Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Türk Günü Yürüşü ve Türk Haftası nedeniyle geldiği New York'ta, etkinlikler sonrası TurkishNY'ın sorularını yanıtladı.

Siyasete giriş öyküsünden, bakanlığına bağlı projelere kadar bir çok konudaki sorularımızı yanıtlayan Devlet Bakanı Yazıcı, Türk Günü Yürüyüşüne ve Türk Amerikan toplumuna dair izlenimlerini de bizimle paylaştı.

TURKISHNY: Sayın bakanım öncelikle siyasete nasıl başladığınızı sormak istiyorum. Hukuktan siyasete geçişiniz nasıl oldu?  Sayın Başbakanın etkisi oldu mu?

HAYATİ YAZICI: Öğrencilik yıllarımda öğrenci derneklerinde ve çeşitli vakıflarda çalışmalarım oldu,sosyal olarak aktif bir yapım var. Mezun olduktan sonra (1975) staj, ve sonrasında bir sure kamu görevi, sonra 5-6 yıl hakim olarak Anadolu'da görev yaptım. 1984 yılının sonunda ayrıldım ve İstanbul'da avukatlık yapmaya başladım. Avukatlık yapmaya başladığım dönemde siyasette en aktif parti Anavatan Partisi'ydi. Bir sure oradaki arkadaşlarla birlikte Fatih ilçesinde çalıştık. Daha sonra bir takım gelişmeler sonrası biz oradan ayrıldık (Turgut Özal Cumhurbaşkanı seçildikten sonra). Aynı zamanlarda Tayyip Bey ile tanışıyorduk. Kendisi Refah Partisinde İl başkanlığı yapıyordu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmayı düşünüyordu. Adaylık sürecinde beraber çalışıyorduk. Biz de zaten herhangi bir partide kayıtlı değildik. Beraber çalıştıktan sonra kendisi belediye başkanı oldu ben de il yönetiminde görev aldım.  Sonra da avukatlığa devam ettim.  Bu dönemler siyaset mühendislerinin seslerinin arttığı bir dönemlerdir (1997-1998). Siyasetin içinde daha önemli yerlere gelmeyi düşünmüyordum ve bu çerçevede çok dar toplantılarımız oluyordu. 1998 yılında Siirtli bir arkadaşımız geldi ve Tayyip bey ile konuşmak istiyordu, sonra bizim toplantımız bitince Tayyip bey o arkadaşla konuşmak üzere onu çağırdık ve bana dedi ki sen de Fatih'lisin sen de gel dedi, ve orada öğrendim ki toplantının konusu Siirt'te yapılacak olan mitingin hazırlık çalışmaları. Pankart, afiş ihtiyaçlarından söz etti ve bunları partide bulamadığını, belediyede bulamadığını söyledi. Tayyip Bey'de kendisine yardımcı olabilecek arkadaşlardan söz etti. Ben bu sırada devreye girerek bu kadar afiş ve pankarta gerek yok, iki tane ışık  bir kaç pankart asılsın,oradaki yerel televizyonda ve radyoda anons ederler ve yeterli olur düşüncesindeydim. Ama daha sonra ne tarz karar aldıklarını bilmiyorum çünkü programımdan dolayı toplantının devamına katılamadım. Aynı zamanlarda medyanın konuşmamı çarpıtarak yansıttığı ve manşetlerden verdiği bir dönem (6 Aralık 1997) Tayyip Bey'in desteğiyle de birlikte o günden bu güne beraber çalışıyoruz. Cezaevine girişi, yargılanma süreci ve sonraki dönemlerde avukatlığını üstlendim. Sonraki dönemlerde her 15 günde bir Fatih'te toplantılarımız oluyordu ve bu toplantılarda partinin kurulması konusu tartışılıyordu. Partinin kurulmasına karar verildi ve ben partinin tüzüğünü hazırladım, diğer arkadaşlarımız da parti programını hazırladılar. Çalışmalarımız sonuçlanınca partinin kuruluş bildirgesini 14 Ağustos 2001 tarihinde götürüp İçişleri Bakanlığına teslim ettik. Sonuçta yaptığımız toplantı sonucunda Tayyip Bey'i genel başkan olarak seçtik ve partinin organlarını oluşturduk ve böylece AK Parti’de siyaset sahnesine çıkmış oldu, ben de böylece aktif olarak siyasete başladım.

TURKISHNY: Sayın Başbakan ile partinin kuruluşundan bu yana yakın bir arkadaşlığınız var ve hatta avukat-müvekkil ilişkiniz de var.  Başbakanın Türkiye'nin yönetiminde hukuki konular dışında sizinle en çok konuştuğu konular nelerdir, nasıl bir yakınlığınız var?

HAYATİ YAZICI: Ben AK Parti'nin kuruluşundan bu yana partinin merkez karar yönetim kurulundaki elli kişiden biriyim. Milletvekilliği görevindeyim, sonra Devlet Bakanı olarak görev aldım. Tüm bu görevleri üstlenme sırasında tabiki başbakanla her konuda konuşur ve tartışırız. Teşkilatlanma konusuyla ilgili, genel konularla, benim kendi görevime ilişkin konularla, siyasete ilişkin konularla, başbakanın kendi görev alanına ilişkin konularla ilgili sürekli olarak fikir alışverişinde bulunuruz. Doğal olarak parti ile ilgili konularda her zaman gündemimizde.


TURKISHNY: Siz aynı zamanda hukukçusunuz. Siyasette inandığınız değerler, olmazsa olmazlarınız neler?

HAYATİ YAZICI: Siyaset çok zor bir iştir, öncelikle bunu belirtmekte fayda var. Ama siyaset aynı zamanda yapılması gereken de bir iştir. Siyaset, gönüllü olarak yapılmaktadır, siyasetin içinde bulunan bir ferdi hiç kimse zorla oraya getirmemiştir, bu anlamda hem siyaset yapıp hem de şikayetçi olma gibi bir lüksü yoktur. Ben yoğun olarak siyasi aktivitenin içindeyim. Siyasi kişiliği, toplumun sorunları konusunda duyarlı olan, elini taşın altına gönüllü olarak koyan kişi olarak tanımlarım. Bu kişilerin son derece dürüst, etnik değerlere bağlı ve verici olmaları gerektiğini düşünürüm. Bir de özellikle belirtmek isterim ki, siyasete giren insan, hak ve özgürlüğünü kendi rızasıyla sınırlayan insandır. Eğer siyasete girdikten sonra, yani siyasi faaliyetler yürütürken, her şeyi ben yaparım, burası benim özgürlük alanım, kimse bana karışamaz, benim özelim gibi şeyler diyemezsiniz. Bu gibi alanlar daralıyor, bunları artık kabullenmek durumundasınız. Etnik değerleri önemserim siyasette, kişi haklarını önemserim, doğruların ortaya çıkmasını, doğruların üzerinin örtülmemesi gerektiğini önemserim, ve arzu ederim ki siyasette insanlar projeleri yarıştırsınlar. Siyaset, değerler üzerinden yapılmaz ama maalesef siyaset Türkiye'de değerler üzerinden yapılıyor. Cumhuriyet Türk toplumunun en büyük kazanımıdır. Anayasanın ikinci maddesi dört temel üzerindedir, ve siz bunların hiç birini birbirlerinden ustun konuma getiremezsiniz, bunların hepsi birbirlerini tamamlayan unsurlardır, dolayısıyla bunlar herkesin kabul etmesi gerektiği değerlerdir. Siyasette rekabet, projeler üzerindendir. Demelisiniz ki, ben bu sorunu şu proje ile çözebilirim ve bu proje için gerekli olan finansman budur, veya su alandaki davranış biçimi yanlıştır, şöyle olması gerekir diye bir davranışta bulunması gerekir. Kimi değerler diğerlerinin üstüne çıkarılınca halkın moralinin bozulduğu zamanlar oluyor, kaotik ortam doğuyor, zıtlaşmalar, inatlaşmalar oluyor ve tabii buna da bizim içimiz acıyor.

TURKISHNY: Sizce Türkiye'deki siyasi yaşam Avrupa'ya yakınlaştı mı? Türkiye'deki siyasette bir değişimden söz edebilir miyiz?  

HAYATİ YAZICI: Bir ara değişir gibiydi ama bu özellikle 2007 seçimleri öncesinden baslayarak gene eskiye doğru bir gerileme var.

TURKISHNY: Siyasi geleceğinizle ilgili hedeflerinizin neresindesiniz?

HAYATİ YAZICI: Ben hiç bir zaman önüme siyasette ben buraya geleyim diye bir hedef koymadım,  ama bana verilen işi başarılı bir şekilde yapabilmek için uğraştım. Dolayısıyla, daha önce de belirttiğim gibi, siyasete atılan insan kendi rızasıyla göğüslemektedir her şeyi. Siyasette bulunduğun kurum içerisinde, üstlendiğin görevi yapmakta yükümlüsündür. Siyaseti kolektif bir faaliyet olarak düşünmek gerekir.


TURKISHNY: Siz projelere inanan bir kişisiniz ve Türkiye tanıtım fonu da sizin görev alanınızda,  Bakanlık olarak farklı projeleriniz  konusunda biraz bilgi verir misiniz?

HAYATİ YAZICI: Türkiye’yi tanıtma fonu bakanlığımıza bağlı, fakat proje üreten kamu idaresi değildir.  Tanıtma fonu, sadece özel yasasına göre fona tahsis edilmiş kaynağı, fona sunulmuş projeleri değerlendirmek suretiyle onların hayata geçirilmesine, desteklenmesine kaynak sağlar. Kültürel aktivitelere bu kadar para ya da sosyal aktivitelere bu kadar para diye fona aktarılmış parayı bütçelendirmez. Tanıtma fonu kurulunun sekiz üyesi vardır, sanıldığı gibi devasa bir binası olan ya da tonlarca parası olan bir kurum değildir. Tanıtma fonu kurulu üyeleri, gelen tüm projeleri değerlendirir ve hangi projenin uygulanabilir ve faydalı olduğunu, bunların içinden hangilerinin öncelikli olduğunun kararını verir. Gelen projenin yapısına göre gerekli bakanlıkların ve kurumların görüşlerini alırsınız ve değerlendirirsiniz. Bunun dışında biliyorsunuz gümrükler de görev alanımda ve gümrüklerle ilgili kötü imajı herkes bilir, ama görev süremiz boyunca gözlenen olumlu değişimlerle ilgili mesajları alıyorum ve tabi bu bizi mutlu ediyor. Kurumsal anlamdaki yolsuzluk söz konusu değildir ama bireysel anlamdaki yolsuzluklara ilişkin bazı şüphelerim var ama bunu da kısa zamanda çözeceğimize eminim. İşte burada hedeflerimiz var. bu kurumu tamamen elektronik ortama dönüştürmeyi hedefliyoruz. Yani insansız ve kağıtsız hizmet sunmak. Dolayısıyla elektronik ortamda bu işlemlerin yürütülmesi, bu tip suistimallerin de ortadan kalkmasana yardımcı olacaktır.

TURKISHNY: Türkiyeyi tanıtma açısından son zamanlarda beğendiğiniz projeler nelerdir?

HAYATİ YAZICI: Mesela bu son yapılan “Türk günü” önemli bir proje. Bunun yanında yapılan “Türkçe Olimpiyatları” önemli. Yapılan festivaller var. film projeleri var, ama biz onlara çok fazla kaynak aktaramıyoruz, onların artık TRT ile birlikte yürütmeleri şartını getiriyoruz.

TURKISHNY: Türk günü yürüyüşünü nasıl buldunuz? İlk kez  bu yürüyüşe katılıyorsunuz, izlenimleriniz neler?

HAYATİ YAZICI: Evet. İlk defa katiliyorum. Hatta bu kıtaya ilk kez geliyorum. Bence çok güzel bir etkinlik. En büyük eksikliklerden biri, folklor ekibinin ve mehter takımının olmayışıydı. Belki biraz daha renkli ve coşkulu olabilirdi, kültürümüzü tanıtacak öğeler yer alabilirdi. Bütün bunlara rağmen benim açımdan olması gerektiğine inandığım, Türkiye'nin tanıtımına katkı sağlayacak bir etkinlik olarak gördüm.

TURKISHNY: Türkiye'nin tanıtımının yapıldığı bir çok etkinliğe katılıyorsunuz ya da bunlardan mutlaka haberdar oluyorsunuz. Sizce doğru tanıtabiliyor muyuz? Neleri öne çıkartmamız gerekiyor?

HAYATİ YAZICI: Türkiye'yi tanıtma konusunda çok başarılı olduğumuz söylenemez. Bugüne kadar belki finansman eksikliğinden bahsediyorduk, eleman eksikliğinden bahsediyorduk. Ama iletişim çağında, ilişkilerimiz çok daha yoğun düzeye geliyor. Artık bunu devlet şeması dışına taşıyıp, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri vasıtasıyla bu tanıtım işini sürdürmek gerekir. Bu işin profesyonelce yapılması gerektiğine inanıyorum. Nihayetinde bunu çok iyi özümsemiş bir grubun yakinen takip etmesi gerekir. Tarihi değerler ve kültürel değerler olarak çok çok zengin bir coğrafyaya sahibiz, bunun ciddi bir tanıtımının yapılması gerekir. Gelişmiş çoğu ülkelerde, “Türkiye nerede?” diye sorduğunuz zaman tarif bile edemiyorlar. Ama bazen öyle olaylar yaşanıyor ki, o olayla Türkiye'nin tanıtımı açısından fevkalade faydalı olabiliyor. “One minute” gibi.

TURKISHNY: Amerika'da faaliyet gösteren bir çok Türk derneği, Türk sivil toplum kuruluşu var.  Ziyaretinizde bu kuruluşlar ile ilgili de bilgi aldınız,  faaliyetlerini nasıl buldunuz? Türk Amerikan sivil toplum kuruluşlarının yaptıkları çalışmaların Türkiye'ye yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

HAYATİ YAZICI:  “Türk günü yürüyüşü" vasıtasıyla Türk – Amerikan Dernekleri Federasyonu şemsiyesi altında diğer kuruluşların ve derneklerin armonisini gördüm. Avrupa'da bu tip ilişkiler, yani kuruluşlar / dernekler arasındaki ilişkiler çok daha keskin. Buradaki ilişkileri biraz daha yumuşak görüyorum ve bu yumuşaklık önemli. Bunu sürdürmek gerekir. Federasyonun bu tür oluşumları belirli periyotlarla bir araya getirmesi gerektiğine inanıyorum. Hiç birinin diğerini ötelemeden, dışlamadan, ve her bir kurulusun ortak bir gaye ile Türkiyeyi tanıtma alanında birbirini küçük görmeden belirli periyotlarla bir araya gelmesi gerektiğine inanıyorum. Aralarındaki yarış, ortak hedefe varmakta, hizmet yarışı olmalıdır, bu da Türkiye'nin tanıtımına dönük olmalıdır diye düşünüyorum. bu bağlamda burada yapılanların  Avrupa'daki kuruluş ilişkilerinden daha yakın olduğunu görüyorum.

TURKISHNY: Türkiye ve İstanbul için çok önemli bir proje olan “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” Koordinasyon Kurulu Başkanlığı yürütüyorsunuz. Bu süreçte ne gibi çalışmalarınız oldu, 2010 İstanbul'a neler getirecek?

HAYATİ YAZICI: 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesi önemli bir proje. Türkiye 200 yılından bu yana adaylık sürecinde bulunmaktadır. Bizim amacımız, en azından bu proje vesilesiyle, İstanbul'umuzu ve Türkiye'yi , kültürel değerleri ve içinde yaşayan insanıyla Avrupa'ya tanıtmaktır. Bu çalışmaların genelde üç boyutu vardır. Kültür-Sanat alanındaki çalışmalar, kentsel dönüşüm ve tanıtım. Şimdiye kadar ajansa sunulan 1000'i aşkın proje dokuz kişiden oluşan yürütme kurulu tarafından değerlendiriliyor.

TURKISHNY: Bize müjdeleyebileceğiniz bir proje var mı?

HAYATİ YAZICI: Bir film projesi var. Dünyaca ünlü yönetmenlerin Türkiye ile alakalı beşer dakikalık ya da onar dakikalık bir film projesi var. Müzikal projesi var. Topkapı sarayı tarihine uygun bir şekilde tekrar yapılanacak. İstanbul'un önemli meydanlarının aydınlatılması devam ediyor. Kent içi meydanların düzenlenmesi devam ediyor. Yeni kapıda yapılan arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkan çok önemli tarihi ve arkeolojik değerler var. Bulunan kalıntılar sonucu İstanbul'un tarihinin 8500 yıllık olduğu kanıtlanmıştır. Bu projeyi bir anlamda İstanbul'u yeniden kazanma olarak görüyoruz. Ajans çalışmaları kapsamında bunları yapabilirsek, başarabilirsek geleceğe yönelik önemli adım atacağımızı düşünüyorum. Daha yüzlerce proje var.

TURKISHNY: Vakıf üniversiteleri ile ilgili Türkiye'de çok önemli çalışmalar yaptınız. Vakıf üniveristelerinin Türkiye için önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

HAYATİ YAZICI: İktidarımız döneminde 40 tanesi kamu, 14 tanesi vakıf olmak üzere 54 tane yeni üniversite kurulmuştur. Doğusundan batısına Türkiye'nin her yerinde üniversiteler kurduk, daha önce önü açılan fakat bizim dönemimizde hızlandırılan vakıf üniversitelerini özendirmemiz devam ediyor. Çünkü yaşanan tüm sorunların elbetteki farklı sebepleri olabilir, ama bir tane sebep söyleyin dediğiniz zaman en temel sebep olarak; “eğitim” diyebilirsiniz. O halde, eğitim alanındaki sorunu önceliğe vereceksiniz. Bu konuda kim eğitime %100 destek verirse, yaptığı harcamanın tamamını vergi matrahından düşürürüz. Kampanyanın amacı da budur zaten. Sadece yüksek öğretimde değil, orta öğretimde de derslikleri arttırdık, sınıflardaki öğrenci sayısını azaltarak eğitim-öğretimde kaliteyi arttırmayı hedefliyoruz. Bir çok yatırımcımız Türkiye'nin bir çok yerinde üniversiteler kurmak istiyorlar. Bu güzel bir teşebbüstür. Bu çalışmaları Türkiye'nin geleceği açısından kayda değer buluyoruz.

TURKISHNY: Daha önce Türk Günü ile ilgili ve bu konuda yapılmaya çalışılan Türkiye'yi tanıtma çalışmalarından bahsetmiştik. Gözlemleriniz dahilinde Amerika'daki Türkler hakkındaki ne düşünüyorsunuz?

HAYATİ YAZICI: Amerika'daki yaşayan Türklerin yeni yeni her alanda varlıklarını gösterdiklerini görüyorum. Siyasal girişimlerde bulunabilmek için gerekli siyasal hakların kullanımını sağlayacak vatandaşlık hukukunun geliştirmesini son yıllarda önemsemeye başladıklarını gözlemliyorum. Bu konuda Dış İşlerimizin daha yoğun bir çalışması var. Buradaki vatandaşlarımızın asimile olmadan bir an önce lobilerini güçlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.


TURKISHNY: Göreve başladığında ilk yurtdışı ziyaretlerinden birini Türkiye'ye yapan ve Türk-Amerikan ilişkilerinde önemli adımlar atan Barack Obama'yı nasıl değerlendiriyorsunuz?

HAYATİ YAZICI: Kendisini çok doğal ve çok içten buluyorum. Bunun oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Gerek meclisteki konuşmasından, gerekse  görüşmelerindeki sergilediği davranış bana bu izlenimi verdi. Bir yönetici, bir lider olarak bulunması gereken önemli vasıflara sahip olduğunu düşünüyorum ve başarılar diliyorum. Umuyorum ki bu dönemde ilişkilerimiz çok daha iyi düzeyde cereyan edecektir. Amerika artık kendisinin tek bir güç olarak görmenin ötesinde muhatabının da önemli bir pozisyonunun olduğu bilinciyle hareket etmesi halinde hem kendisinin hem muhatabının çıkarlarını gözetecektir.

TURKISHNY: Bir haftadır New York’ta bizlerle birliktesiniz. Burada yaşayan Türkler için ne gibi bir mesaj vermek istersiniz?

HAYATİ YAZICI: İçinden çıkıp geldiğimiz toplumu asla ihmal etmemeli ve unutmalı. Bizim değerlerimiz önemli, bizim örf ve adetlerimizi paylaştığımız bütün insanlar gerçekten etkileniyor. Bizim aile ilişkilerimiz dünyanın neresinde olursa olsun paylaştığımız insanları etkiliyor. Sahip olduğumuz değerleri bulunduğunuz her yerde taşımalı ve paylaşmalısınız, aksi halde silinirsiniz ve farkındalığınız olmaz. Aile kültürümüz, yemek kültürümüz, tarihimiz ve daha bir çok şey  diğer toplumları etkileyecek zenginlikte ve güzellikte. Tabiki bulunduğunuz topraklardaki  kurallara da uymak suretiyle ve içinde yaşadığınız toplumun vatandaşlık hukukunu elde ettiğiniz anda daha güçlü hale gelirsiniz. Bu konuda yapacağınız her çalışma daha güçlü olmanızı sağlayacaktır.

TURKISHNY:  Sayın bakanım sorularımıza zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Sizi tekrar New York’ta Türk etkinliklerinde görmeyi dileriz.