Turkishny.com

Ergün Kırlıkovalı, Türkiye - Rusya yakınlaşması ve Trump'ın ABD başkanlığı döneminde Türk - Amerikan ilişkilerine dair çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.

ATAA'nn eski Başkanı ve Türk Amerikan toplumunun başta Ermeni meselesi olmak üzere, siyasi ve sosyal konularda en donanımlı isimlerinden bir olan Ergün Kırlıkovalı, Turkishny Haber Portalı'na bir röportaj vererek, Trump'ın sözde Ermeni Soykırımına yaklaşımı, Trump döneminde Türk Amerikan İlişkileri, Ermeni  terörist Hampig Sasunyan'ın tahliye kararı ve Türkiye - Rusya yakınlaşmasının Ermeni meselesine yansımaları konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Ergün Kırlıkovalı, "Ortadoğuyu bildiğini sanan bazı Pentagon ve Dışişleri oyun kurucuları, züccaciye dükkanına girmiş bir fil gibi kırıp dökmeye devam ediyorlar. Bu da bölge kuvvetlerini (Rusya, Türkiye, İran) biraraya gelmeye zorluyor. Önce ateşkes ve ardından çözüm süreci başlarsa, ABD'yi daha fazla küstürmeden bu başarılı tablonun içine sokmakta yarar vardır. Kızmış, küsmüş bir ABD kimsenin işine gelmez. Hele hele başında bir Trump varsa…" dedi.

TurkishNY: Ergün Bey öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Başta Ermeni meselesi olmak üzere Türk Amerikan toplumu içinde en aktif ve donanımlı isimlerden birisiniz. Sizinle son röportajımızdan bu yana ABD kamu oyunda ve Türk Amerikan ilişkilerinde önemli gelişmeler yaşandı. İlk olarak Donald Trump’ın başkanlık seçimlerini kazanmış olmasını Türk Amerikan ilişkileri açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
 Ergün Kırlıkovalı: İltifatınız için teşekkϋr ederim. Umarım haketmişimdir. Donald Trump’ın başkanlık seçimlerini kazanmasıyla Türk Amerikan ilişkileri yepyeni ve bambaşka bir yola girecektir. Bu yol ne hep gϋl ne de hep diken. Karşılıklı olarak maliyeti yüksek hatalar yapmamak için, Donald Trump’ı iyi okumak lazım. Bire kere kendisi diplomat değil. Onunla iş tutarken kadim diplomasi kurallarına ve yerleşik geleneklerine çok da fazla güvenemezsiniz. Politikacı hiç değil; bunu seçim kampanyası sırasında en hassas toplumsal konularda bile sarfetmekten zerre kadar çekinmediğini o olaylı sözlerinde hep beraber gördük. Trump ile masaya otururken hiçbir siyasi geleneğe de pek fazla bel bağlamamak gerekir. O halde nedir Trump? Kimdir? Bir kere iş ada mıdır. Yaşamı boyunca hep pazarlık yapmıştır. Akıllıdır, bunu iş dünyasında da inşa ettiği servetinden biliyoruz. Egosu oldukça yüksektir ki bunu bir olumsuzluk olarak söylemiyorum. Zaten seçilmesinin nedenlerinden de biri bu değil mi? Ne diyordu? "Amerika'yı tekrar büyük kılacağım." Başka? "Bunu benden başkası yapamaz." Ve bu vaatlerini gerceklestireceğine kalpten inanıyor. Çin'den, Meksika'dan "kazık yediğine" inanıyor. Bu bir iş adamı yaklaşımı. Zaten güçlü bir işadamıydı, şimdi dünyanın en kuvvetli siyasi lideri de oldu. Bir ego patlaması yani. Şimdi bütün bu verileri altalta yazıp topladığınızda ortaya şöyle bir yaklaşımı olan Trump profili çıkıyor: "Ben işadamıyım. İşlerin en iyisini bilirim. Zaten bilmesem bu dev serveti yapabilir miydim? Politikaya ilk adımımı attığım senede, tüm poltikacıları tek tek devre dışı bırakıp, başkan seçilebilir miydim? Öyleyse, şimdi masal anlatmayı bırakın da, falan işi filan şekilde, şöyle istediğim gibi hemen yapın ki sonunda ne siz üzülesiniz, ne de biz. Bak yapacak daha çok işimiz var; bizi fazla oyalamayın." Yani aceleci, tatlı-sert, pek de zarif olmayan bir üslubun geleceğini görebiliyorum.
 
TurkishNY: Donald Trump’ın 24 Nisan’daki duruşu nasıl olacaktır? Soykırım kelimesini kullanmasını ihtimal dahilinde görüyor musunuz?
 
 Ergün Kırlıkovalı: Bu konuya da Trump'ın karakteri yönünden bakmak gerekir. Bir kere Trump 24 Nisan olayını ne biliyor, ne de ilgi duyuyor. Trump için herşey bir pazarlık konusudur. O gün gelince Trump kimlerden ne istiyor, onlardan ne alabilir, Trump ona bakar. Teamullermis, dengelermis, Ermeni üzülürmüş, Türkler kırılırmış, bunlar Trump için pek de önemi olmayan düşünceler. Trump teorik değil, pratik. Trump filozof değil, iş adamı. Bunu hiçbir zaman unutmamak lazım. Açıkçası, Türkiye Trump'ı çok kızdıracak bir şey yaparsa, Trump da ders vermek içgüdüsü ile hareket ederse, ortaya bir çılgınlık çıkabilir. Yanlız etrafındaki yakın çalışma grubunda, ABD Kongresi Türk-Amerikan Dostluk grubundan en az beş kişi var ki, bu insanları Trump sevdiği ve bizzat seçtiği için onları dinleyecektir. Bu tecrübeli politikacılar, Trump'ın soykırım sözcüğünü söylemeden de mesajını verilebileceği konusunda Trump'ı mutlaka eğiteceklerdir. Yani ortada hassas bir denge var. Trump Türkiye ile iyi işler tutar ve bunlarda, kısmen bile olsa, başarılı olursa, o zaman soykırım sözcüğü gene rafa kalkar. Trump'ın (amiyane tabirle) "kafası bozulursa", el bombasını masaya atıverir, sonra da hiçbirşey olmamış gibi çıkar, gider odadan. Böyle olasılıklara hazırlıklı olmak ve işleri bu raddeye getirmemek gerekir diye düşünüyorum.

TurkishNY: Geçtiğimiz yıl ATAA’nın başkanlık görevini devrettiniz. ATAA Başkanlığı sonrası günlerinizi nasıl geçirmektesiniz? Türk Amerikan toplumu içinde faal olmaya devam edecek misiniz?
 
 Ergün Kırlıkovalı: Uzun zamandır gerçekleştirmek istediğim projeler vardı kafamda ama bir türlü vakit bulamıyordum. Listemde 80'den fazla proje birikmiş. Şimdi yavaş yavaş bunlara eğiliyorum. Sonra, son yıllarda Türk ve yabancı tarihçilerin yazdığı muhteşem araştırma kitapları var. Bunların hemen hepsini satın aldım ve sürekli de okuyorum. Harika kitaplar. Ama en önemlisi, Amerika'daki 40 yılımın tecrübesini gençlere nakleden bir kitap üzerinde çalışıyorum. İkinci bir kitapta ise Amerika'da doğup büyüyen genç Türklerin Ermeni sorunu ile karşılaştıklarında kullanacakları çok özel bir söylem geliştiriyorum. Burada, ürettiğim yepyeni sözcükler, terimler, tamlamalar, ve kavramlar var ki bunları hem İngilizce'ye ve hem de Türkçe'ye hediye ediyorum: ETHOCIDE=AHLAKKIRIM, TERESET=GECYER, 20 T's of the Turkish-Armenian Conflict, lise öğrencileri yaklaşımı, üniversite öğrencileri yaklaşımı, ve diğerleri. Yani çalışma programım yoğun.
 
TurkishNY: Son dönemde Ortadoğu’da yaşanan savaşlar, siyasi belirsizlikler ve ekonomik kaygılar derken “Sözde Ermeni Soykırımı” meselesi arka plana itilmiş durumda. En azında başında çıkan Sözde Soykırım iddiaları bağlantılı haberler veya düzenlenen konferanslar, mitinglerin sayısında büyük bir azalma görülmekte bunun sebebi nedir? Türk Diasporası olarak bu meseleyi ihmal mi etmeye başladık?
 
 Ergün Kırlıkovalı: Ben size rakamlar vereyim. Sözde soykırımın yüzüncü yılı olan 2015'te, soykırım ile ilgili haberleri takip ediyordum. Bunlar geçen yıl 5 bin'i buldu. Yani neredeyse hergün 15 tane kadar haber, yazı, kitap, etkinlik, sergi, film gösteri, konser, ve/veya diğerleri. Bu sene de aynı çalışmayı yaptım ve bu rakamın bin'e düştüğünü gördüm. Bu yüzde 80 azalmada tabii 2015 yılının Ermenilerce çok abartılı geçirilmesinin ve Ortadoğu'daki terör ve savaşların çok etkili olduğunu söyleyebiliriz. Yine de Ermeni konularında Amerikan medyasında bir bıkkınlık, yılgınlık var gibi. Umarım yanılmıyorumdur.

TurkishNY: ABD’deki Ermeni Diasporasının faaliyetlerini takip etmekte misiniz? Ermeni Diasporasına ilişkin güncel izlenimleriniz neler?
 
 Ergün Kırlıkovalı: ABD’deki Ermeni Diasporasını sürekli izlerim. Ermeni Diasporası son yıllarda "akademik terörizme" doğru dolu dizgin yol alıyor. Bu gidiş çok tehlikeli. Yıllarca önce, bilimsel panellerde konuyu tartışabiliyorduk. O büyük ölçüde kalktı. Şimdi, sözde soykırım konusu olmasa bile, mesela Türkler bir bayram kutlasa, bir kültürel etkinlik yapsa, Ermeni çeteler yine de gelip insanların ifade hürriyetlerini kısıtlayıcı hareketlerde bulunuyorlar. Üniversitelerdeki bu durum çok vahim. Bunlara karşı Türk Öğrenci Birliklerinin örgütlenmesi ve yaptıkları etkinliklerle ifade hürriyetlerine sahip çıkmaları gerekiyor. Bizler tabii ki yardımcı oluruz ama hareketin üniversite içinden başlaması gerekiyor. Bunun dışında, Ermeni Diasporası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 17 Aralık 2013 ve özellikle de 15 Ekim 2015 tarihli kararlarından çok olumsuz etkilendiler. Yeklenlerindeki rüzgar büyük ölçüde gitti. Hala teslim olmayan kalın kafalı Diaspora Ermenileri yok değil, ama bunların hezeyanları tarihin akışını tersine çevirmeye yetmiyor. AİHM kararları bu işi bitirdi—bazılarına göre ise derin dondurucuya koydu. Ermenilerin kimlik duygusu soykırım ve Türk düşmanlığı üzerine kurulmuş maalesef. Orada değişiklik yok. Ama artık dünya medyalarında eski rüzgârları estiremiyorlar. O kadarı çok net görünüyor.
 
TurkishNY: 28 Ocak 1982 tarihinde Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan'ı hain bir saldırıyla katleden terörist Hampig Sasunyan'ın tahliye talebi, 14 Aralık 2016 tarihinde Kaliforniya'da gerçekleşen şartlı tahliye duruşmasında kabul edildi. Kaliforniya Valisinin onayına bağlı olarak hayata geçecek olan tahliye kararı konusunda ne düşünüyorsunuz?
 
 Ergün Kırlıkovalı: Dediğiniz doğrudur ancak arada atlanan bir "ara adım" var. Şartlı tahliye bir öneridir, henüz son karar değil. Bu öneri, önce başka bir komisyona gidiyor ve oradan da karar olarak valinin önüne geliyor. Toplumumuz bu ara adımı beklemeden kampanyalara hemen başladı bile ve çok da başarılı gidiyor kampanyalar. Vali imzalar mı, imzalamaz mi? Vali Jerry Brown liberal görüşlü bir demokrat, 1960'ların "çiçek çocuğu", Berkeley kültüründen geliyor. Ona göre idam, müebbet, ve diğer cezalar, insanlar pişman olup olgunlaştıkca geriye cekilebilir. Ama bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı bir terör belası da var. Vali bir seçim yapacak. Birey olarak yaklaşırsa imzalayabilir; ama teröre karşı bir toplum lideri olarak yaklaşırsa imzalamaz. Hassas bir dengedeyiz yani. Gerisini ben de bilemiyorum.

TurkishNY: Ermeni terör örgütü ASALA bugün halen aktif durumda mi? Hampig Sasunyan'ın tahliyesi kararı yeni terör eylemlerini cesaretlendirir mi?
 
Ergün Kırlıkovalı: Ermeni terör örgütü ASALA'nin su anda uyuyan hücreler olarak devam ettiğini değerlendiriyoruz. Kimse rehavete kapılmamalı ve tedbir elden asla bırakılmamalı. Hampig Sasunyan tahliyeden sonra çok sıkı denetlenecektir. Bu yüzden yeni terör eylemlerini cesaretlendieceğini en azından bugün için sanmıyorum.

TurkishNY: Türk Amerikan toplumu Donald Trump’ın başkanlığı ile başlayan yeni dönemde Sözde Ermeni Soykırımı iddiaları ile mücadele için nasıl bir yol izlemeli?
 
Ergün Kırlıkovalı: Hakikaten de çok önemli bir soru. Bence ilk iş Trump ile bir bağ, bir arkadaşlık, bir dostluk kurmalıdır. Şimdi diyeceksiniz ki birazcık geç kalınmadı mı? Doğru, kalındı. Burada ben de suçluyum. Hillary'e ilk kadın başkan olsun diye destek verdim. Trump'ın başkan seçileceğine zerre kadar ihtimal vermedim. Ve Trump seçildi. Bazılarına göre iki milyondan fazla demokrat seçimlerde evinde oturmayı tercih edip oy kullanmayınca, bu durum meydana çıktı. Ama artık geçmiş geçmişte kaldı. Önümüze bakmalıyız. Trump gerçeği ile ne kadar çabuk buluşursak, bizim için o kadar iyi. İkinci yol ise Kongredeki Türk-Amerikan dostluk grubunu tekrar eski seviyesine, 160 üyeye çıkarmak. Biliyorsunuz her seçimden sonra seçilemeyenler gider, yeni seçilenler kongreye gelir. Üye Kabul etme işlemleri tekrar sıfırdan başlar. Son on senede, Türk-Amerikan dostluk grubu, hem Yunan hem Ermeni gruplarını sollayarak en büyük ikinci grup oldu, hemen İsrail dostluk grubundan sonra. Bu müthiş bir başarıdır ve bu başarının sürdürülmesi gerekir. Trump'ın bizzat seçtiği beş yeni çalışma arkadaşı işte bu Türk-Amerikan dostluk grubundandır. Burada Lincoln McCurdy liderliğindeki Türk Amerikan Koalisyonunu (TCA) büyük başarılarından dolayı kutlarım. Son olarak da tüm toplum bireylerimizin Ermeni yalanları ile canla başla mücadele etmesi, bunu bir yüz metrelik sürat yarışı değil, maraton olarak görmesi çok önemlidir. Bilgi, belge, tarih, hukuk, ne varsa hepsi yanımızda. Ancak medya, bilim dünyası ve politika alanlarındaki varlığımızın artırılması gerekmektedir.

TurkishNY: Türk Amerikan ilişkileri başta FETO lideri Fethullah Gülen’in iade talebinin yerine getirilmemiş olması ve ABD’nin PYD’ye olan desteği nedeni ile zor günlerden geçmekte. Türk Amerikan ilişkilerinin geleceğine dair beklentileriniz neler?

Ergün Kırlıkovalı: Trump'in gelmesi ile bütün bu konularda silbaştan yapacağımız şimdiden belli. Trump FETÖ'yϋ ne bilir, ne ilgilenir. Ama dedik ya, iş adamı, ne verirsem ne alırım diye düşünecektir. Trump demek pazarlık demek. Bu PYD konusunda da aynı. Trump'tan yüksek ahlaki değerler konferansları beklememek gerekir. Pratik, çabuk, ani ve ABD kamuoyunu olumlu etkileyeceğine inandığı kararlar bekleyin; bu kararlar bazılarına ne kadar ters olsa da. Trump kendi hislerine dürüst bir insan. Şunu istiyorum, başarılı olacağım, ve mutlaka da alacağım, diyen birisi. Pek bilmece değil yani.
 
 TurkishNY: Türkiye, ABD ile uzaklaşırken, Rusya ile tam tersine yakınlaşmakta olduğu bir dönemden geçmekte. Rusya’nın Ermenistan üzerindeki etkisi göz önüne alındığında siyasi dengelerdeki bu değişiklik Ermeni meselesine ve Türkiye - Ermeni ilişkilerine nasıl yansıyacaktır?
 
Ergün Kırlıkovalı: Saptamanız çok doğrudur. Ortadoğuyu bildiğini sanan bazı Pentagon ve Dışişleri oyun kurucuları, züccaciye dükkanına girmiş bir fil gibi kırıp dökmeye devam ediyorlar. Bu da bölge kuvvetlerini (Rusya, Türkiye, İran) biraraya gelmeye zorluyor. Önce ateşkes ve ardından çözüm süreci başlarsa, ABD'yi daha fazla küstürmeden bu başarılı tablonun içine sokmakta yarar vardır. Kızmış, küsmüş bir ABD kimsenin işine gelmez. Hele hele başında bir Trump varsa…


 
 TurkishNY: Son olarak Turkishny vasıtası ile Türk Amerikan toplumuna iletmek istediğiniz bir mesajınızı alabilir miyiz?
 
 Ergün Kırlıkovalı: Türk Amerikan toplumu, artık Türkiye'deki gündelik politikalar ile hergün oraya buraya savrulmaktan kurtulsun; Amerika'da yaşadığını, Amerikan sisteminde hatırı sayılır bir yerlere gelmesi gerektiğini değerlendirsin. Seçsin, seçilsin. Seçilenlere destek versin. Yazsın, konuşsun. Komşular, dostlar edinsin. Amerika'nin köklü derneklerine üye olsun ve oralarda yükselsin. Türklüğünü kaybetmeden, Amerika'nin mozaiğinde saygın yerini bulsun. Yeni yılın, tüm saygıdeğer Türk Amerikan toplumu için sağlık, mutluluk, ve başarılarla dolu geçmesini ve tüm dünyamıza huzur ve barış getirmesini yürekten diliyorum.