Teorik fizik alanında CUNY Graduate School ve Rockefeler Üniversitesi’nde dersler veren Prof. Dr. Sultan Catto, mesleğine CUNY’de PhD programında doktora öğrencileri yetiştirek devam ediyor. Üniversitedeki görevinin yanısıra "Physics Journals" danışma kurulu üyeliği, fizik alanında birçok araştırma, kitap ve makalenin yazarlığı, uluslararası birçok konferansın danışma kurulu üyeliği gibi birçok görevide başarıyla yürüten Sultan Catto aynı zamanda Baruch College'da fizik ve edebiyat, fizik ve film, fizik ve felsefe dersleri de veriyor.

Prof. Dr. Sultan Catto, fizik ve matematik kadar şiirle de ilgili…

İngilizce olarak yayımlanmış, daha sonra İspanyolcayada çevrilmiş "Under the shadows of your falling words" adlı bir şiir kitabı bulunan Catto ile akademik hayatını, son dönemde fizik alanındaki çalışmalarını ve şiirlerini konuştuk.

TURKISHNY: Fizik alanında çok önemli çalışmalarınız olduğunu ve doktora öğrencileri yetiştirdiğinizi biliyoruz. Fiziği şeçmenizde ve Amerika’da eğitim almanızda neler etkili oldu?

PROF.DR. SULTAN CATTO: Çocukluğum Ankara’da geçti, matematik ve fiziğe çocukken çok meraklı olmam ve bu konularda özellikle başarılı olmam öğretmenlerimin ve ailemin dikkatini çekmişti. Ailemin isteği ve desteği ile eğitimime yurt dışında devam etmeme karar verildi. Önce Almanya’ya babamın amcası olan Ramazan Karca’nın yanına gitmemi istediler fakat, kendisi kısa bir süre sonra Almanya’dan ayrılacağını söyledi ve New York’taki çocukluk arkadaşının yanına gitmemi önerdi. 13 yaşımda New York’a geldim ve JFK Havalanında beni Tolstoy’un en küçük kızı olan Alexandra Tolstoy karşıladı. O zamanlarda kendisi 70’li yaşlarını sürdürüyordu ve şehirde Teachers College’in iki blok arkasinda yaşıyordu. Alexandra Tolstoy, vakıf işleriyle ilgilenmenin yanında Hunter College’da (Bu Hunter College’nin iki kampüsü vardı eskiden ikisine de Hunter derlerdi ama şimdilerde öbürü Lehman College olarak değişti.) Rusça dersleri veriyordu. Burada ders verdiği için beni de Hunter College’nın arkasındaki liseye kaydettirdi. Liseye kayıt için gittiğimizde seviyemi belirlemek için beni bir sınava aldılar. Sınav, matematik testiyle başladı ve ben çözdükçe yeni sorular verdiler, sonunda lisenin bölüm başkanının benim kadar matematik bilmediği ortaya çıktı ve beni son sınıftan liseye başlattılar. 15 yaşımda liseyi bitirmiş öldüm. Liseden sonra Columbia Üniversitesinde Fizik ve Matematik okumaya başladim. Daha sonra Üniversty of Chicago’da okudum, o dönemlerde sadece 4-5 kişiye verilen burslardan birini kazanmıştım ve Üniversity of Chicago’daki eğitimimi burslu olarak tamamladım ve o arada Amerika’ya ilk atom bombası yapanlardan biri olan (Argonne National Laboratory’de) teorik fizik bölüm başkanı Dr.Murray Peşhkin ile araştırma yapmaya başladım. Projemi tamamladıktan sonra tekrar Columbia Üniversitesi’ne burs alarak geldim.

{jumi [google/code.html]}

TURKISHNY: Alexandra Tolstoy’la yaşadığınız yıllara ait ilginç anılarınız olmalı. Bu yıllara ait bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

PROF.DR. SULTAN CATTO: Alexandra her gece beni Yale Üniversitesine göndereceğini ve benim orada abisiyle ilgilenmemi ve ona yardımcı olmamı istediğini söylüyordu. Fakat o yıllarda Alexandra 70’li yaşlarındaydı ve büyük abısının hayatta olması pek mümkün gözükmüyordu. Liseden ve üniversite eğitiminden sonra aradan neredeyse 15 yıl geçmişti ki Yale’de doktora sonrasında hocalık yapmaya başladim. Bu arada şiire olan merakımdan dolayı şiir geceleri düzenliyordum, o sırada ispanyol şair Garcia-Abrines ile tanıştım. Kendisi aşkın peşinden Amerika’ya gelmişti ve önce Yale’de sonradan da Connecticut State Üniversitesinde ders veriyordu. Garcia-Abrines ilginç bir adamdı, ona bir gece bu hikayeyi anlatmıştım, bir kaç gün sonra benimle gel diyerek beni Yale’ın yanındaki mezarlığa götürdü.Alexandra’nın abisinin mezarını o mezarlıkta bulmuştu. Yıllarca anlam veremediğim Alexandra’nın sözlerini o zaman anlamış oldum. Alexandra’nın abilerinden biri oyuncu olmak için Hollwood’a geliyor, oradan Boston’a geçerken bir gece Yale’de konaklamak istiyor. O gece otelde ölüyor. Garcia-Abrines’in mezarı bulmasından sonra bir mezar taşı yaptırdım ve onun için bir tören düzenledik.

TURKISHNY: Yale Üniversitesini seçmenizdeki etken neydi? Alexandra’nın size her gece bunu söylemesi mi etkili oldu?

PROF.DR. SULTAN CATTO: Chicago Üniversitesi’nde Prof. Dr. Albert Libchaber ile tanışmıştım. Kaos teorisi üzerine çalışmalar yapıyordu. O sıralarda Libchaber’in Distinguished Professor olarak Yale Üniversitesine gideceği konu olmuştu ve benim kendisiyle calışmamı istiyordu. O sıralarda bütün fiziği kapsayan Bose-Einstein ve Fermi-Dirac istatistiklerinin birarada olabileceğine inanılmıyordu ve Libchaber bu konuyla da yakından ilgileniyordu. Bende bu alanlarda onunla çalışma fırsatım olur diye Yale’e gittim.

Yale ile görüşme yapmaya gittiğimde Türk olduğum için beni Feza Gürsey (d. 7 Nisan 1921, İstanbul – ö. 13 Nisan 1992, New Haven. Türk fizikçi ve matematikçi.) ile tanıştırdılar. Kendisi Yale’e gelmemin iyi olacağını söyledi. Feza Bey’in çalışmalarını biliyordum, 1960’larda temel parçacıklar fiziğinin matematiksel aracı olan SU(3) simetri teorisine çok büyük katkılarda bulunmuş ve yepyeni SU(6) teorisini ortaya cıkararak meşhur olan büyük fizikçiydi. Kendisi dahili (iç) (internal) ve harici (dış) (external) simetrileri birbirine bu matematiksel öykülerle bağlayan ilk kişidir. 1975 yılında yapılan doktora sınavları sonucunda dört kişi birinci olduk ve Libchaberde Yale’e gelmeyince ben Feza Bey’in asistanı olarak Yale’da çalışmaya başladım. Feza Bey akademik hayatıma yön veren, sonraki tüm calışmalarımı etkileyen bir kişi oldu.

TURKISHNY: SU(6)’nin devamındaki gelişmeler nasıldı ve siz bunun neresindeydiniz?

PROF.DR. SULTAN CATTO: SU(6) teorisinin devamındaki gelişmeler yıllar sonra supersymmetry’i ortaya çıkardı. Yeni cebirler ilk defa olarak yukarıda bahsettiğim simetrileri bir birime bağladı. “Super simetri dünyada cidden var mı?” sorusunun cevabını bulmak benim tezim oldu. Nükleer ve parçacık fizik alanındaki çalışmalarda (dynamical) supersimetriyi bulan ve dünyada doğaya ilk uygulayanlarız. Yani teorinin doğaya adaptasyonunu bulduğumuz yeni simetrilerle yaptık (SU(6/21)). Bu konudaki makalelerim fizik dergilerinde ve özeti de “Encyclopedia of Supersymmetry” kitabında da yayınlanmıştır.

PROF.DR. SULTAN CATTO: TURKISHNY: Bilim hayatınız boyunca uğraştığınız ya da başladığınız noktada çözmek istediğiniz teori, çalışmasında bulunmak istediğiniz araştırmalar nelerdi?

PROF.DR. SULTAN CATTO: “Einstein's Dreams” ve “M-Theory” konularında çalışmak istedim. Zaten bunları çözmeye çalıştıkça ortaya çıkan yeni bilgileri tüm dünya ile paylaşıyoruz. Daha yüksek boyutlarda bilinç kuvvetleri biraraya getirmek için yeni matemetikler icat etmeye çalışıyoruz. Kainatta dört ayrı kuvvet vardır. Bunlar yerçekimi kuvveti(Gravitational force), elektromanyetik kuvvet(Electromagnetic force), zayıf kuvvetler(Weak force) ve güçlü kuvvetler (Strong force) olarak bilinir. Einstein’in yaşadığı yıllarda sadece yerçekimi ve elektromanyetik kuvvetler biliniyordu. Einstein onları bir araya bağlamak için hayatının son 35 yılını harcadı. Onları birbirine bağlayacak matematik daha bulunmamıştı. Einsteinın ölümünden bir kaç yıl sonra bu matematikler bulundu ve 1950 lerde ve 1960 larda son iki kuvvet de (Weak, Strong) ortaya çıktı. 1968 yıllarında Feza Bey’in doktoralarını beraber yaptıkları yakın arkadaşı Abdus Salam (Imperial College) ve Steven Weinberg (Harvard’dan) elektromanyetik ve zayıf kuvvetleri birbirine bağladılar (electroweak theory) ve bu yuzden Nobel mukafatını aldılar. Feza Bey ile calışmaya basladığım sıralarda Feza Bey’in ürettiği E6 teorisi üç kuvveti (yerçekimi kuvveti haricinde) birbirine bağladı (Grand Unified Theory, GUTs). Eger yaşıyor olsaydı muhakkak Nobel mukafatını alırdı. Feza Bey’in kendi aşkı olan ve matematikte (Exeptional Structures) olarak bilinen matematiksel gurupları bütün talebelerine takır takır öğretti. Bu yıllar içinde ortalığa bir sürü yeni iplik (String) teorileri çıktı. Son yirmi yıldır teorik fizikçiler onları birbirine bağlamakla uğraştılar ve bu işler epeyi ilerledi. Son yıllarda iplik teorilerini içine alan ve Einstein’ın rüyalarını tamamlamak için yeni bir teoriyi bulmaya uğrasıyoruz. İsmi şimdiden M-Theory olarak geçiyor. Ben de bu işlerle uğraşıyorum.

TURKISHNY: Yeni bir teori bulduğunuzda eski teorilerin işlevi ne oluyor?

PROF.DR. SULTAN CATTO: Yeni teori bulduğumuz zaman eskileri ve her birini birbirine bağlayarak ilerliyorsunuz ama bu her zaman yeterli değildir. Çünkü yeni teorinizin daha görünmemiş yeni parçacıklar ortaya çıkarması da gerekir. Aksi halde teorileri birbirine bağlamak kolay.

TURKISHNY: Bilimsel araştırma yoğun çalışma ve uzun zaman gerektiren bir süreç. Bu süreçte şans faktörüne inanıyor musunuz?

PROF.DR. SULTAN CATTO: Bazen şansınız olursa birşeyleri bir yerlerden yakalıyor ve çözüyorsunuz, hatta haberiniz bile olmadan. Bu iş bir şans işi değil, uzun çalışmalar isteyen bir iş. Rüyanızda bile sizi çalıştıran matematiksel işler.

TURKISHNY: Akademik hayatınızda ve bilimsel calışmalarınızda Feza Gürsey’in etkisi büyük, sanırım Feza Gürsey ile çalışmak sizin için büyük şans olmuş...

PROF.DR. SULTAN CATTO: Şöyle söyleyeyim, Einstein zamanının en iyi fizikçisiydi belki de tekti ama bence, ilerleyen zamanlarda yani Feza Bey’in icinde bulunduğu zaman diliminde kendisinin bilgileri de en az Einstein’in bilgilerine bedeldir derim rahatlıkla. O dünya fizik tarihine adını yazdırmış büyük bir fizikçiydi böyle bir şahsın öğrencisi olmuş olmayı da ayrıca büyük bir gurur olarak andığımı söylemeliyim. Matematiksel fizikte bugüne bugün böyle bir dahiye hala rastlamadım. Üstelikte çok tatlı, alçak gönüllü bir insandı ve Türkiye’nin dünya çapında olan matematik ve fizik konularında bir-iki şahsiyetinden biriydi. Zaten Feza Gürsey hakkında onu anlatan bir kitap yazmayı planlıyorum.

TURKISHNY: Etrafınızdaki insanlar, tüm bu bilim adamları ve ulaşabileceğiniz olası sonuçlar göz önüne alındığında bilimin hayatınızdaki tutkusu açıkca görülüyor. Bu tutkunuzun dışında, hayatınızda başka tutkular var mı?

PROF.DR. SULTAN CATTO: Connecticut’ta hocalık yaptığım dönemlerde bir çok arkadaşım iş bulma zorluğu çekiyordu, ki her biri zamanından ileri çalışmalar yapıyordu. Herkes bir yerlerde bir şekilde çalışıyordu, üstelik neredeyse durmaksızın. Ama ben bu arkadaşlarım gibi çalışmıyordum, ayrıca bu bahsettiğim kişilerin hepsi evliydi, bir kısmının çocukları vardı. Ben hem evli değildim hem bu kadar, yani uzun saatler calışmıyordum. O zamanlar muziği, şiir yazmayı ve okumayı seviyordum, açıkcası aynı yoldan gitmek pek işime gelmedi. Bir süre sonra herkes bir yerlere calışmaya gitti ve ben kimi zaman ziyaret kimi zaman konuşma maksatlı onları görmeye giderdim. Feza Bey’in Türk asıllı talebelerinden Profesör Itzhak Bars’ın yanına California’ya gittiğimde benim için yaşanılası bir yer olmadığını gördüm. Diğer talebelerinden birisi olan Profesör Pierre Ramond (Pierre Iplik teorilerine isim veren şahıs) yaşadığı yer olan Florida’ya konuşma için gittiğimde belki evli ve çocuklu olsam yaşanabilir diye düşünüyordum ama ben daha gençtim ve Florida’da benim için yaşanacak yer değil diye düşündüm. Sonra Virginia’ya gittim ki orası bana daha da sıkıcı geldi. Her hafta sonu New York’a gelip Caz kulüplerinde vakit geçiriyordum. Birgün gazeteyi açtım ve iki iş ilanı gördüm. Birisi City (CUNY) Üniversitesi diğeri Fordham Üniversitesi’nindi. Bu iki ilana da başvurdum ve Feza Bey’e bundan bahsetmedim. Daha sonra bu iki universite görüşme için çağırdılar. İlk önce Fordham Üniversitesine kabul edildim, o zaman için yüksek de bir ücret önerdiler. Fakat yeri Bronx’daydı ve şehirden uzaklaşmak istemediğim için teklifi geri çevirdim. Şehir hayatının hareketliliğine daha yakın olduğu ve tenure (işinde kalabilme hakkı) şartımı da kabul ettikleri için City (CUNY) Üniversitesi’ne evet dedim.

TURKISHNY: Yani sizi New York’a getiren müzik tutkunuz ve şehir hayatının hareketliliği mi oldu...

PROF.DR. SULTAN CATTO: Evet. Müzik, şiir ve özellikle caz benim için büyük bir tutku ve bu şehrin karmaşıklığını ve hareketli yaşamını çocukluğumdan beri seviyorum.

TURKISHNY: Yale Üniversitesinden ayrılışınızı Feza Gürsey nasıl karşıladı?

PROF.DR. SULTAN CATTO: İlk öğrendiğinde biraz üzüldüğünü hissettim bu duruma. Bana, ‘senin icin planlarım vardı, yapacağımız çok iş vardı’ dedi, ben de ayrılışımla kendisini kırdığımı düşünerek uzun süre utancımdan onu arayamadım. Fakat benim için değeri çok büyüktü ve görüşememek üzüyordu. Bu yüzden doğum gününde kendisine ‘Sevgili Hocam...’ diye başlayan uzun bir mektup yazdım. Sonrasında mektup eline geçtiğinde hemen beni aradı ve ‘Senden mektup aldım ama neden beni aramıyorsun’ dedi, ben de kendisine Yale’i bırakmaktan dolayı aramaya çekindiğimi söyledim. Sonra devamlı görüşmeye ve araştırma yapmaya devam ettik, ta’ki vefat ettiği akşama kadar.

TURKISHNY: New York’tan devam edelim...

PROF.DR. SULTAN CATTO: O zamanlar yani 1980’lerin ortalarında hayatım New York’ta caz kulüplerinde geçti. Yale’e gitmeden önce de New York’da yaşıyordum. O sıralar sürekli gittiğim caz kafede cok fazla entellektuel insanlarla vakit geçirdim, ilginç anılar biriktirdim. Şimdilerde New York degişse de gelme sebeplerim New York’ta yaşama sebeplerim oldu.

TURKISHNY: Yale Üniversitesini bırakıp New York’a geldiğiniz için hiç pişmanlık hissettiniz mi?

PROF.DR. SULTAN CATTO: Aslında başlangıçta Feza Gürsey’den ayrıldığım için epey üzüldüğüm anlar oldu. Ama New York’un şehir hayatını çok sevdiğim için bu seçimimden hiç pişmanlık duymadım. Bu şehrin zenginlikleri ve yaşam kültürü bilim dışındaki tutkularımı bana sundu ve doyasıya yaşattı. Akademik hayatı da hep sevdim, özel sektöre geçmeyi hiç düşünmedim, çünkü araştırmacı olarak kalmak istiyordum ve akademik dünya beni mutlu etti.

TURKISHNY: Türkiye’deki akademik çevreyle bağlarınız nasıl?

PROF.DR. SULTAN CATTO: Türkiye’de teorik fizikten ziyade bu günlerde daha çok deneysel fizik alanında calışmalar yapılıyor. Oysa teorik fizik vazgeçilecek bir konu değildir. Turkiye’de Bogaziçi, Bilkent, ve ODTÜ’deki meslektaşlarımın önerdiği ögrencilerin burada doktora yapabilmesi için çaba harcıyorum. Burs imkanlarından faydalanmalarını ve okula kabul edilmelerini sağlamaya çalışıyorum. Bu burslardan yararlanıp, gelip burada okuduktan sonra geri dönenler oldu. Şu anda dört tane Türk doktora öğrencim var. Hepside cin gibi çocuklar ve çok çalısıyorlar. Maalesef henüz daha yeni bir Feza Gürsey çıkmadı... O gelmiş geçmiş en büyük Türk Fizikçisiydi.

TURKISHNY: Son yıllarda üzerinde çalıştığınız konulardan biri de ses dalgalarıyla insan sağlığı arasındaki ilişki... Bu alandaki çalışmalarınızda şimdiye kadar nasıl sonuçlara ulaştınız.. Ses tonundan sağlık problemlerini çözümlemek tıp açısından da, fizik adına da büyük bir buluş olacaktır, bu buluş neler sunacak insan hayatına?

PROF.DR. SULTAN CATTO: New York’a ilk geldiğim sıralarda bu işe Profesör Victor Coronel isminde bir arkadaşım yüzünden merak sardım. Victor, Profesör Daniel Beshers ile beraber Columbia Üniversitesi'nin “Henry Krumbs School of Mines” da ses dalgaları üzerinde calışıyordu. Matematiksel sorunları için yardım istediler. Problemlerini çözünce benim de yanlarında olmamı istediler ve Columbia’ya araştırma profesörü ilan ettiler. Uzun yıllar beraber çalıştık.

İnsan sesi tıpkı bir insanin parmak izi gibidir. Eğer vücudunuzun herhangi bir yerinde ağrı olursa hemen sesinizi değiştirir. Bazen siz farkında olamazsınız ama bilgisayarlarla ses dalgalarına baktığımız zaman nerenizde ne hastalığı olduğunu ses dalgalarında gördüğümüz değişikliklerden hemen anlayabiliyoruz. Bunlarla New York’ta Columbia Presbiterian, Boston da Massachusetts General ve Caliornia’da Loma Linde hastaneleriyle de ilişki halindeyiz. Bir kaç sene içinde doktorlora hastalık teşhisi için gitmenize lüzum kalmayacak, sadece telefonda ses tonunuzdan hastalığınız anlaşılabilecek. Aynı zamanda artık ne evlerinize kilit takmaya gerek olacak ne de arabanıza. Sadece “benim, açıl kapı” diyeceksiniz. Bir hırsızın kapı arkasına saklanıp sesinizi teype alip siz gittikten sonra onu kapıyı açmak için uğraşmasından da korkmayacaksınız çünkü kriptography’de de dünya çapında çok iyiyiz. Yavaş yavaş bambaşka bir dünyaya geçiyoruz öyle değil mi?

TURKISHNY: Bilimin yanında şiirin de hayatınızda önemli bir yer teşkil ettiğini biliyoruz, yayımlanmış bir şiir kitabınız var. Bu yönünüzden biraz bahseder misiniz?

PROF.DR. SULTAN CATTO: Evet, bazı şiirlerim “Yale Şairleri”, bir kısmı da “Noches de Cornelia”da yayımlandılar. Bir sürü dergilerde de şiirlerim yayınlandı. İlk şiir kitabım geçenlerde “Under The Shadows Of Your Falling Words”adıyla Arjantin’li bir yayımcı (Edition Godot) tarafından yayımlandı. New York’ta birçok şiir kahvesinde şiirlerimi devamlı okuyorum. Bu sene üç şiir kitabım daha yayınlanacak. Birisi hem İngilizce ve İspanyolca tercümeleriyle Arjantinde basılıyor, diğeri “Cross Cultural Communications” tarafından New York’ta ve üçüncüsü de İngitere'de basılıyor. Önümüzdeki aylarda New York’ta bir kaç yerde şiir okuyacağım ve gelecek Eylül ayında da İngiltere'ye bir haftalığına “Dylan Thomas Center”e şiir okumaya davet edildim. Fizik ve matematik kadar şiir de çok sevdiğim, güzel bir konu.

TURKISHNY: Şiirlerinizi İngilizce yazıyorsunuz, bu İngilizceyi daha uzun süredir kullandığınız için midir? Yoksa tercih ettiğiniz için mi?

PROF.DR. SULTAN CATTO: Türkçe şiir denemelerim de var ama henüz iyi bulmuyorum, beğenmiyorum. İngilizce daha kolayıma geliyor sanki...belki de uzun yıllardır burada olmamın sonucudur, ama Türkçe şiirler de yazmak istiyorum...Beğendiğim Türk şairler var: Orhan Veli, Nazım Hikmet Ran, Oktay Rıfat gibi...

TURKISHNY: Çekim yasalarıyla bu kadar çok uğraşmak sizi nelere çekti?

PROF.DR. SULTAN CATTO: Daha çok matematiğe çekti diyebiliriz… Teorilerimizi doğrulamak için yeteri kadar matematiği anlamış değiliz. Bir taraftan fizik yaparken diğer taraftanda fiziği etkileyecek yeni matematik dallarıyla uğraşıyor, çözümler için bilinmeyen yeni yollar buluyoruz ve bunlar da çok enteresan.

TURKISHNY: Kadın erkek ilişkilerinde hep fiziksel çekimden bahsederiz, bu daha çok lafın gelişi kullandığımız bir cümle ama arkasında fiziksel bir gerçeklik var mı?

PROF.DR. SULTAN CATTO: Muhakkak var. Herşey birbirine bağlıdır. Teorik fizik de bir şiirdir.

TURKISHNY: Şiirlerinizde romantik bir üslubunuz var ve teorik fizik alanında önemli çalışmalarınız... Aşkın hep kimyasından bahsedilir, peki aşkın fiziğinden bahsedebilir miyiz?

PROF. DR. SULTAN CATTO: Çok zor bir soru sordunuz. Bu soruya cevap şiirlerimi okuyandan gelir sanıyorum. “Under The Shadows Of Your Falling Words” isimli kitabımın önsözünü Prof. William Kelly yazdı. Kelly, City University of New York’un Doktora Bölümleri’nin (Graduate School) başkanıdır ve İngilizce profesörü ve İngilizce eleştirmenidir. Kitabım için uzun bir önsöz yazmıştı ama kısaca özetlersek aşkın fiziği konusunda onun bakışıyla diyebiriz ki: “Aşkta fizik gibi bilmenin yoludur, evrenin ve kalbin gizemini kavramak için bir taktikten öte degildir. Bunlardan daha fazla şiir ve fizik genel bir boy ölçüşmeyi paylaşırlar ; soyutu somutlaştırmak en derindeki bilinmezi tercüme etmek bildiklerimizden... Usul mecazi; mecaz uslen...”

TURKISHNY: Güzel sohbetiniz ve bize zaman ayırıdğınız için çok teşekkür ederiz. Bilimsel çalışmalarınızdaki gelişmeleri merakla bekliyor olacağız. Türkçe şiirlerinizi de...