Buse Ünal - Turksihny.com

Türk Amerikan toplumunun önde gelen isimlerinden aktivist Yusuf Necati Özer, Turkish NY Haber Portalı’nın FETÖ’nün gerçekleştirdiği darbe girişimine yönelik sorularını yanıtladı.

Turkish NY: Sizce 15 Temmuz gecesi Türkiye devleti ve Türkiye milleti nasıl oldu da böyle bir Feto darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı?

Yusuf Necati Özer: Biz Dünya Savaşları sonunda sanıyorum ki modernlik anlayışını biraz küçümsedik. Günümüz modern toplumlarında, işlevsel olarak Devlet mekanizmalarının farklılaştığı görüyoruz. Bu Farklılaşmaların sonrasında da kurumsallaşmış mekanizmalar oluşturulmuştur. Bu hakikat içerisinde Ordunun, Siyasetin, ve Dinin işlevi bellidir. İktidarlar ise bu mekanizmaları yöneten ve seçimlerle gelip halkın beğenisine muhtaç iradelerdir. Binaenaleyh Doğu Medeniyetlerinde Devlet, ‘‘Asker Devlet’’ düzeninde binlerce yıldır varlığını sürdüren bir geleneğe sahiptir. Biz Necip Türk Milleti 1100 yıldır Sadece Anadolu ve Mezopotamya Coğrafyasında kurduğumuz Devletler ve İmparatorluklarda Modern İsmi ‘‘İhtilal ya da Cuntacı’’ zihniyeti, bugün ki kurulmuş son büyük devletimizde olduğu gibi bir önceki İmparatorluğumuz Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye’de de yeniçerilerin askeri isyanları veya dini isyancıların ayaklanmaları ile sıklıkla görülmüştür. Örneğin, Şeyh Bedrettin İsyanı, Şah Kulu İsyanı, Baba Zunun İsyanı ve Günümüze En Yakın Osmanlı Dönemi 31 Mart Vakası bu tür isyanlara örnektir. Günümüz Türkiye’mizde 1950 yılındaki demokratik seçimlerle çok partili hayata geçiş yapmamızın sonrasında Silahlı Kuvvetlerimiz bazen iç güvenliğin tehdit altında olduğunu söyleyerek, bazen istemediği bazı yasaların geçmesini engellemek için, bazen de direk hükümetleri istifaya zorlayarak demokratik ve sivil yönetime müdahale etmiştir. Bu müdahaleler bazen emir komuta zinciri içerisinde gerçekleşmiştir. Örneğin 12 Eylül Darbesi Gibi, bazen de Emir Komuta Zinciri dışında gerçekleşmiştir, 27 Mayıs Darbesi gibi planlanmış ve icra edilmiştir. Bunların arasında başarısız olmuş bir darbe girişimi vardır ki 22 Şubat 1962’de Harp Okulları Komutanı Albay Talat Aydemir’in planladığı ayaklanma, bugün ki Fetö’cü Subayların girişimi gibi başarısızlıkla sonuçlanmış akabinde Binbaşı Fethi Gürcan ile birlikte Albay Talat Aydemir idam edilmiştir. Günümüz Türkiye’sinde bir de 1950’den sonra hükümetleri zorlamak korkutmak ve yönetimi şekillendirmek için muhtıralar verilmiştir ki buna bir örnek de 12 Mart Muhtırası, 28 Şubat Süreci, 27 Nisan e-muhtırası olarak gösterilebilir. Bu gibi süreçleri çok partili döneme geçtiğimizden beri ülkemizde ülkemiz insanı yaşamıştır. Dolayısıyla bu topraklarda yaşayan insanlar bu teşebbüsle ilk defa karşılaşmıyorken geleneğinde de bununla çok defa terbiye edilmeye çalışılmıştır.

Turkish Ny: Şüphesiz ki bu saldırıyı Türk milleti açısından beklenmedik olarak yorumlamak yanlış olmaz, peki sizce aynı şey hükümet içinde geçerli miydi? Böyle bir girişim bekleniyor muydu?

Yusuf Necati Özer: Hiç şüphesiz ki ülkemizde yaşayan, düşünen, idrak edip, çevresinde olup biteni yorumlayabilen üst akıl insanlarınız böyle bir saldırının olabileceğini yıllardır söylüyor, bu şeytani derin ve gizli Fetö yapılanmasını yıllardır takip ederek bu yapının uluslararası platformlarda da yapılanmaya gittiğini görüp endişelerini yüksek dille çeşitli ortamlarda ya da dar çerçeve görüşmelerde ifade ederek tehlikenin boyutunu anlatmaya çalışmışlardı. Derin devlet geleneğimizde bizim bu necip Türk milletinin şöyle bir anlayış vardır. Derler ki: ‘‘ Devlet Tavşan’ı camız arabası ile yakalar.’’ düşünün camız gibi yavaş bir hayvanın çektiği araba ile tavşan yakalanır mı?, evet yakalanır.

Devlet tabi ki bütün kurumları ile, özellikle 17 aralıktan sonra bu deccali süfyan niteliklerini üzerinde taşıyan Fetö ve efsunlanmış, afyonlanmış, at gözlüğü ile sınav soruları çalınarak sokuldukları okullarda yetiştirilmiş Mehti, Mesih figürüne hayran cemaatin aptal evlatları ile mücadeleye kesin bir şekilde başlamıştır; ancak bizim duygusal millet özelliğimiz yüzünden bir bıçak ile kesilerek atılmadan, cerahatin bu planlarını gerçekleştirmesi için isteyerek ya da istemeyerek bir alan bırakılmıştır. Mamafih devlet, kesinlikle uyumamıştır. Bu bugün güneş gibi aydınlık bir gerçektir. Devletimizin bütün kurumları tek tek bu Şeytan’ın çocuklarını bulmuş, bilmiş kimin kim olduğunu kayıt altına almış, kurulan whatsapp gruplarına kadar deşifre etmiş  hazır ve nazır bir biçimde çalışmalarını sürdürmüş, devlet sorumluluğundan asla vazgeçmemiştir. Bunu bugün geldiğimiz yerde, 15 temmuz darbe girişimi sonrasından yaşananlardan anlıyoruz.

Turkish NY: Uluslararası basının ve Amerika’nın, yaşananlar ve Gülen hakkında ki sessizliği maalesef ki hepimiz tarafından bilinen bir gerçek. Peki bazı medya kuruluşlarına konuşan Fetullah Gülen’nin bu kadar delil ve itirafa rağmen ‘‘biz yapmadık, hepsi tiyatro’’ şeklinde açıklamalarını nasıl yorumluyorsunuz?

Yusuf Necati Özer: Bu tür namussuz, üst akıl ve sınırsız güçle hükmetme yeteneğine sahip devletler tarafından 2. Dünya savaşından sonra kutuplaşan dünya düzeninde, liyakat esaslı rollerin dağıtıldığı, devlet kademelerine yıllarca sızma tekniği ile yerleştirilen insanlarla biçimlendirilen yapılar, özellikle Doğu ve Akdeniz ülkelerinde kurgulanmış aynı senaryolar ve pratiklerle hareket eden yapılardır. 2. Dünya Savaşı sonrası uzak kıta ülkelerinde yaşayan insanlar bizim ülkelerimizde yaşanan hadiselere fersah fersah uzak ve bilgisizdirler. Kriterler çok farklı, bunların anlaşılması ve kabul edilmesi oldukça zor; çünkü kendi ülkelerinde bu Türk hadiseleri asla yaşanmaz, buna oturmuş devletin kurumsal yapıları müsaade etmez. Bu gerçekten hareketle, bu üst akılın kucağında yıllardır semizlenen Fetö’nun, yıllardır uğraşıp yetiştirdiği bütün kuramlarının yıkıldığını basının karşısında kabul etmesi taktir edersiniz ki eşyanın tabiatına aykırıdır. Vatan haini bir terörist bile olsa kabul etme şansı yoktur.


Turkish NY: Gülen’in TSK içerisinde ki asker yapılanması hakkında ne düşünüyorsunuz? 15 Temmuz gecesi ilk yapılan değerlendirmelerde Feto darbe girişimine TSK içindeki küçük bir grup tarafından kalkışıldığı söylendi; ancak ortaya çıkan detaylara ve tutuklananların hem sayısına hem de rütbelerine baktığımızda ilk gece tahmin edilenden daha kalabalık ve kapsamlı bir örgütlenmenin olduğu anlaşıldı. Sizin nedir bu konu hakkında ki düşünceleriniz?

Yusuf Necati Özer: Sanıyorum biz artık ideallerinde Analitik bir düşünce sistemi olan yeni bir nesil yetiştirmemiz gerekiyor, geleceğimizi şekillendirecek genç nesil vatan evlatlarından. Eğitim sistemini kesinlikle kökten değiştirmeliyiz. Sorgulayabilen ve devletine muhteşem bir aidiyet duygusuyla bağlı, evrim geçirerek milletinin üzerine silah doğrultacak kadar keskin bir şekilde gözleri kör edilemeyecek kadar ahlaklı ve vicdanlı bir nesil yetiştirmemiz gerekiyor.

Evet semptomlar ortada. Bir nesli kaybetmişiz ordumuzun içinde.

Her ne kadar bu darbe girişi emir komuta zincirinde gerçekleştirilmemiş olsa da, her ne kadar Milletsever vatan evladı subaylarımız bu gayri ahlaki, bu namussuz, bu hayan, bu hain terörist yapının başarılı olmasına Necip ve Muzaffer Türk Milletinin Korkusuz, Muzaffer ve Dik Duruşuyla izin vermemiş olsa da ne acıdır ki! Üst Komuta Kademelerinde Tuğgeneral ve Tümgenerallerin neredeyse tamamı bu Fetö Teröristi ile zehirlenmiş, yıllardır beyinleri hapsedilmiştir. Aynı Ahmediler Kadiyaniler gibi diasporalaşmış bu yapı, aslında İslam’dan kopuk, tıpkı Bahailer gibi önce Şia’dan çıkmış mezhepleşmiş ve sonrasında din haline gelmişse, Bahailik gibi ‘‘Fetö’’ terörist yapılanması da TSK’mizin içerisinde Fetö’lük diasporasının tekeline sokulmuş ve bu yıllar içerisinde sessizce yerleşmesi sağlanmıştır.

İşte bu ve buna benzer yapılarla bir kere daha karşılaşmak istemiyorsak artık keskin bir jiletle keser gibi köhneleşmiş eğitim sistemimizi kesip biçip yepyeni bir nesil yetiştirmek için ıslah etmek zorundayız. Sanıyorum ki kurtuluşumuzun ve Muzaffer medeniyetlerden biri olmamızın maymuncuk anahtarı bu olacaktır.


Turkish NY: Peki sizce bu darbede ki amaç gerçekten Türkiye’yi darbe yaparak ele geçirmek mi yoksa kaos yaratarak ülkeyi yaşanmaz hale mi getirmek miydi?

Yusuf Necati Özer: Bu namussuz girişimde ki sebebin kesinlikle kaos çıkartmak olduğuna inanmıyorum. Tek gerçek sebep pek çok güç ile birlikte hareket eden bu kalpazan Fetö’nün kendisini bugüne getiren, kucaklarında büyüyüp beslendiği güçlerin, İslam alemi ve bu alemin tartışmasız 1100 yıllık lideri olan bu Aziz milletin ve kutlu Devlet’i Türkiye Cumhuriyet’inin üzerinde ki, bu bilinmeyen klişelerin bilinmeyen kardinali ‘‘Fetö’’ ile oynadığı en son ve en korkunç oyunuydu.

Bu öyle bir oyun ki; tek sahnesi bizim topraklarımız değildi. Belki en büyük meydanı Anadolu topraklarıydı; ama tek sahnesi bereketli ve kıymetli Anadolu toprakları olmakla sınırlı kalamadı. Dünyada 2. Dünya Savaşı sonrası Churchill İngiltere’si ile biçimlendirilen, ama yeni ticaret yolları ihtiyacı ve çok kutuplu yeni dünya düzeni sebebiyle bu son 50 yılda çizilen toprakların sınırlarının yeniden değiştirilmek istendiği bugün inkâr edilemeyecek bir gerçektir.

Bu hain kurgunun başarılı olabilmesi için, bu değiştirilecek sınırlar ve yeni dünya düzeninde derin güçlerin karşısında ki en büyük set bizim topraklarımız ve bizim ülkemizdir, buna kesinlikle inanın. İşte büyük oyun burada başlıyor. Tarihi birlikteliğimizin olduğu; Irk ve Din Birlikteliği ile Kalıplaşmış, İç İçe Geçmiş, Sınır olarak olmasa da derin devlet geleneğinde sabitleşmiş ülkelerle olan, Sovyet sosyalist cumhuriyetlerin dağılmasıyla kurulmuş neredeyse bütün Türkik ülkeler, hemen ardında pek çok Asya ülkesini ve Afrika ülkelerinin neredeyse tamamını da kapsayan bir yapılanmadır bu Fetö terör yapılanması. İran’ın Türkik Cumhuriyetleri ve Asya Pasifik ülkeleri içinde korkunç ve planlı Şiileştirme operasyonuna karşı derin devletler, İngiltere, Almanya, Fransa ve Amerika oralarda ki varlıklarını kendilerine köle ettikleri bu şizofren Fetö ile biçimlendirdiler. Fetö nün sahte İslam’ı ile oraları önce kirletip, sonra da oralardaki okullara hem öğretmenleri, hem yöneticileri ile girerek ajanlık faaliyetlerini sorunsuz ve kolaylıkla gerçekleştirdikleri gibi bir de kendi ülkeleri için hizmet edecek biçilmez kaftanlar yarattılar, güçlü ülkelerine sınırsızca hizmet edecek çağdaş ve zengin köleler yetiştirmek üzere.

İşte bu görünenin altındaki görünmeyen dev buz kütlesiydi. Bu namussuz ve hain 40 yıllık yapının fay hattının merkez üssü, Türkiye olsa da, etki merkezleri 35 milyon kilometre kareyi kapsayacak kadar genişti. Korkunç bir hadise korkunç bir vakıadır bu. Ama sakın unutmayın her insan, her ülke plan yapar. Bu doğrudur amma Allah’ın da bir planı vardır ki; bu plan 40 yılı 4 saatte siler süpürür, tıpkı şiddetli yağmurların temizlediği kirlenmiş caddeler gibi. İnşallah ülkemiz dünden daha güçlü çıkmıştır bugün. Allah şehadet şerbeti içip Rabbe yürüyen tankların paletlerine bedenlerini verip kurşunlara gelip Rabbe yürüyen yada Gazi Olan Milletsever azizi milletimizden razı olsun. Ruhları şad olsun. Asla unutulmayacaklar. Nasıl şanslılar bir bilseniz. Keşke ben de onlardan biri olabilseydim. Onlar bu pis planı bozanlardan oldular. Biz Onlardan Razıyız Biliriz ki Allah’ta Razı...

Turkish NY: Devlet kurumlarının ve TSK’nın geçirdiği ve halen de devam eden temizlik sürecinin ardından, sizce tamamen tehlikenin ortadan kalktığını söylemek doğru olur mu?

Yusuf Necati Özer: Bu çok derin bir yapı. Ne kadar derinlere gittiğini şu an bizler sadece tahmin edebiliyoruz. Devlet geleneğine sahip olan ülkemiz elbet bir kaç yıl içerisinde bu yapıdan tamamıyla kurtulacaktır. Artık aidiyet duygusu ile hareket edecek; siyasi, felsefi, dini düşüncelerine bakmadan sadece devlet dediğimiz bu dirayetli mekanizmaya hizmet edecek vatanperver, milletsever evlatlarımız devlet kademelerine, yargıda, yürütmede, askeriyede artık sadece devlet ve milletine aidiyet duygusuyla hareket edecek yeni bir yapılanmaya gireceğiz.

Her gecenin bir sabahı vardır. Bu darbe girişimi gerçekleşseydi inanın tıpkı Vakai Vakvakiye (Çınar Vakası) na benzer hadiselerle ülkemizde karşılaşacağımız kesindi. Ortalık asılmış kesilmiş öldürülmüş canlarla dolacaktı. İnanın, bunların zalimliklerinin sınırları kestirilemeyecek kadar vahşidir.

Tehlike geçmemiş ama gücü sınırların en altına çekilmiştir. Şimdi ortada kalan diğer vatan hainlerini de tek tek eş dost arkadaş demeden duygusal düşünmeden akraba kardeş eş evlat demeden her birini yakalayıp yüce Türk adaletine teslim etmek gerekmektedir. Burada hepimize çok büyük iş düşüyor ve zaman üzerimize düşeni yapma zamanıdır vesselam. Şunu unutmayalım: Devlet Geleneğimizde de Devlet Başa Kuzgun Leşe diye bir söz vardır. Zaman bu zamandır.


Turkish NY: Peki tüm bu yaşananlardan sonra sizce Amerika ve Türkiye ilişkileri nasıl şekillenecek?

Yusuf Necati Özer: Biz dürüst asil ve aziz bir MİLLETİZ. Devletimizin verdiği sözler kesindir. Müttefiklerimize, devletimiz ve muzaffer milletimiz hep yardım ve tam destek sağlamıştır. Soğuk Savaş döneminde NATO’nun içindeki en büyük güç Türkiye iken Kore Savaşında Amerika Birleşik Devletlerine en büyük desteği vermiş ve Birleşik Devletlerin Askerleri ile cephede kahramanca savaşmış bu aziz devlet ve kahraman Millet artık yorulmuştur. İki ülkenin vatandaşı olarak ben Amerika’nın Türkiye’ye karşı sorumluluklarını yerine getirip bu teröristi yüce Türk Adaletine teslim etmesini canı gönülden istiyorum. İki ülke arasında ki anlaşmalara uyulması aramızdaki ilişkilerin Sürdürülebilirliğindeki en büyük gerekçe olduğunu düşünüyorum. Umarım görmek isteğimiz kısa bir süre içerisinde gerçekleşecek. Yoksa ilişkilerimizin derin bir çatlak ile yoluna devam edeceğimizi şimdiden öngörebilirim.


Turkish NY: Bazı kaynaklar, tüm bu süreçten sonra Gülen’in Pennsylvania da yaşadığı muhitte komşuları tarafından istenmediğini ve varlığından büyük rahatsızlık duyulduğunu gösteriyor. Sizin bu konu ile ilgili bir bilginiz var mı?

Yusuf Necati Özer: Biz son yaşanan hadiselerden sonra milletsever insanlarımızla birlikte pek çok kere bu Şeytan’ın örümcek ağlarını gerdiği o Poconos dağlarının derin kuytuluk vadilerinde kurduğu şatosuna kutlu seferler düzenledik. Çevrede gördüğümüz ve yaşadığımız hadiseler orada yaşayan insanların bu içerisi dışarıya çepeçevre kapalı 50 hektarlık arazideki şatonun içerisinde yaşayanların varlığından şikayetçi olsalar da bir şekilde korkudan yada para ile satın alınmışlıklarından dolayı sessiz kaldıklarıydı. Kesinlikle ne kadar derin bir yapı, nasıl zehirli bir engerek ile komşu olduklarının bu Fetö denen Şeytan’ın sözde haç için kutsal topraklara gittiğinde Bin Ladin ve ailesinin evinde kalan bir Terörist olduğunu bilmiyorlar. Orada elimizden geldiğince anlattıktan sonra insanların ve orada görev yapan polislerin şaşırıp bize hak verdiğini gözlemledik. Kesinlikle bölgede ki polisler tarafında bu yapı sevilmiyor ve tehlikeli bulunuyor. FBI’da da daha önce bu şeytan Fetö ile alakalı olarak pek çok görülmüştür Amerikan mahkemelerinde. Dolayısıyla insanları bilinçlendirerek bu Şeytan’ın kim olduğunu anlattığımız taktirde benim de vatandaşı olduğum Amerika Birleşik Devletleri için de büyük bir tehlike olacağını bir 10 yıl içerisinde burada da bir darbe girişiminde bulunabileceğini tek tek, kapı kapı dolaşarak anlatırsak devletine muhteşem bir sadakat ile bağlı Amerikalılar eminim bu şeytanı 1 saniye bile orda tutmazlar, tutturmazlar. Bu bizim ivedilikle yapmamız gereken bir çalışmadır ve çok önemlidir.


Turkish NY: Feto darbe girişimi sonrasında yaklaşımlarını, mevcut düzene karşı olan saldırıya tepkilerini; gerçekleşen Yenikapı mitingi ve gerçekleşecek olan Kızılay mitingi ile Türk milleti etkili bir biçimde gösterdi. Tüm bu yaşananların hem siyasetteki hem de Türk milleti arasında ki kutuplaşmayı sonlandıracak farklı bir siyasi üsluba vesile olabileceğine inanıyor musunuz?

Yusuf Necati Özer: Efendim; Bu Necip Türk Milleti Mesele Devlet-i Âlî Olduğu Zaman Bal bıçağı gibi birbirine kenetlenmekte pek mahirdir. Bu kesindir. Şanlı Tarihimiz bunların muhteşem örnekleriyle doludur vesselam.

Bütün yaşadığımız bu süreç içerisinde Amerika'da yaşayan Türk Amerikan toplumu üyeleri tıpkı ülkemizdeki milletimiz gibi benzer davranışlar sergiledi. Nasıl bütün bir millet 18-19 gün boyunca başkomutanınız Reis-i Cumhurbaşkanımızın direktifleri boyunca hiçbir parti hiçbir mezhep hiçbir ideolojik yaklaşım gözetmeksizin belki de bir asra yakın bir süre sonra tıpkı Çanakkale savaşındaki, tıpkı Sakarya ve Kurtuluş savaşında ki hele hele 100. Seneyi-i devriyesini yaşadığımız Kut'ül amere zaferlerini bize yaşatan o kutlu bilinçle hareket ederek karış karış ülkemizin her sathında göğüs göğse nöbet beklediği gibi, tıpkısının aynısı bir şuur ile New York'ta, Washington’da, Boston ve Jersey'de, Rumi library ve Tacs yönetim kurulundan Cemil Şen kardeşimizin civanmert çabaları ile Connecticut’ta birlikte yola çıktığımız Kanada’da ki dava arkadaşlarımız sevgili Mesut Koçak ile  Vancouver’dan Metin Çınaroğlu kardeşimiz ve Ahıskalı kardeşlerimizin Can Siparane çalışmaları başta Ahıska Türklerinin mücadeleci ve kahraman toplum lideri İslam kardeşim olmak üzere Ohio'da, deccal-i safirinin örümcek ağlarını gerdiği Poconos vadilerinin kuytuluk köşelerindeki şatosunun önünde üst üste günlerce mitingler düzenleyen Murat berk ve TACS yönetim kurulu üyelerine, kahraman milletsever kardeşimiz Memiş Yetim bey ve Turkishny’ın sahibi İşadami Rıdvan Sezer beylere, kardeşim Bülent, Gökbörü beylere, Tamja’dan Cahit Beye, Müsiad başkanı Mustafa Tuncer beye, DR. Halil ve İbrahim kurtuluş beylere, Şükrü’ye hanım ve Nevin hanımlara teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

Bu süreç içerisinde herkes devletine tam bir sadakat ile hareket etti. Milletine olan hürmet vatanlarına olan aşkları ile doğdukları topraklarından uzakta, bu gurbet ellerde, her bir ferdi ile şeytanın kötü emellerine karşı cansiperane savaştı. Her birine şükranlarımızı sunuyoruz vesselam.

Turkish NY: Gülen’in Amerika ve CIA ile illegal bağlantıları tüm bu süreç içerisinde gözler önüne serildi. Sizin de desteklediğiniz ve sıklıkla paylaştığınız bir imza kampanyası yürütülmekte Gülen’nin Türk adaletine ve Türk milletine teslim edilmesine yönelik. Tüm bu çalışmalar nasıl şekilleniyor, Amerika’daki önemli bir göz ve Türk milleti temsilcisi olarak bize açıklar mısınız?

Yusuf Necati Özer: Aklıma üstadın şair-i azam Necip Fazıl'ın ‘‘Bab-ı adi tipine’’ isimli şiirinde ki bir kuple geldi bu sorunuza muhatap olunca.

Keşke fırsat olsa da! bu şiirin bu kuplesini lahuti bir ses ile tekrar tekrar insanımıza okusak. diyor ki şair-i azam; ‘‘sen, yalnız kendine oyuncak edindiğin mukavva dünya içinde sahte gerçekler imal edip bunları insanlara yutturmaktan anlıyorsun!.’’

Biliyor musunuz bütün büyük imparatorluklar kendilerini korumak ilelebet güçlü kalmak için büyük planlar yaparken büyük oyuncuları sahte satılmış vatansız piyonların ardına yerleştirerek satranç oynarlar bu Roma imparatorluğundan firavun dönemi Mısır’ına, Cengiz Han İmparatorluğundan ki dünyanın en büyük İmparatorluğudur, İskender’e ve Osmanlı’ya kadar büyün büyük imparatorluklarda üst akıl kurguları ve kullandıkları satılmış vatansız "Fetö" tarzı şeytanları görürsünüz. Bu aslen gayet normaldir de. Bu eşyanın tabiatında ve insanın yaradılış prensiplerinde mayasına katılmış bir özellik. İmdi mesele bizim gibi geçmişteki kurduğu medeniyetlerin debdebesi be bakiyesi altında ezilmiş 21. yy devletleri milli birliklerini sağlamakta çok büyük sıkıntılar çektiler son yüz yılda. Dostlarımla sohbetlerin de hep şunu söylerim! CIA, MOSSAD, BND (BUNDESNACHRİCHTENDİENST)vb.  gizli servisler yapmaları gerekeni yapıyor esas önemli olan biz neden bu planları olanlara karşı bir olup birlik olup dik durup diri duramıyoruz yada duramıyorduk. Asıl mesele bu buse hanım. bugün geldiğimiz noktada Türkiye’de ve dünyanın çeşitli devletlerde yaşayan necip Türk milletinde bir uyanma bir silkinme bir kıpırdanma meydana geldiğini görmemiz gerekiyor. Bu çok mühim efendim. düşünün 20 gün ülkemin insanları sokaklarda sabahlamış gece-gündü aileler evlatlar arasında nöbet paylaşımı yapmış dedeler nineler sokaklarda uyumuş ve bizler gurbette yaşayan Türkiyeliler ve çifte vatandaşlar aynısını bir mıknatıs etkisi gibi yaşadığımız yerlerde uyguladık. Avrupa, Asya, Amerika komşu dindaş yada ırktaş ülkelerin insanları tek yürek oldular. Bir oldular. birlik oldular. Diri oldular ve dirlik sağladılar. Bu muhteşem bir zaferdir gören gözler işiten kulaklar için vesselam.

Naçizane bendeniz Yusuf Necati Özer, sizin sayfalarınızdan özellikle kıymetli büyükelçimiz Sayın Serdar Kılıç beyefendiye saygılarımı ve şükranlarımı sunmak istiyorum. Geldiği günden beri bizi bir araya getirmek için elinden gelen çabayı pek çok işinin arasında insanüstü bir çaba ile sağlamaya çalıştı. Kendisine minnettarız. Beyefendinin şahsında, bizim için sadece bir başkonsolos olmayan, aynı zamanda bir ağabey, bir dost, dertlerimize çözüm bulabilir mi acaba! endişesi asla taşımadan kapısını çalıp dermanı da kapısında bulduğumuz saygıdeğer ve pek kıymetli Başkonsolosumuz Sayın Ertan Yalçın beyefendiye teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunmak bizim için bir şeref hem de asli bir görevdir. Bir kıymetli başkonsolosumuzu da Boston Başkonsolosumuz Sayın Ömür Budak Beyefendiyi anmadan anlatmadan geçmemeliyim diye düşünüyorum bu satırlardan. Ömür Budak beyefendinin görev bölgesi içerisinde yaşayan, ikamet edenlerden olmasak bile, isim isim bizi tanıyıp dertlerimizle hemhal olması, 2023 hedeflerinden bir milim şaşmamış bizler için umutlarımızı arttıran, bu gurbet ellerde yalnız olmadığımızı bize hatırlatan, devletin şefkatli elinin dünyanın neresinde olursak olalım kıymetli büyükelçilerimiz, başkonsoloslarımız ve konsoloslarımızla sıcacık hissettiren bürokratlarımızdan Allah razı olsun. Her birine selam olsun. bizi asla bize, bizi asla yalnızlığa bırakmadılar. Tekrar kıymetli Türk milletinin huzurunda kendilerine teşekkür ediyorum.

Turkish NY: Necati Bey, tekrar böyle bir süreçte bizlerle düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Son olarak gerek Amerika’da gerek Türkiye’de yaşayan milletimize iletmek istediğiniz bir dayanışma mesajı mevcut mudur?

Yusuf Necati Özer: Benim Aziz Milletim son 180 yıldır maalesef çok örselendi. Bu süreç içerisinde hem birbirinden uzaklaştı, hem de çağdaş, güçlü, müreffeh, yerli ve milli olmaktan uzaklaşarak yaklaşık 2 asır geçirdi. Artık Yeter. İki asır insanlar için olduğu kadar devletler için de uzun bir zaman dilimidir. Artık Düveli Muazzama Diyebileceğimiz o yedi büyük devletten biri yahut sekizincisi olabilmek için önümüzde bir engel kalmamıştır. 40 yıllık zehirden, 40 yıllık örümcek ağlarından kurtuluyor kurtulmaya da devam edeceğiz. Toplumun her ferdi, bu aziz Vatanı kuran, kurtaran hani 20. yüzyıl başında imparatorluğumuzun, çöküşü sonrasında imparatorluk topraklarının çeşitlilik gösteren demografik mirası içinden bazı etnik gruplar Türkiye’de yaşamaya devam etmişlerdir. Artık milletin Asya Türkleri, Kafkas kökenliler, Balkan kökenliler, göçmenler, Zaza’lar, Alevi’ler, Kürt’ler, Arap’lar, Roman’lar, hatta içimizde misafir ettiğimiz vahşetten kaçan Suriyeliler, Müslüman olan yada olmayan her bir ferdi ile kenetlenme birlikte hareket etme, kutlu devletimiz için nefesimizin canımızın bütün varlığımız da dahil olmak üzere bir olma birlikte olma diri olma vaktidir. Dediğim gibi devletimiz inanın bugün dünden daha güçlüdür. Karanlıktan iblislerden deccalın askerlerinden kurtulduk. Hak etmeden soruları çalarak birbirlerini kayırarak geldikleri mevkilerden bir bit gibi onları tırnaklarımızın arasına aldık, zabt-u rabt altına aldığımız bu zalimlerden artık kurtulduk. Allah yolunuzu açık etsin. Bu Anadolu toprakları üzerinde yaşayanlarla birlikte azizdir, kutludur. Allah şehitlerimizden razı olsun biz onlardan razıyız vesselam.