Başbakan işadamlarına seslendiği konuşmasında karşılıklı işbirliği ve yatırım imkanlarının belirlenmesi bakımından karma ekonomi toplantılarının önem taşıdığını belirtirken, Türkiye'nin 11. Karma Ekonomi Toplantısına ev sahipliği yapmaktan gurur duyacağını da ekledi.

Başbakan İran'la ortak paraya geçmek için yasaların izin verdiğini ve İran'ın bu konuda yeni bir yasal düzenleme yaptığını hatırlatarak ortak paraya geçme önerisinde bulundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Zor bir coğrafyada bulunuyoruz, bunun farkındayım, ama siyasi liderlere düşen zoru kolay kılmaktır. Zorun karşısında pes etmek, mağlup olmak siyasetçiye yakışmaz, yaraşmaz' dedi.

Erdoğan, 'Ekonomi risktir, siyaset risktir, ama şunu bilelim ki hayat risktir. Öyleyse Orta Doğu gibi Kafkasya gibi sorun alanlarının yanı başında yer aldığımızı unutmayalım. Bu sorun ve çatışma alanlarına rağmen Türkiye ve İran olarak bölgede bir barış ve istikrar unsuru olarak varlıklarımızı sürdürüyoruz' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, İran Ticaret Sanayi ve Madencilik Odası'nda düzenlenen Türk-İran İş Forumu'nda iş adamlarına hitap etti.

Türkiye ile İran'ın dünyanın en eski sınırlarını paylaştıklarını hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

'1639 yılında iki ülke arasında Kasr-ı Şirin antlaşması imzalandı. O tarihten itibaren de çok şükür aramızda ciddi bir sorun yaşanmadı. Türkiye ile İran arasındaki sınır sembolik olmanın ötesine geçmemiş, iki ülkeyi ayıran değil birleştiren bir etki yapmıştır. Türkiye ile İran'ın tarihi, bir çok noktada ortaklıklar arz ediyor. Bizler tarih boyunca  bir ve beraber yaşamış, barış içinde yaşamış, ortak bir kültürü inşa etmiş halklarız. Birlikteliğimiz günlük adetlerimizden dilimize, inançlarımızdan kültürümüze kadar her alana sirayet etmiş durumda.'

'SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE HEPİMİZ KATKI VERMELİYİZ'

'Zor bir coğrafyada bulunuyoruz, bunun farkındayım. Ama siyasi liderlere düşen zoru kolay kılmaktır' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

'Zorun karşısında pes etmek, mağlup olmak siyasetçiye yakışmaz, yaraşmaz. Ekonomi risktir, siyaset risktir, ama şunu bilelim ki hayat risktir. Öyleyse Orta Doğu gibi Kafkasya gibi sorun alanlarının yanı başında yer aldığımızı unutmayalım. Bu sorun ve çatışma alanlarına rağmen Türkiye ve İran olarak bölgede bir barış ve istikrar unsuru olarak varlıklarımızı sürdürüyoruz. Açıkçası tüm bir bölgenin de ülkelerimiz gibi refaha, huzura, istikrar ve güven zeminine kavuşması için birlikte yapabileceğimiz girişimler olduğuna inanıyorum. Filistin'den alınız, Lübnan, Ürdün, Suriye, Irak, İran, Türkiye, Afganistan ve Pakistan bu bölgenin hiç bir yerini bizler ihmal edemeyiz.

Komşumuz Irak'ın güven ve istikrara kavuşması her iki ülke için de hatta Suriye'yi de buna kattığım zaman komşuları olarak her üç ülke için de önem arz ediyor. Orta Doğu'daki sorunların çözümüne hepimiz katkı vermek durumundayız. İran da bunu istiyor, Suriye de bunu istiyor, biz de bunu istiyoruz. Terör meselesinden Türkiye olduğu kadar İran da Suriye de Afganistan da etkileniyor, Pakistan da etkileniyor. Ben dün akşam Pakistan'dan geldim, Orada bizzat durumu gördük, yaşadık. Oradaki liderlerle de görüşmelerimiz oldu ve bu konuştuklarımızı aynen onlar da paylaşıyor. Bölgenin bu huzuru mutluluğu için çare biziz, başkaları değil, el ele vereceğiz, dayanışma içinde olacağız, bir olacağız, beraber olacağız, diri, iri olacağız.'

BAŞBAKAN ERDOĞAN: BÖLGESEL MESELELERİN ÇÖZÜMÜ, ALTINI ÇİZEREK İFADE EDİYORUM, BU BÖLGENİN DIŞINDAN GELECEK, GÜÇLERLE ÇÖZÜLMEZ, BUGÜNE KADAR DA ÇÖZÜLEMEDİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bölgesel meselelerin çözümü, altını çizerek ifade ediyorum, bu bölgenin dışından gelecek, güçlerle çözülmez, bugüne kadar da çözülemedi'' dedi.

Erdoğan, ''Bu meselelerin içerden çözülmesi, bölge ülkeleriyle çözülmesi, bölge ülkelerinin inisiyatifiyle, işbirliğiyle çözülmesi gerekiyor ve bunu beraber başarmak zorundayız'' diye konuştu.

Erdoğan, İran Ticaret Sanayi ve Madencilik Odası'nda düzenlenen Türk-İran İş Forumu'nda iş adamlarına hitap etti.

''Fuzuli, Baki gibi şairlerimiz İran için ne ifade ediyorsa, Hafız, Sadi gibi şairlerde bizim için aynı manayı ifade ediyor'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Mevlana Celalettin Rumi, Ömer Hayyam, Muhammed Hüseyin Şehriyar şiirlerini hangi dilde yazmış olurlarsa olsunlar, iki ülkenin gönül dünyalarına hitap ediyorlar. Hazreti Mevlana'nın Farsça olarak 'Baza baza her ançi hesti baza' ifadeleri 'gel her ne olursan ol yine gel' şeklinde hem Türkiye'nin hem İran'ın hem dünyanın gönlünde yer etmiştir. Bu kadar ortaklığı, bu kadar ortak paydası olan iki ülke her alanda daha fazla işbirliği ve daha fazla dayanışma içinde olmak zorundadır.''

Bölgenin sorunlarına değinen Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''Aynı şekilde Kafkasya'da barış ve istikrar çabaları Türkiye'yi olduğu kadar İran'ı da ilgilendiriyor. Bölgesel meselelerin çözümü, altını çizerek ifade ediyorum, bu bölgenin dışından gelecek güçlerle çözülmez, bugüne kadar da çözülemedi. Bu meselelerin içeriden çözülmesi, bölge ülkeleriyle çözülmesi, bölge ülkelerinin inisiyatifiyle işbirliğiyle çözülmesi gerekiyor ve bunu beraber başarmak zorundayız.

Türkiye olarak öncelikle komşularımızla, ardından da tüm bölge ülkeleriyle dostluk temelinde iyi ilişkiler geliştirme çabası içindeyiz. Yedi yıllık iktidarımız boyunca komşularla sıfır problem anlayışı üzerinden barışçı bir dış politika izledik. Kısa sürede bu dış politika anlayışının sonuçlarını almaya başladık. Her alanda hem ülkemizi hem de sınır komşularımızı etkileyecek olumlu değişimler yaşamaya başladık.''

-''2 MİLYAR DOLARA ULAŞTI''-


Başbakan Erdoğan, 2002 yılında göreve geldiklerinde Türkiye'nin İran'a olan ihracatın 334 milyon dolar seviyesinde bulunduğunu anımsatarak, şunları söyledi:

''6 senede bunu yaklaşık 6 kat arttırdık ve 2008 sonunda 2 milyar dolara ulaştı. Dolayısıyla iki ülkenin ekonomik, başarıları hiç kuşkusuz tüm bölgeyi etkileyecek, tüm bölgenin refahına, huzuruna katkı sağlayacaktır.

Biz, İran için nasıl Avrupa'ya açılan kapı ise İran'da bizim için aynen Asya'ya açılan önemli bir kapımızdır. Ekonomilerimizin bir birlerini tamamlayıcı olduğunu unutmayalım. Coğrafi, yakınlığımız ikili ticari ve ekonomik ilişkilerimizi geliştirmek için bize eşsiz fırsatlar sunuyor. Az önce, değerli kardeşim de söylediler. Gerçekten hemen yanı başımızda bağırdınız zaman biz duyarız, bir şey istediğiniz zaman hemen duyar göndeririz. İnanıyorum ki, biz de seslendiğimiz zaman siz duyar siz bize gönderirseniz. Bu kadar yakın mesafedeyken niçin biz daha farklı yerlerde bir arayışın içine giriyoruz ki...''

-''BİZ SİYASETÇİLER ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPACAĞIZ''-


Ticaret hacminin 2008 yılı sonu itibariyle 10 milyar dolara yükselmesinin memnuniyet verici olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
''Ancak, ikili ticaretin bu yıl itibariyle öyle zannediyorum ki gerek küresel kriz, gerek petrol fiyatlarının ciddi manada düşmesi neticesinde herhalde bu yıl sonu itibariyle 6 milyar dolar gibi bir rakama düşecek. Fakat biz bunu aksine tekrar çevirebiliriz. 2011 sonu itibariyle 20 milyar doları hedeflemiştik. Fakat sayın Başbakan (İran Başbakanı), değerli kardeşim, dedi ki 'niye 20, niye 30 milyar dolar olmasın?' dedi. Ne kadar güzel. Hani bizde bir söz var ya; 'Gökten ne yağar ki yer kabul etmesin...' İnanıyorum ki, hep beraber buna hazır olacağız. Biz siyasetçiler üzerimize düşeni yapacağız, varsa taşlar, engeller bunları kaldıracağız. İş adamlarımız da bu açılan yollardan saldıracaklar, koşacaklar, koşturacaklar.

Biz, Türkiye olarak, Türkiye Cumhuriyeti olarak ekonomide aktif rol, yani yüklenici olarak bulunmayı düşünmüyoruz. Biz artık özelleştirmeyle buradan çekildik. Alanı tamamen kime bıraktık? İş adamlarımıza, yatırımcılarımıza, girişimcilerimize bıraktık. Bu iş iş adamının işi; biz ufuk veririz, düzenleriz, yol açarız. Engeller varsa bunları kaldırırız ve inşallah, şöyle bir 3-4 yıl... Bilemediniz 5 yıl içerisinde 30 milyar dolarlık bir hedefi gerçekleştirmek, inanıyorum ki, Türkiye ile İran'ı çok farklı bir konuma getirecektir. ''

Bunun zor bir olay olmadığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bakınız, biz göreve geldiğimizde Rusya Federasyonu'yla olan ticaret hacmimiz çok komik rakamlardaydı. 2002'de Rusya Federasyonu'yla 7 milyar dolar civarındaydık. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? 40 milyar dolara dayandı. Biliyorsunuz, bu iş büyümeye başladığı zaman kar topu gibi çığ olur, çığdan sonra zaten önü tutulmaz. Şimdi bu adımı biz beraber atacağız. Bu potansiyel var mı Türkiye ile İran'da? Var... O zaman niye duruyoruz? Bunu başarmamız lazım ve sevgili kardeşimin de ifade ettiği gibi, sağda solda aranmaya gerek yok. İnanıyorum ki aradıklarınızın büyük bir kısmı biz de var, biz de sizden birçok şeyleri alacak durumdayız. Ne varsa beraber, karşılıklı.''

BAŞBAKAN ERDOĞAN: TÜRK YATIRIMCILARININ İRAN'A GİDEREK ARTAN BİR EĞİLİMİ VAR''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk yatırımcılarının İran'a giderek artan bir eğilimi olduğunu belirterek, ''Firmalarımızı İran'a yatırım yapmaları konusunda teşvik etmeye devam edeceğiz ancak bazı sıkıntılar yaşanıyor. Bu sıkıntıları aşmada, bizlere biraz destek olunursa, iş adamlarımız, inanıyorum ki, ardı ardına İran'a gelip, burada yatırım yapmaya devam edeceklerdir'' dedi.

Başbakan Erdoğan, İran Ticaret Sanayi ve Madencilik Odası'nda düzenlenen Türk-İran İş Forumu'nda iş adamlarına hitap etti.
İran ile Türkiye arasında, ticaret, yatırım ve turizm alanlarındaki ilişkilerin gelişmesinde ulaştırmanın hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Karayolu taşımacılığı yapan firmalar, İran'ın uyguladığı fiyat farkı nedeniyle çok ciddi sıkıntılar içindedir. Bunu da masaya yatırmamız gerekiyor. Biz diyoruz ki, 'Bunu gelin karşılıklı yapalım. 3-3, 5-5, hiç almıyoruz, hiç almıyoruz.' Önemli olan ön açılım, yol açalım. Bunları başaralım. Mazotta sıkıntılar var, oturalım, onu da halledelim. Nasıl çözeceksen, onu da çözelim. Yeter ki bu işi gerçekleştiren iş adamlarımız, hakikaten rahat etsinler, çok daha heyecanla, çok daha güzel bir şekilde bu işi gündemde taşısınlar.''

Trabzon limanı ile İran'daki Bender Abbas arasında ulaşımın sağlanmasının önemine işaret eden Erdoğan, böylece binlerce kilometrelik yolun kısaltılacağını söyledi.

Erdoğan, ''Oradan dünyanın rantını imkanını, sadece bu hatta sağlıyoruz. Trabzon'dan geç Romanya'ya. Oradan nehirlerle Avrupa'nın en ücra noktasına kadar uzan git. Ton başına bak nereye düşüyor. Ve kaza riskleri minimize olur. Bunun üzerinde biz zaten mutabık kaldık, olumlu yaklaşıyoruz. İnşallah bu adımı atacağız, ne yapılması gerekiyorsa beraber yapacağız'' diye konuştu.

Kişm adasındaki havaalanının rehabilite edilmesi işinin İran ve Türkiye ortaklığı ile yapılabileceğini dile getiren Erdoğan, Van Gölü'nün kuzeyinden demiryolu taşımacılığı yapılmasına yönelik proje çalışmalarının devam ettiğine de dikkati çekti.

-TURİZMDE İŞ BİRLİĞİ-

Türkiye'nin 7 yıl önce 8,5 milyar dolar olan turizm gelirinin şu anda 22 milyar dolar olduğunu, Türkiye'ye gelen turist sayısının ise 11 milyondan 26 milyona ulaştığını anlatan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Göreve geldiğimizde turizm denilince akla sadece deniz, kum, güneş geliyordu. Biz bunu değiştirdik. Buna kongre, eğitim, sağlık, yayla, kış, dağ turizmini ilave ettik. Çeşitlendirdik, kültür ve inanç turizmini ilave ettik. Kültür Bakanlığı ile Turizm Bakanlığı ayrıydı. Biz onu birleştirdik. Çünkü destinasyonlarda kültür değerleri önemli bir yer tutuyor. Ama siz bunu onunla birleştirmediğiniz zaman, kültürel değerler ele alınmıyor. İran'ın inanç ve kültür turizmi noktasında çok önemli destinasyonları var ama bunlar ne yazık ki şu anda ne kadar dünyaya açığız derseniz deyin, eğer bunun ambalajı iyi yapılmıyor, dünyaya tanıtımı iyi yapılamıyorsa, kimse bundan haberdar olamaz, kimse kolay kolay gelemez. Bunun tabii önünü açabilmek için paket turizmler düzenlenebilir, tanıtımı farklı şekilde yapılabilir. Ona göre adımlar atılabilir.''

-TÜRK YATIRIMCILAR-


''Türk yatırımcılarının İran'a giderek artan bir eğilimi var'' diyen Erdoğan, İran'daki bir petrokimya tesisinin 653 milyon dolara bir Türk şirketi tarafından satın alınmasının, Türk şirketlerinin İran ekonomisinde daha aktif rol almak istemelerinin göstergesi olduğunu vurguladı. Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Firmalarımızı İran'a yatırım yapmaları konusunda teşvik etmeye devam edeceğiz, ancak bazı sıkıntılar yaşanıyor. Bu sıkıntıları aşmada, bizlere biraz destek olunursa, iş adamlarımız inanıyorum ki ardı ardına İran'a gelip, burada yatırım yapmaya devam edeceklerdir. 7 yıl önce bize küresel sermayeden reel yatırım olarak gelen yılda 1 milyar dolardı. Bu 2007 sonunda 22 milyar dolara çıktı. Geçen yıl, zor şartlara rağmen 18 milyar dolara çıktı. Öyleyse engelleri ortadan kaldırıp, mümkün olduğunca kolaylaştıracağız ve zorlaştırmadan önlerini açacağız.''

Tarihin en büyük küresel krizlerinden birinin içinden geçildiğini söyleyen Erdoğan, krizin gerileme sürecine girdiğine dair sinyaller alınsa da etkisinin bir müddet daha kalıcı olduğunu gördüklerini dile getirdi.

Türkiye olarak krizin tam bir dayanışma ve iş birliği ile aşılacağına inandıklarını ve bu düşüncelerini her platformda dile getirdiklerini söyleyen Erdoğan, özel sektörün, iş adamlarının ve bankaların dayanışma içinde olması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, başta devlet bankaları olma üzere bankaların İran'da şube açması yönünde çalışmaların devam ettiğini, özel sektör bankalarının da bu tür adımlar atmasını arzu ettiğini söyledi.

''BİRBİRLERİNİ BU KADAR İYİ TANIYAN İKİ ÜLKE ARASINDAKİ EKONOMİK İLİŞKİLERİN DAHA DA FAZLASIYLA GELİŞMESİ, BÖLGEMİZİN İSTİKRAR VE REFAHINA ÖNEMLİ ORANDA BİR KATKI SAĞLAYACAKTIR''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bugün Şirazlı, Tebrizli bir tüccarın yatırımcının, iş adamının derdi, sıkıntısı, beklentisi, geleceğe yönelik umutları neyse, Vanlı, Erzurumlu, İzmirli bir tüccarın, yatırımcının, iş adamının gündemi de üç aşağı beş yukarı aynıdır'' dedi.

Türk-İran İş Forumu'nda iş adamlarına hitap eden Başbakan Erdoğan, Türkiye ile İran arasında tarihe dayanan ortak değerlerin bulunduğunu belirterek şunları söyledi:

''Tarihten gelen, aynı medeniyetin, aynı kültürün mensupları olarak paylaştığımız değerler var. Bu önemli bir ortak paydayı oluşturuyor. Bu aynı zamanda bir kollektif aklı da oluşturmalı. Aynı bakış açısını yakalamak durumundayız. Bu topraklarda asırlardır yüz yüze bakan, mal alışverişi yapan, eşya taşıyan Türk ve İranlı tüccarlar adeta kardeş, akraba gibi olmuşlardır. Çarşılarımız ve pazarlarımız sürekli bir kaynaşma içerisinde... Bakınız bugün Şirazlı Tebrizli bir tüccarın yatırımcının, iş adamının derdi, sıkıntısı, beklentisi, geleceğe yönelik umutları neyse, Vanlı, Erzurumlu, İzmirli bir tüccarın, yatırımcının, iş adamının gündemi de üç aşağı beş yukarı aynıdır. Öyleyse birbirlerini bu kadar iyi tanıyan iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da fazlasıyla gelişmesi, bölgemizin istikrar ve refahına önemli oranda bir katkı sağlayacaktır.

Ulusal paraya geçiş noktasında, ortak paraya geçiş noktasındaki adımın önemli olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Biz bunun yasasını düzenledik ve çıkardık, Meclisimizden geçti bu, Merkez Bankasıyla ilgili yasal düzenlemeyi yaparken bu haloldu, İran'da da hallolduğuna göre ne duruyoruz? O zaman adımı bununla birlikte atalım. Türk lirası Ruble, bitti, Riyal bitti. Bununla beraber bu işi yapalım. Rusya Federasyonuyla da aynı çalışmalarımız var. Çünkü bu kur farklarından kaybettiğimizi neyle ödeyeceğiz, ne lüzumu var, niye tedbirini alıp... Madem ticaret yapıyoruz, madem menfaat meselesi bu, o zaman biz bu menfaatimizi başkalarına niye kaptırılım. menfaatimizi düşünmek durumundayız, 'bu adımı attık' diyeceğiz olay budur. Bunu da samimi bir serzenişim olarak söyleyeceğim.

Gümrükte uygulamalar biraz yüksek, vergi oranları çok yüksek, aldığım raporlarda yüzde 30-40 oranlarında vergi uygulamaları var. Bu tür uygulamalar gerçekten hoş değil. Bakanlarımız oturacaklar masaya bunu sağlamaya bağlayacaklar ve yazılı akte bağlayacaklar, sözlü değil her şeyimiz yazılı olacak, ondan sonra gösterelim, 'anlaştık' burada diyelim.''

-''KORUMACILIĞI BIRAKACAĞIZ...''-


Erdoğan, tarife dışı engellerin ve ihracat kontrol mekanizmalarının makul düzeye indirilmesi durumunda ikili ticarette daha dengeli büyüme yakalanabileceğini belirterek, ''Korumacılığı bırakacağız. Açalım rekabeti, bu hem kaliteyi getirir, hem yarışı getirir'' dedi.

Artık ticarette tekelci mantık olmayacağını dile getiren Erdoğan, ikili ticaretin hak ettiği noktaya ulaşması için iş adamlarının karşılıklı ziyaretlerinin sıklaştırılmaları ve sergi ve fuarlara katılımın artırılmasının teşvik edilmesi gerektiği üzerinde durdu.

Başbakan Erdoğan, ülkeler arasındaki ilişkilerin gözden geçirilmesi, karşılıklı işbirliği ve yatırım imkanlarının belirlenmesi ile geleceğe yönelik projelerin ele alınması bakımından karma ekonomik komisyon toplantılarının ayrı bir önem taşıdığına işaret etti.

Başbakan Erdoğan, 17-18 Aralık 2009 tarihlerinde Ankara'da Karma Ekonomik Komisyon toplantısına ev sahipliği yapmaktan büyük bir memnuniyet duyacaklarını belirterek, ''Niye bunu 17-18 Aralık'ta Ankara'da yapıyoruz. Gelin bunu Konya'da yapalım. Niye Konya'da yapalım. Çünkü Konya'da ayın 17'sinde Şeb-i Aruz törenleri var. Hem gelen kardeşlerimizin de Şeb-i Aruz'a katılma imkanı olur, gündüz de toplantılar yapılır. İnanıyorum ki İran'dan gelen bütün iş adamlarımız, misafirlerimiz o gün, o akşam, gündüz ticaret, akşam da mevlana ile aynı şekilde buluşurlar. Mevlana ile Şeb-i Aruz'u gerçekleştirir'' diye konuştu.

AA-Ajanslar

Fotoğraf: AA-Ajanslar