Yüce Rabbimizin rahmet ve mağfiretinin bolca tecellî ettiği mübârek vakitleriden biri olan (15 Mayıs Cuma günü akşamı idrâk edeceğimiz) Mir’ac Kandili münâsebetiyle;Allah dostu âlimlerin;Mir’ac Kandili (gecesi) ve gündüzünde ne gibi tavsiyelerde bulunmuşlar, hangi vakitte hangi nâfile ibadetler yapılırsa, bu müstesnâ vakitler en güzel şekilde değerlendirilmiş olur, rahmet ve mağfiret-i İlahî’den en fazla nasıl istifade edilir”tavsiyeleri üzerinde durmak istiyoruz.

   Allah’a ve âhiret gününüe inananlar olarak hepimiz kabul edelim ki; beşer olmamız hasebiyle şaşarak gönüllerimizi, daha doğrusu amel defterlerimizi hepimiz günah kirleri ile kirletmiş durumdayız.

   Günah kirleri ile kirlettiğimiz sayfaları, yeniden tertemiz hâle getirebilmek için Yüce Rabbimiz’in bahşettiği fırsatları iyi değerlendirmek durumundayız.

   Günah kirlerinden kurtulmak için yapmamız gereken şey;Ğaffâr (çok merhametli ve bağışlayıcı) ve Settâr ( Engin rahmeti ile ayıpları, kusurları örtücü olan) Yüce Allah’a yönelmek, bilerek- bilmeyerek işlediğimiz günahlarımıza samîmı bir kalp ile tevbe etmek, tekrar yapmamaya söz vermek ve bolca istiğfar okumak, Peygamber Efendimizz (s.a.v.) üzerine çokca salât-ü selâm okumak, Allah dostu âlimlerin tavsiye ettikleri şekilde, mübârek gün ve gecelerdeki nâfile ibâdetleri (yapılabildiği kadar) yapmaya çalışmaktır.

   Geliniz hep beraber;Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) İsrâ ve Mi'rac mu’cizesinin yıl dönümü olan bu mübârek gecedeYüce Rabbimiz’e olan ahid veîmanlarımızı yeniden tazeleyelim.

   Bilelim ve unutmayalım ki;Şanlı Peygamberimiz Hazreti Muhammed-enil Mustafâ’dan (s.a.v.) evvel hiç bir Peygambere nasip olmamış ve  sonra da hiç bir kimseye nasip olmayacak olan bu kutlu Isrâ ve Mi’rac seferinden dönüşte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ümmetine üç hediye getirmiştir.

   1’nci hediye: Ümmetinden Allâh-ü Teâlâ’ya şirk (herhangi bir şeyi ortak) koşmayanların affedileceği ve Cennete gireceği müjdesi.

   2’inci hediye: Sûre-i Bakara’nın  “AmenerRasûlü” diye başlayan son iki Âyet-i Kerimesi.

   Bu Âyet-i Kerimelerde; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e, ümmetine tâkat getirmeyeceği yüklerin yüklenmeyeceği müjdesi veriliyor, afv, mağfiret, rahmet ve düşmanlarına karşı yardım ve zafer verilmesi için duâ öğretilmektedir.

   3’üncü hediye; Günde beş vakit namaz. Daha önce sabah ve akşam olmak üzere günde iki vakit kılınan namaz ibâdeti, bundan böyle günde beş vakit olarak edâ edilmek üzere, mükellef çağa gelmiş her kadın erkek emredilmiş olup, günde beş vakti kılanlara ise, elli vakit sevâbı verileceği müjdelenmiştir.

   Bu sebeple; geliniz hep beraber; Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) İsrâ ve Mi'rac mu’cizesinin yıl dönümü olan bu mübârek gecede Yüce Rabbimiz’e olan ahid ve îmanlarımızı yeniden tazeleyelim.

   Allah Rasûlünün (s.a.v.) “Namaz, Dînin direğidir. Namaz, Mü’minin Mi'racı’dır” buyurduğu, Mi’rac hediyesi beş vakit namazadevâm kararı alalım ve Yüce Huzûra çıkıncaya kadar her hal ve şartta namazlarımızı kılmaya gayret edelim….

KANDİL GECELERİNDE YAPILACAK NÂFİLE İBADETLER ALLAH’A YAKLAŞTIRIR

Öncelikle ifâde edelim ki; mânevî kazanç ve hayır mevsimi olarak ifâde edilen mübârek gün ve gecelerde yapılması tavsiye edilen ibâdetler, adı üstünda “nâfile ibâdetler” olup, yerine getirilmesi mecbûrî yani farz veya vâcip değildir.

   Günümüzde,özellikle bazı ilahiyâtcıların:  “Kandil adı verilen bereketli gecelere ait belli sayıda ve vakitte kılınacak bir namaz ibadeti yoktur.Bunlar uydurma namazlardır.Yılın bütününe âit nâfile ibâdetleri bırakıp birkaç gecede “işi halletme” kabilinden sünnette yeri olmayan şeyleri yapmayalım” demelerini, özellikle “uydurma namazlar” ifadelerini esefle ve hayretle karşıladığımızın da bilinmesini isteriz. 

   Şu husûsunda bilinmesini isteriz ki; mübârek gün ve gecelerde yapılmasınını tavsiye ettiğimiznâfile ibâdetlerin, Dînin emirleri arasında olduğu söylenmemektedir ki, bid’ad olsun.

   Sâdece, nasla (Âyet-i Kerîme ve Hadis-i Şerif ile) sâbit olduğu üzere; zaman ve mekanların kudsiyeti sebebiyle, mübârek gün ve gecelerde yapılacak nâfile ibâdetlerin sevaplarının fazla olacağı bildirilmek ve teşvik edilmektedir.

   Binâenaleyh, bizim tavsiye ve teşvik etmeye çalıştığımız, “mübârek gün ve gecelerde yapılması tavsiye edilen nâfile ibâdetler”e,günümüzde bazı ilahıyâtcılar karşı çıksalar, kabul etmeseler de! nâcizâne biz, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in “Allah’ın dostları (Allah’ın velî kulları) onlardır ki, görüldükleri zaman Allah hatırlanır” buyurduğu maneviyât büyüklerinin Peygamber vârisi âlimlerin, önemli tavsiyelerine güvendiğimiz, son derece mühim ve karşılığında verilecek mükâfâtların da o nisbette büyük olduğuna inandığımız için, önce kendi nefsimize, sonra da inananlara, bu nâfile namaz ve ibâdetleri önemle tavsiye ve teşvik ediyor ve hatta: “Lütfen tavsiyelerimize uyunuz, tarif edildiği şekilde o namazları kılınız, sevâbı sizlerin, (varsa vebâli, günahı bizim) olsun” diyoruz.

   Nitekim; iki cihan sâadetmize vesile olması için örnek almaya çalıştığımız Allah dostu, ma’neviyât büyüklerinin rehle-i tedrîsinde bulunma şerefine ermiş hocalarımızdan dinlediğimize göre; mânevî kazanç ve hayır mevsimi olarak ifâde edilen mübârek gün ve gecelerde yapılması tavsiye edilen “nâfile ibâdetler’i” Osmanlının son asır büyük âlimlerinden, Büyük Müceddid ve Mürşid-I Kâmil Ebulfârûk Süleyman Hilmi Silistrevî (k.s.) Hazretleri de, 1950’li yıllarda, İstanbul’un Selâtin Câmilerinin kürs-i Muhammedî’lerin de; “Efendiler! Efendiler! “Bazıları, mübârek kandil gecelerinde kılınacak özel bir namaz yoktur, bu bid’atdır.” diyorlar.

   Biz de diyoruz ki: “Size tavsiye ettiğimiz bu namazları kılınız. Oruçları tutunuz.Şâyet bir günahı varsa bizim olsun. Sevâbı ise sizin olsun”buyurarak inananları teşvik etmiş ve şöyle buyurmuştur.

   Allah-ü Têâla hazretleri Hadis-i Kutsîsinde: “Farzlarla (beş vakit namaz, Cuma namazı, Ramazan orucu, Zekât ve Hac ile)  kulum Bana olan borcunu ödemiş olur. Ben’den (gadabımdan-azâbımdan) kurtulur.Nâfile ibâdetler ile de, Bana (Benim rızâma, rahmet, merhamet ve yardımıma) yakın olur.”buyurmaktadır.

   Görüldüğü üzere; nâfile ibâdetleri yerine getirmek mecbûrî olmamakla beraber, bu ibâdetlerin kulu Rabbı’na yakınlaştırdığını bizzat Cenâb-ı Hak bildirmektedir.

Mİ’RAC GECESİNDE KILINMASI TAVSİYE EDİLEN HÂCET NAMAZI VE KILINIŞ ŞEKLİ

   Mi’rac Gecesi, Yatsı Namazından sonra 12 rek’atlik bir “Hâcet Namazı” kılması; (Mü’min kulun kıldığı namazı vesîle kılarak, Cenâb-ı Hakk’dan maddî- manevî isteklerinin yerine getirilmesininiyâz etmesi) Allah dostları tarafından önemle tavsiye edilmiştir.

   Hâcet Namazı, her rek’atte Fatiha’dan sonra10 defa “Ihlâs-ı Şerif: KulhüvAllahü ehad ”okunarak ve  iki rek’atte bir selâm verilerek kılınır.

   Namaza şöyle niyet edilir: “Ya Rabbî, bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrârını göstererek muhabbetinle müşerref kıldığın Habibin, Rasûl-i Zîşân Efendimiz hürmetine, ben âciz kulunu afv-ı İlâhine ve rızâ-i İlâhine mazhar eyle. Niyet ettim Yâ Rabbi rızâ-i şerifin için namaza”…Allahü Ekber...

   Namazdan sonra;

   4 kere, Fâtiha-i Şerîfe, “Elhamdü lillahi Rabbil âlemîn”,

   100 kere“SübhânAllâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ İlâhe illAllâhü vAllâhü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm”,

   100 kere, Istiğfâr-ı Şerif, “Estağfirullah-el azîm ve etûbü ileyk”,

   100 kere, Salâvât-ı Şerife “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed”okunup duâ yapılır.

   Mi’rac Gecesi’nde kılınması tavsiye edilen “Hâcet Namazı”nda “Ihlâs- ı Şerif”ler her rekatte 100 kere okunur   veya bu namaz her rek’atte 10’ar ihlâs-ı şerif okunmak suretiyle 100 rek’at olarak kılınırsa, bu namazın feyz ve bereketiyle,  biiznillahhuzur-u Ilâhi’ye Namaz borçlusu olarak çıkılmayacağımüjdelenmiştir.

Mİ’RAC  GECESİNDEN  SONRAKİ  GÜN YAPILMASI  TAVSİYE EDİLEN  İBADETLER

   “Her ay da üç gün oruç tutan, ömrü boyunca oruç tutmuş gibi olur”.  Hadis-i Şerifine göre, Mi’rac Gecesinden sonraki gün de oruç tutulması, (sağlığı ve durumu müsait olanlar için) önemle  tavsiye  edilmektedir.

   Mi’rac Gecesinden sonraki gün; Öğle ile İkindi arasında, Allah rızâsı için  dört  rek’at namaz kılınır.

   Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 5 -Âyet’ül- Kürsî, 5 Kulyâ eyyühe’l -kâfirûn, 5 Ihlâs-ı Şerif (Kul HüvAllahü Ehad), 5 Kul eûzü biRabbi’l-felak, 5 Kul eûzü biRabbi’n-nâs sûreleri okunur.

Ve duâ edilir...

   Cenâb-ı Hak; kalbî, lisânî, bedenî ve mâlî, her türlü ibâdetlerimizi Yüce Dergâhında en güzel sûrette kabul buyursun.

   Sözlerimizi; Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) Mi'rac’da Yüce Huzur’da bilâ vâsıta Zât-ı Ecelli A’lâ tarafından bizzat vahyolunan ve biz mü’minlere yapmamız, devâm etmemiz gerektiği öğretilen mühim bir dûa ile (Bakara Sû­resininson Âyet-i Kerîmesi) noktalayalım.

   “Ey Rabbimiz! Unuttuk yahut yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme!.

   EyRabbimiz! Bize bizden öncekilere yükle­diğin gibi ağır yükyükleme!.

   Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme!

   Bağışla bizi, mağfiret et bize;

   Rahmet eyle bize!

   Sensin bizim Mevlâmız.

   Kâfir kavimlere (ahlaksızlar gürûhuna) karşı yardım etbize”.Âmîn..