Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ertuğrul Apakan, arabuluculuk konusunun hem Türkiye hem de BM için son derece önemli olduğunu belirtti.

Büyükelçi Apakan, BM Üniversitesi adlı BM'nin düşünce kuruluşu tarafından düzenlenen toplantıda, uluslararası toplumun çatışma durumlarında arabuluculuk rolünü ve sorumluluğunu en iyi hangi şekilde yerine getireceği konusunda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin bu konudaki tecrübelerini anlattı.

BM Üniversitesi'nin New York Ofisi Başkanı Dr. Jean-Marc Coicaud tarafından yönetilen toplantının başında Coicaud, Türkiye'nin arabuluculuk konusunda özellikle bölgesinde son derece aktif rol oynadığını belirtti.

Apakan da konuşmasında arabuluculuk konusunun hem Türkiye hem de BM için son derece önemli olduğunu belirterek, uluslararası arabuluculuğun günümüz dünyasında da giderek önem kazandığını söyledi. Soğuk savaş sırasında uluslararası sistemin katı yapısının arabuluculuğa fazla yer vermediğini hatırlatan Apakan, bugün ise ''ihtilafların dinamik ve karmaşık yapısının, uluslararası alanda pek çok aktör bulunmasının, ihtilafların ve çatışmaların bulunduğu coğrafyanın dışında da etkileri olmasının'' ihtilafların çözümünde ''daha stratejik bir yaklaşım benimsenmesini'' gerekli kıldığını belirtti.

Arabuluculuğun, ihtilafların önlenmesinden, barışın sağlanmasına, barış anlaşmalarının uygulamaya konulmasına kadar uzanan bir alanda rol oynadığını belirten Apakan, arabulucuğun ihtilafın önlenmesi konusunda işe yaradığında, dünyanın potansiyel zarar oluşturacak bu ihtilafın önceden önlendiğini bile fark edemeyebildiğini, ancak arabuluculuğun işe yaramadığı zamanlarda ise sorunun çözülmesi için çok daha fazla çaba ve kaynak kullanılmasının gerektiğini söyledi.

Uluslararası arabuluculuk uygulamalarının daha fazla iyileştirilmesi gerektiği de vurgulayan Apakan, müzakereler yoluyla ihtilaflara çözüm bulunmasının kalıcı istikrar getirdiğini belirtti.

''Bu kapsamda, BM'nin arabuluculuk faaliyetlerine yön vermede son derece özel bir rol oynadığı kuşkusuzdur'' diyen Apakan, BM'nin arabuluculuk sürecine katılmasının sürece ''meşruiyet ve güvenilirlik'' getirdiğini kaydetti. BM'nin, ihtilafların barışçıl çözümündeki yoğun bir geçmişi olduğunu da hatırlatan Apakan, Alvaro De Soto, Lakhdar Brahimi, Martti Ahtisaari gibi isimlerin son derece önemli arabulucular olduğunu ve bu isimlerin hem BM'nin hem de uluslararası toplumun barış ve güvenlik arayışlarının gerçekleşmesine son derece büyük katkılarda bulunduğunu anlattı.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un da BM'nin profesyonel anlamda arabuluculuk kapasitesini arttırmaya özel önem verdiğini ve Türkiye'nin de Genel Sekreter'in bu yöndeki çabalarını güçlü bir şekilde desteklediğini belirten Apakan, BM'nin arabuluculuk rolünü her zaman tek başına yerine getiremeyeceğini, bölgesel kuruluşların, devletlerin, sivil toplum kuruluşlarının çabalarının da önemli olduğunu söyledi. Apakan, söz konusu bölgesel kuruluşlar arasında Afrika Birliği, Arap Birliği, İKT, AB gibi kuruluşların olduğunu kaydetti.

''Başarılı arabulculuğun belli bir tarifi yoktur'' diyen Apakan, sorunların dinamik olduğunu, arabuluculuğun da son derece esnek bir yapıda olması gerektiğini bildirdi.

''Arabulucular esnek, yaratıcı, değişen koşullara yanıt verici olmalıdır'' diyen Apakan, arabuluculuğun iyi şekilde yapılmaması durumunda daha büyük ihtilafların çıkmasına neden olabileceğini de belirtti.

-TÜRKİYE-

Türk Hükümetinin özellikle bu yüzyılın başından itibaren ülkeler arasındaki farklılıkları, bölgesindeki kronik sorunları çözmek için gayretle çalıştığını belirten Apakan, Türkiye'nin ya ''kolaylaştırıcı'' ya ''arabulucu'' rolü oynadığını ve Türkiye'nin bu kapsamda ''tarihi, sosyal ve kültürel bağları, ekonomik ilişkileri ve hepsinden önemlisi Asya'dan Avrupa'ya farklı dinamikleri anlayabilmesi yeteneğinden'' büyük oranda yararlandığını belirtti. Apakan, Türkiye'nin söz konusu çabalarında her zaman BM'nin Şartnamesi (Ana Sözleşmesi) ve ilkelerine uygun davrandığını da ifade etti.

Türkiye'nin, Afganistan'dan Kafkaslara, Orta Doğu'dan, Balkanlara uzanan geniş bir alanda bu kapsamda deneyim kazandığını belirten Apakan, Türkiye'nin İsrail-Suriye, Afganistan, Suriye-Irak ya da Lübnan'daki arabuluculuk çabalarında her zaman kafasında ''yaşayabilir ve meşru barışı sağlama konusunda net bir vizyonu olduğunu'', Türkiye'nin hiçbir zaman bundan başka düşüncesi olmadığını belirtti.

Apakan konuşmasında arabulucukta esas olanın taraflara karşı ''tarafsız ve sabırlı olma, saygı gösterme, iki tarafla da aynı dili konuşma, iki tarafa da eşit mesafede durma ve taraflarla arkadaşlık'' olduğunu belirterek, Türkiye'nin bu ilkelere büyük önem verdiğini söyledi.

-SORULAR-

Ertuğrul Apakan, Türkiye'nin Kafkaslar'daki arabuluculuk faaliyetleriyle ilgili bir soruya cevaben Türkiye'nin Kafkas İşbirliği Platformu fikrini yarattığını, bu platformun bölge ülkelerini bir araya getirdiğini ve esnek bir yapıda olduğunu belirtti. Amacın bölge ülkelerini bir araya getirerek aralarındaki sorunları da görüşmelerini sağlamak olduğunu belirten Apakan, bu kapsamda Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalizasyon sürecine de değindi. Bu sürecin bölgeye yeni bir enerji getirdiğini, Yukarı Karabağ gibi diğer sorunların da yakında çözülmesini umduklarını belirten Apakan, bölgedeki ülkelerin birbirlerine karşı daha anlayışlı olmaları gerektiğini söyledi. Apakan, bu kapsamda Karadeniz Ekonomik İşbirliğini de örnek verdi ve burada da Karadeniz ve Balkan konularının görüşüldüğünü anlattı.

Türkiye'nin, Irak'ın Komşuları toplantıları girişimini de başlattığına dikkati çeken Apakan, Irak'ın, Türkiye'nin önemli bir komşusu olduğunu belirtti.

Türkiye'nin bölgesinin dışında da arabuluculuk faaliyetleri yapıp yapmadığının sorulması üzerine Apakan Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgenin son derece büyük olduğunu, Afganistan'dan, Balkanlara ve Avrupa'ya uzanan bir bölgeden söz ettiğini kaydetti. Apakan, bu kapsamda Türkiye'nin kendi komşularıyla olan sorunlarını çözmeyi hedeflediğini anlattı.

Büyükelçi Apakan, İsrail-Suriye arasında Türkiye'nin yürüttüğü arabuluculuk faaliyetleriyle ilgili bir soru üzerine, Türkiye'nin konuya ilgisini elbette sürdürdüğünü, pek çok tur görüşmenin yapıldığını ama günün sonunda sürecin devam etmesinin tarafların kendi iradelerine dayandığını vurguladı.

Türkiye'nin, BM Güvenlik Konseyi üyesi olmasının da ülkeye arabuluculuk faaliyetleri kapsamında bir anlamda sorumluluk verdiğini ve zaten Türkiye'nin hep BM ilkeleri temelinde arabuluculuk faaliyetlerine devam ettiğini belirten Apakan, Türkiye'nin, Orta Doğu dışında, Afrika'da ya da başka bir bölgede de böyle bir rol oynayabileceğini söyledi.

Sorular üzerine Türkiye'nin En Az Gelişmiş Ülkelere de TIKA aracılığıyla yardım ettiğini hatırlatan Ertuğrul Apakan, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynaklarına ve iklim değişikliği sorunu da önem verdiğini, Kyoto Protokolü'ne taraf olduğunu hatırlattı.

Apakan toplantıda, Yunan asıllı bir kişinin Kıbrıs meselesi ve İstanbul Fener Rum Patrikhanesi'yle ilgili olarak Türkiye'ye karşı suçlayıcı ifadeler kullanması üzerine ise Türkiye'nin 1974 yılından beri Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm bulunması için içtenlikle BM'nin çabalarını, Genel Sekreter'in iyi niyet misyonu çerçevesinde desteklediğini belirterek, son olarak da Annan Planı'nı Kıbrıslı Türklerin kabul ettiğini anımsattı.

Türkiye'nin, adada BM parametreleri çerçevesinde devam eden müzakere sürecine güçlü destek verdiğini vurgulayan Apakan, ''Sorunun çözümü için hepimiz BM'ye ve adadaki iki lidere destek vermeliyiz'' diye konuştu.

Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ertuğrul Apakan, Türkiye'deki dini özgürlüklerin de Anayasa güvencesinde olduğunu ve tüm dini, sosyal gruplara ve kişilere, tam özgürlük verildiğini belirtti.

AA

Fotoğraflar: AA