Küçük yaşlarda başlayan otomobil merakını kardeşleri Canan ve Ahmet Özgün’le birlikte iş yaşamına taşıyan, Sinyal, World of motorsports ve Intercity test drive gibi hazırladıkları televizyon programları ile Türkiye’de motorsporlarının geniş kitlelerce takip edilmesine ve sevilmesine öncülük eden Ali Özgün, kardeşleriyle birlikte 3 yıl önce kurduğu motorsporları eğlence merkezi Speedcity ile motorsporları tutkunlarına hizmet vermeye devam ediyor.

Speedcity, Ali Koç, Suzan Sabancı Dinçer ve Vuslat Doğan Sabancı gibi isimlerin yönetiminde girişimciliği destekleyen Endeavor Türkiye tarafından bu yılın en önemli girişimlerinden biri olarak seçildi. Speedcity, şimdi de motorsporlarının çılgınlık düzeyinde olduğu Körfez ülkelerine ve Amerika’ya açılmanın hazırlıklarını sürdürüyor.

Amerikan Türk Cemiyeti (ATS) ve Endeavour Türkiye dernekleri tarafından geçtiğimiz aylarda New York'ta düzenlenen, Türkiye'de girişimcilik konulu toplantıya katılarak Speedcity’yi Amerikalılara anlattı…

2009’un ilk ayında da New York’ta yeni bir lansman yapmaya hazırlanan Ali Özgün ile motorsporlarına olan tutkusunu ve Speedcity’i konuştuk…

TURKISHNY: Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
Ali Özgün: Kardeşlerim Ahmet ve Canan’la birlikte ilkokuldan itibaren önce İngiltere ve Malta adası sonrasında da Los Angeles’ta büyüdük. Los Angeles’ta Torrance High ve Cal State Dominguez Hill’da eğitimimi tamamladım. Ben üniversitede televizyon üzerine bir bölüm seçtim, Ahmet ekonomi Canan’da halkla ilişkiler okudu…

TURKISHNY: Türkiye sizi motorsporlarını ülkemizde TV'ye taşımanızla tanıdı, öyküsü nedir?
Ali Özgün: Ahmet ve Canan’la birlikte 1993 yılından itibaren tüm biriktirdiğimiz paramızı televizyonlar için demo programları çekimlerine harcadık. Yazları Türkiye'ye gelip kanallara bu demo programları satmaya çalışıyorduk. O zamanlar Kanal 6'da çalışan Can Ataklı bizi Ahmet Özal'la tanıştırdı ve oda Top Secret program yapımcısı Kenan Erçetingöz'e bizi önerdi. Kenan Erçetingöz bizden sadece bir şey istedi Hollywood yıldızları ile söyleşiler. Bizde profesyonel tv çalışmamızı Kanal 6 için yapmaya başladık. Çıkarılması çok zor olan izinleri çıkartmaya ve röportajları gerçekleştirmeye başladık. Bu arada 2 kez Oscarlara girdik ve daha birçok ödül törenine kameramızla katıldık. Bu arada her fırsatta İstanbul'a dönüp kanallarla daha kapsamlı programlar çekmek için görüşüyorduk. Bu sırada şampiyon ralli pilotu İskender Atakan ile tanıştık ve Tofaş'ın yeni imajını geniş kitlelere aktarmamız ve Türkiye'nin trafik problemine biraz farklı bir bakış getirmemiz için bizi Tofaşla tanıştırdı. 11 yıl süren SİNYAL programı böyle başladı. Ardından motorsporları programları, otomobil test programları, tabii annemiz Ayşe Özgün’ün programlarının çekimleri derken prodüksiyon alanında çalışmalarımız büyüdü. Herşeyi tek çatı altında Çağlayan'daki stüdyomuzda gerçekleştiriyorduk. Zira tüm enerjimizi yayınlarımıza veriyorduk. Marlboro için Türkiye adına yarışan Volkan Işık'ı Dünya Ralli Şampiyonası’nda çekmeye başladık. Bu çekimleri o kadar farklı bir anlayışla ve techizatla yapıyorduk ki, çekimlerimiz Marlboro Dünya ofisinin dikkatini çekti ve kısa zaman içinde Suudi Arabistan,Umman, Polonya, Yunanistan Marlboro takımlarının hatta Tommi Makinen'in çekimlerini bile yapmaya başladık.Bu çekimler sigara yasaklarına kadar gitti. Her çektiğimiz karede, her montajladığımız görüntüde, her yaptığımız sunuşda ve her yazdığımız metinde otomobillere ve motorsporlarına olan tutkumuzu sonuna kadar göstermeye çalıştık.

Televizyon adına gerçekleştirdiğimiz en büyük çaba ise 2001 yılında BEST TV ile girdiğimiz ortaklık sayesinde oldu. Best tv için New York'da yaşayan iki arkadaşımızı devreye soktuk. Cem Mirap ve Aslı. Cem için SİNYAL programında başlattığımız Amerikan Polisi köşesini program haline getirdik ve NYPD programını başlattık. Çılgın Aslı'da NY'un en çılgın gece külüplerini bize yaşatıyordu. Ayrıca Defne Joy ile Joy-Inn, Yunus Günce ile DE JA VU, gibi birçok enterasan programa ev sahipliği yaptık. O zamanlar ACA Film şirketimiz 77 kişiye çıkmıştı. 2001 yılında Türkiye'de düzenlenen tüm yarışların %90’ını canlı olarak yerinden yayınladık. Ortalama da hergün 4 saat uyuyabiliyorduk ama hayatımızın en heyecanlı ve belki de en başarılı 2 yılı oldu.

TURKISHNY: Türkiye'de bir ilki gerçekleştirerek yaptığınız tv programlarıyla motorsporlarını geniş kitlelerle buluşturdunuz. Şu anda Türkiye'de bu alandaki yayınları yeterli buluyor musunuz?
Ali Özgün: Motorsporları çekimleri hem çok tehlikeli bir olaydır hem de gerçekten bilen kişilerin yapabileceği bir iştir. Bilmeyen ve hissetmeyen kişilerce, ticari sebeblerle yapılan programlar kalıcı ve izlenir olamaz. Açıkcası biz ACA Film olarak motorsporları programlarından geri çekilince beni tatmin eden bir program kalmamıştı, şimdilerde ise bu alanda yapılan hiçbir program kalmadı.

TURKISHNY: Sizce motor sporlarının Türkiye'de gelişimi nasıl? Bu alana yeterli destek veriliyor mu?
Ali Özgün: Türkiye'de motorsporları hiçbir şekilde gelişmiyor hatta her geçen gün takipçi kitle azalıyor. Şimdi baktığımda, 3 kardeş olarak özveriyle ürettiğimiz programlar gerçekten ruhu yaşatmış ve geliştirmiş. Çünkü motorsporlarında en büyük faktör televizyon-medya ve organizasyonlardır. Bugün F1'in başarısı buradan geçiyor. Desteklenmesi her iki faktörü de gözönünde bulundururak yapılmalıdır. Bu kombinasyon ne yazıkki uzun süredir Türkiye'de gerçekleşmiyor.

TURKISHNY: Türkiye'de gerçekleştirdiğiniz bir diğer ilk de otomobil sürüş smilatörleri oldu. Bu alanda ne tür projeler yaptınız?
Ali Özgün: İlk olarak 2000 yılında otomobil fuarında SİNYAL programı standı için basit bir simülatör yapmıştık. Fuar süresince günde en az 5 set direksiyon kırılıyordu ama inanılmaz bir ilgi vardı. Bu etkinlikte anladık ki simülatörde istediğimiz heyecanı yakalayabiliyoruz, ama çok daha sağlam sistemler gerekiyor. Bu alanda da dünyadaki en iddialı firmaları bulduk ve onlardan elektronik ve direksiyon sistemleri almaya başladık. Ardı ardına otomotiv markaları bize simülatörler yaptırmaya başladılar. Fiat, Alfa Romeo, Peugout, Toyota, Volvo, Renault gibi markaların simülatörlerini yaptık. Çağlayan’daki stüdyomuzda artık çekim alanı kalmamıştı, inanılmaz ilginç araçlarla dolu bir garaj haline gelmişti. Simülatörler gerçekten tüm dünyamız ve hatta kazanç kaynağımız oldu ve anladıkki gelecek burada ve artık elimizdeki tüm araçları her zaman çalıştırabileceğimiz bir mekana ihtiyacımız var, bu düşünce ile 2006 yılında İstanbul Levent'te SPEEDCITY adını verdiğimiz bir motorsporları eğlence-simülatör merkezi açtık.

TURKISHNY: SPEEDCİTY Türkiye’de ilk kez denenen bir konsept. Nasıl karşılandı? Sektörün Dünyadaki gelişimi nasıl?
Ali Özgün: Dünyadaki en kapsamlı motorsporları simülatör mekanını açtığımız rahatlıkla söyleyebilirim. Speedcity içinde 20 adet simülatör, eşantiyonlar, kitaplar ve DVDlerin olduğu mağaza ve çok keyifli bir restaurant var. Ziyaretçilerimizin ilk izlenimi "süper bir yer buldum" oldu ve açıldığımız dönemde inanılmaz bir ilgi gördü. İlk açıldığımız seneye oranla bir düşüş yaşansa da ilgi hala devam ediyor. Dünya’da henüz bu sektör parlamadı, son dönemde dünyanın çeşitli bölgelerinde bu konuda yatırımlar duyuyoruz, bir hareketlenme sözkonusu.

TURKISHNY: Motorsporları tutkunuz bir anlamda "Speedcity"i yarattı. Speedcity’i nasıl tanımlıyorsunuz?
Ali Özgün: Speedcity içinizdeki tüm hız ve mücadele tutkunuzu güvenli bir şekilde deşarj edebileceğiniz ekonomik bir çözümdür. Zamanında “trafik canavarı” olduğum için biliyorum ki bu enerjiyi sadece deşarj ederek evcilleştirebilirsiniz.

TURKISHNY: Motorsporları tutkunları Speedcity'de neler yapabilir?
Ali Özgün: F1, ralli ve cadde simülatörleriyle hız yapabilir, arkadaşlarıyla yarışabilir. Ayrıca, cafemizin özel dekorunda yemek yiyebilir ve motorsporları ile ilgili farklı temalarda hediyelik eşyaları ve kitaplarını alabilirler.

TURKISHNY: Motorsporlarını Türkiye'de daha yaygın hale getirmek için neler yapılmalı?
Ali Özgün: Neticede bu kültürün daha yaygın olması için en önemli ve hızlı faktör Türkiye'den bir pilotun dünyayı tozunda bırakması....Bunun olması gerekli. Düşünsenize F1 yarışının ödül töreninde İstiklal marşı çalıyor......Tüylerimiz diken diken, gözlerimiz yaş içinde....Böyle bir başarı ile motorsporları ülkemizde çok hızlı bir şekilde büyük kitleleri peşinden sürüklemeye başlar.

Tabii bir de çekirdekten bu kültürün verilmesi var, motorsporları aslında babadan oğula geçen kalıcı ve kapsamlı bir kültürdür. Speedcity'de anne, baba, çocuklar hep birlikte ailece yarışabilirler. Haftasonları yarışları dev ekrandan seyredebilirler ve en önemlisi bu kültürü burada öğrenebilirler.

TURKISHNY: Önümüzdeki dönemde Türkiye'ye getirmeyi düşündüğünüz yeni projeler var mı?
Ali Özgün: Speedcity olarak ilk aşamada alışveriş merkezlerine açılıyoruz. Hemde ana şehir olması gerekmiyor. Tüm şehirlere açılacağız. Bu aralar ayrıca Amerikan'dan yatırımcılar bizimle ilgileniyor. Özellikle NBA takımlarından birisinin ortağı Speedcity ile ilgilileniyor. Çünkü geliştirdiğimiz yeni teknoloji inanılmaz olacak.

TURKISHNY: Endeavour tarafından yılın en başarılı girişimcilerinden biri olarak seçildiniz ve Amerikan Türk Cemiyeti (ATS) ile birlikte New York'ta düzenlenen toplantıda projenizi anlattınız. Endeavour sizi hangi özelliklerden dolayı seçti? Bu süreçten bahseder misiniz?
Ali Özgün: Endeavor'un 2008 girişimcisi olduk. Biz geçen sene yani 2007'de başvurmuştuk. Önce bizi izlediler ve bu sene elemelere aldılar. İlk önce Türkiye elemelerine katıldık ve başarılı olduk, bu başarıdan sonra dünya elemelerinde de başarı kazandık. Bizi seçerken en fazla içimizdeki tutkuya baktılar, tabii tüm gelir-gider tablolarına, orijinalliğe ve başarı kriterlerini de gözönünde bulunudurdular. Bu süreç 5 ay sürdü ve gerçekten bizim en gururlu anlarımız oldu.

TURKISHNY: New York'ta nasıl tepkiler aldınız? Speedcity'e Amerika'lıların ilgisi nasıl oldu?
Ali Özgün: ATS 'nin New York'ta düzenlediği toplantıda öncelikle “eve dönüş” gibi bir hisse kapıldım. Düşünsenize hayatınızın 11 yılını geçirdiğiniz bir ülkeyi, tamamıyla belirsiz ve riskli bir ekonomik yapısı olan anavatana değiştirmisiniz ve adaptasyon sürecimiz halen devam etmekte… Dolayısıyla New York’taki toplantıda yaptığımız söyleşi sanki tam benim içindi. Kendimi çok rahat, içten ve sıcak-yapıcı insanların içinde hissettim, çok keyif aldım. Katılımcılar da anlattıklarımı beğeniyle dinlediler. Hatta Bootcamp Ventures'dan Esther Loewy beni hemen Türkiye'deki girişimcilere kaynak sağlayabilecek bir gruba dahil etti. Şimdi Amerika'dan iki yatırımcı Speedcity ile ilgileniyor ve Amerika’da açmak istiyor.

TURKISHNY: Speedcity'i İstanbul dışında taşımayı düşündüğünüz şehirler var mı? Gündeminizde bu konuda ortak projeler var mı?
Ali Özgün: Speedcity şu anda alışveriş merkezleri yaratan Hollanda bazlı CORIO grubunun ilgi alanında. Büyük bir ihtimalle yakın bir zamanda CORIO gurubun Türkiye'deki tüm alışveriş merkezlerine eğlence çözüm ortağı olacağız. CORIO'nun ayrıca Avrupa genelinde 170 adet alışveriş merkezi var. Bu işbirliğinin gerçekleşmesinden sonra gelecek dönemde farklı Avrupa ülkelerindeki alışverişmerkezlerinde Speedcity’ler açmak hayal değil. Ayrıca yine Endeavor girişimcisi olan bir Brezilya şirketi Güney Amerika için Speedcity yatımını düşünüyor. Şu anda bizim için en heyecan verici gelişmelerden biri de NBA takımı ortağı olan bir yatırımcının Amerika'da Speedcity’ler açmak için talepte bulunması. Yaptığımız görüşmelerde yatırım yapmak istediği bölgede bir yarış pistinin hemen yanında yer alan araziye Speedcity kurmayı istediğini belirtti. Bu arazinin sahibi de Amerika'da yaşayan bir Türk. Bu gerçekleşmesini çok istediğimiz bir ortaklık…

Bunlar dışında bizi ön plana çıkartacak ve bu alanda faaliyet gösteren firmalardan az 10 yıl ileriye taşıyacak yeni bir projemiz var. Bu teknoloji anlamında bir yenilik. Yeni teknolojimizi 2009’un Ocak ayı sonunda New York State'de test edeceğiz. Cornell Üniversitesi’nin hemen yanında olacak bu ilk teste tüm yatırımcılar katılacak. Artık simülatörlerimiz gerçekten hızlanabilecek. Saniye'de 6 metre hızlanabilecek olan bu teknoloji ile F1 pilotunun ne hissettiğini bizzat deneyimleyebileceksiniz. Bunun geleceğin önemli eğlence anlayışlarından biri olacağını düşünüyorum.

TURKISHNY: Türkiye'de yarattığınız bir projenin Amerika'da gördüğü ilgi sevindirici,Türk girişimciler için yeni bir yol açtınız öncelikle tebrik ederiz. Başarı öykünüzü bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz ve yeni projelerinizin de Speedcity kadar ses getirmesini dileriz.