Hiç şüphesiz ve akl-ı selim sâhibi herkesin kabul edeceği bir gerçektir ki; senede bir gün; “anneler günü”, “babalar günü” diyerek, üstelik çoğu da yapmacık, samîmiyetten uzak tavırlarla anne ve babaların gönlünü almaya çalışmak yeterli değildir.  

Allah’a ve âhiret gününe inanalar için her gün “anneler günü”, her gün “babalar günü”dür.

   Mülkün, vâr olan her şeyin sâhibi ve yegâne mâliki olan Yüce Allah (c.c.) insanlık tarihi boyunca, Peygamberlerine gönderdiği İlahî kitap ve sahîfelerde olduğu gibi, son Peygamberi, bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm’a gönderdiği son Kitâbı Kur’ân-ı Kerîm’de de; Zâtına ibâdet, Peygamberine itâattan hemen sonra, anaya-babaya itâat ve hürmet edip iyilikte bulunmayı kat’î olarak emir buyurmuştur.

İnandığımız, mensûbu olmakla şerefyâb olduğumuz Yüce İslâm Dîni ve Dînin mübelliği Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.); özellikle anne sevgi ve saygısına en üstün değeri vermiş, anaya saygı ve ikrâmı, mükâfatı Cennet olacak biricik amel olarak bildirmiş, “Cennet annelerin ayakları altındadır” mübârek sözü ile, annenin evlâdına karşı kalbî hoşnutluğunu ve makbûl duâsının, evlâdın Cennet’e girmesine sebeb olacak müessir bir dua, anneyi de en saygıdeğer insan olarak takdim etmiştir..

   ALLAH’IN KİTÂBINDA ANA-BABA’NIN ÖNEMİ

   Yüce Allah (c.c.) şöyle ferman buyurdu. “Senin Rabbin yalnızca Kendisine ibâdet etmenizi ve anaya-babaya iyilikte bulunmanızı kesin olarak emretti.

   Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında birlikte yaşlanacak olurlarsa onlara “öf ” bile deme. Onları sakın azarlama.On­lara güzel söz söyle. Onlara acıyarak te­vazu kanadın ıindir ve şöyle duâ et: (EyYüce) Rabbim! Onlara sevgini ve şefkatini göster. Çünkü ben çocuk iken onlar da beni (sevgi ve şefkatle) büyütmüşlerdi”.

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (S.A.V.) BEYANLARI İLE ANA-BABANIN ÖNEMİ

   Dünyâya gözlerini açamadan evvel muhterem babasını kaybederek öksüzlük beşiğinde büyümüş, altı yaşında iken doyamadan kaybettiği sevgili anneciğinin kabri başında nurlu gözleri yaş­la dolmuş, süt annesini “anneciğim” diyerek baştacı yapmış sevgili Peygamberimiz (s.a.v.);  anne sevgi ve saygısını Allah’a ve âhiret gününe inanmanın ve ahlâkın temel görevi olarak beyan etmiş ve şöyle buyurmuşlardır:

   “Allah (c.c.) analarınıza itâati emreder. Analarınıza ikrâmı emreder. (Evet evet, Azîz ve Celîl olan Yüce) Allah analarınıza hürmeti emreder”...

  Kendilerine “Yâ Rasûl Allah! İnsanlar içinde maddî yardımıma ve manevî ilgime en çok lâyık olan kimdir? diye soran bir eshâbına, (onun şahsında bütün inanalara)“ Yardımına ve ilgine en ziyade lâyık olan annen­dir, annendir, annendir, sonra da baban gelir”. Buyurmuşlardır.

   Kezâ; ana-babaya karşı gösterilmesi ge­reken saygının ve yapılması gerekli olan yardımın öl­çüsünü öğrenmek isteyen bir sahâbî’ye de bu görevin devamlı olması gerektiğini açıklamak için şöy­le buyurmuşlardır:

   “Anan ve babansenin Cennet'in ve Cehennem'indir”.   Onlara itâat etmen ve ikramda bulunman Cennet'e girmene, karşı gelmen, onların kalbini kırman ve hizmetlerini görmek, ihtiyaçlarını karşılamak husûsunda alâkasız kalman da, Cehennem’e düş­mene sebeptir”.

ANA SEVGİSİ VE İLGİSİNİN ÖNEMİ İLE ALAKALI ASR-I SAÂDETTEN MUHTEŞEM BİR ÖRNEK

   Allah Rasûlüne (s.a.v.) ilk îman edenlerden Cahimetüs-Selemî(r.a.) adındaki sahabî anlatı­yor:

   Rasûlüllah’a (s.a.v.)geldim ve: “Ya Rasûl Allah! Cihad yaparak Allah'ın rızasını ve âhiret yurdunun saâdetini kazanmak arzusu ile ben de Seninle beraber savaşa girip, cihad yapmak için yanınızageldim”. dedim.

   Rasûlullah (s.a.v.) bana:“Arzusuna eresice adam! Annen sağ mıdır? Buyurdu.

   Evet, sağdır Ya Rasûl Allah!Dedim.

  “Evine dön, ananın nafakasını sağla, ona sevgi ve saygı göster, hizmeti gör.” Buyurdu.

    Allah Rasûlünün (s.a.v.) huzurundan ayrıldım,fakat daha sonra gelerek arzumu tekrar dile getirdim. Peygamber Efendimizle (s.a.v.) aramızda aynı şekilde bir konuşma geçti.

   Üçüncü defa gelerek Allah'ın rızasını ve âhiret yurdunun saâdetini kazanmak için Allah’ın Rasûlü (s.a.v.) ile beraber Allah yolunda cihad etmek istediğimi ısrarla belirtince; Rasûlüllah (s.a.v.) bana şöyle buyurdu:

   “Be acınacak adam! Ananın ayaklarına kapan.Zirâ Cennet orada; ananın ayaklarının altında (onun rızasına bağlı) dır.”

   Özetle; Yüce Rabbimizin ve Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.)  müjdeleyici ve korkutucu irşadları ışığında kendimize ve inananlara bir kere daha hatırlatmak isteriz ki; kendilerini aylarca karnında, yıllarca kucağında ve ömürleri boyunca da kalplerinde taşımış olan annelerinin rızâ ve hayır duâlarını alamayan evladlar, insanlık cevherini kaybetmiş zavallılardan başka birşey değildir. 

   Unutmayalım ki; Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ana-baba sevgisi ve saygısınıâhiret hayâtının mutluluk sebebi kılamayan bedbahtlar hakkında, bedduâ vasfında acı ikazlarda bulunmuş ve:

   “Ana - babasından biri veya her ikisi ihtiyarlık za­manlarında kendisinin yanında bulunur da (onlara gereken­
 sevgiyi, saygıyı ve yardımı göstermediğinden) Cennet'e giremeyen kişi sürüm sü­rüm sürünsün”
. buyurmuştur.

   Kezâ, Ana-babalara başkaldırmanın, gönül yakıcı, kalb kırıcı sözleri onlara revâ görmenin, korkunç bir nankörlük ve taşları çatlatacak bir hissizlik içerisinde onları kendi başlarına terk etmenin, insanlık omuzlarını çökerte­cek, dünyada cezâsı çekilecek ve âhiret’te azâbı tadıla­cak pek büyük bir günah olduğunu da şu mübârek sözleri ile beyan buyurmuşlardır.

   “Allah sizlere (husûsiyle) analara say­gısızlığı ve ilgisizliği haram kılmıştır.

   (İyice biliniz ki;Cehennem azabına sürükleyecek) büyükgünahlar; Allah’a ortak koşmak, adam öldür­mek ve ana-babaya âsî olmak, (karşı gelerek onların kalbini kırmak) tır.

   “Azîz ve Celîl olan Yüce Allah, günahlardan dilediğini affeder de yalnız ana-babaya isyan günahını affetmez.

   Ana-babaya isyan günahı işleyenlere, daha dünyada yaşarken de cezasını âcilen verir”.

   HER GÜNÜ ANNELER GÜNÜ BİLMELİ

   İnanalar olarak; İslâm’da her günün anneler günü olduğunu bilelim ve unutmayalım.

   Evet; unutmayalım ki; büyümemiz, yetişmemiz ve mutluluğumuz için her ızdırâbı zevk bilerek ömrünün baharın ısolduran sevimli ve güzel analarımıza karşı senede bir gün değil, daimâ sevgi ve saygı gösterelim.

   Hayatta olanana- babalarımıza her zaman en samîmî hürmet ve ikrâm duyguları ile bağlanarak ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamaya çalışalım. 

   İmkanlarımız nisbetinde, sık-sık alacağımız hediyelerle gönüllerini kazanalım. En önemlisi mutlaka hayır duâlarını alalım.

   Şâyet analarımız- babalarımız veya biri vefât etmiş ise, her fırsatta, sık sık ruhlarına fatihalar okuyalım, duâlar edelim.

   Sevaplarını ruhlarına bağışlamak üzere hayırlar yapalım, sadakalar vermeye çalışalım.

   Sözlerimizi, sözlerin en güzeli ve en doğrusunun sâhibi Allah Rasûlü Efendimiz’in (s.a.v.) kulaklarımıza küpe olacak saâdet iksiri bir tavsiyesi ile noktalayalım:

   “Analarınıza ve babalarınıza itâat ediniz, ikram­da bulununuz ki, çocuklarınız da size itâat etsin ve ikramda bulunsun…

   Rahmet ve merhameti hudutsuz olan Yüce Rabbimizden; bize ve bütün inananlara, Zâtına ibâdet, Rasûlüne itâat, ana-babalarımızın sevgi, rızâ ve duâsı ile iki cihan saâdet ve selâmeti nasip buyurmasıni yâzı ile.…