“Manevî fırsat ve kazanç mevsimi üç ayların başlangıcı ve Allah’ın ayı Receb-i Şerîf’i değerlendirmek” başlıklı yazımızın bu bölümünde Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) tavsiyeleri ışığında ağırlıklı olarak tevbe ve istiğfar üzerinde durmaya çalışacağız.

Ümmetine karşı son derece düşkün olan, rahmet ve merhamet Peygamberi sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)

Receb ayında çokça istiğfar ediniz. Allâhü Teâlâ’nın bu ayın her anında cehennemden azad ettiği kulları vardır. Muhakkak Allâhü Teâlâ’nın (cennette) öyle köşkleri vardır ki oraya ancak Receb ayında oruç tutanlar girebilir.” Buyurarak, inananların Receb ayında mümkün olduğu kadar fazla oruç tutmalarını tavsiye buyurmuşlardır.

RECEB AYINDA NASÛH BİR TEVBE İLE TEVBE ETMEK VE ÇOKCA İSTİĞFAR OKUMAK LÂZIMDIR

   Tevbe ; “Dînin çirkin gördüğü ve yasakladığı şeyleri terk etmek, övdüğü ve izin verdiği şeylere dönmek” demektir..   Günahlar ve isyanlar, helâk eder. Allâh’tan ve cennetlerinden uzaklaştırır. Onları terk etmek de Allâh’a ve cennetlerine yaklaştırır.

   Rasûlüllah (s.a.v.): “Altından ırmaklar akan cennetlere girmenin yolu Allah’a nasûh  bir tevbe ile tevbe etmektir” buyurduktan sonra Tahrîm Sûresinin “Ey îmân edenler! Allâh’a nasûh (gayet ciddî, samîmî) bir tevbe ile tevbe edin.

   Ta ki Rabbiniz günahlarınızı örter de sizleri altından ırmaklar akan cennetlere koyar”…meâlindeki 8. Âyet-i Kerîmesini okuyarak; “Nasûh Tevbe” ,  bir daha günaha aslâ dönmemek üzere yapılan tevbedir.”  Buyurmuşlardır.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V.) İSTİĞFAR HAKKINDAKİ MÜBÂREK SÖZLERİNDEN BAZILARI

   Allah’ın Rasûlü (s.a.v.) buyurdular: “Muhakkak kalblerde demirin paslandığı gibi pas meydana gelir. Onun cilâsı istiğfar, (Estağfirullah el-azîm ve etûbü ileyk) okuyarak “Allâhü Teâlâ’dan günahlarının bağışlanmasını istemektir”.

   Amel defterinde çok istiğfâr bulunan kimseye müjdeler olsun.”

   Akıllı kimseye lâyık olan çok istiğfâr getirmesi, Allâhü Teâlâ’dan affını ve mağfiretini taleb etmesidir. Zira Hak Teâlâ Tevvâb’dır; kendisine tevbe ve istiğfâr edenin tevbesini kabûl eder, günahlarını affeder. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de -meâlen- şöyle buyurmuştur: “Ve onlar ki bir kabahat yaptıkları veya nefislerine zulmettikleri vakit Allâhü Teâlâ’nın azâbını veya azametini anarlar (hatırlarlar) da derhal günahlarına istiğfar ederler. Günahları da Allah’dan başka kim mağfiret eder? Hem yaptıklarına bile bile ısrar etmezler.” (Âl-i İmrân, âyet: 135)

   TEVBE EDENLERİN ALLAH KATINDA EN SEVİMLİSİ

    “Günahtan tevbe eden günahı olmayan gibidir” buyuran Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Allâhü Teâlâ’ya, günahlarından tevbe eden gençten daha sevimli hiç bir kimse yoktur.

Allâhü Teâlâ’ya, günah işlemeye devam eden yaşlıdan daha sevimsiz de hiç bir kimse yoktur.”  Buyurmuşlardır.

   ALLAH  AFVEDİCİDİR AFVETMEYİ SEVER

   “Bir kul günah işler de: “Ya Rabbi, bir günah işledim, onu mağfiret et” diye duâ eder. Rabbi de: “Kulum günahlarının hesâbını soracak ve bağışlayacak Rabbi olduğunu bildi mi? İşte ben de kulumu bağışladım” buyurur.

   Sonra Allâh’ın dilediği kadar müddet geçtikten sonra bir günah daha işler. Kul yine: “Ya Rabbi bir günah daha işledim, onu da bağışla” der. Hak Teâlâ da: “Kulum günahlarının hesabını soracak ve bağışlayacak Rabbi olduğunu bildiği için ben de onun günahını bağışladım” buyurur. Sonra Allâh’ın dilediği kadar müddet geçtikten sonra bir günah daha işler. Kul yine: “Ya Rabbi, bir günah daha işledim, onu da bağışla” der. Hak Teâlâ: “Kulum günahlarının hesâbını soracak ve bağışlayacak Rabbi olduğunu bildi mi? Ben onun günahını bağışladım” buyurur. Böyle ne kadar tekrar etse yine Allâhü Teâlâ onu bağışlar.

   “Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: Kim benim günahları mağfirete kudret sâhibi olduğumu bilirse onu mağfiret ederim. Bana hiçbir şeyi şirk koşmadıkça onun günahının çokluğuna bakmam.”

   “Kime şu dört şey verilirse dört şeyden de mahrum bırakılmaz; o da verilir.”

   1- Kime Allâhü Teâlâ’yı zikretmek nasib olursa Allâhü Teâlâ da onu rahmetiyle zikreder.

   Nitekim Cenâb-ı Hak “O halde beni zikrediniz ki sizi zikredeyim…” (Bakara Sûresi, âyet 152) buyurmuştur.

   2- Kim Allâhü Teâlâ’ya duâ ederse; ona icâbeti ihsân eder (kulunun duâsını kabul eder.) Nitekim, “Hâlbuki Rabbiniz buyurdu; duâ edin, yalvarın ki bana, size karşılık vereyim.” (Mü’min Sûresi, âyet 60) buyurmuştur.

   3- Kim de Allâhü Teâlâ’ya şükrederse; Allâh da ona olan nimetlerini artırır. Çünkü “…Celâlim hakkı için şükrederseniz elbette size artırırım…” (İbrahim Sûresi, âyet 7) buyurmuştur.

   4- Kim Allâhü Teâlâ’ya istiğfâr ederse; Cenâb-ı Hak mağfiretini ihsân eder (günahını bağışlar). Zira Allâhü Teâlâ “…Rabbinizin mağfiretini isteyin, çünkü o çok bağışlayıcıdır.” (Nûh Sûresi, âyet 10) buyurmuştur.

ALLAH’IN RAHMETİNE VESÎLE OLACAK HAYIRLARI YAPMAKTA YARIŞMAK BİR EMR-İ İLAHÎDİR

   Yüce Allah (c.c.) Âl-i İmrân Sûresinda, inanan kullarına: “Rabbinizin mağfiretine (vesîle olacak hayırları yapmakta) ve eni göklerle yer kadar geniş olan cennetine (girmek için) yarış yapın. O cennet, takvâ sâhipleri için hazırlanmıştır”  buyurduktan sonra, takvâ sâhiplerinin vasıflarını (özelliklerini) de bizzat bildirmekte ve şöyle buyurmaktadır.

   O takvâ sâhipleri ki, bollukta ve darlıkta sadaka verirler, öfkelerini yenerler; insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah da iyilik edenleri sever.

   (Takvâ sâhipleri) Bir kötülük işledikleri veya kendilerine zulmettikleri vakit, Allah’ı hatırlayarak hemen Allah’a istiğfâr ederler (Allah’dan günahlarının bağışlanmasını isterler). Günahları Allah’dan başka kim bağışlayabilir? 

   Onlar yaptıkları günahta bile bile israr etmezler.  İşte bunların mükâfâtı, Rablerinden bir mağfiret ve (ağaçları) altından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada ebedî kalacaklardır. Böyle yapanların ecri ne de güzeldir!..

RECEB AYI HAKKINDA PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (S.A.V.) HAZRETİ ÂİŞE’YE (R.A.) TAVSİYELERİ

   “Yâ Âişe! Muhakkak Allâhü Teâlâ Receb, Şa‘bân ve Ramazân-ı Şerîf aylarında mağfiretini öyle genişletir ki, mel’un şeytân onun mağfiretinin kendisine bile ulaşacağını sanır.

   Yâ Âişe! Receb ayı tevbe ayıdır. Kim onda tevbe ederse, tevbesi kabûl olunur. Sen o ayda her gün Cenâb-ı Hakka “Tüb aleynâ, inneke ente’t-tevvâbü’r-Rahîm: Allâh’ım bizi bağışla; zira sen Tevvâb ve Rahîmsin” diye niyâz eyle…”

MÜ’MİN  ÖLÜMÜ  HER  ZAMAN  HATIRLAMALI KABRİ UNUTMAMALIDIR

   Hikmet ehli âlimler demişlerdir ki; ölümü çok hatırlayan kimseye üç şey ikrâm edilir:

   1- Günahlarından tevbeye acele etmek,

   2- Elindeki rızka kanâat etmek,

   3- İbâdetlerinde gayretli olmak.

   Ölümü unutan kimse de üç şeyle cezâlanır:

   1- Yarın tevbe ederim diyerek tevbe etmeyi geciktirir,

   2- Elindeki rızka râzı olmaz,

   3- İbâdetlerinde tembellik gösterir.

   KABİR AZABINI HAFİFLETEN ŞEYLER

   Tâbîinden bazı âlimler Hazret-i Âişe radıyAllahü anhâ vâlidemize: “Ey Mü’minlerin annesi! Rasûlullâh Efendimiz’den (s.a.v.) kabir azâbını hafifleten şeyleri hiç sordunuz mu?” diye sual etmişler, Mü’minlerin annesi Âişe-i Sıddîka (r.anhâ) da şöyle buyurmuşlardır.

   Rasûlullâh Efendimiz’e (aleyhis-salâtü ves-selâm) suâl etmiştim. Şöyle buyurdular:

   “(Kabir azâbından kurtaran ve hafifleten) Dört şeydir:

   1- Her vakit ve zamanda Kur’ân-ı Kerîm okumak,

   2- Her yerde yetime ikrâm etmek,

   3- Receb ve Şa‘bân aylarının 13., 14. ve 15. günlerinde oruç tutmak,

   4- Gecenin son üçte birinde kalkıp namaz kılmak. Muhakkak bu namaz kabri nurlandırır ve Rahmân olan Allâhü Teâlâ’nın rızâsını kazandırır.”

   “Manevî fırsat ve kazanç mevsimi üç ayların başlangıcı ve Allah’ın ayı Receb-i Şerîf’i değerlendirmek” başlıklı yazımızı; nefsimize ve inanalara “bir kulun günahlardan tevbe ettiğinin önemli alâmetleri”ni hatırlatarak noktalayalım.

   1- Dilimizi, boş sözlerden, gıybet ve yalandan koruyabiliyormuyz?,

   2- Din kardeşimize karşı kalbimizde hased ve düşmanlık beslemeyebiliyormuyuz?

   3- Kötü arkadaşlardan uzak durabiliyormuyuz?

   4- İşlemiş olduğumuz günahlardan dolayı pişmanlık duyarak tevbe ve istiğfar edip, Rabbimize karşı kulluk vazifelerimizi gücümüzün yettiği kadar yerine getirmeye çalışarak ebedî hayat için hazırlık yapıyormuyuz?.