Washington Times gazetesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD gezisini değerlendiren bir köşe yazısı yer aldı yazıda, “Başbakan’ın konuşması İsrail’li diplomatları şok ederken Arap diplomatların hoşuna gitmekten daha da ötedeydi: Adını vermeyen bir Arap diplomat, ‘O Arap liderlerin söylemesi gereken anca cesaret edemediklerini söyledi’ dedi.

Diplomat, bu satırların yazarına Türk Başbakan’ın konuşmasının ‘yürekli’ bir konuşma olduğunu söyledi” ifadesi yer aldı.

Washington Times gazetesindeki bir değerlendirmede, Türkiye’nin Orta Doğu’da bir “güç merkezi” olduğu, en azından hesaba katılan bir “kuvvet” noktasında bulunduğu belirtildi. Yazıda bir Arap diplomatın, Başbakan Erdoğan’ın ABD konuşmaları konusunda, “Arap liderlerin söylemesi gereken anca cesaret edemediklerini söylüyor. Yürekli bir konuşma yaptı” dediği belirtildi.

Sağ eğilimli Washington Times’ta Claude Salhani imzalı “Türklerdeki değişikliğin anlamı. Batıya mesafe arabuluculuk değerini yıpratıyor” başlıklı bir köşe yazısı yer aldı. Köşe yazısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i yerden yere vuran açıklamaları anımsatılırken, ortada “Erdoğan Orta Doğu barış sürecinde kendi ayakları üzerinde duran bir aracılık yapabilecek mi?” sorusunun bulunduğu belirtildi. Yazıda Başbakan Erdoğan’ın Mısırlı bir gazeteciye verdiği “İsrail İran’a saldırı için Türk hava sahasını kullanırsa deprem gibi yanıt alır” yolundaki demeci de hatırlatıldı.

Başbakan Erdoğan’ın ABD gezisi sırasındaki konuşmasında İsrail’in nükleer çalışmalarından sözedilmezken İran’a yüklenilmesini sert şekilde eleştirdiği, “Açıkça çifte standarda sahip olduğumuz bir durum var?” sözleriyle dinleyicileri arasında bulunan İsrailli diplomatlarını ve destekçilerini hayrete düşürdüğü bildirilen yazıda şöyle denildi:

“Açıklamaları Kemalist politikada değişimi Türkiye için tehlikeli bir adım olarak gören birçok Türkü de rahatsız ediyor. Çağdaş Türkiye’nin mimarı Mustafa Kemal Atatürk, Avrupa’ya daha fazla yakınlaşıp Orta Doğu’dan uzaklaştırarak ulusu Osmanlı geçmişinden uzak tutmaya niyetlenmişti. Aslında Türkiye AB’den iyi bir şeyler elde edebilmek için on beş yıldır çetin bir mücadele içindeydi. Türkiye AB tarafından öne sürülen bütün şartları karşıladığını ancak Brüksel’in kuralları değiştirdiğini belirtiyor. “

En azından ülkenin AB’ye girişine karşı olanlar için Türkiye’nin dış politikada Araplar ve Orta Doğululara yakınlaşmaya başlamasının sürpriz olmadığı belirtilen yazıda, “En azından bu bölgede, birçok Türkün seçkinler kulübüne katılmayı deneyen zavallı bir adam olarak alınmaktan yorulduğu Türkiye, bölgesel bir güç merkezi ve Batı’nın karşısında hesaba katılan bir kuvvet olarak görülüyor” denildi. Washington Times köşe yazısında Başbakan Erdoğan’ın ülkenin ekseninde bir değişiklik olmadığını, İsraillilerle –Suriyeliler ve İsrailliler ile Filistinliler arasında arabuluculuğu denemeyi sürdüreceklerini söylediği de belirtildi. Yazıda şöyle denildi:

“Erdoğan’ın konuşması kuşku yok ki ülkesindeki taraftarlarına Washington’dan siyasi bağımsızlığı sergilemek için tasarlanmıştı. Türk Başbakan’ın konuşmaları kendisine hem ülkesinde hem de Arap/Müslüman dünyasında çok puan kazandıracak. Başbakan’ın konuşması İsrail’li diplomatları şok ederken Arap diplomatların hoşuna gitmekten daha da ötedeydi: Adını vermeyen bir Arap diplomat, ‘O Arap liderlerin söylemesi gereken anca cesaret edemediklerini söyledi’ dedi. Diplomat, bu satırların yazarına Türk Başbakan’ın konuşmasının ‘yürekli’ bir konuşma olduğunu söyledi.”

WT, Başbakan Erdoğan’ın, “Başkalarından korku üzerine oturan güç kullanma paranoyası işlemiyor. Sorunlarımızı askeri müdahaleler ve güç kullanarak çözemeyiz” yönündeki sözlerle Orta Doğu için yaptığı “meşru düzen” çağrısının da İsrail için açık darbe olduğunu savunan WT, Başbakan Erdoğan’ın çözümün diplomasi yoluyla gelmesi gerektiğini eklediğini bildirdi.

(ANKA)