Turkishny.com

Amerika Müslümanlar Birliği eski başkanlarından Hilmi Akdağ, Charlie Hebdo “mizah” dergisinin Müslümanlar’a ve diğer dinlere yönelik tarizkar neşriyatına ve Paris’te gerçekleştirilen terörist saldırıya ilişkin bir makale kaleme aldı;

İslâm Peygamberini, hattâ hiç bir Peygamberi karikatürize etmek, Allah’ın elçilerini alay konusu yapmak; fikir, ifâde ve sanat özgürlüğü değildir, apaçık bir fitnedir. Allah katında fitne de, fitneye sebep olanlar da mel’ûndurlar.

Mülkün sâhibi olan Yüce Allah’ın; yer yüzünde ilk insan ve ilk Peygamber Hazreti Âdem’den (a.s.) i’tibâren, akıl sâhibi kullarını muhâtap tutarak, onlara dünyâ ve âhiret huzur ve mutluluğuna ermenin usul ve yollarını yaşayarak öğretmek üzere gönderdiği bütün Peygamberleri vâsıtasıyla insanlığa bildirdiği, kulları için koyduğu sistem’in yani Dîn’in son ve tekâmül etmiş hâlinin adı olan İslâm'a göre; her can değerlidir, dokunulmazlığı vardır.

Öyle ki; Ma’sum bir insanın canına kıyılması, tüm insanlığın canına kıyılmaya eşdeğer bir cinâyet olarak görülmektedir.

İnsanlığın huzur ve güvenini bozan zulumlerin,vahşete dayalı cinâyetlerin, şiddet ve terörün yapıldığı yer ve topluluk neresi olursa olsun, aralarında fark yoktur, her çeşidi aynı dil ile mel’un bir cinâyet ve fitnedir.

Müslümanlar olarak; başta onbir Eylül hâdiseleri olmak üzere, benzeri bütün terör saldırılarını şiddetle nasıl tel’în ettiysek, geçen hafta Paris’te yapılan saldırıyı da aynı derecede tel’ın ettik, ediyoruz.

O gün de, bu gün de, İslâm adına hareket ettiğini söyleyenlerin İslâm’a ve Müslümanlara en büyük zararı veren densizler olduğunu açıkca îlan eden Müslümanlar olarak, Müslümanlara ve İslâm’ın şeâiri olan kutsallarına yönelik kışkırtma, saldırı ve tahkirleri de, kimler ve ne adına yaparlarsa yapsınlar aynı şekilde tel’în ediyoruz.

Biliyor ve inanıyoruz ki; Allah-ü Teâlâ; önceki Peygamberlerine gönderdiği kitaplarda da, son Peygamberi Muhammed aleyhisselâma gönderdiği son kitâbı Kur’ân-i Kerimde de, “Haksız yere cana kıymayı, yeryüzünde fesat, bozgunculuk, kargaşa ve anarşi çıkarmayı “fitne” olarak bildirilmiş, hangi toplum olursa olsun, o toplumun inanca dayalı değerlerini sorumsuzca hedef alarak, onların kutsalına hakâret ve küfretmeyi (neticesinde; Hakka küfretmeye, hakâret etmeye sebep olacağı için) yasaklamıştır. Bu  hususun delîlini teşkil eden Âyet-i Kerîmelerde Yüce Allah şöyle buyurur.

“Bundan dolayı, İsrâil oğullarına, kitapta bildirdik ki, kim kısas gerekmeksizin veya yeryüzünde fesad çıkarmaksızın bir kimseyi öldürürse, bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Kim de bir kişi yaşatırsa (yani öldürmezse) bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.

Andolsun ki, Peygamberlerimiz onlara mûcizeler getirdiler. Sonra, onlardan birçoğu, bu mûcizelerin arkasından yine yeryüzünde (fesad ve cinâyetle) isrâf edicilerdir. (Mâide: 32)

“(Ey Mü’minler!) Müşriklerin Allah’dan başka taptıkları şeylere sövmeyin (hakâret etmeyin) ki, onlar da câhillikle ileri giderek Allah’a (sizin inandığınız değerlere; Peygamberinize, kitâbınıza) sövmesinler.” (En’âm: 108), “Ey Mü’minler! Size hayat verecek şeylere sizi davet ettiği vakit, Allah’a ve Peygamberine icâbet edin!

Bir de öyle bir belâ’dan “fitne”den sakının, uzak durun ki, çıktığı zaman, yalnızca onu çıkran, ona sebep olan zâlimlere dokunmakla kalmaz, (umûmî olur, herkes zarar görür”.  (Enfâl: 25)

İNANANLAR İÇİN PEYGAMBERLERİ HERŞEY’DEN EVVEL GELİR

Kânâtı yaratan, yarattığı her şeyi muazzam bir düzen ve nizam içerisinde idâre eden, mutlak hüküm ve kudret sâhibi Allah-ü Teâlâ: “O Peygamber (Muhammed a.s.) Mü’minlere (Din ve dünyâ işlerinin hepsinde) öz nefislerinden evlâdır, önde gelir.” (Ahzâb: 6).

(Zirâ, Peygamber, Mü’minlere salâh ve selâmetlerini mûcib (dünyâ ve âhirette mutlu, huzurlu ve güven içinde olmalarını sağlayacak) olan şeylerden başkasını emretmez ve râzı olmaz. Bu sebeple, Mü’minler Peygamberlerini, nefislerinden daha çok sevmeli, O’nun emrini her şeyden üstün tanımalıdır). buyurur.

Bu İlâhî emre binâen, Müslümanlar; Peygamber, Kur’ân, Ezân, Ka’be gibi kutsal değerlerine hakâret edilmesine aslâ rızâ göstermez, böyle bir densizliğe tahammül edemezler.

Dine ve Dînî değerlere, özellikle İslâm Peygamberi, Peygamberimiz Hazreti Muhamed’e (s.a.v.) mizah yoluyla saldırabilmekle övünen densizler başta olmak üzere; herkes bilmelidir ki; inananların kutsallarına başkalarının hakâret etmesi, kesinlikle düşünce ve hele hele basın özgürlüğü olamaz, değildir.

Kimsenin böyle bir hakları yoktur. Yaptıkları bu hadsizlik ve saygısızlığın adı, dünyanın huzur ve güvenliğini daha da tehlikeli hâle getirecek şeytânî bir fitne’dir.

Yapılan bu tür densizlikleri, fikir  ve basın özgürlüğü olarak görüp desteklemek,  başladığı zaman etrafındaki herkese zarar verecek olan yangının üzerine benzin dökmek, fitne ateşini körüklemek gibi hatâlı ve dünyânın huzur ve güvenliği açısından son derece tehlikelidir. Maddî güçlerine güvenerek; dünya’ya barış, demokrasi, özgürlük ve insanlık dersi vermeye kakışanların; “Hiç bir şey şiddeti haklılaştırmaz, nefreti haklılaştırmaz.” sözüne katılıyoruz.

Aklı selim herkesin kabul edeceği bu sözü, her vesîle ile Müslümanlar da söylediler ve söylüyorlar.

Ancak güçlü oldukları için, kendilerini haklı zannedenlerin; “Hiç bir şey ifade özgürlüğünün önünde durmamalı, söylediklerine şiddetli bir şekilde karşı olunsa dahi, gazetecilerin, sanatçıların ifade özgürlüğünün desteklenmesi gerekir, ifade özgürlüğünün yanındayız" şeklindeki açıklamalarını doğru bulmadığmız gibi, tehlikeli gördüğümüzü de açıkca ifade etmek isteriz.

Fikir ve sanat özgürlüğü diyerek, İslâm’ın azîz Peygamberi Hazreti Muhammed Mustafâ’yı (s.a.v.) karikatürize ederek, müstehzî edâ ile hayal ürünü şekiller vererek dergilere kapak yapıp dünyaya yayıp, inananların kutsallarını küstahca hiçe sayanlar, buna fikir ve sanat özgürlüğü, gazetecilik! diyemezler.

Gözden kaçırılmamalıdır ki; İnsanlık tarihinin tartışmasız gelmiş, geçmiş en büyük, en aziz şahsiyeti, İslâm Peygamberi Hazreti Muhammed’in (s.a.v.); sicili bu konuda zâten bozuk olan ma’hûd dergi tarafından alay konusu yapılarak resmedilip kapaktan verilmesi, üstelik normal baskılarının hiç bir zaman kesinlikle ulaşamayacağı şekilde (en az 50 kat fazlasıyla 3 milyon adet kadar)  bastırılıp bütün dünyaya yayılması, kelimenin tam mânâsı ile büyük bir fitne, hiç kimsenin hayrına olmayan, insanlığın huzur ve güvenliğini tehdîd eden şeytânî bir tuzaktır.

 Altını kalın çizgilerle çizerek tekrâr ifâde etmek isteriz ki; İslâm Peygamberini (s.a.v.) karikatürize etmek kesinlikle ifâde özgürlüğü değil, kelimenin tam mânası ile bir “fitne”dir. İslâm âlemini tahrik’tir, tıpkı yangına benzinle müdâhale etmek gibidir.

Yalnızca Hazreti Muhammed (s.a.v) değil, Yüce Allah’ın şerîatını, emirlerini, yasaklarını, haberlerini kullarına bildirmek için seçip gönderdiği mümtaz ve mübârek şahsiyetler olan hiç bir Peygamber (aleyhimüs-selâm) karikatürize edilemez!..Edilmemelidir! Alay konusu yapılamaz.

Yapılmamalıdır.

Yüce Allah’ın ve İslâm Peygamberinin adı kullanılarak, cinâyet işlemek, yer yüzünde fesâd çıkarmak (bozgunculuk yapmak, terör estirmek) fitne’dir.

Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) intikâmını aldık gibi hastalıklı bir duygu ile yapıldığı söylenen cinâyetler, rahmet Peygamberi Hazreti Muhammed'in (s.a.v) bütün insanlığa kazandırdığı yüce değerleri yok etmeye yönelik açık bir saldırıdır.

Başka bir ifâde ile bu tür cinâyetler, her ne kadar İslâm adına veya Müslüman olduğunu söyleyenler tarafından yapılmış olsa da; bu gibi saldırılar adı bile barış ve selâmet olan İslâm'ın ve bu yüce Dine mensup Müslümanların kendisine doğrudan yapılmış çirkin saldırılar ve pek büyük  kötülüklerdir.

Hiç kimse, hele inanmış hiçbir Müslüman, Hazreti Peygamber'e (s.a.v.) karşı yapılan saygısız ve seviyesiz hareket ve düşüncelere karşı, O’nun (s.a.v.) aslâ tasvip etmeyeceği çirkin yöntemlerle karşılık veremez, vermemelidir.

Olaya bu pencereden bakan bütün Müslümanlar; geçen hafta Fransa’nın kalbi Paris’te yapılan saldırıyı gâyet açık yüreklilikle ve şiddetle tel’în etti. Başta Fransız halkı olmak üzere tüm insanlık ailesinin acısını paylaştı, tekrarlarından koruması için Yüce Allah’a duâ ve niyazda bulundu.. 

Bu ve benzeri insanlık dışı vahşet ve cânîlikleri gerçekleştirenleri, onları yönlendirenleri ve herkesin göreceği kadar açık biçimde onları maşa olarak kullananları da her zaman aynı şiddetle tel’’ın etti ve edecektir.

Sözün özü; nerede olursa olsun, terör ve şiddete dayalı insanlık dışı hiçbir eylemi İslâm’ın ve Müslümanların tasvîb etmesi mümkün değildir...

İnsanlık âlemi olarak beraber yaşadığımız dünya üzerinde barış, huzur ve güven içinde yaşamanın yolunun, herkesin, özellikle de güç sâhiplerinin adâletli ve insaflı davranmasına bağlı olduğu gerçeği unutulmamalıdır...