Turkishny.com - Buse Ünal

American Turkish Council’ın CEOsu ve Başkanı Howard G. Beasey, Turkish NY haber portalının sorularını yanıtladı.

Turkish NY: Öncelikli olarak röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Howard G. Beasey: Şubat 2015’ten buyana American Turkish Council-ATC’nin başkanlığını yapmaktayım. 19 yaşımda, 22 senemi geçirdiğim ABD Deniz Piyadelerine katıldım. Yolumu Türkiye ile kesiştiren de bu oldu. 2003 ve 2010 yılları arasında Afganistan ve Irak da görev yaptım. 2006 yılında katıldığım yüksek lisans programı, kültürel ve dilbilimsel açılardan eğitilmiş askeri görevliler yetiştirmeye odaklanıyordu. Çalışmalarım için seçtiğim bölge alanı Avrupa’ydı ve spesifik olarak Türkiye üzerine araştırmalar yapmaktaydım. Türkiye odaklı çalışmalarımın başlangıç tarihi 2006 yılıydı. 2008 yılında Türkiye’de dil okuluna dahi gittim. Özellikle yüksek lisans programım kapsamında Türkiye ile ilgili olan bilgilerimi her anlamda geliştirme fırsatım oldu. ABD Deniz piyadelerinde ki kariyerimin son 8 senesinde Türkiye-Amerika ilişkileri odaklı çalışmalar yaptım. 2008-2009 yıllarında Ankara’da yaşadıktan ve çalıştıktan sonra, 2010 yılında görev için Afganistan’da bulundum. 2011-2014 yılları arasında ABD, Washington DC’ye dönüp Pentagon’da çalışmaya devam ettim. 2014 yılında emekliğimin ardından New York’ta Goldman Sachs’de üç ay çalıştıktan sonra Chicago’ya transfer oldum. Chicago’ya taşındığım zamanlarda bana ulaşan American Turkish Council şu anda bulunduğum pozisyonun teklifini sundu. Düşündüğüm zaman özel sektörde çalışmaktansa, uluslararası ilişkilerde özellikle de yıllardır odaklandığım Amerika-Türkiye ilişkilerine odaklı çalışmayı sürdürmek tabi ki daha mantıklıydı.

Turkish NY: Türk insanı hakkında ki düşünceleriniz nasıl şekillendi tüm bu çalışmalarınızın sonucunda?

Howard G. Beasey: Herkesin bildiği bir gerçek var. Türkiye’yi en iyi ziyaret edenler anlar ve her ziyaret güzel düşünceler ile sonuçlanır. Türk insanı oldukça misafirperver, farklı kültürleri bir arada barındırıyor. Bu mutfak anlayışına bile yansıyor. Özel bir konumda bulunan bir ülkeden de beklenecek bu olmalı. Tüm özellikleri ile ünik olmayı başarıyor. Bende Türkiye’de hem yaşama hem de bir çok coğrafyayı gezme ve tanıma konusunda oldukça şanslıydım.


Turkish NY: Bize ATC hakkında da biraz bilgi verebilir misiniz? Amerika-Türkiye ilişkilerine odaklanan bir çok kuruluşun aksine, kurumunuzda bir çok Amerikalı üye ve sizin gibi yöneticiler de mevcut? Bunun ATC’yi diğer Amerikan-Türk ilişkilerine odaklanan kuruluşlardan ayıran en büyük özellik olduğunu söyleyebiliriz. İki tarafı da gerçekten  temsil ediyorsunuz.

Howard G. Beasey: ATC yaklaşık 40 yıldır hayatta olan bir kurum ve Amerikan-Türk ilişkilerini en iyi şekilde temsil etmeye odaklanmış durumda. Kurumumuzun her üyesi ve çalışanı bir şekilde hem Türkiye’de hem Amerika’da zaman harcamış ve çalışmış kişilerden oluşuyor. Genelde iş ilişkilerine odaklı çalışmalar yürütüyoruz, ama tabi ki diplomatik ve siyasi etkileri de inkar etmek mümkün değil. Yaklaşık 50 sektörü temsil ettiğimizi söylemek yanlış olmaz. 2009-2012 yılları arasında yükselişte olan ekonomik ilişkiler, 2013-2015 yılları arasında aynı yükseliş performansını göstermiyor. Bunu büyük olasılıkla politik etmenlere bağlayabiliriz. Amerika ve Türkiye bir çok açıdan önemli ilişkilere sahip ve bunun daha da güçlenmesi için her iki ülkede destek vermeli.

Turkish NY: Yaklaşan 35. Amerika-Türkiye ilişkileri konferansınız için biraz bilgi verebilir misiniz?

Howard G. Beasey: Amerika-Türkiye ilişkileri konferansı TAIK ile düzenlediğimiz bir organizasyon. Genellikle ekonomik yatırımları odaklanırken, tabi ki politik ve diplomatik açılardan da incelemeler ve konuşmalar düzenliyoruz.

Turkish NY: Son olarak yaşanan Feto darbe girişiminin Türkiye de etkileri derinden hissedildi. Türk hükümetinin ve milletinin darbenin suçlusu olarak ilan ettiği ve kanıtlar sunduğu Fetullah Gülen Pennsylvania’da ikamet etmekde ve bildiğiniz üzere Türkiye Fetullah Gülen’nin iadesini talep etmekte. Sizce bu süreçte iki ülke arasında ilişkiler nasıl şekillenecek?

Howard G. Beasey: Amerikalı şirketlerle Türkiye yatırımları hakkında görüştüğümüzde maalesef ki düşünce çoğunlukla, Türkiye’nin tehlikeli bir coğrafya olduğu sonucuna geliyor. Özellikle yaşanan son darbe girişiminin de maalesef ki olumsuz etkileri işletme ve yatırım Dünyasında da kendini hissettirdi. Ancak maalesef ki yaşadığımız Dünya düzeninde artık hiç bir yer koşulsuz şartsız güvenli değil. Paris İstanbul’dan daha güvenli konumda değil. Yaşanan darbe girişimi ve Gülen’nin iadesi açısından da her iki ülkenin ortak bir sonuca varacağını düşünüyorum. Biz de ekonomik açıdan yaşanan anlam boşluklarını kapatmaya ve Türkiye’nin özellikle coğrafyası ve köprü görevi gören yaklaşımları ile ne kadar önemli bir bölge olduğunu kanıtlamaya çalışacağız. Son zamanlarda Türkiye’de de darbe girişimi odağıyla ortaya çıkan bir Anti Amerikan anlayışı mevcut tabi ki bu ekonomik ilişkilere de zarar vermek de. En son Türkiye ziyaretim esnasında yaklaşık 25 şirketi içeren bir konferans dahilinde bu konuda yapılması gerekenlere de deyindik.

Turkish NY: Birleşmiş Milletlerin bu sene odaklandığı Suriye mülteci krizi hakkında ki düşünceleriniz neler?

Howard G. Beasey: Bu süreçte yapılan her çalışmayı hastalığın yarattığı semptomları tedavi etmeye çalışmak olarak görüyorum. Hastalığı tedavi etmeye çalışmaktansa semptomları iyileştirmeye çalışıyoruz ancak hastalığı tedavi etmediğimiz müddetçe sonuca ulaşmak imkansız. Yaşanan çok büyük bir trajedi. Göçen halkın asimile olması, sonradan doğan iş imkanlarının yokluğu ve azalması gibi sorunların üstesinden gelinmesi çok zor. Obama da Birleşmiş Milletler toplantısında özel sektöre destek vermesi çağrısında bulundu ama maalesef bunun maddi destekle ya da göç kabulü ile çözülecek bir sorun olduğunu düşünmüyorum.

Turkish NY: Türkiye’nin Cerablus operasyonu ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Howard G. Beasey: Türkiye bölgede hala etkin olduğunu haklı olarak göstermek istedi. Geçen sene 11 terör saldırısı ile karşılaşmış olan bir ülkeden bahsediyoruz. Türkiye haklı olarak güvenli bölge yaratmak ve Türk ordusunun hala etkin ve güçlü olduğunu gösterme amacındaydı.

Turkish NY: Yaşanan Feto darbe girişimini farklı uluslardan olan insanlara anlatmak çok zor. Her şey kulağa bir hikaye gibi geliyor. Feto yurtdışına gitti, hükümet ile ilişkileri bozuldu, hükümet içine adamlar yerleştirmişti, bu adamlar yıllarca plan yaptı, bir gece saldırdı, meclis bombalandı, halk sokağa çıktı, tanklara tırmandı, insanlar şehit düştü. Tüm bunları açıklamak, anlatmak çok zor. Sizin cevabınız ne oluyor Türkiye’de ki Feto darbe girişimi sorularına?

Howard G. Beasey: Bir çok Amerikalı ne Fetullah Gülenden ne de hizmet hareketinden haberdar. Gülen Amerika’ya yıllar önce Türkiye’de artık yaşayamayacağını anladığı bir dönemde geldi. Son olarak Türkiye’nin Amerika’ya ciddi kanıtlar göndermiş olduğunu hepimiz biliyoruz. Her iki ülkenin de konuyu hassasiyet ve açıklık ile ele alacağı inancındayım. Tabi ki tüm bu yaşananları Türk ulusu bile şaşkınlıkla karşılarken, diğer uluslara açıklamak daha da zor.

Turkish NY: ABD’nin yanıtı sizce nasıl olacak iade talebine?

Howard G. Beasey: Tüm kanıtların hassasiyetle inceleneceği inancındayım. Türkiye’nin bölgede ki önemini inkar etmek imkansız. Aynı zamanda Tayyip Erdoğan’ın da güçlü lider imajını kabul etmek lazım. İster politikasını destekleyin ister desteklemeyin kendisi çok önemli ve güçlü lider imajı çizmekte. Öyle ki ekonomi düzgün ilerlediği sürece her şey düzgün gözükür. En önemli şeylerin başında ülke ekonomisi gelmekte. 2008 yılında Amerika’da yaşanan ekonomik kriz Türkiye’de yaşanmadı. Ben o dönemde Türkiye’de yaşıyordum ve buna şahit oldum. Türkiye gerek diplomasi gerek ölçülü tepkileri ile büyümeye çok yatkın olan bir ülke ve coğrafya. Bizde bunu ATC olarak ekonomik yatırım anlamında destelemek için elimizden geleni yapacağız.