Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya gelen Nedim Katgı, sanatını uzun yıllardır Amerika’da icra ediyor.

Amerika’da yerli ve yabancı birçok etkinlikte orkestranın başında gördüğümüz Katgı ile müzik yaşantısı hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Turkishny: Nedim Katgı, uzun yıllardır Amerika’da müzisyenlik yapıyor. Her etkinlikte sizi görüyoruz, tanıyoruz. Sizi daha yakından tanımak isteyenler için kısaca kendinizden bahseder misiniz ?

Nedim Katgı: Müzisyenliğe 12-13 yaşlarımda başladım. Önce davula merak saldım, sonra da piyanoya. 1967 yılında keman çalmaya başlamamın ardından, konservatuarın ses bölümüne girdim. Yaş sınırından dolayı, Klasik Batı Müziği Bölümü’nde 6 sene okudum. Ses Mecmuası’nın düzenlediği Altın Ses Yarışması’nda söylediğim İngilizce şarkıyla birincilik kazandım. Daha sonra 1977-78 yıllarında ‘’Otobüs Yolcuları Orkestrası’’nı kurdum. Türkiye’de dönemin önde gelen sanatçılarıyla çalıştım. Sonrasında müzik hayatıma Amerika’da devam etmeye karar verdim.

Babasına ait düğün salonunda piyano, davul çalarak müzik hayatına başladığını belirten Katgı, babasının Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin kurucularından olduğunu da sözlerine ekliyor.

Katgı, Altın Ses Yarışması’nda kendisine ödülünü takdim eden Ajda Pekkan’ın ‘’ İşin zor kısmı bundan sonra başlıyor, ne zaman ihtiyacın olursa ara’’ dediğini, ancak Pekkan’ı bir daha görmediğini söylüyor.

Turkishny:  Türkiye’den ayrılıp yurt dışında, Amerika’da müzisyenliğe devam etmeye nasıl karar verdiniz ?

Nedim Katgı: Türkiye’den müzisyenlere karşı takınılan basmakalıp düşünceler yüzünden ayrıldım. Türkiye’de kendim için başka bir gelecek göremedim. Amerika’da şansımı denemek istedim. Pişman değilim.

Basmakalıp düşüncelerden kastının popüler olmuş sanatçıların müzisyenlere bakış açıları olduğunu söyleyen Katgı, ‘’Orkestra olmadan şarkıcı hiçbir şeydir.’’ diyor.

Türkiye’deki ‘’sanatçı’’ ların yüzde doksanının nota bilmediğini, buna rağmen müzisyenlere çok bilmiş şekilde davrandıklarını belirten Katgı, ‘’ Son dönemde Amerika’da çalıştığımız Türk şarkıcılarda böyle sıkıntılar yaşadık. Hangi notadan çalmamızı istediklerini sorduğumuzda cevap veremeyen insanlar, orkestra üyelerine bilmiş tavırlarla saygısızlık ediyorlar. Ben bir şarkıyı on farklı şekilde çalabilirim. Kendisine sanatçı diyen insanların bana, ekibime nota vermesi lazım.’’ diye konuşuyor.

Müzisyenlere saygısızlık yapılmasına tahammül edemediğini, şarkıcıların ‘’Müzisyenler, çalgıcılar…Buraya gelin’’ gibi söylemlerde bulunmasına ve ‘’Siz’’ sözcüğünün konuşmalardan kaldırılışına anlam veremediğini belirten Katgı, Türk şarkıcılarla çalışmanın zor olduğunu ifade ediyor.

‘’Türkiye’de Müzisyenlere Değer Verilmiyor’’

Turkishny: Amerika’ya geldiğinizde ne gibi sıkıntılar yaşadınız? Amerika’da müzisyenlik yapmak isteyenlerin yaşayabileceği sıkıntılar nelerdir ?

Nedim Katgı: Amerika’ya geldiğimde müzik hayatımla ilgili bir sıkıntı yaşamadım. Benim geldiğim zaman çok fazla Türk yoktu burada, hep yabancılarla çalıştım. Türkiye’de olan biteni öğrenmek için aylarca beklediğimiz olabiliyordu. Türkiye’den haber almak dışında bir sıkıntımız yoktu.

Turkishny:  Müzik gerçekten evrensel mi? Farklı kültürlerin kaynaşmasında müziğin etken bir rol oynadığına inanıyor musunuz?

Nedim Katgı: Müzik kesinlikle evrenseldir. Notaların bile her dilde adı aynı. Müziğin dili yok. Bütün dünyayı birbirine kaynaştıran en önemli etkenlerden biridir müzik.

Turkishny: Türkiye’de müzisyenlere gereken değerin verilmediğini görüyoruz. Amerika’da müzisyenlere bakış açısı nasıl?

Nedim Katgı: Bu kesinlikle doğru bir tespit. Türkiye’de müzik icra edenlerin kıymeti bilinmiyor. Amerika’da ise  bulunduğunuz yerlere göre değişiyor. Partilerde, düğün salonlarında çalıyorsanız ve ufak orkestraysanız görülen ilgi bazı yerlerde düşük olabiliyor. Bir sanatkar olarak görmeyebiliyorlar. Bulunduğunuz ortamdaki kişilerin nereden geldikleri de önemli. Ancak burada doğup büyümüş kişiler size gerçek değerinizin farkında olarak davranıyorlar.

‘’Amerika’da Müzisyenlik Yaptığıma Hiç Pişman Olmadım’’

Turkishny:  ‘’Müzik hayatıma Türkiye’de devam etseymişim’’ dediğiniz zamanlar oluyor mu ?

Nedim Katgı: Hayır! Özellikle ne zaman burada bir Türk partisine ya da Türk bir etkinliğe gitsem ‘’İyi ki de bunları duymuyorum’’ diyorum. Basmakalıp konuşmalar bende kalp çarpıntısı yapıyor.

Turkishny: Geldiğiniz günden bu yana Amerika’da en çok dikkatinizi çeken değişim nedir?

Nedim Katgı: Amerika’da gördüğüm en büyük değişim ekonomide ve Türk sayısında oldu. Ben geldiğimde burada çok az Türk vardı. Ne Türk uçağı vardı, ne gazete, ne sucuk pastırma, ne kaset… Milli maçları dinlemek için kısa dalga yaratıp radyodan dinlediğimizi hatırlıyorum. Geldiğim yıllarda 1-2 tane Türk arkadaşım vardı. Bu bana büyük bir tecrübe oldu, bu sayede bugün 10 dilden şarkı söylüyorum ve yabancılarla çalışıyorum. Sevdiğim müziği yapıyorum. Müzikte çeşitlilik hoşuma gidiyor. Başka dilden müzik yapınca insanların ilgileri farklı oluyor. Mesela Tarkan’ın Kiss Kiss şarkısı için Amerikalılar’dan güzel yorumlar alıyoruz. Ekonomideyse masraflar çoğaldı, gelirler düştü. 2000 yılından sonra başlayan ve devam edecek gibi gözüken bir değişim bu.

Turkishny: Bir çocuğun müziğe karşı yatkınlığı nasıl anlaşılır? Eğer böyle bir yatkınlığı varsa ne gibi yönlendirmeler yapılmalıdır?

Nedim Katgı: Çocuk müzikle alakalıysa, bunu belli ediyor. Soruyor, sorguluyor. Artık çocukların her şeye erişimi daha kolay. Ben bile kendi çocuklarımdan öğreniyorum gündemde nelerin olduğunu. Burada Atatürk Korosu’nda çocukları çalıştırıyorum, çok hevesliler ve çabuk öğreniyorlar.

Müziğe yatkın bir çocuğunuz olduğunuzu düşünüyorsanız Katgı’nın önerisi özel derslerle, özel hocalarla çocuğa gereken desteği vermeniz yönünde. Katgı, Amerika’da bu konuda birçok imkan olduğunu ve çocuktaki ilgi fazlaysa, müzik okuluna gönderilebileceğini söylüyor.

‘’Gelecekte Eğitimsiz İnsana İş Yok’’

Turkishny:  Amerika’daki Türkler’in çalışmalarını, yaşayışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nedim Katgı: Amerika’daki Türkler’i iki gruba ayırmak lazım. Bir kısmı eğitimli bir kısmı eğitimsiz olarak. Buradaki Türkler’in bir kısmı ticaret yapıyor, bir kısmı bilimsel konularda çalışıyor. Farklı işlerle uğraşan Türkler’i görmek mümkün. Yeni jenerasyonun daha eğitimli olduğunu söyleyebilirim.

Katgı, Amerika’daki Türkler’in Türkiye’deki yaşamlarını aynen devam ettirdiğini söylüyor. Evlerin ve arabaların değiştiğini ama hala ‘’aile reisi’’ babanın önden, anne ve çocukların ise babanın arkasından yürüdüğünü gözlemlediğini aktarıyor.

Katgı, ‘’Buraya gelenlerin topluma entegre olarak yaşamaları lazım. Aileler, çocuklarını para kazansınlar diye çalıştırmaktansa, onları iyi eğitmek için neler yapabileceklerine bakmalı. Gelecekte eğitimsiz insana iş yok.’’ diye ekliyor.

Turkishny:  Severek dinlediğiniz, takip ettiğiniz müzisyenler kimlerdir?

Nedim Katgı: Frank Sinatra, Andy Williams, Toni Bennet, Ray Charles, Steve Wonder, Elthon John, Ayten Alpman, Neco ve Ajda Pekkan ilk etapta aklıma gelenler.

Turkishny:  Müzisyen olarak Amerika’ya gelmek isteyenlere vereceğiniz bir mesaj var mı ?

Nedim Katgı: Amerika’da müzisyenlik yapmak için Amerika’ya entegre olmak birinci koşul. Yaptığın işte iyi olmak ve iyi derecede İngilizce konuşmak da başarıya giden yolda çok önemli. Kendini ön plana çıkarmayı her zaman bileceksin.

Nedim Katgı, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli sanatçılardan bir tanesi. Amerika’da yerli yabancı birçok kişiyle çalışan Katgı, son yıllarda Türkler’le çalıştığı işlerde bazı sıkıntılar yaşadığı için oldukça üzgün. Organizasyonlardaki sıkıntılar, ödeme sıkıntıları, şarkıcı kaprisleri derken bunalan Katgı, ‘’ Buradaki Türk organizasyonlarında çalıştıkça, yıllarca yabancı insanlarla çalıştığım için her defasında bir kez daha mutlu oluyorum. ’’ diye konuşuyor.

Ebru DOĞAN - Turkishny.com