ABD'nin başkanı Barack Obama'nın ailesiyle ilgili noktalar hep karanlıkta kaldı.

Özellikle Kenyalı babası ve Amerikalı annesi hem ABD hem de dünyanın geri kalanı için bir merak unsuru oldu.

Kimi zaman çelişkili gerçekler herkesin hayatında yer alır. Tek birşey değildir insanoğlu. Birçok şeyin toplamıdır. Obama'nın annesi de pek çok şeyle tanımlanabilecek bir kadındı. Stanley Ann Dunham, daha sonraları antropoloji alanında doktora yapan, kendini Endonezya'da mutlu hisseden, işlerinin ağırlığıyla ezilen, romantik pragmatist bir beyaz kadındı.

Obama'yı anlamak için annesinin yaşantısına biraz göz atmakta fayda var.

Obama bir keresinde, "Annemle ilgili düşündüğümde, onun kim olduğuna dair aklıma pek çok şey geliyor. Sanırım o her zaman birşeylerin arayışı içindeydi. Hayatını belli bir kalıba sığdırılmış olarak görmek istemiyordu,"demişti.

Başkan Obama'nın annesi bir hayalciydi. Kimi zaman çocuklarının da yaşamak zorunda kaldığı riskli bahisler oynuyordu. Anne Dunham iki kez yabancı ülkeden gelen adamlara aşık oldu. Her iki evliliği de başarısız oldu ve iki çocuğunu ailesi, arkadaşları büyüttü.

Kızı Maya Soetoro -Ng annesiyle ilgili, "Annem çok ağladı. Vahşice davranılmış bir hayvan, üzücü bir haber, film gördüğünde, bir tartışmada anlaşılamadığını düşündüğünde ağlardı. Ancak korkusuzdu. Çok yetenekliydi. Araştırması çok sorumluca ve öze dönüktü. Bir sorunun özünü görür ve onunla mücadele ederdi," diyor.

Bugün Obama, kısmen annesinin olmadığı bir ürün. Çocuklarını bilmediği topraklara götüren ve hatta belli dönemlerde çocuklarından ayrı kalan annesinin aksine Obama, çocuklarını yanından ayırmadı. "Çocuklarımız için annemin bize yapmadığı bir istikrar oluşturdu." diyen Obama, "Benim tercihim köklerimizi Chicago'da tutmak ve bir yerde kök salmış bir kadınla evlenip, özlediğim istikrara kavuşmaktı," yorumunu yapıyor.

İlginç bir şekilde, Obama'nın hayatında bu kadar önemli olan birini biz çok az biliyoruz. Yine de Obama annesinin oğlu. Olan şeyin yerine ne konulabileceği gibi açık uçlu rerotiği ile, Obama'da annesinin kristal saflığını görebilirsiniz.

Obama'nın politik kariyer işi aslında ailesinden geliyor. Aileden miras gibi. Anne Dunham diğer annelere pek benzemiyordu.


1942 yılında doğan Obama'nın annesine Stanley adı verildi çünkü babası bir erkek çocuk istiyordu. Hayatı boyunca da dört farklı isimle çağrıldı. Ailesi 5 kez taşındı. Kansas'tan California'ya, Teksas'tan Washington'a. Babası bir mobilya satıcısıydı.

Liseyi Washington'da okudu ve felsefeye merak saldı. Okul arkadaşı Maxine Box onu, "Zeki, sakin arkadaşlığa ve güncel olaylara ilgili" biri olarak tanımlıyordu. Sonrasında Chicago Üniversitesine gitti. Ancak babası gitmesine izin vermedi. Sonra babası Honolulu'ya taşıdı aileyi ve bir mobilya dükkanı açtı. Anne Hawaii Üniversitesine kayıt yaptırdı.

O okulda da Obama'nın Kenyalı babasıyla tanıştı. Kısa bir sürelik flörtten sonra evlendiler ve Obama doğdu. Sonraki yıllarda çift ayrıldı ve baba ülkesine döndü. Anne ise bir başka yabancıyla evlenip Endonezya'ya gitti. Barack büyükanne ve babasının yanında kaldı.

Anne, 1994 yılına kadar Endonezya'da kaldı. Bir akşam arkadaşlarıyla yemek yerken midesi rahatsızlandı. Doktorlar sindirim zorluğu teşhisi koydu. Dunham aynı yıl Hawaii'ye döndü ve doktorlar bu kez yumurtalık kanseri teşhisiyle onu tedavi altına aldı. Fakat geç kalınmıştı. 1995 yılında anne 52 yaşındayken hayatını yitirdi.

Öldüğü dönemde Obama annesinin yanında değildi ve büyük hatasının da annesinin yanında olmamak olduğunu söyler.

Turkishny.com / Gülten Sarı