Ödüllü yönetmen Ali Yasin Akarçeşme, yıllardır Türkiye'den Amerika'ya olan göçün yol açtığı trajik hikayeleri 12 dakikalık "Departures / Kavuşma" kısa metrajlı filmine sığdırmış.
Filmin kahramanı Mine, Amerika'ya çalışmaya giden eşini uzun yıllar göremez ve sonunda eşinin Green Kart almasıyla önce New York'ta ardından da New Jersey'de bulur kendini. Dil bilmeden yalnız başına çıktığı yolculukta büyük zorluklar yaşayan Mine, sonunda eşine kavuşur ancak hiç beklemediği bir şekilde eşinden yeniden kopmak zorunda kalır.
Bir çok festivale katılan ödüllü film Departures, geçtiğimiz günlerde Uluslararası New York Soho Film Festivali'nde de gösterildi ve büyük ilgi gördü. Festivalde, "En İyi Kısa Film" ve "Seyirci" ödülleri için yarışan Departures'ın yönetmeni Ali Yasin Akarçeşme, Mine karakterinin, 11 saatlik uçak yolculuğundan sonra karşılaştığı kültürel uçurumları ve zorlukları 12 dakikalık filmde anlatmış.
Göç olgusuna dikkat çekmek istediğini anlatan Akarçeşme, filmin gerçek hikayelerden esinlendiğini ifade etti. Gelen tepkilerden memnun olduğunu ve aynı filmi uzun metrajlı olarak da çekmeyi planladığını belirten Akarçeşme, ilerde hedefinin evrensel değerleri işlemek olduğunu kaydetti. Akarçeşme, Turkishny'nin sorularını şöyle yanıtladı.

Hikayeniz çok beğenildi. Yaşanmış bir olaydan mı esinlendiniz?
Ali Yasin Akarçeşme: Uzun yıllar önce Türkiye'den Amerika'ya çalışmaya gelmiş belli insanlarla "Nasıl bir hikayeyi çekeyim" diye röportajlar yaptığımda böyle hikaye yazalım dedik. Çünkü bana çok ilginç geldi. 17 senedir eşinden ayrı, eşi Türkiye'de, kendisi de burada yaşıyor. Birbirlerini hiç görmüyorlar fakat arada bir sadakat var. Çünkü koca maddi olarak yardımını yapıyor karısına. Bu hikayemiz de biraz ondan esinlendi. 17 yıl aradan sonra kocasıyla birlikte yaşamak için Amerika'ya gelen bir kadının ilk gününü ele aldık.
Filmdeki gibi kocası, eşini havaalanında karşılamaya gidemiyor mu?
Ali Yasin Akarçeşme: Gerçekte öyle değil. Eşi, Türkiye'ye gidiyor yıllar sonra... Düşünsenize bir gidiyorsunuz küçük kızınız bir anda 15 yaşında. Ne kadar büyük bir yabancılaşma var... Dolayıyla bu tür konuların etrafında aynı zamanda göçmenlik ve sadakat konularını ele aldığımız bir hikaye çıktı ortaya...

Filmdeki gibi Mine'nin eşi Green Kart için ABD ordusuna katılıyor mu?
Ali Yasin Akarçeşme: Bir projeyi yaparken ben şahsen kendimden bir şeyler katmak istiyorum. Ben uzun süredir burda yaşıyorum ve göçmen olarak yaşadığım belli problemler var. Bunları da işin içine katmak istedim. Zaten Green Kart meselesi her zaman konu olan bir şeydir. Etik olarak Green Kart alabilmek için mi yoksa ülkene hizmet etmek için mi orduya katılmak lazım sorusu da burada önem kazanıyor. Ama orduya katılırken bakıyorsunuz ki annesi için, sevdiği için, ailesi için yapmış... Bir çok konuya değiniyor "Departures / Kavuşma" filmi. Çünkü, yaşadığımız belli realiteler var.

Daha önce göçmenlerle ilgili benzer çalışmalar yaptınız mı?
Ali Yasin Akarçeşme: Ben belgesel geçmişinden geldiğim için bu kurmaca dalında yaptığım ilk oluyor. Konusu da ona göre seçilmiş bir film.
Buna benzer projeleriniz var mı yakın gelecekte?
Ali Yasin Akarçeşme: Şimdi iki tane daha benzer proje söz konusu. Onlar üzerinde çalışıyorum. Yine göçmenlik sözkonusu olabilir. Bir de Departures filminin uzun metrajlı halini isteyenler var. Özellikle bu konuda çok talepler geliyor, Departures filmi çok iş yapar ve çok beğeni toplar, diye...Aynı şekilde bu filmi uzun metrajlı bir film olarak yapılabilir diye farklı bakış açısı ile önerilerde bulunan insanlar var. Bu da beynimin bir köşesinde duruyor açıkçası. Mine karakterinin bu konuda yaşadıkları aşikar ve gittiğimiz festivallerde orta yaşlı kadınlar bana gelip "Biz bu karakterin yaşadığı her şeyi farklı şekillerde hissettik. Çok başarılı, tebrik ederiz" diye yanıma gelen insanlar oldu. Florida'nın bir köyünde yaşayan ve filmi izleyen bir teyze de, demin burda Rus bir bayan yanıma gelip ağlamaklı bir şekilde karakterle benzer şeyler yaşadıklarını anlattı.
Film daha önce nerelerde gösterildi?
Ali Yasin Akarçeşme: Filim daha önce 8 ayrı festivale dahil edildi. Bunlar, Buffallo Niyagara Film Festivali, Garden State Film Festivali, New Hope Film Festivali ve Uluslararası New York Soho Film Festivali gibi festivaller. Ama en önemlisi iki tane ödülü var filmin. New York Brownfish Film Festivali'nde "En İyi Drama" ödülü ve bir de New York ITN Film Festivali'nde "En İyi Yönetmen Ödülü"nü aldı. Departures'la ilgili böyle güzel haberlerin gelmesini bekliyoruz ama şimdilik yolculuğumuz böyle devam ediyor.

Film çekimleri ne kadar sürdü?
Ali Yasin Akarçeşme: Film normalde 12 dakika. Bir kere çekiminde ve yazım aşaması bir seneye yakın sürdü. Özellikle çekim aşamasında Türk oyunculara ihtiyaç vardı. Allah'ın bir hikmeti ki çok şanslıyız Mine karakteri için Gamze'yi bulduk. Çok güzel bir oynadı çünkü.
Çekimleri nerede yapıldı?
Ali Yasin Akarçeşme: Çekimlerin yüzde 97'si burda yapıldı. Bazı dış çekimleri İstanbul'da yapıldı.
Bütçe nasıl tedarik ettiniz?
Ali Yasin Akarçeşme: Bütçeyi tamamıyla kendi imkanlarımla sağladım. Başta Gamze, arkadaşım yönetmen yardımcımız Yelda, filmin montajını, müziğini yapan arkadaşlarım olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Çünkü onlarsız bu proje olmazdı.
Gamze Ceylan: (Gülerek) Çok fazla para istemedim.
Türkiye'de gösterilecek mi?
Ali Yasin Akarçeşme: Türkiye'de bir iki festivale göndermemiz sözkonusu oldu. Daha çok göçmenlik konusuyla ilgili olduğu için daha çok Amerika'ya odaklandık. Bu arada film İspanya'da da gösterildi. Avrupa'nın farklı ülkelerinde de... İyi tepkiler geldi genelde.
Sinemayla tanışmanız nasıl oldu?
Ali Yasin Akarçeşme: Ben yaklaşık 12-13 senedir Amerika'dayım. Benim üniversite eğitimim ve sonrasında mastırım filim üzerine. Yönetmenlik ve yazma üzerine mastırımı bitirdim.
Sinemada hedefleriniz nelerdir?
Ali Yasin Akarçeşme: Böyle bir olayı Amerika'da yaparken gelen tepkiler ki, sinema endüstrisi Amerika'da yoğunlaşmış durumda zaten, yönetmen olsun, senarist veya yapımcıların sizleri araması, bağlantıya geçmesi, festival ekibi ve jürisinin tepkileri otomatik olarak size belli bir network sağlıyor ve bu sayede siz bir yeşil ışık görüyorsunuz. Birikiminizin karşılığını aldığınıza inanıyorsunuz böylece...Bu da sizi gelecekte yapacağınız projeler için cesaretlendiriyor. Bu anlamda ben de kısa metrajlı veya uzun metrajlı olsun belli bazı projelerin içerisine girmeyi planlıyorum.
Daha çok göç ve göçmenlik konuları üzerine mi odaklanmayı düşünüyorsunuz?
Ali Yasin Akarçeşme: Genel olarak kendimi bir konuda kısıtlamıyorum. Bundan sonrası bilim kurgu da olabilir. Ama bu bilim kurgu içerisinde ben pozitif mesaj, insanlık adına evrensel değerlerin işlenmesi konusuna değindiğim için her hangi bir şey olabilir. Ama bana sorarsanız, hayatımızın reel bir parçasını beyaz perdeye yansıtmak daha çok hoşuma gidiyor.
Filmde de işlediğiniz gibi Türkiye'den gelenler dönemiyor, geride kalanların da gelmesi kolay olmuyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ali Yasin Akarçeşme: Hayatta bireyler olarak çok farklı kutucukların içinde yaşıyoruz. Bu kutucuklar, bizi alıp belli yerlere götürüyor. 99'da buraya üniversite okumaya gelen bir adam vardı ama daha sonra etrafa bakıp belli konularda az da olsun yeteneğim olduğunu görünce fikirlerim bir anda değişti. İnsanoğlu olarak fikirlerimiz her zaman değişiyor ve değişken duygular içine girebiliyoruz.

Hiç dil bilmeden Türkiye'den kalkıp tek başına Amerika'ya gelen Mine karakterini canlandırmak sizin için nasıl bir duygu oldu?
Gamze Ceylan: Kişisel olarak İngilizce ile ilgili bir zorluk çekmedim ama tabi ki Mine'nin yaşadıklarını hayal edebiliyorum. Gerçekten korkunç bir durum. Burdan kalkıp Mars'a gitmek gibi bir şey. Kim var, ne yapılır, ne edilir? Hem merak ve heyecan uyandırıyor hem de çok korkutucu bir şey...Tanıdığınız bildiğiniz bir dünyayı bırakıp, bir birey olarak tamamen yeni bir dünyaya gidiyorsunuz.
Mine'nin uçakta tanıştığı Ezgi, Türkiye'deki nişanlısını ziyaret etmekten döndüğünü söylüyor ama Amerika'daki sevgilisi onu karşılıyor. Bu da Mine açısından sarsıcı bir nokta olsa gerek...
Gamze Ceylan: Bu da zaman içerisindeki değer yargılarının ne kadar farklılaştığının en iyi göstergesi aslında... Genellikle değer yargılarımız aynıdır. Mine de o yüzden Ezgi'yi kendisi gibi zannediyordu. Değişik bir değer yargısı ortaya çıkınca insan şok oluyor bu sefer. Ondan sonra kızını kocasıyla görünce başkası zannetmesi bir çok soru işareti getiriyor. Bilmiyorsunuz çünkü...
Ali Yasin Akarçeşme: Farklı bir ülkeden gelip yolculuk sırasında tanışıp sevdiğiniz bir insanın bir anda böyle bir şey yaptığını görünce tabi kendi o pak temiz dünyanızda eşinizle ilgili o sadakat duyguları daha da karmaşık bir hale geliyor. Filim, farklı konuları 12 dakikaya sığdırıyor. Uzun bir ilişki, Green Kart, ABD ordusuna katılım ve değer yargılarına ayna anda parmak basmaya çalışıyor. Bir de hava alanında yiyeceklerin alınmaması mesela. Hava alanları benim hayatımın bir parçası haline gelmeye başladı artık. Mine'nin valize peynir koyması, sucuk koyması vs. bunlar yaşadığımız olaylar. Dolayısıyla bir sucuk bile eşler arasında sadakatin göstergesi olabilir.
Sizin oyunculuk geçmişiniz ne zaman başladı?
Gamze Ceylan: Almanya'da doğup büyüdüm. Londra'da tiyatro eğitimi aldım. 9 sene önce New York'a geldim. Burda da oyunculuk eğitimi aldım.
Daha önce hangi projelerde yer aldınız?
Gamze Ceylan: Bir çok kısa filmde oynadım. Kimisinde yan oyuncu kimisinde ana rolde oynayarak... Bir tane de uzun metrajlı film, o da şimdi festivallerde dolaşıyor, David isimli. Müslüman ve Yahudi iki gencin arasındaki arkadaşlığı anlatıyor. Onun dışında da tiyatro oyunlarında oynadım.
Sinemada hedefiniz?
Gamze Ceylan: Dünyanın neresinde olursa olsun güzel projelerde çalışmak. Güzel derken, insan ruhunu, insan halini sanatsal bir şekilde anlatan projelerde yer almak isterim.
Ergülen Toprak - Newyork
Turkishny.com