Hanefi mezhebinin imâmı ve kurucusu, İslâm Fıkhı ve Hukûku’nun babası, aynı zamanda Ehl-i Sünnet vel-Cemâat Mezhebinin de ilk kurucusu kabul edilen İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe (r.h.) Hazretlerinin “sorumlu mevkilere gelerek Müslümanlara Din ve toplum hizmeti verecek talebelerine” yaptığı cevher değerinde önemli nasihat ve hatırlatmalarından bazılarını, önce nefsimize, sonra inanıp kabul edenlere hatırlatmak istedik. 

Güzel ahlâkılı, (güzel ahlâkın en güzel örneği Allah’ın Rasûlü  Muhammed Mustafa’yı(s.a.v) örnek almaya çalışarak)  geniþ yürekli, deryâ (engin deniz) gönüllü ol.

   Hizmetinde bulunduğun halkla yakından görüş. İnsanlarla hoþ (iyi) geçin. Sabırlı ve mütehammil ol, (yaşadığın ve karşılaştığın zorluklar karşısında, sorumluluktan, yük altında kalmakdan yılma, dayan).

   Herkese mertebesine (cemiyet içindeki makam ve derecesine) göre i’tibâr et, (saygı gösterip önem ver).

  /images/stories/date/021215/health/021215-imam-i-azamdan-yoneticilere-onemli-tavsiyeler-1.jpg
Şeref ehline (toplumun ileri gelenlerine) ikrâmda, Ilim ehline tâzîm de (saygı da) bulun. Üstazlara (ma’neviyât büyüklerine) hürmet göster.

   Sultana- idârecilere  saygısızlık etme, lâkayd (ilgisiz) olma.

 Bilmiþ ol ki, insanlarla hoþ geçinmezsen sana düþman olurlar. Anan- baban bile olsa, senden hoþlanmazlar. Akraban olmayan kiþilerle güzel geçinirsen, sana ana-baba gibi olurlar.

   Allah’a ibâdet ve tâattan uzak olan fâcirlere müdâra göster; (böyleleri ile dost gibi görün, yüzlerine gül ama dost olma).   

   İyi kimselerle arkadaþlık yap. Kimseyi hakîr (değersiz, aşağı, küçük) görme. Sırrını (özel ve gizli işlerini) kimseye söyleme.

   Denemedikçe kimsenin  dostluðuna güvenme. Alçak ve hasîs (ahlâkı düşük, insanlık onurunu küçük düşüren işleri açıktan yapan, cimri ve değersiz) kimselerle dost olma.

   Gençlere az olmak üzere lâtîfe yap, (güldürerek düşündürecek güzel söz ve hikâyeler anlatarak, şakalaş).  

   Hoþa gitmeyen þeye alıþma. Sefihlerle (zevk ve eğlenceye düşkün, parasını pulunu isrâf eden, sorumsuzca kullanan, akılsız) ahlâkı düþük olan kimselerle  düþüp kalkma.

   Elbisen her zaman temiz ve (mümkünse) yeni olsun. Binek  atın (günün şartlarına göre ulaşım vâsıtan) iyi olsun. Güzel kokular kullan.

   Halkın ahvâlinden (durumlarının nasıl olduğundan, hayatlarından, yaşantılarından memnun olup olmadıklarından) haber veren  güvenli adamların olsun.

   Bir  fitne (bozgunculuk, karışıklık, kötülüklere sebep olacak sıkıntılı bir durum) iþitirsen düzeltmeye, ortadan kaldırmaya gayret  et. 

   Duyduðun iyi þeylerin (toplumun yararına olan faâliyetlerin) artmasına çalıþ.

   Yemek yedirmekte cömert ol, açları doyur, cömert olmayan kimse baþa geçip efendi olamaz.

   Seni ziyâret edenleri sen de ziyâret et. Sana iyilik veya fenâlık yapan herkese iyilikte bulun.  Elinden geldiði kadar insanlara sevgi göster.

   Affet, bazı þeylere (Allah’ın Dinine ve toplumun güzel geleneklerine ters olmayan kusurlara) göz yum.

   Sana eziyet veren þeyi terk et, hakkı yerine getirmeye çalıþ.  

   Herkese selâm ver. Arkadaþlarından hasta olanları ziyâret et. Cemaâte gelmeyenleri, ortalıkta görünmeyenleri araþtır. Sana gelmeyenlerle sen alâkadâr ol.

   Bir mecliste veyâ Mescid’de câhil veya haddini bilmeyen insanlarla berâber bulunduðunuz da, aranızda meseleler görüþülür ve  senin bildiðine muhâlif (uygun olmayan, doğru bulmadığın) birþey söylerlerse, sen onlara hemen muhâlefet gösterme, karşı koyma.

   Þâyet sana da sorarlarsa;  “Bu hususta baþka bir kavil (görüş) de vardır, delîli de þudur; diyerek kendi bildiðini, söylersen seni de dinlerler ve ilimdeki dereceni anlarlar.

   “Bu kimin kavli” diye sorarlarsa, “bazı fukahânın (fıkıh âlimlerinin) kavli” de. Böyle yaparsan alıþırlar, senin kadrini (ilmî rütbe ve değerini) bilirler ve mevkiin yükselir.

   Sana gelenlerin hepsine bir nevi ilim göster, her biri senden birþey öðrenmiþ olsun. Onlara kıymetli bilgiler ver, ehemmiyetsiz þeyler söyleme, samîmiyet göster. 

   Az ve güzel latîfe (şaka) yap, zîrâ dostluk ilme devâmı saðlar. Bâzan onlara yemek yedir ve hâcetlerini (ihtiyaçlarını) gör. Kadirlerini (değerlerini) bil, kusurlarına göz yum, yumuþak davran, hoþ muâmele et, hiçbir zaman bezginlik gösterme.

Kendini onlardan biri gibi tut.

   Insanlara alıþık olmadıkları, bir þeyi teklif etme. Beðendikleri þeyi sen de beðen, onlara dâimâ iyi niyet göster.    Her îmân sâhibiyle âdetlerine göre konuþ. (Hizmetinde bulunduğun cemiyette farklı inançlara sâhip olanlar bulunursa, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda, kendi inançlarına göre adâletin sağlanması için onların adâlet anlayışına göre konuş).

   Sana hıyânet (vefâsızlık, i’timâdı, güveni kötüye kullanma) etseler de, sen emâneti (korunması gereken değeri koru) yerine getir.

   Dürüst ve mütevâzî (alçak gönüllü, kibirsiz, gösterişsiz) ol, kibiri at, (büyüklük, ululuk, büyüklük taslamayı, yüksekten bakmayı terk et).

   Sana haksızlık etseler de sen etme. Vefâ’dan (verdiğin sözden) ayrılma. 

   Takvâ’ya sarıl, (Allah korkusu ile Dînin yasak ettiği şeylerden kaçın) ve (hem dünyâ da, hem ebedî hayatta) kurtul....