ABD Başkanı Obama'nın sağlık alanında reform öngören yasa tasarısına ilişkin senatodaki ilk engel aşıldı. Ancak kürtaj ile ilgili tartışmalar sağlık reformunun önünü kesebilir.

Obama'nın iç siyasetteki en büyük önceliğini oluşturan sağlık reformunun hayata geçirilmesiyle Amerikalıların neredeyse tamamına sağlık sigortası imkânı verilecek. Dünyanın en zengin ülkesi ABD'de, 30 milyondan fazla kişinin herhangi herhangi bir sağlık sigortasının olmadığı tahmin ediliyor. Başkan Obama, sağlık sigortası tasarısının yasalaşarak bu yılsonunda yürürlüğe girmesini istiyor.

Sağlık reformuna karşı çıkanlar, tasarının yasalaşması halinde, federal bütçe açığının daha da büyüyeceğini, tasarının özel sağlık sektörüne hükümetin müdahalesi anlamına geleceğini ve sigorta maliyetini de arttıracağını iddia ediyor.


Ayrıca gelecekte kürtajların da vergi gelirlerinden karşılanacağı ileri sürülüyor. Özellikle kendilerine Pro-Life adını veren kürtaj karşıtları düzenli olarak televizyon ve radyolardan Amerikan toplumunu kürtaj konusunda duyarlı olmaya çağırıyor. Amerikan siyasetinin her kademesinde kürtaj karşıtlarına rastlamak mümkün. Son gelen haberler, Demokratların, sağlık sigortalarının sadece belirli durumlarda kürtaj masraflarını karşılaması konusunda anlaştığı yönünde. Buna göre, annenin hayatının tehlikede olduğu ve tecavüz durumlarında kürtaj sigorta kapsamına alınacak. ABD toplumunu neredeyse ikiye bölen kürtaj konusunda Başkan Barack Obama da sarf edeceği cümleleri özenle seçiyor.

Obama uzlaşı arayışında

Obama, "Bu etik bir konu. Ben kadınların bu kararı çok kolay bir şekilde aldıklarına inanmıyorum. Bu kararı rahiplerle, eşleriyle, doktorlar ve aileleriyle görüşerek aldıklarını düşünüyorum. Ben, şayet annenin hayatı tehlikede değilse, kürtajların hamileliğin ilerlemiş dönemlerinde yapılmasına karşıyım. Kürtaj karşıtları böyle bir tavrı yerinde bulmuyor. Onların görüşlerini de anlıyorum. Zira hayatın, hamileliğin gerçekleştiği andan itibaren başladığı yönündeki görüşlere karşı çıkamam. Ancak kürtajların sayısını nasıl azaltabileceğimiz konusunda işbirliği yapabiliriz" diyor.

ABD'de kürtaj yapan doktorların hayatı da tehlikede. Örneğin bu yılın Mayıs ayında Kansas eyaletinde George Tiler adlı bir hekim hastalarına kürtaj yaptığı gerekçesiyle öldürüldü. Cinayeti işleyen Scott Roeder, hekimi öldürmekle, doğmamış birçok bebeğin hayatını kurtardığını ileri sürmüştü.

Palin: "Yaşama kültüründen yanayım"


Ülkedeki en tanınmış kürtaj karşıtlarından biri de Cumhuriyetçi Sarah Palin. Palin son Başkanlık seçimlerinde Obama'nın rakibi John McCain'in Başkan yardımcısı adayıydı. Palin, planlanan sağlık reformunun engelli çocukların yaşam hakkına da kast ettiği görüşünde. Kendisi de engelli bir çocuk sahibi olan Palin, kürtaj konusunda sık sık açıklamalar yapıyor.

Palin, "Ben kesinlikle kürtaja karşıyım. Kürtajla ilgili tartışmalardaki tarafların görüşlerini anlayabiliyorum. Ben bu ülkede bir 'yaşama kültürünün' oluşmasını arzuluyorum. ideal olmayan şartlarla yüz yüze olan kadınların desteklenmesi taraftarıyım. Evlat edinme kurallarının kolaylaştırılması gerekiyor. Bana 'kadınlar kürtaj yaptırdıkları için hapse atılmalı mı?' diye soracak olursanız, yanıtım tabi ki; hayır olacak. Bunu tabii ki hiçbir şekilde desteklemem" diyor.

Clinton: "Karar anneye bırakılmalı"


ABD'li başka bir ünlü politikacıysa yıllardır bu konudaki kararın kadınlara bırakılmasını savunuyor. Kendini kadın hakları savunucusu olarak tanımlayan, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton kamuoyuna sık sık bu konuda anlayış gösterilmesi çağrıları yapıyor. Clinton, "Kürtaj yanlıları ve karşıtları şimdiye kadar ortak bir yol bulma gayreti göstermediler. Bence bu her iki taraf için de büyük bir hata. Genç insanların, gerekli sorumluluk duygusuyla alacakları böyle bir karar konusunda yapılabilecek çok şey var" şeklinde konuşuyor.

Kürtaj konusu nedeniyle birçok dini oluşum da Başkan Obama'nın uygulamaya koymak istediği sağlık reformuna karşı. Herkesin sigortalanmasının faydalı olacağı görüşünde olsalar da "bunun bedeli daha fazla kürtaj olmamalı" diyorlar.