25 yıldır göçmenlik hukuku üzerinde çalışan Avukat Çiğdem Acar, Amerika’da Türk gençlerinin çalışkanlıklarıyla takdir edildiğini ve bu nedenle iş bulmalarının veya tutunmalarının çok zor olmayacağına inandığını söyledi.

Acar’la, Manhattan’da bulunan 404 Park Avenue South’daki Acar Law Firm'de gerçekleştirdiğimiz söyleşide, öğrencilerin en çok merak ettiği konuları ve bunun yanı sıra OPT konusunda değişen yönetmeliğin sonuçlarını konuştuk.

İnsanları biraraya getirmekten ve bunun sonucu oluşan ortak yararları görmekten tutku derecesinde zevk aldığını söyleyen Av. Çiğdem Acar geçtiğimiz haftalarda New York’ta Türk öğrencilerin akademik, ekonomik ve hukuksal sorunlarına yanıt arandığı bir panele konuşmacı olarak katılmış ve panelde Amerika’daki öğrencilerin yasal konularla ilgili sorunlarına yanıt aramıştı. Panelin ardından kendisiyle sözleştiğimiz üzere, ofisinde buluşarak bir söyleşi gerçekleştirdik.

Türkiye’deki lise eğitiminin ardından, 1975 yılında New York'a gelen Av. Çiğdem Acar annesinin ikinci evliliğini bir Amerikalıyla yapmasından dolayı buraya rahatça yerleşiyor ve New York Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olduktan sonra sosyoloji alanında master yapıyor.

Çiğdem Acar hem çalışıp hem eğitimine devam ettiği sırada, 1984’te hukuk asistanı olarak çalışmaya başlamasının ardından avukat olmaya karar vererek, eşinin engellemeleri sonucu 1 yıl gecikmeli başladığı Fordham Üniversitesi’nin hukuk bölümünü bitiriyor.

Okulun ardından, 10 yıldır evli olduğu eşiyle yollarını ayıran Acar, çalıştığı hukuk bürosunun ağır, baskıcı ve zorlu koşullarına 14 yıl boyunca direndikten sonra, 1998 yılında Acar Law Firm adındaki kendi hukuk bürosunu kuruyor.

Acar bu dönemi şöyle özetliyor: “Büromu açarken ‘ya başaramazsam’ gibi bir düşünce veya korkuya kapılmadım. Bence o arkamda bıraktığım kendime öz güvenimi yıpratıcı, zehir akıtan iş ortamı ve de his dünyamı baskı altına alan evlilik kurumu aslında önümde açılan yeni bir hayat sayfasına korkuyla bakmamamı sağlamıştır!“

Son derece keyifli bir ortamda gerçekleştirdiğimiz söyleşide Avukat Acar öğrencilere verdiği mesajda, vize durumlarını ihlal etmemelerinin çok önemli bir nokta olduğunun altını çizdi.

TURKISHNY: New York’taki Türk Evi’nde, Türk öğrencilerin hukuki, ekonomik ve sosyal sorunlarının ele alındığı, bu konulardaki ortak sorulara yanıt bulunmaya çalışılan oldukça yararlı bir panel gerçekleştirildi. Siz de bu panelde öğrencilerin karşılaştıkları hukuki süreçlerle ilgili konuları ele aldınız. Böyle bir panelin New York gibi hayat şartları zor olan bir kentte ilk kez gerçekleşmiş olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Av. ÇİĞDEM ACAR: New York gerçekten zor bir kent ve böyle bir kentte şimdiye dek öğrencilere yönelik böylesine kapsamlı bir toplantı düzenlenmemişti. Bu açıdan toplantıyı pozitif değerlendirmek gerekiyor. Bir yandan konsolosluk ve eğitim ataşeliği, öte yandan ATAA, ITSS öğrenci derneği ve öğretim üyelerinin örgütlü olduğu TASSA gibi kurumların temsilcileri bir araya gelerek öğrencilerimizi sahiplenmeye yönelik önemli bir adım atmış oldular. Askerlik konuları, vize, göçmenlik, okul sonrası iş olanakları, eğitim kredisi gibi pek çok konu konuşuldu, pek çok soruya da yanıt arandı o gün.

TURKISHNY: O toplantıda vize statüsünün önemini vurgulamıştınız...

Av. ÇİĞDEM ACAR: Öğrencilerin vize durumlarını ihlal etmemeleri çok önemli. Çünkü özellikle 11 Eylülden sonra sistem esnekliğini tamamen yitirdi ve pekçok konuda tolerans gösterilmiyor. Özellikle vize statüsünün korunması, ihlal edilmemesi en önemli nokta. Bu tür ihlallerde göçmenlik bürosu öğrencileri kulağından tutup içeri rahatlıkla tıkabiliyor ve ardından sınır dışı edebiliyor. Sistem açısından işler bu denli basit. Bu konuda şimdiye kadar pekçok öğrenciden gelen telefonlar nedeniyle de olayları yakından biliyorum.

TURKISHNY: Vize statüsünün yanı sıra doğru ve sağlıklı bilgi edinmede de öğrencilerin zorlukları var. Sağlıklı ve doğru bilgiye hangi kaynaktan, nasıl ulaşılabilir?

Av. ÇİĞDEM ACAR: Bizim bir kötü özelliğimiz de duyumla hareket etmek ya da bilgilerin kaynağını iyi süzememek. İnternet ortamında her türlü bilginin paylaşılabiliyor olması da herkesin her konuyla ilgili doğru ya da yanlış bilgileri ayıklamadan alıp ona göre hareket etmesi sonucunu doğuruyor. Artık yanlış yerlerde bilgi aramak gibi kötü özelliklerimizden sıyrılmamız gerekiyor. Forum siteleri veya e-posta gruplarında birileri sorular yöneltiyor, birileri de sorulara yanıt veriyor. Vize, askerlik, çeşitli hukuki sorunlar, evlilik gibi konularda kendileri gibi kişilerin verdiği yanıtlarla insanlar yaşamarını kurmaya, hayat çizgilerini çizmeye kalkabiliyorlar. Buralardan elde edilen yanlış bilgiler nedeniyle bir sürü kişi de gümlüyor! Ben yıllar yılı okumuş bir avukat olarak, yine de kendi uzmanlığım olmayan bir konuda kalkıp fikir beyan etmem, ahkam kesmem. Çünkü insanların hayatlarını yanlış yönlendirmek bazen telafisi zor bazen de telafisi olanaksız sonuclar doğurabilir.

TURKISHNY: Kişilerin birbirinin geçmiş deneyiminden yola çıkarak kendi çözüm yollarını keşfetmeye çalışmasının sakıncaları neler?

Av. ÇİĞDEM ACAR: ABD’deki vize, göçmenlik konularında genel sorunlara genel yanıtlar aramak da çok doğru bir yöntem değil. Herkesin öz geçmişi birbirinden farklı ve aynı soruna bu kişiler için bulunabilecek çözüm yolları da farklı olabiliyor. Tüm bunlar kişilerin kendi gelecekleri ile ilgili konulardaki çözüm arayışlarında dikkate almaları gereken önemli ayrıntılar olarak öne çıkıyor. Bir başka yanlış yaklaşım da kişinin kendi kafasındaki cevabı bulmaya şartlanması. Bu durumda uzman olarak siz ne söylerseniz söyleyin karşınızdakinin istediği cevapları vermedikçe tatmin etme şansınız olmuyor. Ne yazık ki soğuk kanlı ve mantıklı yaklaşmak gereken böyle önemli konularda sorunlara yeterince analitik yaklaşabildiğimizi düşünmüyorum. Bunun yanı sıra bazı kararlar ve çözüm yolları hemen somut sonuçlar doğurmaktan çok geleceğe yönelik olumlu süreçlere zemin hazırlayacak nitelikte olabiliyor, bazı kararlar hemen sonuç vermeyebiliyor. Bazı şeyleri aceleye getirip hüsran yaşamamaya da dikkat etmek gerekiyor.

TURKISHNY: Öğrenciler açısından çok önemli bir konu olan OPT konusunu biraz daha açar mısınız?

Av. ÇİĞDEM ACAR: Bizi aramış olan müvekkiller veya kişiler bizim Internet ağımıza ekleniyor ve biz yeni bir kanun çıktığında veya uygulama herhangi bir uygulama değişikliğinde bu kişileri anında haberdar ediyoruz. Kısaca OPT olarak bilinen “Optional Practical Training” konusundaki değişikliklerde de bunu uyguladık ve çevremizi anında haberlendirdik. OPT, ABD’de kabul gören yüksek lisans, lisans veya buna denk seviyedeki eğitim programlarının sonunda öğrenciler için 1 yıllık “Optional Practical Training” olarak tanımlanan bir hak. Genellikle okul bitmeden, yaklaşık 3 ay öncesinden bu çalışma izin kartına başvurulmasında yarar var. Çünkü OPT’ye başvurmuş olmakla değil, başvurudan sonra gelen çalışma izni kartıyla çalışma hakkı elde edilmiş sayılıyor. Bu kart gelir gelmez mezun olmuş öğrencinin herhangi bir iş yerinde çalışma, bordrolu olma hakkı doğuyor. Bu süre 1 yılla sınırlanıyor. Bu süre bittikten sonra da 2 aylık “grace period” denen bir dinlenme dönemi var. Bu süre dolana kadar ya öğrenci valizini toplayıp memleketine dönüyor ya da burada bir şirket onun adına, H-1 dediğimiz, çalışma iznine başvurmuş oluyor ve böylece öğrenci burada çalışmaya devam edebiliyor.

TURKISHNY: Değişen OPT yönetmeliğinin olumlu yönleri neler?

Av. ÇİĞDEM ACAR: Geçen yıl değişen OPT yönetmeliğiyle F-1 öğrenci vizesi statüsündeki bir öğrencinin OPT sayesinde H-1 vize statüsüne geçme hakkı oluştu. Öğrencinin OPT süresi örneğin Temmuzda bitiyorken, H-1 süresi Ekimde başladığı için aradaki 3 aylık boşluk nedeniyle statü değişikliği gerçekleştirilemiyordu. Yeni yönetmelikte bu olumsuzluk ortadan kalktı ve bu durumda öğrenci H-1 vizesine OPT süresi içinde başvurmuşsa OPT süresi otomatik olarak Temmuzdan Ekime değin uzatılıyor. OPT konusu oldukça önemli. Önceden OPT sisteminde 1 yıllık staj süresinde öğrenci iş bulamazsa da benzincide lokantada çalışabiliyordu. Ancak değişen yönetmeliğe göre, öğrenci ancak ilgili olduğu alanda staj görebiliyor. Elbette değişen yönetmeliğin olumlu yanları da var. Örneğin öğrencinin para almadan da çalışmasına izin veriliyor. Bu durumda öğrencinin iş bulma ve deneyimini geliştirme şansı artıyor. Öğrenci bu sayede belki de 3 ay parasız staj yapsa da ardından beğenildiği takdirde ştajyeri olduğu şirketin profesyonel çalışanı da olabilir. Bu sayede H-1 vizesi elde edilebilir. Gözlemime göre buradaki Türk gençleri çalışkanlıklarıyla takdir ediliyor. Böyle durumlarda iş bulmalarının çok zor olmayacağına inanıyorum.

TURKISHNY: H-1 vizesi ne tür bir vize? Nasıl alınıyor?

Av. ÇİĞDEM ACAR: H-1 3+3 yıllık bir vize. Belirli bir konuda bir üniversite diploması gerektiren bir iş konusun üzerinden alınan bir vizedir. Dolayısıyla o iş teklif edilen pozisyon o üniversite diploma konusunu gerektirmektedir ve başvuran kişinin de o diplomaya veya onun yabancı karşılığı olan bir diplomaya sahip olması gerekiyor. Göçmenlik bürosu bu konulardaki örtüşmeyi sorgulama hakkını kendinde görür.

TURKISHNY: H-1 kotalarının geçtiğimiz yıl alınan başvurularda dolmayarak uzatılması söz konusu oldu. Bunun nedeni nedir? Bu dönem H-1 hakkını elde etmek kolaylaştı diyebilir miyiz?

Av. ÇİĞDEM ACAR: Eskiden H-1 kota numaraları çok yüksekken, o dönemlerde yine kontenjanda boşluklar doğuyordu. Bu kontenjan son olarak 65 bine çekildi ve bu yıl yine de kontenjanda boşluklar doğdu. Oysa bir önceki dönemde yaklaşık 135 bin h-1 başvurusu olmuştu. Elbette bu düşüşün en önemli nedenleri arasında ekonomik kriz, iflas eden şirketler ve hükümetin kurtarma fonundan yararlandığı için eleman alması yasaklanan büyük şirketler ve bankalar sayılabilir. Şu anda H-1 kotaları hala dolmadığı için başvuru yapılabiliyor. Bir şirket tarafından kişi adına H-1 başvurusu yapılabildiği gibi, kişinin kendi kurduğu şirket kanalıyla da H-1 alması olanaklı.

TURKISHNY: Örneğin kişinin kendi şirketini kurması H-1 almaktan daha mı kolay?

Av. ÇİĞDEM ACAR: Zamanında bestecilik konusunda eğitimli bir Alman müvekkilim vardı. Burada bestecilik üzerine işler bulacak ve belki de onlarca şirketle ayrı ayrı çalışmasını gerektirecek işler üzerinde çalışacaktı. Bu durumda her şirketten ayrı ayrı H-1 vizesi çıkartma şansı olamayacağı için bu müvekkilimi kendi şirketini kurmaya yönlendirdim. Ardından bu müvekkilime yatırımcı vizesi aldık. Müvekkilim kendi şirketini açtı, çok başarılı oldu ve 5-6 yıl gibi kısa sürede pekçok ödül alan bir girişimci oldu. Bu hem beni gururlandıran bir olay hem de başarılı bir örnek olarak herkesin dikkatine sunmak isterim. Bunun dışında da örneğin ailesi burada iş yapmak isteyen veya yapan kişiler de Türkiye’de var olan bir şirketin burada yatırımı söz konusu olduğunda bu şirkette OPT’li olarak çalışmak ve giderek şirketteki sorumlulukları artırıp iş sahibi haline gelmek de mümkün. Elbette böyle işler kolay değil, bunları anlatmak uygulamaktan daha kolay olsa da, pekala olabilecek birşey. Bu konuda denenmiş ve başarılı olmuş örnekler de var.

TURKISHNY: Bu konularda size danışan müvekkillerinize nasıl yol gösteriyorsunuz?

Av. ÇİĞDEM ACAR: Müvekkilerim bana geldiklerinde onların durumuna ve çözüm yolarına biraz daha kuş bakışı bakıp yasalar çerçevesi içindeki tüm uygun olanakları sunmaya çalışıyorum. Bu çözüm önerileri kimi zaman müvekkillerimin önceden düşünmediği farklı seçenekler üzerinden giderek de gerçekleşebiliyor.

TURKISHNY: Geçmişte sizin müvekkiliniz olmuş ve bugün ABD’de başarıya ulaşmış pekçok kişi var. Bu kişilerle yeni müvekkilleriniz arasında bağlar kurarak seçenekleri çoğaltmak mümkün mü?

Av. ÇİĞDEM ACAR: İnsanlar arasındaki kopuklukların özellikle bizim toplumumuzun buradaki gelişimi açısından ciddi bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Yıllar boyunca ben kenki evimde pek çok kez yemek düzenleyerek insanları biraraya getirmeye çabalamışımdır. Müvekkillerimi birbirleriyle tanıştırır, bununla da çok gurur duyarım. Ortak veya birbirini tamamlayan konularda çalışan pek çok kişinin bu tanışma yemekleri sayesinde ortak projeler üretmeye başladıkları çok görülmüştür. Bunlar elbette benim bireysel girişimlerimle gerçekleşen işler. Ancak daha önemli olan Türk toplumunun ABD’de birbirine ortam ve fırsatlar yaratacak ortak platformlar yaratabilmesi, bu konuda daha dayanışmacı, birbirinden haberdar ve örgütlü olmasıdır.

TURKISHNY: 11 yıldır Turkish American Business Forum derneğinin de yöneticiliğini yapıyorsunuz. Ayrıca kısa adı BOHP olan, Bridges of Hope Project adlı vakfın da kurucularındansınız. Örgütlü ve gönüllü faaliyetler konusunda tecrübeli bir kişi olarak, öğrencilerin bu tür etkinliklerde yer almalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Av. ÇİĞDEM ACAR: Öğrencilerin çeşitli vakıf, dernek ve proje faaliyetlerinde bulunması kendileri açısından da toplum açısından da çok önemli ve yararlı işler. Burada gönüllülüğü, örgütlülüğü, dayanışmayı, sorumluluk almayı öğrenen gençler toplum hayatında da profesyonel yaşamda da sorumluluk alma kapasitelerini, organizasyon yeteneklerini ve liderlik niteliklerini geliştiriyorlar. Bu açıdan öğrencilerin derslerin dışında da zamanlarını iyi değerlendirerek örgütlü toplum içinde somut işler başarmalarını önemsiyorum. örneğin benim de kurucuları arasında yer aldığım, Türkiye’deki eğitim projelerine destek olma amacıyla çalışan Bridges of Hope Project (BOHP) adlı bir vakfımız var. Bu vakfın çalışmalarında yer alarak özgeçmişlerine bu çalışmaları eklemiş pek çok müvekkilim var ve bu insanlar şimdi çok önemli yerlerde, bu gözlemlerim de gönüllülüğün somut kazanımlarını göstermesi açısından önemli. Özellikle de Amerika’da, bir anlamda, gönüllülüğün doğduğu yerde gönüllü çalışmalarda yer almak gelecek açısından da oldukça yararlı.

TURKISHNY: Acar Law Firm olarak üzerinde durduğunuz ağırlıklı konular neler?

Av. ÇİĞDEM ACAR: Göçmenlik hukuku üzerinde yoğunlaşan bir firmayız. Sınırdışı edilme durumları türündeki dosyalara bakmıyoruz. Yine de elbette o konuda problemi olan kişileri konuyla ilgili güvendiğimiz bir başka avukat arkadaşa yönlendirebiliyoruz. H-3, J-1 gibi stajyer vizeleri, H-1 çalışma vizesi; sıradışı vasıflara sahip sanatçı, sporcu eğitimci gibi kişileri için geçerli O-1 vizesi, gösteri gruplarının izinlerini içeren P-1 vizesi gibi vizelerin alımında ve iş teklifi üzerinden veya kişinin konusunda üstün vasıflı olmasından dolayı alınan green card başvuruları; şirketler arası kadro transferi için gerekli L-1 vizesi, Türkiye ile Amerika arasında ticaret yapanlar için E-1 ve E-2 yatırımcı vizesi ile ağırlıklı olarak hizmet veriyoruz.

TURKISHNY: Acar Law Firm olarak verdiğiniz kapsamın eyalet sınırları var mı? Tüm Amerika geneline hizmet verebiliyor musunuz?

Av. ÇİĞDEM ACAR: Göçmenlik yasaları eyaletlere bağlı yasalar değil, ulusal çapta bağlayıcılığı olan federal yasalar. Dolayısıyla bizim alanımızla ilgili konularda Amerika’nın her yerinde immigration avukatlığı yapabilirim. benim her yerde müvekkilim var.

Söyleşi ve Fotograflar: Oktay Güney – Turkishny.com

Normal 0 false false false EN-US X-NONE X-NONE

Av. Çiğdem Acar: “ABD’deki Türkler Daha Dayanışmacı ve Örgütlü Olmalı”

25 yıldır göçmenlik hukuku üzerinde çalışan Avukat Çiğdem Acar, Amerika’da Türk gençlerinin çalışkanlıklarıyla takdir edildiğini ve bu nedenle iş bulmalarının veya tutunmalarının çok zor olmayacağına inandığını söyledi.

Acar’la, Manhattan’da bulunan 404 Park Avenue’deki avukatlık bürosunda gerçekleştirdiğimiz söyleşide, öğrencilerin en çok merak ettiği konuları ve bunun yanı sıra OPT konusunda değişen yönetmeliğin sonuçlarını konuştuk.

İnsanları biraraya getirmekten ve bunun sonucu oluşan ortak yararları görmekten tutku derecesinde zevk aldığını söyleyen Av. Çiğdem Acar geçtiğimiz haftalarda New York’ta Türk öğrencilerin akademik, ekonomik ve hukuksal sorunlarına yanıt arandığı bir panele konuşmacı olarak katılmış ve panelde Amerika’daki öğrencilerin yasal konularla ilgili sorunlarına yanıt aramıştı. Panelin ardından kendisiyle sözleştiğimiz üzere, ofisinde buluşarak bir söyleşi gerçekleştirdik.

Türkiye’deki lise eğitiminin ardından, 1975 yılında New York'a gelen Av. Çiğdem Acar annesinin ikinci evliliğini bir Amerikalıyla yapmasından dolayı buraya rahatça yerleşiyor ve New York Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olduktan sonra sosyoloji alanında master yapıyor.

Çiğdem Acar hem çalışıp hem eğitimine devam ettiği sırada, 1984’te hukuk asistanı olarak çalışmaya başlamasının ardından avukat olmaya karar vererek, eşinin engellemeleri sonucu 1 yıl gecikmeli başladığı Fordham Üniversitesi’nin hukuk bölümünü bitiriyor.

Okulun ardından, 10 yıldır evli olduğu eşiyle yollarını ayıran Acar, çalıştığı hukuk bürosunun ağır, baskıcı ve zorlu koşullarına 14 yıl boyunca direndikten sonra, 1998 yılında Acar Law Firm adındaki kendi hukuk bürosunu kuruyor.

Acar bu dönemi şöyle özetliyor: “Büromu açarken ‘ya başaramazsam’ gibi bir düşünce veya korkuya kapılmadım. Bence o arkamda bıraktığım kendime öz güvenimi yıpratıcı, zehir akıtan iş ortamı ve de his dünyamı baskı altına alan evlilik kurumu aslında önümde açılan yeni bir hayat sayfasına korkuyla bakmamamı sağlamıştır!“

Son derece keyifli bir ortamda gerçekleştirdiğimiz söyleşide Avukat Acar öğrencilere verdiği mesajda, vize durumlarını ihlal etmemelerinin çok önemli bir nokta olduğunun altını çizdi.

New York’taki Türk Evi’nde, Türk öğrencilerin hukuki, ekonomik ve sosyal sorunlarının ele alındığı, bu konulardaki ortak sorulara yanıt bulunmaya çalışılan oldukça yararlı bir panel gerçekleştirildi. Siz de bu panelde öğrencilerin karşılaştıkları hukuki süreçlerle ilgili konuları ele aldınız. Böyle bir panelin New York gibi hayat şartları zor olan bir kentte ilk kez gerçekleşmiş olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

New York gerçekten zor bir kent ve böyle bir kentte şimdiye dek öğrencilere yönelik böylesine kapsamlı bir toplantı düzenlenmemişti. Bu açıdan toplantıyı pozitif değerlendirmek gerekiyor. Bir yandan konsolosluk ve eğitim ataşeliği, öte yandan ATAA, ITSS öğrenci derneği ve öğretim üyelerinin örgütlü olduğu TASSA gibi kurumların temsilcileri bir araya gelerek öğrencilerimizi sahiplenmeye yönelik önemli bir adım atmış oldular. Askerlik konuları, vize, göçmenlik, okul sonrası iş olanakları, eğitim kredisi gibi pek çok konu konuşuldu, pek çok soruya da yanıt arandı o gün.

O toplantıda vize statüsünün önemini vurgulamıştınız...

Öğrencilerin vize durumlarını ihlal etmemeleri çok önemli. Çünkü özellikle 11 eylülden sonra sistem esnekliğini tamamen yitirdi ve pekçok konuda tolerans gösterilmiyor. Özellikle vize statüsünün korunması, ihlal edilmemesi en önemli nokta. Bu tür ihlallerde göçmenlik bürosu öğrencileri kulağından tutup içeri rahatlıkla tıkabiliyor ve ardından sınır dışı edebiliyor. Sistem açısından işler bu denli basit. Bu konuda şimdiye kadar pekçok öğrenciden gelen telefonlar nedeniyle de olayları yakından biliyorum.

Vize statüsünün yanı sıra doğru ve sağlıklı bilgi edinmede de öğrencilerin zorlukları var. Sağlıklı ve doğru bilgiye hangi kaynaktan, nasıl ulaşılabilir?

Bizim bir kötü özelliğimiz de duyumla hareket etmek ya da bilgilerin kaynağını iyi süzememek. İnternet ortamında her türlü bilginin paylaşılabiliyor olması da herkesin her konuyla ilgili doğru ya da yanlış bilgileri ayıklamadan alıp ona göre hareket etmesi sonucunu doğuruyor. Artık yanlış yerlerde bilgi aramak gibi kötü özelliklerimizden sıyrılmamız gerekiyor. Forum siteleri veya e-posta gruplarında birileri sorular yöneltiyor, birileri de sorulara yanıt veriyor. Vize, askerlik, çeşitli hukuki sorunlar, evlilik gibi konularda kendileri gibi kişilerin verdiği yanıtlarla insanlar yaşamarını kurmaya, hayat çizgilerini çizmeye kalkabiliyorlar. Buralardan elde edilen yanlış bilgiler nedeniyle bir sürü kişi de gümlüyor! Ben yıllar yılı okumuş bir avukat olarak, yine de kendi uzmanlığım olmayan bir konuda kalkıp fikir beyan etmem, ahkam kesmem. Çünkü insanların hayatlarını yanlış yönlendirmek bazen telafisi zor bazen de telafisi olanaksız sonuclar doğurabilir.

Kişilerin birbirinin geçmiş deneyiminden yola çıkarak kendi çözüm yollarını keşfetmeye çalışmasının sakıncaları neler?

ABD’deki vize, göçmenlik konularında genel sorunlara genel yanıtlar aramak da çok doğru bir yöntem değil. Herkesin öz geçmişi birbirinden farklı ve aynı soruna bu kişiler için bulunabilecek çözüm yolları da farklı olabiliyor. Tüm bunlar kişilerin kendi gelecekleri ile ilgili konulardaki çözüm arayışlarında dikkate almaları gereken önemli ayrıntılar olarak öne çıkıyor. Bir başka yanlış yaklaşım da kişinin kendi kafasındaki cevabı bulmaya şartlanması. Bu durumda uzman olarak siz ne söylerseniz söyleyin karşınızdakinin istediği cevapları vermedikçe tatmin etme şansınız olmuyor. Ne yazık ki soğuk kanlı ve mantıklı yaklaşmak gereken böyle önemli konularda sorunlara yeterince analitik yaklaşabildiğimizi düşünmüyorum. Bunun yanı sıra bazı kararlar ve çözüm yolları hemen somut sonuçlar doğurmaktan çok geleceğe yönelik olumlu süreçlere zemin hazırlayacak nitelikte olabiliyor, bazı kararlar hemen sonuç vermeyebiliyor. Bazı şeyleri aceleye getirip hüsran yaşamamaya da dikkat etmek gerekiyor.

Öğrenciler açısından çok önemli bir konu olarak OPT konusunu biraz daha açar mısınız?

Bizi aramış olan müvekkiller veya kişiler bizim Internet ağımıza ekleniyor ve biz yeni bir kanun çıktığında veya uygulama herhangi bir uygulama değişikliğinde bu kişileri anında haberdar ediyoruz. Kısaca OPT olarak bilinen “Optional Practical Training” konusundaki değişikliklerde de bunu uyguladık ve çevremizi anında haberlendirdik. OPT, ABD’de kabul gören yüksek lisans, lisans veya buna denk seviyedeki eğitim programlarının sonunda öğrenciler için 1 yıllık “Optional Practical Training” olarak tanımlanan bir hak. Genellikle okul bitmeden, yaklaşık 3 ay öncesinden bu çalışma izin kartına başvurulmasında yarar var. Çünkü OPT’ye başvurmuş olmak değil başvurudan sonra gelen çalışma izni kartıyla çalışma hakkı elde edilmiş sayılıyor. Bu kart gelir gelmez mezun olmuş öğrencinin herhangi bir iş yerinde çalışma, bordrolu olma hakkı doğuyor. Bu süre 1 yılla sınırlanıyor. Bu süre bittikten sonra da 2 aylık “grace period” denen bir dinlenme dönemi var. Bu süre dolana kadar ya öğrenci valizini toplayıp memleketine dönüyor ya da burada bir şirket onun adına, H-1 dediğimiz, çalışma iznine başvurmuş oluyor ve böylece öğrenci burada çalışmaya devam edebiliyor.

Değişen OPT yönetmeliğinin olumlu yönleri neler?

Geçen yıl değişen OPT yönetmeliğiyle F-1 öğrenci vizesi statüsündeki bir öğrencinin OPT sayesinde H-1 vize statüsüne geçme hakkı oluştu. Öğrencinin OPT süresi örneğin Temmuzda bitiyorken, H-1 süresi Ekimde başladığı için aradaki 3 aylık boşluk nedeniyle statü değişikliği gerçekleştirilemiyordu. Yeni yönetmelikte bu olumsuzluk ortadan kalktı ve bu durumda öğrenci H-1 vizesine OPT süresi içinde başvurmuşsa OPT süresi otomatik olarak Temmuzdan Ekime değin uzatılıyor. OPT konusu oldukça önemli. Önceden OPT sisteminde 1 yıllık staj süresinde öğrenci iş bulamazsa da benzincide lokantada çalışabiliyordu. Ancak değişen yönetmeliğe göre, öğrenci ancak ilgili olduğu alanda staj görebiliyor. Elbette değişen yönetmeliğin olumlu yanları da var. Örneğin öğrencinin para almadan da çalışmasına izin veriliyor. Bu durumda öğrencinin iş bulma ve deneyimini geliştirme şansı artıyor. Öğrenci bu sayede belki de 3 ay parasız staj yapsa da ardından beğenildiği takdirde ştajyeri olduğu şirketin profesyonel çalışanı da olabilir. Bu sayede H-1 vizesi elde edilebilir. Gözlemime göre buradaki Türk gençleri çalışkanlıklarıyla takdir ediliyor. Böyle durumlarda iş bulmalarının çok zor olmayacağına inanıyorum.

H-1 vizesi ne tür bir vize? Nasıl alınıyor?

H-1 3+3 yıllık bir vize. Belirli bir konuda bir üniversite diploması gerektiren bir iş konusun üzerinden alınan bir vizedir. Dolayısıyla o iş teklif edilen pozisyon o üniversite diploma konusunu gerektirmektedir ve başvuran kişinin de o diplomaya veya onun yabancı karşılığı olan bir diplomaya sahip olması gerekiyor. Göçmenlik bürosu bu konulardaki örtüşmeyi sorgulama hakkını kendinde görür.

H-1 kotalarının geçtiğimiz yıl alınan başvurularda dolmayarak uzatılması söz konusu oldu. Bunun nedeni nedir? Bu dönem H-1 hakkını elde etmek kolaylaştı diyebilir miyiz?

Eskiden H-1 kota numaraları çok yüksekken, o dönemlerde yine kontenjanda boşluklar doğuyordu. Bu kontenjan son olarak 65 bine çekildi ve bu yıl yine de kontenjanda boşluklar doğdu. Oysa bir önceki dönemde yaklaşık 135 bin h-1 başvurusu olmuştu. Elbette bu düşüşün en önemli nedenleri arasında ekonomik kriz, iflas eden şirketler ve hükümetin kurtarma fonundan yararlandığı için eleman alması yasaklanan büyük şirketler ve bankalar sayılabilir. Şu anda H-1 kotaları hala dolmadığı için başvuru yapılabiliyor. Bir şirket tarafından kişi adına H-1 başvurusu yapılabildiği gibi, kişinin kendi kurduğu şirket kanalıyla da H-1 alması olanaklı.

Örneğin kişinin kendi şirketini kurması H-1 almaktan daha mı kolay?

Zamanında bestecilik konusunda eğitimli bir Alman müvekkilim vardı. Burada bestecilik üzerine işler bulacak ve belki de onlarca şirketle ayrı ayrı çalışmasını gerektirecek işler üzerinde çalışacaktı. Bu durumda her şirketten ayrı ayrı H-1 vizesi çıkartma şansı olamayacağı için bu müvekkilimi kendi şirketini kurmaya yönlendirdim. Ardından bu müvekkilime yatırımcı vizesi aldık. Müvekkilim kendi şirketini açtı, çok başarılı oldu ve 5-6 yıl gibi kısa sürede pekçok ödül alan bir girişimci oldu. Bu hem beni gururlandıran bir olay hem de başarılı bir örnek olarak herkesin dikkatine sunmak isterim. Bunun dışında da örneğin ailesi burada iş yapmak isteyen veya yapan kişiler de Türkiye’de var olan bir şirketin burada yatırımı söz konusu olduğunda bu şirkette OPT’li olarak çalışmak ve giderek şirketteki sorumlulukları artırıp iş sahibi haline gelmek de mümkün. Elbette böyle işler kolay değil, bunları anlatmak uygulamaktan daha kolay olsa da, pekala olabilecek birşey. Bu konuda denenmiş ve başarılı olmuş örnekler de var.

Bu konularda size danışan müvekkillerinize nasıl yol gösteriyorsunuz?

Müvekkilerim bana geldiklerinde onların durumuna ve çözüm yolarına biraz daha kuş bakışı bakıp yasalar çerçevesi içindeki tüm uygun olanakları sunmaya çalışıyorum. Bu çözüm önerileri kimi zaman müvekkillerimin önceden düşünmediği farklı seçenekler üzerinden giderek de gerçekleşebiliyor.

Geçmişte sizin müvekkiliniz olmuş ve bugün ABD’de başarıya ulaşmış pekçok kişi var. Bu kişilerle yeni müvekkilleriniz arasında bağlar kurarak seçenekleri çoğaltmak mümkün mü?

İnsanlar arasındaki kopuklukların özellikle bizim toplumumuzun buradaki gelişimi açısından ciddi bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Yıllar boyunca ben kenki evimde pek çok kez yemek düzenleyerek insanları biraraya getirmeye çabalamışımdır. Müvekkillerimi birbirleriyle tanıştırır, bununla da çok gurur duyarım. Ortak veya birbirini tamamlayan konularda çalışan pek çok kişinin bu tanışma yemekleri sayesinde ortak projeler üretmeye başladıkları çok görülmüştür. Bunlar elbette benim bireysel girişimlerimle gerçekleşen işler. Ancak daha önemli olan Türk toplumunun ABD’de birbirine ortam ve fırsatlar yaratacak ortak platformlar yaratabilmesi, bu konuda daha dayanışmacı, birbirinden haberdar ve örgütlü olmasıdır.

11 yıldır Turkish American Business Forum derneğinin de yöneticiliğini yapıyorsunuz. Ayrıca kısa adı BOHP olan, Bridges of Hope Project adlı vakfın da kurucularındansınız. Örgütlü ve gönüllü faaliyetler konusunda tecrübeli bir kişi olarak , öğrencilerin bu tür etkinliklerde yer almalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öğrencilerin çeşitli vakıf, dernek ve proje faaliyetlerinde bulunması kendileri açısından da toplum açısından da çok önemli ve yararlı işler. Burada gönüllülüğü, örgütlülüğü, dayanışmayı, sorumluluk almayı öğrenen gençler toplum hayatında da profesyonel yaşamda da sorumluluk alma kapasitelerini, organizasyon yeteneklerini ve liderlik niteliklerini geliştiriyorlar. Bu açıdan öğrencilerin derslerin dışında da zamanlarını iyi değerlendirerek örgütlü toplum içinde somut işler başarmalarını önemsiyorum. örneğin benim de kurucuları arasında yer aldığım, Türkiye’deki eğitim projelerine destek olma amacıyla çalışan Bridges of Hope Project (BOHP) adlı bir vakfımız var. Bu vakfın çalışmalarında yer alarak özgeçmişlerine bu çalışmaları eklemiş pek çok müvekkilim var ve bu insanlar şimdi çok önemli yerlerde, bu gözlemlerim de gönüllülüğün somut kazanımlarını göstermesi açısından önemli. Özellikle de Amerika’da, bir anlamda, gönüllülüğün doğduğu yerde gönüllü çalışmalarda yer almak gelecek açısından da oldukça yararlı.

Acar Law Firm olarak üzerinde durduğunuz ağırlıklı konular neler?

Göçmenlik hukuku üzerinde yoğunlaşan bir firmayız. Sınırdışı edilme durumları türündeki dosyalara bakmıyoruz. Yine de elbette o konuda problemi olan kişileri konuyla ilgili güvendiğimiz bir başka avukat arkadaşa yönlendirebiliyoruz. H-3, C-1 gibi stajyer vizeleri, H-1 çalışma vizesi; sıradışı vasıflara sahip sanatçı, sporcu eğitimci gibi kişileri için geçerli O-1 vizesi, gösteri gruplarının izinlerini içeren P-1 vizesi gibi vizelerin alımında ve iş teklifi üzerinden veya kişinin konusunda üstün vasıflı olmasından dolayı alınan green card başvuruları; şirketler arası kadro transferi için gerekli L-1 vizesi, Türkiye ile Amerika arasında ticaret yapanlar için E-2 yatırımcı vizesi ile ağırlıklı olarak hizmet veriyoruz.

Acar Law Firm olarak verdiğiniz kapsamın eyalet sınırları var mı? Tüm Amerika geneline hizmet verebiliyor musunuz?

Göçmenlik yasaları eyaletlere bağlı yasalar değil, ulusal çapta bağlayıcılığı olan federal yasalar. Dolayısıyla bizim alanımızla ilgili konularda Amerika’nın her yerinde immigration avukatlığı yapabilirim. benim her yerde müvekkilim var.