ağırlaşmış, yüzü simsiyah olmuştu. Belli ki vefâtı yaklaşmıştı. Kardeşimin bu hâline çok üzülmüştüm. Bu sırada yanımıza tanımadığımız güzel ve nurânî yüzlü bir zât geldi. Hasta kardeşimin yüzünü eliyle meshetti ve yüzü eski hâline geldi. Bu durum karşısında çok sevindim ve: “Şu yaptığınızdan dolayı Allâhü Teâlâ sizi hayırla mükâfatlandırsın. Siz kimsiniz” diye sordum.

                O nurânî yüzlü zât: “Ben Allah-ü Teâlâ’nın Rasûlülü Muhammed aleyhisselâm üzerine Salevât-ı Şerîfe getiren Mü’minlerle alakadar olmakla vazîfelendirdiği Meleğim. Vazifemi böyle yaparım. Muhakkak kardeşin çok Salevât-ı Şerîfeokurdu.” dedi.Vekayboldu.İşte bunun için Allah’ın evinde Allah’ın Rasûlüne (sallAllahüaleyhivesellem) çokca salâtü selâm getirmeye çalışıyorum cevâbını verdi.

                PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V) ÜZERİNE SALÂTÜ SELÂM OKUMANIN FAZİLETİ HAKKINDAKİ                           HADİS-İ ŞERİFLERDEN BAZILARI

                Hazreti Enes (radıyAllâhu anh) anlatıyor: "Rasûlüllah (sallAllahü aleyhi vesellem) buyurdular ki: "Kim bana (bir kere) salât okursa, Allah-ü Teâlâ da ona on salât okur (Rahmeti ile muâmele eder) ve on günahını affeder, (mertebesini) on derece yükseltir." 
                Ebü Talha (radıyAllâhu anh) anlatıyor: "Bir gün Rasülullah  (s.a.v.) yüzünde neşeli olduğu halde Mescid’e geldi.

                Kendisine: "Ey Allah’ın Rasûlü, yüzünüzde bir sevinç görüyoruz!" dedik. 
                "Bana Melek geldi ve: Ey Muhammed! Rabbin buyuruyor ki: Sana salavât okuyan herkese Benim on rahmette bulunmam, selâm okuyan herkese de Benim on selâm okumam sana (ikrâm olarak) yetmez mi?" buyurduğu müjdesini getirdi. “Sevincimin sebebi budur” buyurdular.
                İbni Mes'ud (radıyAllâhu anh) anlatıyor: "Rasûlüllah (sallAllahü aleyhi vesellem) bana, avucum avuçlarının içinde olduğu halde, Kur'ân'dan sûre öğretir gibi teşehhüd'ü (Namazda otururken okunan (Ettehıyyât-i Lillahi duâsını)  öğretti."               

                Sonra:"Siz bu teşehhüdü yaptınız mı, semâ ve arzdaki bütün sâlih kullara selâm vermiş olursunuz." buyurdu.
                Evs İbni Evs radıyAllahü anh anlatıyor: Rasûlüllah sallAllahü aleyhi vesellem buyurdular ki:             

                Cum'a, en hayırlı günlerinizden biridir. Hazreti Âdem aleyhisselâm(ın toprağı) o gün yaratıldı, o gün kabzedildi. (Kıyâmette Sûr'a) o gün üflenecek, sayha da o günde olacak. Öyleyse o gün bana salâvatı çok okuyun. Zira salâvatlarınız bana arzedilir!" buyurdu.

                Orada bulunanlar: Salavâtlarımız size nasıl arzedilir? Ey Allah’ın Rasûlü, Siz çürümüş olacaksınız! dediler.Rasûlüllah sallAllahü aleyhiveselem: Allah-ü Teâla Hazretleri, Arz'a (toprağa) Peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kıldı”! buyurdular. 
                Abdullah İbni Mes'ûd radıyAllahü anh bir sohbetinde şöyle buyurdular: Ey Kardeşlerim!Rasûlüllah sallAllahü aleyhi vesellem’e salavât okuyunca salavâtı güzel yapın. Zira siz bilemezsiniz, belki bu salavâtınız ona arzedilir. 
                Sohbet meclisinde bulunanlar kendisine:  öyleyse (güzel olan salavâtı) bize öğretin! dediler.

                Buyurdular ki; Allahümme salli alâ Muhammedin ve ala âli Muhammedin kemâ sallayte alâ İbrahime ve alââl-i İbrahîme inneke hamîdün mecîd. 
                Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alââli Muhammedin kemâ bârekte alâ İbrahîme ve alââl-i İbrahîme inneke hamîdun mecîd” i okuyun. 
                Amr İbni Rabi'a radıyAllahü anh anlatıyor: Rasûlüllah sallAllahü aleyhi vesellem buyurdular ki:"Bana salavât okuyan bir Mü'min yoktur ki ona Melekler rahmet duâsı (onun bağışlanması için duâ) etmemiş olsun. Bu, bana salavât okuduğu müddetçe devâm eder. Öyleyse kul bunu, ister az ister çok yapsın!"  buyurdular. 
                İbni Abbas radıyAllahu anhüma anlatıyor: Rasûlüllah sallAllahü aleyhi vesellem buyurdular ki: Kim bana salavât okumayı unutursa, Cennetin yolunu terketmiş olur." 
                Ebu'd-Derda radıyAllahu anh anlatıyor: Rasûlüllah sallAllahüaleyhi vesellem buyurdular ki:Cum'a günü bana salavâtı çok okuyun. Çünkü o gün okunan salâvatlar meşhûddur, Melekler ona şâhidlik ederler. Bana salavât okuyan hiç kimse yoktur ki, o daha okumasını bitirmeden salavâtı bana ulaştırılmamış olsun.

                Bunun üzerine dedim ki:Siz vefât ettikten sonra da mı yâ RasûlAllah?Evet buyurdular, vefât ettikten sonra da. Zira Cenâb-ı Hakk toprağa, Peygamberlerin cesedini çürütmeyi haram kılmıştır.

                Allah'ın Peygamberi her zaman diridir, rızka mazhardır." Buyurdular.
                İşte; Şa’ban ayının ilk Cuma günü münâsebetiyle; Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) bu mübârek sözlerinden mülhem olarak önce nefsimize, sonra inanıp kabul eden Mü’min gönüllere Salavât-ı Şerife okumanın önemi ve kazandıracaklarını hatırlatmak istedik. Lütfen ihmal etmeyelim.

                Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ ve Nebiyyinâ Muhammed elfe elfin....