Kırlıkovalı: Hedefimiz Gençler

E-mail Print PDF

Assembly of Turkish American Associations (ATAA), Amerika’nın çatı derneklerinden bir tanesi.

Başarılı çalışmalara imza atan derneğin geçen Temmuz ayında başkanlık koltuğuna oturan Ergün Kırlıkovalı ile ATAA geçmiş ve gelecek dönem faaliyetleri hakkında bir röpotaj gerçekleştirdik.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştiren derneğin başkanı Kırlıkovalı, Amerika’daki son gelişmeleri ve Türkiye ziyaretlerinin detaylarını TurkishNY için anlattı.

Yeni dönem projelerinden bahseden Kırlıkovalı, tüm çalışmalarının gençler üzerinde yoğunlaştığını aktardı.

TurkishNY: ATAA, geçirdiği zor günleri geride bıraktı. Yeni başkanlık döneminizde öncelikli hedefleriniz nelerdir?

Ergün Kırlıkovalı: İlk hedefim, misyonumuzu genç kuşaklara benimsetmek ve çalışmalarımız içine “taze kan” diyebileceğimiz yeni yüzleri çekebilmektir. Takdir edersiniz ki Türk kültürünü, tarihini, insanını, ülkesini, gelenek ve göreneklerini Amerika’da doğru tanıtmak, bu konulardaki yanlış algılamaları düzeltmek öyle birkaç kişinin yapacağı işler değildir. Hele hele bu kişiler on yıllardır hep aynı yüzlerse. Bu nedenle, bütün tanıtım çalışmalarımızı Türk evlerinden ve restoranlarından bu muhteşem ülkenin kolejlerine ve üniversitelerine kaydırıyoruz. Böyle yapınca hem programlarımız daha geniş kitleler tarafından saygınlık görüyor, hem medya bu programlara daha fazla yer veriyor.Ve belki de en önemlisi, daha fazla gencimizi bilgilendirerek ve heyecanlandırarak yanımıza çekmiş oluyoruz. Türk restoranları “Eyvah, acaba iş mi kaybediyoruz?” diye asla düşünmesinler; çünkü yüksek öğretim kurumlarına kaydırdığımız bu toplantılarda sunulacak Türk yemeklerini yine yöredeki Türk restoranları hazırlayıp gönderecekler. Yani “catering” denen “ikram hizmeti” sunacaklar. Belki de bu yolla daha fazla kazanacaklar. Artık Türk’ün Türk’e propagandası bitmiştir. Geniş Amerikan toplumuna açılıyoruz.

ATAA’nin yeni hedefi çok net: Gençler!

TurkishNY: TCA’nın son yayınladığı raporda Türkiye’nin dini özgürlükler açısından haksızlığa uğradığı söylendi. Bu çifte standart ortadan kaldırılabilecek mi ?

Ergün Kırlıkovalı: Bu konuda ATAA olarak hem mektuplar yazıldı ve hem de PaxTurcica Enstitüsü ile birlikte bir CapWiz kampanyası düzenlendi. Gerçi çifte standardın hemen ortadan kalkacağını düşünmüyoruz ama bu alandaki aydınlatma çalışmalarımız hız kesmeden sürüyor. Yüzyılların ihmalleri ve önyargıları, takdir edersiniz ki öyle bir-iki mektupla ortadan kalkmaz. Ama mesajlarımız yerlerine ulaşıyor. Havada sanki bir değişiklik esintisini hissediyoruz gibi.

''İsrail Konusu, Türk-Amerikan İlişkilerini Yıpratacak''

TurkishNY: Türk-İsrail ilişkilerinde çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Bilhassa Türkiye Mavi Marmara'daki olay sonrası İsrail’in özür dilememeye direnmesi neticesinde 5 ağır karar verdi.Sizce bu durum Türk-Amerikan ilişkilerini nasıl etkileyecek?

Ergün Kırlıkovalı: Bir kere bir durum saptaması yapalım: İsrail’in, algıladığı ama tartışılabilir bir tehdit nedeniyle, uluslararası sularda dokuz sivili başlarına arkalarına kurşun yağdırarak, mafya usulü infaz etmesi, kabul edilebilir bir davranış değildir. Diyelim ki trajik bir yanlış yapıldı. Özür dileyerek ve kurban yakınlarına tazminat ödeyerek bu yanlış düzeltilebilirdi ve ben şahsen kendimi bu özür mutlaka gelecek diye inandırmıştım. Çünkü aklım aksini almıyordu. İsrail’e altın tepsi üzerinde kolay bir “kendini affettirme şansı” sunulmuştu. Böyle bir fırsat nasıl harcanırdı? Türk-Yahudi ilişkileri tarih içinde hep dostça olmuştur ve Yahudiler Türk yurdunda daima dostluk, huzur ve refah bulmuştur ve onlar da önce Osmanlı’ya sonra da Turkiye’ye her daim sadık kalarak derin minnet duygularını açıkça belirtmişlerdir.

‘’İsrail Özür Dileseydi Bunlar Olmazdı’’

Bundan sonra ne olur? Maalesef ABD’deki Yahudi lobisi Turkiye’ye karşı yaylım ateşe başladı bile. Bana hergün basın bülteni gelir ve orada Türkiye ile ilgili ne kadar haber varsa başlıklar ve linkler halinde verilir. Son dönemde Amerikan medyasında durum adeta Türkiye aleyhine döndü diyebilirim. Kongre’deki Yahudi lobisi bu konuda daha gerilere düşmez. Oradan da bu tıp sürprizler beklenmelidir. Bütün bunların etkileri karşımıza Türk-Amerikan ilişkilerinde hissedilebilir bir gerilme olarak çıkabilir. Buna da hazırlıklı olmalıyız. Kimse kendisini avutmasın: Bir anlaşmazlık halinde Amerika, Türkiye’nin değil, İsrail’in yanında yer alacaktır ve İsrail’in şımarık ve sorumsuz davranışlarına açık çek verecektir.Bu da Turkiye’yi daha fazla incitecek ve ABD’den soğutabilecektir. Bunlar geçici de olsa yaşanabilir ve sürpriz olmamalıdır. Ama dünya kamuoyunda Turkiye’nin haklılığı genellikle kabul edilmektedir. Obama yönetimi için başağrısı da zaten buradadır. Yani ABD, bile bile bir mahalle kabadayısının haksız kavgalarını kayıtsız şartsız hep desteklemek zorunda bırakılmaktadır. Halbuki bütün bunlara hiç gerek yoktu. İsrail kendisinden beklendiği gibi özür dileseydi, bunları bugün konuşuyor olur muyduk?

Ermeni meselesi hakkında da konuşan Kırlıkovalı, bazı Ermeniler’in kendi kafalarında imkansız hayaller kurduklarını söyleyerek, Ermeni lobisinin son dönemlerde zil takıp oynadığını ifade etti.

TurkishNY: Ermenistan ,Türk- İsrail ile ilişkilerin bozulması dolayısı ile nasıl bir beklenti içinde? Neler olabilir?

Ergün Kırlıkovalı: Ermeni lobisi şu anda zil takmış oynuyor desek acaba abartmış olur muyuz? Ben sanmıyorum. Ermeni lobisi Türkiye-İsrail gerginliğinden büyük beklentiler içine girdi. Bunlara göre, hemen yarın Yahudi lobisi hem Kongre’de ve hem de Knesset’te sahte Ermeni soykırımını tanımak için yasa tasarıları geçirecek ve Türkiye’yi mahkum ettirecektir. Bazı Ermeniler kendi kafalarında Türkiye’yi mahkemeye verdi, mahkemeyi kazandı, Doğu Anadolu’yu geri aldı ve Türkiye’den gelen milyarlarca doları harcamaya başladı bile…

Fanatik Türk düşmanları olan bu Taşnak hayalperestlerini tatlı rüyalarından birdenbire uyandırmayayım diyorum, yoksa zavallılar şoka girebilirler. Ama Türk-Ermeni politik atmosferinde, yakın gelecekte, İsrail’den kaynaklanan gerilimler yaşanacağını söylemek herhalde falcılık olmaz.

‘’Ermeniler Ölmedi, Acı Çekmedi Demiyoruz’’

Ermeni meselesi hakkında 33 yıldır çalışmalar yaptığını belirten Kırlıkovalı, sorunun çözümünün ‘’ gerçeklere dayalı adil hafıza’’ olduğunu belirterek, Ermeniler’in bunun aksine ‘’yeniden sosyal inşaat’’ metoduyla gerçekleri istedikleri yönde değiştirip öyle kabul ettirdiklerini söylüyor.

TurkishNY: Siz sözde Ermeni konusunda en yoğun şekilde çalışan aktivistlerdensiniz.Bu sorunun çözümü nedir?

Ergün Kırlıkovalı: Bu sorunun çözümü aslında basit: “gerçeklere dayalı adil hafıza.” Bakın bu dört sözcüğü yanyana getirebilmek benim 33 yılımı aldı. Gerçi son iki sözcüğün isim babası, öyle sanıyorum ki, Sayın Davutoğlu’dur. Ama bu benim on yıllarca yazdığım ve anlattığım bir kavramdır. Ne demek gerçeklere dayalı? Şu demek: Bugün ABD de ve Batı’da, Ermeni konusundaki soykırım iddiaları tarihi gerçeklere değil, çürütülmüş politik iddialara ve dramatik sosyal etkinliklere dayandırılmaktadır. Son birkaç yıldır, tarih yanında sosyoloji, felsefe, antropoloji, gibi alanlarda da okumalarımı derinleştirdim. Sosyologların sahte Ermeni iddialarını iyi anlatan güzel bir terimi vardır: yeniden sosyal inşaat (social reconstruction.) Yani toplum hafızasını, tarihi gerçeklere değil, sosyal etkinliklere dayalı olarak yeniden inşa etmek. Makaleler, filmler, etkinlikler, müzeler… Bütün bunlara bakıp, insanların “Hmmm, demekki olmuş” demelerini sağlamak. Gördüğünüz gibi, burada algılama gerçeklerin önüne geçiyor. Peki adil hafıza ne demek? Önyargılardan arınmış, her iki tarafın da acısını görebilen, empatinin iki yönlü işletildiği, adaletli, vicdanlı bir yaklaşım demek. Ermeni isyanlarının, ihanetlerinin, terörizminin, bombalı saldırılarının, suikastlerinin, baskınlarının, Türk kurbanlarının, apartheid’e yönelik toprak isteklerinin, yalanlarının, saptırmalarının, iftiralarının, propagandalarının, her şeyin hesaba katıldığı, tartıldığı, önyargılardan arınmış, dürüst bir tarih demek. Biz Ermeni ölmedi, hiç acı çekmedi demiyoruz ki? Çoğu Ermeni eline silahı aldı, devletine milletine sıktı. Vatanı işgale kalkan düşman yanında saf tuttu, Türk de evini, ailesini, köyünü, yurdunu, vatanını korudu diyoruz.

‘’Türk’ün Acısı yok Sayılıyor’’

Tabi Ermenilerin hepsi hain değildi. Mesela İstanbul’da, İzmir’de, Edirne’de, Halep’te ve daha birçok diğer yerlerde Ermeniler Osmanlı Devleti’ne sadık kaldı ve bu yüzden de yerlerinden de sürülmediler. Bu bile olayın öyle siyah-beyaz bir soykırım olmadığının en açık ispatıdır. Ermenilerin ve onların Batılı destekçilerinin başlattığı bir “Osmanlı topraklarını paylaşma savaşının” sonucunda hem Türkler’in hem Ermeniler’in trajedi yaşadığını, acılar çektiğini ve öldüğünü söylüyoruz. Var mı burada bir gram yanlışlık? Bir gram adaletsizlik? Biz diyoruz ki, herkesin acısı tanınsın; öyle futbol takımı tutar gibi Ermeniler’in acısı kat kat büyütülerek anlatılırken Türk’ünkü tamamen yok sayılmasın. Bu vicdansızlık, bu şerefsizlik, bu kepazelik yapılmasın. İşte bizim anladığımız “adil hafıza” böyle bir şey. Bütün dünya bu konuda sussa veya kin kusmaya devam etse bile, ben yine de doğruları konuşmaya devam edeceğim. Bu gövdede bu nefes olduğu müddetçe “gerçeklere dayalı adil hafıza” kavramını anlatacağım. Çünkü ancak o zaman iç huzuru bulabiliyorum. Şehitlerimize “bugün sizler için şunları şunları yaptım” diyebiliyorum. Akşam yattığımda bebekler gibi mutlu ve rahat bir uyku çekebiliyorum.

‘’ATAA, Olarak Her Durumda Güçlü Durduk’’

TurkishNY: ATAA Başkanı olarak, başkan olduktan sonra şu ana kadar yaptığınız çalışmalar nelerdir?

Ergün Kırlıkovalı: Bildiğiniz gibi ATAA başkanlığını 12 Haziran’da geçmiş dönem başkanımız Günay Evinch’ten teslim aldım. Sanki Ermeni ve Rum lobileri benim başkanlığı devralmamı bekliyormuş gibi bir anti-Türk yasa tasarısı yağmuru boşaldı üzerimize. Geçmişte normal olarak yılda bir, bilemediniz iki anti-Türk yasa tasarısı önümüze gelir, biz de neyle savastığımızı net olarak bilirdik. Bu sefer tam altı anti-Türk yasa tasarısı birbiri ardına birkaç hafta içinde Kongre’ye sunuldu. Ermeniler taktik değiştirdiler. Sahte soykırım iddialarına karşı muhalefetin kemikleştiğini gördüler ve bu sefer soykırım tarifinde geçen o yüklü kavramları tasarı metinlerinde kullanarak soykırımı dolaylı yoldan geçirmeye kalktılar. Mesela “Hristiyan hakları ve mülkleri” kavramlarına yöneldiler. Mesela dini özgürlükler dediler. Öyle tarifler var ki sanki Türkiye’de herkes dini tahakküm altında. Zannedersiniz ki Türkiye’yi değil Taliban Afganistan’ını anlatıyorlar. Bu kadar yalancı bunlar. Hiç de utanmıyorlar. Yalan söyleye söyleye yüzleri de kızarmıyor artık. Planlarına göre, eğer bunlar geçerse, soykırım sözü yok ama, soykırım tarifi adım adım inşa edilmiş oluyor. İşte zaten  “sosyal inşaat” (social reconstruction) terimi ile anlatmaya çalıştığımız kavram da böyle bir şey.

Biz, ATAA olarak bunlara karşı dik durduk, sonuna kadar savaştık. Her birine karşı anında CapWiz kampanyası başlattık. Sağolsun PaxTurcica Enstitüsü bizlerle çok yakın çalıştı. Mesela tasarı bugün geliyorsa, biz gece yarılarına kadar çalışıp derhal karşı görüşleri hazırlıyor ve ertesi gün de CapWiz kampanyasını başlatıyorduk. Valla, ne yalan söyleyeyim, anti-Türk milletvekilleri (Schiff, Pallone, Berman, vs.) bayağı şaşırmış olmalılar. Adamlar tasarılarının zevkine varamadan bir “Türk yağmuruna” tutuldular…

Bizler nasıl birkaç gün içinde “anti-Türk tasarı yağmuru” na tutulduysak, onlar da yaz ortasında bir “Türk yağmuruna” tutuldular. Yani Haziran Temmuz ayları Türk düşmanlarına karşı kampanyalara yanıt vermekle geçti. Bu arada Temmuz başında Sayın Başkan Aliyev’in davetlisi olarak, PaxTurcica, Azerbaijan Society of America, ve Azerbaijani American Council üyeleri ile birlikte Azerbaycan’da, beş yılda bir yapılan ve bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen “Dünya Azerbaycanlıları Kongresine” ATAA’yi ve Amerika’daki Türk toplumunu temsilen katıldım. Sonra 20 Temmuz’da da Washington DC’de Kıbrıs Rumları’na karşı Türkiye Büyükelçiliği önünde ATAA üyeleri ve Türk dostları üç gün nöbet tuttu. O kaldırımı Rumlar’a vermedik. Onlardan daha kalabalık geldik ve daha çok bağırdık. Geçmiş senelerde bunların hep tersi olurdu. Bu uyanışı büyük bir memnuniyetle görmekteyim.

TurkishNY: ATAA'in liderlik konferansı yakın zamanda olacak. İçerik ve ilk konferansa göre ne tür farklılıklar olacak?

Ergün Kırlıkovalı: Her yıl değişik bir kentte olacak. 2012’de New York, 2013’te Los Angeles, 2014’te Miami gibi… Konular, gençleri nasıl aramıza çekebiliriz, çalışmalarımızı nasıl onlara aktarabiliriz, onları nasıl motive eder liderlik vasıflarını parlatırız olacak.  Konuların uzmanlarını getireceğiz. Türk ve Amerikan devletlerinin tepesini gençlerimizn en gelecek vaad eden liderleriyle buluşturacağız. Artık kendi imajını parlatmaktan başka hiçbir özelliği bulunmayan, bilgisiz ama hizipçi liderlere kesinlikle prim vermeyeceğiz. O devirler kapandı. Şimdi ipleri yavaş yavaş gençlerimize vereceğiz, ama arkalarında sıradağlar gibi durarak…

‘’Türkiye,  Artık Proaktif Bir Ülke’’

TurkishNY: Türk-Amerikan lobisinin daha da güçlenmesi için neler yapılabilir?

Ergün Kırlıkovalı: ABD de yarım milyon Türk-Amerikalı var ama tüm zamanların tüm derneklerinin bütün kayıtlarına bakarsanız, ortaya çıkan rakamları toplarsanız, bu yarım milyonun yüzde ikisini bile bulamazsınız. Peki nerede bu yüzde 98? İşte büyüme buradan geçiyor. Bir kere bunları bulacaksın. Kendilerini pek mutlu hissettikleri dünyalarından çıkaracaksın. Çoğu hakikaten bilgisiz, habersiz. O kişileri egiteceksin, medyaya yazmalarını, politikacıyla diyaloğa girmelerini öğreteceksin, heyecanlandıracak, elektriklendirecek, motive edeceksin… Hep istemenin, hep almanın değil bazen de vermenin, her an paylaşmanın yüce mutluluğunu anlatacaksın. Ellerini; kültürleri, tarihleri, anavatanları, kimlikleri, benlikleri için ceplerine atmasını göstereceksin… Örnek olacaksın… O zaman bu toplum uçar, muhteşem başarılara imza atar… Bütün bunları yapmanın ilk adımı kolay görünüyor: gençlere yöneleceksin çünkü. Ağac yaşken eğilir. ATAA olarak biz işte bunları gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

TurkishNY: Türk Dış politikası bundan 20 yıl önceye göre değerlendirdiğinizde durumu nasıl buluyorsunuz?

Ergün Kırlıkovalı: Türkiye şimdi daha proaktif ülke haline geldi. Sorunlar çıktıktan sonra çözüm peşinde koşmak yerine sorunların çıkmasını önlemeye yönelik bir anlayış hakim. Ben yaklaşımdaki bu köklü değişikliği taktir ve mutlulukla karşılıyorum. Gelecekten ümitliyim. Türkiye, kendisine biçilen elbiseyi değil, kendi diktiği, kendine yakışan elbiseyi giymelidir ve öyle de yapıyor diye düşünüyorum.

''Amerikalı Türkler, Kış Uykusundan Uyanmalı''

TurkishNY: Amerika’da Türk kökenli politikacılar çıkması için neler yapılması gerek?

Ergün Kırlıkovalı: Önce toplumumuzun üzerindeki rehaveti atıp, kış uykusundan uyanıp, ortaya çıkması gerekir. Kendinde olanı destekleyecek, elini cebine atacak yeni bir anlayışın hakim kılınması gerekir. Adaylarımız var, hem de pek çok. Ama destekleyenlerimiz az. Bazılarımız sadece birkaç güzel söz ile destek olduğunu düşünüyorlar. Diğerlerimiz ise küçük bir bağış yapınca iş bitti sanıyor. Politika başlayıp biten bir yolculuk değildir; süren, hiç bitmeyen bir yolculuktur. Tren durduğunda bazı yolcular iner, diğerleri biner, ama o tren hep gider. Öyle bir yolculuk ki, hedefe varmak ile bile bitmez. Bunu anlayıp, takdir ettiğimiz an bizler de değişime ayak uydurabilecegiz. Bu anlayış değişikliğini hakim kılmamız gerekiyor.

TurkishNY: Amerika’da Türk kökenli politakacılar çıkması için neler yapılması gerek?

Ergün Kırlıkovalı: Önce toplumumuzun üzerindeki rehaveti atıp, kış uykusundan uyanıp, ortaya çıkması gerekir. Bunu yukarıda anlattım. Kendinde olanı destekleyecek, elini cebine atacak yeni bir anlayışın hakim kılınması gerekir. Adaylarımız var, hem de pek çok. Ama destekleyenlerimiz az. Bazılarımız sadece birkaç güzel söz ile destek olduğunu düşünüyorlar. Digerlerimiz ise küçük bir bağış yapınca iş bitti sanıyoruz. Politika başlayıp biten bir yolculuk değildir; süren, hiç bitmeyen bir yolculuktur. Tren durduğunda bazı yolcular iner, diğerleri biner, ama o tren hep gider. Öyle bir yolculuk ki, hedefe varmak ile bile bitmez. Bunu anlayıp, taktir ettiğimiz an bizler de değişime ayak uydurabilecegiz. Bu anlayış değişikliğini hakim kılmamız gerekiyor.

Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştiren ATAA ekibi, birçok siyasiyle bir araya gelerek Türk-Amerikan ilişkileri hakkında izlenimlerini aktararak karşılıklı fikir alışverişlerinde bulundu.Ziyaretin çok faydalı geçtiğini belirten Kırlıkovalı, Anıtkabir ziyareti esnasında Türk-Amerikan toplumunun Atatürk’ün izinde olduğunu yazdığını ifade etti.

TurkishNY: ATAA’in yakın zamanda Türkiye ziyareti oldu. Bu görüşmelerden ne gibi sonuçlarla döndünüz?

Ergün Kırlıkovalı: Türkiye'ye 15 kişilik bir ATAA Delegasyonu’yla dopdolu bir resmi programla gittik. Bu, ATAA olarak, gözbebeğimiz anavatanımıza olan sonsuz sevgi ve derin saygımızı gösteren bir nezaket ziyaretiydi. Orada Türkiye Cumhuriyetimiz’in devlet yönetimi, politika, ekonomi, bilim, eğitim ve spor alanındaki liderleriyle görüştük.

Türk Liderlere Amerika'daki Türk toplumundan kalpler dolusu sevgiler ve saygılar götürdük. ATAA olarak gerçekleştirdiğimiz projeler hakkında bilgi verdik. Vizyonumuzu ve misyonumuzu paylaştık. Geleceğe dönük amaç, emel ve beklentilerimizi bir bir anlattık. Gördük Türkiye'deki kardeşlerimizle bir görüş, düşünce ve ruh birliği içindeyiz. Türkiyemiz’in ilerlemesi, güçlenmesi, ve ABD'deki imajının temiz tutulması için aynı amaç ve beklentileri paylaşıyoruz. Çok yararlı bir gezi oldu. Bunun meyvelerini ilerleyen aylarda ve yıllarda hep beraber göreceğiz.

TurkishNY: Türkiye’de nerelere gittiniz? Kimleri görüştünüz? Görüşmeler esnasında neler konuşuldu?

Ergün Kırlıkovalı: Gezimiz 16 Ekim Pazar akşamı Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'le güzel ve samimi bir akşam yemeği yiyerek başladı. Dünya, Amerika ve Türkiye ekonomileri konuşuldu. Türkiyemiz’in ABD ticaretinden aldığı payın çok düşük olduğu ve yükseltilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı.

17 Ekim Pazartesi günkü programımız epey yoğundu. ATAA Delegasyonumuz ile önce Atatürk'e olan sevgi ve saygının bir nişanesi olarak Anıtkabir'e gittik. Orada muhteşem bir askeri tören yapıldı. ATAA başkanı olarak, delegasyonumuz adına, ziyaret defterine Türk-Amerikan toplumunun hissiyatını ifade eden, Atamız’ın izinde olduğumuzu belirten bir not yazdım. Ardından Milli Güvenlik Kurulu’na gittik. Orada Genel Sekreter Büyükelçi Serdar Kılıç bizi karşıladı. Kendisi Kaliforniya'da diplomatken yakından tanıdığım bir dostumdur. Ermeni lobisinin Türkiye'yi karalama çabalarına karşı çalışmalarımızı yakından bilir. Karşılıklı fikir teatisinde bulunduk.

Ardından Genelkurmay Başkanlığı’nı ziyaret edip, Plan ve Prensipler Başkanı Korgeneral Emin Alpman ve çalışma arkadaşları ile konuştuk. Ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) geçip Başkan Cemil Çiçek ile buluştuk.TBMM başkanı bizlere Türkiye'nin startejik ortağı ABD'ye ne kadar çok önem verdiğini ve Türk-Amerikan toplumu olarak bizlerin de bu fotoğrafta önemli bir yere sahip olduğumuzu anlattı. Konuşulan birçok konu arasında belki de en önemlisi, Kuzey Irak'ta oturan ve adresleri ABD’ye bildirilen 8 PKK’lı narko-teröristin neden hala orada oturdukları ve Türkiye'ye teslim edilmedikleri, edlimeyecekse Türkiye'nin gidip onları toplaması konusydu. Bizler de, ATAA olarak, Türkiye'ye bilinen çevrelerce yapılan haksız karalamaların her zaman karşısında durduğumuzu örnekleriyle anlattık.

‘’Ricciardone, PKK Konusunda Notlar Aldı’’

Sonrasında ABD Büyükelçiliği’ne gittik ve Büyükelçi Francis Ricciardone ile toplantı yaptık. Konuşma esnasında Cemil Çiçek'in PKK sorusu kendisine iletildi ve not aldığı görüldü. Kendisine ATAA olarak, Türk-Amerikan ilişkilerine yaptığı katkılar dolayısıyla bir şükran plaketi verildi. ( Bilindiği gibi, Ermeni lobisi Senatör Menendez'i piyon olarak kullanarak Ricciadone'ye büyük haksızlık yaptılar. Irkçılığa varan bu yersiz, anlamsız, gereksiz, ve aşırı haksızlıkları Türk-Amerikan toplumu ibretle gördü ve gerekli notları aldı. New Jersey'deki Türk toplumu, Menendez'e bu korsanlığın bedelini seçimde Menendez'in rakibini destekleyerek ve Menendez'in seçilmesini önleyerek ödetecek. O nedenle, Menendez'in ABD Senatosundaki günleri sayılıdır diyebiliriz.)

Akşam yemeğini Türkiye'yi ziyaret etmekte olan üç Amerikan milletvekili ile beraber the Rafine Restaurant'da yedik. İkinci gün AVIM ve TOBB toplantıları ile başladı. Günay Evinch, Ömer Lütem ile görüştü ve ardından TOBB’daki toplantımıza yetişti. ATAA ile TOBB yetkililerinin, Türkiyemiz’in ABD ticaretinden aldığı payın çok düşük olduğu ve yükseltilmesi gerektiği konusunda görüş birliğinde olduğumuz görüldü. Kar amacı gütmeyen bir STK olan ATAA olarak, Türkiye'ye mal ve hizmet almaya veya satmaya gelmediğimizi, Türkiyemiz’in ABD ticaretinden nasıl daha fazla pay alacağı ve Türk-Amerikan toplumunun bu çabalara nasıl destek verebileceği konusunda bir fikir alışverişi yapmaya geldiğimizi belirttik. Örneğin, iki sene önce Kaliforniya'da anti-Türk bir yasa tasarısını (yani AB 1916’yi) tabandan yaptığımız lobi çalışmaları ile durdurarak Türk sanayici ve işadamlarının önünü nasıl açtığımızı anlattık. Sonra Amerikan Senatosu’nda 2832 nolu yasanın uzatılmasını sağlayarak Türkiye'ye verilen yüzde 7’lik avantajın sürmesini garantilemiş ve yine Türk firmalarının rekabet gücünü artırmış olduk. Bunlar tabandan gelen baskılarla, yani bağışlarımızla ve oylarımızla oldu. Bu şekilde dolaylı olarak yardımıcı olabiliriz dedik. Ardından gelişen yeni teknolojiler (yeni yeşil kimya, su altı teknolojileri, ve diğerleri) konusunda uzman arkadaşlarımız bilgiler verdi. Çalışmalarımızın koordine edilmesi konusunda fikir birliğine vararak ayrıldık.

‘’Bağış, Türk-Amerikan Toplumunun Önemini Anlattı’’

Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nda yapılan panele katıldık. Başkan Kemal Yurtnaç’ın açılış konuşmasıyla mikrofona gelen AB Başkanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, beni yıllar öncesinden tanıdığını söyleyerek beraber yaptığımız çalışmalardan bahsetti. Aynı şekilde Dünya Türkleri Başkanı Dr. Ata Erim'e iltifatta bulundu. Türk-Amerikan ilişkilerinin tarihini anlattı ve Türk-Amerikan toplumlarının önemini belirtti. Daha sonra ben, ATAA başkanı olarak ABD’deki çalışmalarımızın 30 yıllık bir özetini sundum. Daha sonra da Dr. Ata Erim son 50 yıla yayılan kendi tecrübelerini hayranlıkla izleyen 120 kadar uzmanla paylaştı. ATAA Delegasyonu, çakışan toplantılar nedeniyle üçe bölündü: Mavi grup benim başkanlığımda birinci araçla Başbakanlık Danışmanı İbrahim Kalın'a; Sarı grup ATAA Mütevelli Heyeti Başkanı Kürşad Doğru başkanlığında ikinci araçla Sayın Başbakan yardımcısı Beşir Atalay'a; Yeşil grup da Geçen Dönem Başkanı Günay Evinch başkanlığında üçüncü araçla Sayın Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek'e gitti. Bu toplantılardan sonra tüm gruplar Sayın AB Başkanı Egemen Bağış'ın ofisinde özel bir toplantı için tekrar biraraya geldi. Bu toplantının arkasından da hep beraber CHP Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun makamına gitti. Bütün bu toplantılarda ATAA vizyon ve projelerini anlattı ve gelecekte beraber çalışma isteklerini belirtti. ATAA çalışmaları memnuniyet yarattı ve destek sözleri verildi. Ertesi gün İstanbul'a gidildi ve muhteşem bir Boğaz Tekne Turu yapıldı.

Kırlıkovalı, göreve geldiği günden bu yana birçok işe imzasını attı. Kendisini Türkiye’yi Türkler’i iyi tanıtmak, Türkler’e yapılan haksızlıkların önüne geçmek için çalışmaya adayan Kırlıkovalı, görev süresince adından sıkça söz ettireceğe benziyor.  

Ebru DOĞAN-TurkishNY.com 

'Çin'le Rekabetin Yolu Özgün Koleksiyonlardan Geçiyor' New York'tan Karadeniz Yaylalarına Keşif Yolculuğu  “Fedakârlık Olunca Başarı Kaçınılmaz Oluyor”
'Türk Firmalarına Ücretsiz Danışmanlık Yapmaya Hazırız' "İsrail Tarihinin En Tehlikeli Pozisyonlarından Birini Yaşıyor" "Türklerin Yeniden Birlik Olması İçin, Kendi Aralarında Tanışmalı"
'Departures' Filmi Yaşanmış Hikayelere Dayanıyor “Kendiniz İçin Yapmak İstemiyorsanız Çocuklarınızın Geleceği İçin Yapın” ‘’Tek İsteğimiz Manhattan’ı Kırmızı Beyaz Renklere Boyamak’’
ATU Duty Free
"Fransa'da Çılgına Dönen Ermeni Lobisi, ABD'de Daha Çok Bastıracak" ABD’de Kahve Tadında Türkiye Tanıtımı "Türk Kadınları ABD'de Türk İnsanını En İyi Şekilde Temsil Ediyor"
 Türkiye'den Gelip New York'u Tanıtıyorlar KAGİDER Başkanı  İle Kahvaltıda Buluştuk “Ötekini Anlamak İçin Diyaloga İhtiyacımız Var”
TUSİAD -US Temsilcisi Emre Doğru Kendini Turkishny'a Anlattı Robotların Dilinden Anlayan Türk Doktor "Bölgenizdeki Kongre Üyelerine Ulaşıp, Sesinizi Duyurun"
TAV Airlines
'Türkiye'nin Amerika'daki Evi Fatih Camii' "Girişimcilere Yeşil Kart Yolu Açıldı"  “Fransa, Derhal Minsk Grubu’ndan Çıkarılmalı”
''Obama Yönetiminde Göçmenlik Yasalarında Düzelmeler Oldu'' ''Müzeler, Kültürü Tanıtmada En Büyük Araç'' Mahruki: İyiyseniz, Yaparsınız
New York’ta Türkiye’nin ‘Kültür Elçisi’ Meyveciler ‘’Kalbim, New York’ta Kalacak’’ ''ABD'deki Bilimi Türkiye'ye Taşıyoruz''
NAR Gourmet

Related Topics:


TurkishNY at Twitter
TurkishNY at Facebook

Daily Newsletter

 


May 2012
S M T W T F S
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2