Ergülen Toprak / New York

Turkishny.com

Tuba Edman, Türkiye'nin ilk stilistlerinden... Ankara'da açılan ilk stilistlik okulunun ilk mezunlarından... Türkiye'de uzun yıllar bir çok markanın çizimlerini yapan Edman, son yıllarda artık tasarımlarını New York'ta çiziyor.

Moda ve tasarım, her daim popüler kavramlar... Yılların deneyimli moda tasarımcısı Edman'la, bu iki kavramın ne olduğundan ve nasıl ortaya çıktığına, modayı ve tasarımı belirleyen faktörlerden, tarihçesine kadar bir çok konuyu konuştuk.

Edman, bir stilistin, tasarımını çizerken neleri esas aldığından, günümüzün modasının nasıl doğduğuna, New York gibi büyük kentlerin sokaklarında günlük hayatta giyilen basit bir tasarımın nasıl bir anda bütün dünyayı sardığına dair bir çok soruyu yanıtladı.

Tasarımcıyı "firmanın önünü aydınlatan bir ışık" olarak nitelendiren Edman, Tekstil'de, Çin'le rekabet etmenin yolunun da tasarımcıların özgün koleksiyonlar hazırlamasından geçtiğini vurguladı. Edman, Turkishny'ın sorularına şu yanıtları verdi:

Turkishny.com: Stilistliğe ne zaman başladınız?

Tuba Edman: Ben Ankara doğumluyum. 1987 yılında Ankara'da başladığım stilistlik mesleğini 25 yıldır, her gün biraz daha tutkuyla yapıyorum. Mesleğe ilk başladığım yıllarda Ankara; hazır giyim üretiminde İstanbul'dan sonraki ikinci şehirdi. Ankara’da tekstil üretimi yapan çoğu firma Avrupa’dan koleksiyonlar satın alır ya da Paris’ten getirdikleri modelleri bire bir kopyalayıp üretime sokarlardı. Yani, stilistlik öyle çok yaygın ve herkesçe bilinen, tanınan bir meslek değildi. Bu işin eğitimini veren bir okul yoktu. Kız Teknik Olgunlaşma Enstitüsü, Giyim Bölümü hocaları, firmalarda kalıp hazırlar, yurtdışından gelen modeller üzerinde sadece bir iki küçük değişiklik yaparlardı. Öyle şimdiki gibi çok büyük koleksiyonlar da hazırlanmazdı. 40-50 model ile sezon tamamlanır, sezon boyunca da o modellerin repeteleri kesilirdi.

Turkishny.com: Nasıl öğrendiniz peki mesleğinizi?

Tuba Edman: Ben Ankara’da açılan ilk stilistlik okulunun, ilk mezunlarındanım. O yıllarda Ankara’da bu meslekte eğitim verecek yetişmiş eleman bulunmuyordu. Okuldan en yüksek puanla mezun olduğum için yaklaşık bir bucuk yıl kadar illüstrasyon derslerini bile ben verdim. İşte tam bu donemler de tüm hayatimi değiştiren harika bir adamla tanıştım; Faik Güngör. Kendisi Fransızca hocası, Paris’te uzun süre bulunmuş ileriyi gören, gönlü zengin, “baba” tabir edilen bir adamdı. Çok da büyük olmayan kendi halinde bir hazır giyim atölyesi vardı. Okulu bitirir bitirmez onunla çalışmaya başladım. Yaklaşık 15 sene sürdü sevgili Faik Bey ile olan çalışma hayatim. Ayrıldığımda Ankara'nın en büyük hazır giyim fabrikalarından birinin sahibiydi Faik Bey. Bana çok şey öğretti. Benim için tekstil dünyasının kapılarını o açtı diyebilirim. Bu sayede, Avrupa’daki tüm hazır giyim fuarlarına katılma fırsatı buldum. Paris, Milano, Barcelona gibi moda merkezlerinde düzenlenen tüm moda fuarlarına katılma ve koleksiyonları yakından inceleme şansına sahip oldum. Bu, hem benim ufkumu geliştirdi hem de bu işe daha bir tutkuyla bağlanmamı sağladı. Ayrıca, üretim maliyetleri o zaman da Türkiye’de çok yüksekti. Bu nedenle maliyeti düşürmek adına Çin, Kore, Hong Kong gibi bir çok Uzakdoğu ülkesine giderek, kumaş alımı ve üretimiyle uğraştım. Hatta hazırladığım koleksiyonun nakış işleri için bir süre Pakistan’da kaldım.

Turkishny.com: Ne zamandan beri New York'ta mesleğinizi yürütüyorsunuz?

Tuba Edman: Dört yıldan fazladır modanın kalbi New York’ta yaşıyorum. New York benim için yeni ve harika bir hayatın başlangıcı oldu. Burada, “Freelance Fashion Designer “ olarak mesleğime devam ediyorum. Sektörden kopmamak adına halen Türkiye’den bir kaç tekstil firmasının sezonluk koleksiyonlarını hazırlıyorum. Ara sezonlarda da sezonun gidişatına göre ilave koleksiyonlar gönderiyorum. New York’ta büyük giyim firmaları için geniş bir ekiple koleksiyon hazırlayıp satan bir çok grup var. Ben de onlar için özel parçalar hazırlıyorum. Ayrıca zaman buldukça bazı moda evlerinin özel müşterileri için “Haute Couture” modeller tasarlıyorum.

Turkishny.com: Bir stilistin görevi tam olarak nedir?

Tuba Edman: Bence bir stilist, firma için arabanın farları gibidir. Tasarımcı firmanın doğru yolda ilerlemesi ve amaçladığı noktaya ulaşması için önünü aydınlatan kişidir. İyi bir stilistte bulunması gereken özellikler sıralanırken ilk sırada nedense 'stilistin harika resim çizmesi gerekir' gibi yanlış bir kanı vardır. Unutulmamalıdır ki, stilist ressam değildir! Tasarımını yaptığı kıyafetin detaylarını anlatabilecek ve kendinden sonraki kadroları doğru  yönlendirecek kadar bir çizim tekniğini bilmesi yeterlidir. İyi bir stilistin öncelikle güçlü bir göze sahip olması gerekir. Özellikle renk ve detaylar için bu şart. Ayrıca iyi bir tasarımcıda ekip ruhunun gelişmiş olması iyi bir iletişim ve problem çözme becerisinin olması lazım.

Turkishny.com: Keyifli olduğu kadar zor bir meslek olsa gerek...

Tuba Edman: Kesinlikle öyle!..Moda trendlerinin tespit ve takibi kolay bir iş değildir, moda tasarımcıları hep diğer insanlardan bir adım önde olmak mecburiyetindedir. Bunu yapmak için de moda tarihinin hareketleri hakkında bilgi sahibi olmak, ayrıca güncel moda olaylarını sıkı sıkıya takip ederken teknoloji ile sürekli bağlantı içinde olunmalı, gelişen dünya şartlarına ve trendlere hızlı adapte olabilmelidir. Ayrıca, dikiş bilmeyen birisinin hayal ettiği şeyleri hayata geçirmesi çok zordur. Zira, her şeyin bir kalıbı, kalıpların da püf noktaları vardır. Hayal edersiniz, kalıba döker ve dikersiniz. İyi modacı olmak için biraz değil en detayına kadar dikişi ve tekniklerini bilmekte yarar var.  İyi bir stilistin eleştiriye de açık olması çok önemli. Çünkü tasarım zevke ve beğeniye dayanan bir iş.

Turkishny.com: Stilistliğin tarihçesi nereye dayanıyor?

Tuba Edman: Moda tasarımı, saraylarda giyilen muhteşem gösterişli giysilerin ürünüdür. Bu da bizi  19. yüzyılın başlarına kadar götürüyor. Charles Frederick Worth ilk moda tasarımcısı unvanını alan ve Paris'te ilk moda evini kuran kişidir. Ona aslında Haute Couture’un babasıdır, diyebiliriz. Eşi için hazırladığı giysiler beğenilip aynıları istenince gittikçe adı duyulan bir modacı olur. Worth’dan önce moda, kadınların terzilerine kıyafetlerini tasarlatması ile isimsiz ve imzasız bir kavramken; daha sonraları Worth’ın pahallı koleksiyonları tıpkı günümüzdeki gibi ekonomik durumu çok da iyi olmayanlar tarafından taklit edilmeye başlanmıştı. Diğer önemli isim ise Paul Poiret’dir. Tasarladığı oryantal, etkili, sıradışı giysiler modada önemli bir dönüm noktası olur ve Paul Poiret için "Picasso sanat için ne yapıyorsa o da bunu moda için yapıyor" bile denilmeye başlanır. Tüm bu süreç, Fransız terzi Barthelemy Thimonnier’in dikiş makinesini keşfetmesiyle de yeni bir boyut kazanır. Bu gelişmeler de moda alanındaki iş hacmini genişleterek “tasarımcı figürünün" doğmasına neden olur.

Turkishny.com: Stilistlerin çalışma şartları nasıl?

Tuba Edman: Moda deyince hepimizin aklına renkli bir dünya geliyor. Bu rengarenk dünyaya dışarıdan bakan herkesin gözleri kamaşıyor ama tasarımcı olmak ve moda dünyasının içinde bulunmak dışarıdan ne kadar pırıltılı görünse de bu dünyanın içinde var olmak öncelikle azim sabır, ciddi bir eğitim ve elbette ki büyük bir yetenek gerektiriyor. Yani bu iş aslında dışarıdan görüldüğü ve düşünüldüğü kadar kolay değil. Çünkü sektörün şartları tüm dünyada özellikle de Türkiye’de oldukça ağır. Türkiye ve dünyada kendini bu ise adayan tasarımcılar, isimlerini devam ettirebilmek ve dünyada birer marka olarak anılabilmek için ciddi süreçlerden geçmek zorunda kalıyor. Zaten tasarım isi; kendinizi tamamen yaptığınız işe adamadıkça başarılı olabileceğiniz bir şey de değil.

Turkishny.com: Türkiye'de tasarımcıların içinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tuba Edman: Takip ettiğim kadarıyla Türkiye’de şu dönemde moda ve tasarım  konusunda oldukça hızlı ve güzel adımlar atılıyor. Başarılı tasarımcılar destekleniyor. Yine de Türkiye’de bu işi sürdürmeye çalışan tasarımcı arkadaşlarımızın işi, dünyadaki meslektaşlarına göre çok daha zor. Öncelikle Türkiye’de kendini ispatlamak ve dünyada ismini dünya devleri ile aynı platformda duyurmak gerçekten ulaşılması zor bir hedef, ama imkansız da değil. Su anda Türkiye’de gurur duyduğumuz ve planlanan hedeflere ulaşmış değerli tasarımcılar da yok değil. Tabii tüm bu durum kendi koleksiyonlarını hazırlayıp pazarda yer bulmaya çalışan tasarımcılar için geçerli. Diğer grupta ise hazır giyim firmalarının tasarım bölümünde çalışan stilistler var. Ama onların şartları Türkiye’de dünyadaki emsalleri ile kıyaslanmayacak kadar ağır. Çalışma saatleri, aldıkları ücretler, sorumluluk alanları tamamen farklı. Çoğu arkadaşım kumaşın atölyeye girişinden, vitrinde duruşuna kadar her aşamasından sorumlu neredeyse. En zoru ise; satmayan her modelin sorumluluğunun genellikle stilistin omuzlarına yüklenmesi. Tabii başka ülkelerde böyle bir durum söz konusu değil. Stilist tasarımını yapar ve kendinden sonraki üretim departmanına devreder. Ve yeni koleksiyonu için çalışmaya baslar.

Turkishny.com: İstihdam alanı nasıl peki? Gelir düzeyi tatmin edici mi?

Tuba Edman: Stilistlerin gelir düzeyleri ile ilgili ortalama bir rakam vermek imkansız gibi. Çünkü en alt ve en üst gelir düzeyi arasında inanılmayacak kadar büyük uçurumlar var. Bu, bulunduğunuz ülkeye, koleksiyonu hazırladığınız firmaya, tecrübenize ve piyasada tanınır olup olmamanıza bağlı. Ama diğer meslek dallarının çoğundan daha iyi bir kazanç sağladığımız da bir gerçek. İş imkanlarına gelince eğer yetenekliyseler ve bu ise gerçekten tüm kalpleri ile bağlıysalar kısacası hayatlarını adamışlarsa çok büyük imkanlar yakalayabilirler. Zaten hazır giyim sektörünün en büyük sorunlarından biri yetenekli ve ufku açık tasarımcılar bulamamak. Eğer taklitçiliği bırakır gerçekten güzel şeyler yaparlarsa bir çok kapı açılacaktır onlar için. Gerçekten tasarımcı olmayı hayal ediyorsanız her şeyden önce içinizde büyük bir "moda tutkusu" olmalı.

Turkishny.com: Bu işe yeni başlayanlara nasıl bir mesleki eğitim almalarını önerirsiniz?

Tuba Edman: Her şeyden önce özel bir okul ya da üniversitelerin tasarım bölümlerinde eğitim almalarını tavsiye ederim. Bu tarz okullardan aldığınız eğitimle insan formları çizmeyi ve hazırladığınız siluetlere tasarladığınız kıyafeti giydirmeyi, kısaca beyninizde hazırladığınız tasarımlarınızı kağıt üzerinde ya da bilgisayar ortamında hayata geçirmeyi öğrenebilirsiniz. Ayrıca renkler, kumaşlar, moda tarihi, stiller ve teknik terimler gibi size mesleğinizi sürdürürken yardımcı olacak bilgi ve beceri edinebilirsiniz. Ama gerçekten başarılı bir tasarımcı olmak istiyorsanız okulun dışında deneyimli tasarımcıların yanında gönüllü olarak çalışmayı öneririm. Ayrıca iyi bir terzinin yanında çalışmak dikiş ve kalıp bilgisi edinmeyi, kumaşları yakından tanımayı sağlar. Bu tarz gönüllü yapılan işler çok da tercih edilir işler olmasa da moda dünyasını tanıma ve perde arkasında aslında neler olduğunu öğrenebilme şansı verir.

Turkishny.com: Mesleğinizin geleciğini nasıl görüyorsunuz?

Tuba Edman: Ben moda tasarımcılığının geleceğinin çok parlak olduğunu düşünüyorum. Moda ve tekstil gelişmekte olan bir sektör. Tasarımcılık, geçmişte ağırlıklı olarak kadın giyimi üzerine odaklanmışken, günümüzde erkek, çocuk, aksesuar, güzellik ürünleri gibi bir çok farklı alanda ve tüm dünyada gelişiyor. Bu değişim ve gelişim sırasında, genç tasarımcılar da giderek daha fazla önem kazanıyor. Tabi  iletişim araçları ve gelişen teknoloji sayesinde tüm bu gelişmeleri sıkı takip eden, ileriyi görebilen bir gençlik yetişiyor. Bu nedenle de tasarımcılık; günümüzde en popüler mesleklerden biri haline geldi. Özellikle yurtdışındaki okullarda stilistlik eğitimi almak su an Türkiye'de çok moda.

Turkishny.com: Sizce modanın kalbi nerede atıyor?

Tuba Edman: New York, Paris, Londra gibi bir kaç yer sıralayabilirim size.  Aslında gerçek şu ki; Amerikalılar'a göre modanın kalbi New York’ta, Avrupalılar'a göre Paris'te atar. Tabii moda haftaları, ünlü markaları, birbirinden şık kadınları ve erkekleri ile Milano’yu da unutmamak gerekir. Yine de bu sene Global Language Monitor adlı kurumun yaptığı "Küresel moda merkezleri" listesinde bir numara, Londra olarak belirlendi. Maalesef, New York ikinci sıraya gerilerken, onu; Paris, Milano ve Los Angeles takip etti.

Turkishny.com: Mesleğinizi icra ederken sizin için önemli olan nedir?

Tuba Edman: Genelde hazır giyim firmaları için model ve koleksiyon hazırladığım için önemli olan firmanın çizgisini bozmadan ama hep ileriye taşıyacak bir şeyler hazırlamak. Ben tasarım yaparken firmanın beklentilerini göz önüne alarak daha gerçekçi olmak zorundayım. Koleksiyonun parçalarını tasarlarken her ürün için ayrı ayrı düşünmek zorunda olduğunuz bir çok şey var. En büyük sorunsa tasarladığınız ürünün firmaya maliyeti. Ürünün kaç metre kumaştan çıkacağı bu kumaşın metraj fiyatı, kullandığınız nakışın, baskının, islemenin maliyetleri gibi... Bazen üzerine koyduğunuz düğme ya da kullandığınız her türlü aksesuarın, birim fiyatlarını ve ürünün üzerine ekleyeceği  maliyeti hesaplamak ve düşünmek zorunda oluyorsunuz. Hatta maliyeti fazlasıyla etkileyeceği için, bir makinacının bu üründen günde kaç adet dikebileceği bile sizin sorununuz olabiliyor.

Turkishny.com: Tasarımınızın sokakta birinin üzerinde görünce neler hissediyorsunuz?

Tuba Edman: Bu güzel bir duygu tabi. tasarladığınız kıyafetleri güzel taşıyan çeşitli kombinelerle zenginleştiren farklı havalar katan birinin üzerinde görmek sizi mutlu ediyor şüphesiz. Ama en keyiflisi sizin tasarımınız olan bir ürünü gelecek sezonlarda başka koleksiyonların içinde görmek. Çünkü taklit edilmek güzel bir duygu, benim gururum okşanıyor açıkçası.

Turkishny.com: Türkiye'de tekstil sektörünün durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tuba Edman: Aslında 2010 yılından sonra küresel ekonomik krizin olumsuz etkilerinin yavaş yavaş azalması ve bunun sonucu piyasalarda hakim olan olumlu hava tekstil ve hazır giyim sektöründe hareketliliği arttırdı. Yine de sektörün çok büyük sorunları var elbette... Tekstil ve hazır giyim sektöründe vizyon ve strateji bu sorunların başında geliyor. Sektördeki bir çok üretici firma önünü görmekte zorlanıyor ve gelecekteki çalışmaları için hangi yönü seçecekleri konusunda kararsızlık yaşıyor. Diğer büyük sorunsa herkesin bildiği gibi küresel rekabetin artması. Özellikle temel ve standart tekstil ürünlerinde Çin tekstilinin son derece acımasız ve haksiz rekabeti karşısında rekabet etmek mümkün değil. Bunlarla beraber son yıllardaki kur hareketlerindeki dengesizlikler tekstil ve hazır giyim ve ihracatçılarının rekabet şansını iyice azaltıyor. Sanayici ve iş adamları ile ülke yönetimi arasında kurulamayan sıkı işbirliği ve iletişim eksikliği de başlı başına acil çözüm bekleyen bir sorun. Türkiye’deki maliyetlerin yüksekliği de üretici firmalar için ciddi sorunlardan biri. Gerek hammadde, gerek işgücü ve gerekse enerji maliyetleri oldukça yüksek seviyelerde.

Turkishny.com: Türkiye'de devletin ve özel sektöre neler önerirsiniz?

Tuba Edman: İşin bu boyutu uzmanlık alanımın dışında ancak bu sektörde uzun yıllardır bulunan biri olarak doğal olarak mesleğin tüm yönleriyle olduğu gibi bu yönüyle de ilgilenmek durumunda kalıyorum zaman zaman. Bu nedenle, Çin’e uygulanan kotaların henüz kalkmadığı 2005 öncesinde konu üzerinde Çin’de ve Türkiye’de kapsamlı araştırmalar yapıp makaleler yazmıştım. Aslında o donemde bile varlığını fazlasıyla hissettirmesine rağmen, bizim sadece son bir kaç yıldır ciddi şekilde farkına vardığımız Çin tehdidine karşı, yalnızca ticari önlemlerle sorunu çözmek pek de mümkün görülmüyor. Çözüm, pazara kaliteli ürün sunmakta aranabilir. Ancak, asıl yapılması gereken kaliteli ürünü bir marka altında dünya pazarlarına sunmak. Herkesin ortak kanısı şu ki; ürün fiyatlandırmasında Çin ile başetmek mümkün olamayacağına göre tek köklü çözüm tasarıma önem vererek markalaşmak. Markalaşma çok uzun senelerdir ihmal edilen bir konu zaten. Türkiye’de firmalar senelerce yabancı tekstil firmalarının fasonculuğunu yaparak ayakta kalmaya ve büyümeye çalıştılar. Ama yabancı tekstil firmalarının Çin'e kaptırıldığı günümüzde ufak da olsa kendi özgün koleksiyonlarını hazırlamayı başaranlar yola devam edebilir, diye düşünüyorum.

Turkishny.com: Klasik bir soru ama sizce "moda" nedir" ve nasıl oluşuyor, kimler tarafından yönlendiriliyor?

Tuba Edman: Herkesin üzerine turlu yorumlar yaptığı ama yıllarca kimsenin cevabından emin olamadığı bir soru bu. Sistemin amacı hep daha çok kar etmek.Moda da bunun için yaratılan bir kavram zaten. Moda da ilk belirlenen şey kumaş. Merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Moda Federasyonu gibi moda organizasyonları yaklaşık iki sene sonrasının kumaşlarına ve modasına karar veriyor. Ayrıca moda organizasyonlarına bağlı profesyonel toplum mühendisleri var. Bunlar politikadan, hava durumuna, depremlerden savaşlara kadar her turlu toplumu etkileyen olayları takip ediyor ve bu konuda bu organizasyonlara bilgi aktarıyor. Daha sonra devreye Intercolor uzun ismiyle “Uluslararası Renk Komisyonu” giriyor ve bu komisyonda yine iki sene sonrasının renkleri belirleniyor. Bunları takip eden süreçte, büyük modacılar ve moda evleri bu konuda bilgilendiriliyor. Onlar bu bilgiler doğrultusunda binlerce koleksiyon parçası hazırlıyor ve en güzel en özel parçaları defilelerle ve reklamlarla tanıtıyor. Bu saatten sonar trend’in en büyük belirleyicileri Hollywood yıldızları, pop starlar ve dizi oyuncuları. Günümüzde, modanın asıl belirleyicileri ünlülerin giydiği kıyafetler diyebilirim. Ünlü markalar hazırladığı koleksiyonları film yıldızlarına pop starlarına,  müzisyenlere hediye ediyor yani bedava gönderiyor. İşte, bu sayede New York’taki bir tasarım bir anda tüm dünyayı etkisi altına alıyor.

Turkishny.com: Moda ve giyim konularında farklı çalışmalarınız veya ilgi alanlarınız var mı?

Tuba Edman: Mesleğimle ilgili gelişmeleri gerçekten yakinen takip etmeye çalışıyorum. Diğer yandan da birikimlerimi değerlendirmek amacıyla fırsat buldukça moda dergilerine trend yazıları ve makaleler yazıyorum. Bu da benim için ayrı bir keyif ve en büyük hobim diyebilirim.