1992 yılında Madison Square Garden’ı dolduran seyirciler bir Türk sporcuyu alkışlıyordu. Uluslararası Boks camiası adını bu alkışlarla duydu Emin Tokay’ın. Çünkü dünyanın en prestijli boks müsabakalarından biri kabul edilen “Golden Gloves”da şampiyonluğu göğüslemişti … Tokay, azmi sayesinde profesyonel boks yaşamını bırakmasının ardından 7 yıl geçtikten sonra elde etmişti bu başarıyı…

“Golden Gloves” sahibi boksörümüz Emin Tokay ile sporda elde ettiği başarılarını, halen sürdürdüğü mesleği elektrik teknisyenliğini, uluslararası başarılara imza atmış profesyonel bir sporcu açısından Türkiye’de ve Amerika’da spora bakışı konuştuk.

TURKISHNY: Boks sporu ile tanışmanız nasıl oldu?

EMİN TOKAY: Boks sporunun ilgimi çekmesi ilk kez 1970`li yılların başında Cemal Kamacı`nın Avrupa Şampiyonluğunu kazanmasıyla oldu. İlk kez Türk bir boksörün bu ünvanı elde etmesi ile boksa ilgi duymaya başladık ve mahalledeki çocuklarla birlikte boks eldiveni yerine ellerimize havlu sararak dövüşmeya başladık. Kısa bir süre sonra tüm çocukları dövmeye başladım ve bu yüzden kimse benimle dövüşmek istemez oldu.

Allah rahmet eylesin babam beni Beylerbeyi Kulübüne götürdü ve gerçek boks yaşantım şimdi kendisi rahmetli olan Kemal Şahin hocamın gözetiminde başladı.


TURKISHNY: Türkiye’de Beşiktaş Kulübünün sporcusu ve milli sporcu olarak müsabakalara katıldınız, biraz bu dönemlerden ve elde ettiğiniz başarılardan söz eder misiniz?

EMİN TOKAY: Belirttiğim gibi profesyonel anlamda boks yaşantıma Beylerbeyi Kulübü’nde başladım ve orada başarılı olup hemen akabinde o zamanın en popüler voleybol ve boks kulübü olan Büyükdere Boronkoy’a transfer oldum.

Boronkay Kulübü ile sadece 2 kez uluslararası müsabakalara katıma fırsati elde ettim,biri Romanya’daki Kostence turnuvası, diğeri de yine Romanya karmasının İstanbul’a gelerek katıldığı Spor ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen uluslararası turnuva...

Bu iki turnuvada da final oynadım,ardından Büyükdere Boronkay Kulübü kapandı ve tüm boksörler ve antrenörler otomatik olarak Fenerbahçe kulübüne geçtiler, ben ise lisansimı gidip BJK`ye verdim ve gerçek Besiktaşlılığım başlamış oldu.

O dönemde, yukarıda söz ettiğim Bulgaristan'da düzenlenen turnuvaya ve ardından 1984`te İsveç’teki Stockholm turnuvasına iştirak ettik, ben bu turnuvada kasım açıldığı için ilk turda veda ettim.

Ben boks sporunu bir yaşam sekli olarak düşünmediğim için,mesleğim olan elektrik-elektronik teknisyenliğini surdürdüğüm ticari kargo gemileri ile sefere çıkış ve sefer dönüşü gerçekleşen uzun bekleyişler arasına sığdırdığım zaman dilimlerinde bu başarıları elde ettim.

Şayet yaşamımın %30’unu boksa ayırsaydım, çok rahat dünya şampiyonu olabilirdim.


TURKISHNY: Boks hayatınızda bir çok ülkede müsabakalara katıldınız, yaşadığınız ilginç olaylar vardır mutlaka, bizimle paylaşır mısınız?

EMİN TOKAY: Evet bir çok ülkede bir çok müsabakaya katıldım ve gerçekten bu müsabakalarda çok fazla hatıralarim var.

1982 senesindeBulgaristan Uluslararası Yanbol turnuvasına katılmıştık ve benim kilomda çok sayıda iyi boksorler vardı. O dönemde Bulgaristan sosyalist yönetimin baskısı altındaydı. Nedense Türk boksörler ringe çıktıklarında seyiciler tarafından yuhalanıyorlardı. Benim maç sıram geldiğinde ben ringe çıkıp kendime özgü selamımı verir vermez bütün salondan çığlık çığlığa alkış ve sevinç sesleri yükseldi.

Hem ben hem de Türk arkadaşlarım çok şaşırdık, maç bittiğinde ringden indiğimde Bulgar antrenöre niçin beni alkışladıklarını sordum. Bana “sen Bulgarların ulusal selamını verdin, bu selamı nereden öğrendin? “ dedi. Seyircilerin tepkisine gerçekten şaşırmıştık.


TURKISHNY: Amerika’ya geliş hikayeniz nedir?

EMİN TOKAY: Amerikaya gelisim tamamen bir merak ürünüydü, başta kısa surely kalma niyetindeydim ama 22 seneyi doldurdum!


TURKISHNY: Amerika’da boksör olarak neler yaptınız? Hangi müsabakalara katıldınız?

EMİN TOKAY: Türkiye’de boks sporunu bıraktığım 1984 senesinden tam 7 sene sonra burada tekrar antremanlara başladım, çünkü 1990 senesinde cok ciddi bir trafik kazası geçirmiştim ve yakın çevrem yürümemin dahi mucize olacağını söylerken, ben boks sporunun bana hediye ettiği inatçılıkla ayağa kalktım ve bir içgüdüyle boks antremanlarına başladım, başlayış o başlayış…

1991 senesinde NewYork civarında çeşitli özel turnuvalara katıldım ve tüm maçlarımı hemde çok rahat bir şekilde kazandı. Bu başarım üzerine kendisi emekli polis olan antrenörüm yaklaşan “Golden Gloves”a katılmak isteyip istemediğimi sordu, bende katılmak istediğimi söyledim. Yaş limitinin sınırındaydım ve bir daha katılma imkanim yoktu.

Çok büyük bir hırsla bazen günde 3 antreman yaparak müsabakalara katıldım ve yaptığım 4 maçı da çok açık farkla kazanıp finale yükseldim. Madison Square Garden’de oynadığım şampiyonluk müsabakasında, rakibimi çok rahat yenebileceğim halde, antrenörüm yüzünden, biraz zorlanarak da olsa yendim ve şampiyon oldum.

Antrenörum bana, benim maçımın 8. sırada olduğunu ve istediğim kadar yemek yiyebileceğimi söyleyince bende epey yemek yedim ama salona geldiğimizde benim maçımın 2. sırada olduğunun farkına vardık. Mecburen maça dolu mideyle çıktım. İlk raundta mideme sert yumruklar alınca bir ara maçı bırakmayı düşündüm ama içimden gelen bir güç benim maça devam etmemi sağladı ve sonunda şampiyonluğu kucakladım.


TURKISHNY: Bir Türk Boksörün bu başarıları elde etmesini Amerikalılar nasıl karşıladı? Spor camiasından nasıl tepkiler aldınız?

EMİN TOKAY: Amerikalı otoriteler benim başarıma çok şaşırdılar. “Altın Eldiven” gibi dünyanın en büyük turnuvalarından birinde, boks dünyasında adı duyulmamış, hem Türkiye’den hemde 34 yaşında bir boksörün bu başarıyı elde etmesi onları çok şaşırttı ve televizyon söyleşileri esnasında bunu dile getirmişlerdi.


TURKISHNY: Amerika’daki başarılarınızı Türkiye’ye etkileri nasıl oldu?

EMİN TOKAY: Buradaki başarılarım, maalesef Turkiye’de artık neredeyse bir mafya organı olan Boks Federasyonu`nun ilgisini çekmedi. MSG kanalı ile yaptığım söyleşide ABD Milli takımına çağrılmama rağmen Barcelona Olimpiyatları’na Türk Milli takımıyla gideceğimi söylediğim için beni ABD takımından ihraç ettiler. Türk Boks Federasyonu da benimle kendi şahsi kaprisleri yüzünden ilgilenmeyince Olimpiyat rüyam başlamadan bitmiş oldu.

TURKISHNY: Boks sporunun felsefesi nedir? Dışarıdan bakıldığında bu spor ile ilgisi olmayan kişilerce şiddetli bir spor olarak algılanabiliyor, bu konuda ne söylemek istersiniz?

EMİN TOKAY: Boks, kısaca sporların şövalyesi olarak adlandırılır, çünkü maç içerisinde bu sporun amacı ve kuralı gereği birbirine kıyasıya yumruklar atan iki boksör, maç bitiminde birbirlerine sarılırlar ve büyük bir asalet örneği sergilerler.

Oysa şu anda dünyanın en gözde sporu olan futbolda amaç ve kuralların aksine tekmeler, yumruklar konuşuyor, kol bacak kırılıyor…

TURKISHNY: Profesyonel bir sporcu olarak Türkiye’de Amerika’da spora bakışı nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk sporcular yeterince destekleniyor mu?

EMİN TOKAY: Maalesef Türkiye’de spor denince akla futboldan baska birşey gelmiyor,diğer sporlara üvey evlat muamelesi yapılıyor.

Üstelik spor amatör olandır,işin içine profesyonellik girince o spor olmaktan çıkar “iş” olur. Oysa Amerika’da sporun her dalı çok güzel bir şekilde destekleniyor ve buna paralel olarak dünya çapında başarılara imza atılıyor.

TURKISHNY: Boks’ta gelmek istediğiniz nokta neydi? Bu konuda gerçekleşmeyen bir hayaliniz kaldı mı?

EMİN TOKAY: Yukarıda da bahsettiğim gibi, Olimpiyat fırsatının elimden çalındığını düşünüyorum, rengini kestiremedigim olimpiyat madalyası da içimde ukte kalmıştır.

TURKISHNY: Mesleğiniz elektrik teknisyenliği, bu alanda nerelerde çalıştınız?

EMİN TOKAY: Elektrik-Elektronik teknisyenliği dalında 32 yıldır bir çok firmada çalıştım.

Turkish Commercial Merchant Marine, Norther Electric Telephone and Telecommunication, Boeing, Symbol Technology ve şimdi de General Electric Aviation olarak sayabilirim.


TURKISHNY: Seattle'daki Boeing uçak fabrikasında uzun yıllar çalıştığını biliyoruz, boeinglerin yapımında çalışmak ilginç olmalı, biraz bu dönemi anlatır mısınız?

EMİN TOKAY: Boeing`de çalıştığım dönemlere ait en ilginç anım THY`in ilk kez aldığı Boeing-737-800 tipi uçakların elektrik aksamında calışmam oldu.

Boeing`den ayrldıktan sonra New York’a geri döndüm ve 1 sene gibi kısa bir süre AAR adli bir firmada F-16 savas uçaklarının ateşleme sistemiyle uyarıcı dinamo aksamını yapan ve bakımını üstlenen firmada çalıştım. İlginç olan, o dönemde (1999-2000) Eskişehir’den Türk Hava Kuvvetlerine mensup üstteğmen ve yüzbaşılar bu firmaya eğitime gelmişlerdi ve onların burada kaldıkları sürede hep birlikte güzel günler geçidik.


TURKISHNY: Son zamanlarda mesleğinizi hangi sektörlerde devam ettiriyorsunuz?

EMİN TOKAY: Şu anda çalıştığım sektör yine havacılıkla ilgili. GE Aviation firmasında yine savaş uçaklarının kokpit ve diğer bölümlerindeki tüm cihazların final testini yapıyorum

TURKISHNY: İş yaşamınız ve boks dışında ilgi alanlarınız neler?

EMİN TOKAY: İş hayatım dışında haftanın 5 günü spor salonuna gidip antreman yapıyorum, ama boks antremanı değil… Spor hayatımın bir parçası. Evde olduğum zamanlarda uzun yıllardır hobim olan sazımı elime alıp genellikle kendi yazdığım mısralara beste yapıyorum.


TURKISHNY: “Golden Glove’’ sahibi bir boksör olarak, boksla ilgilenen gençlere nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

EMİN TOKAY: Genç arkadaşlara şunu söyleyebilirim; boksu gerek fiziksel gerekse ruhsal bir disiplin bir felsefe olarak yapmalısınız, şayet kafanızda, “boksu öğrenip,sokakta herkesi döverim” gibi bir düşünce varsa zaten en baştan kaybetmiş olduğunuzu şimdiden bilmelisiniz.

TURKISHNY: Sorularımızı yanıtladığınız için ve verdiğiniz güzel mesajlar için teşekkür ederiz.