Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, müzakere sürecini tamamlamış bir Türkiye'nin AB'ye girmek istemeyebileceğini belirterek, "Belki o günkü Türkiye 'hayır, ben bu şekilde devam edeceğim, Norveç gibi olacağım' diyebilir.

Onun için 'bu tartışmalara bugün çok fazla girmeden bizim yürümemize, yol almamıza yani kendimizi bütün standartlarımızı AB standartlarına getirmemize fırsat verin' demekten başka bir talebimiz yoktur" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, TÜSİAD, TOBB, ve TÜSİAD'ın Fransa'daki muadili MEDEF tarafından düzenlenen "Fransız-Türk Ortaklığı: Avrupa'da ve Dünyada Daha Güçlü Olmak" başlıklı konferansta konuştu.

Konuşmasında, Türk-Fransız ilişkilerinin Avrupa'nın en köklü ikili ilişkileri arasında bulunduğuna dikkat çeken Gül, Türklerin yüzyıllardır Avrupa'nın ortasında olduğunu vurguladı.

Fransız ekolünün Osmanlı İmparatorluğu döneminde çok popüler olduğunu hatırlatan Gül, iki ülke arasında bugün 11 milyar avroya ulaşan ticaret hacminin "mutlu edici" olsa da, kısa vadede 15-20 milyar euro seviyelerine ulaşılabilme potansiyeli bulunduğunu belirtti.


"Türkiye her zaman Fransız şirketlere kucak açmıştır" diyen ve Türkiye'de 700'e yakın Fransız şirketin faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Gül, bu konuda kendisinin ve hükümetin özel çaba gösterdiğini anlattı.

Gül, Fransa'nın AB dışında en fazla ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında Japonya ve Brezilya gibi büyük ekonomileri geride bırakarak 5'inciliğe yükselen Türkiye'nin Fransa için çok önemli bir pazar ve istihdam kaynağı oluşturduğuna işaret etti.

Cumhurbaşkanı Gül, "Türkiye'nin ekonomisinin sağlamlığı dünyanın içinden geçtiği kürese krizde bir kez daha ispatlanmıştır. Tabii ki, herkes gibi Türkiye de çok etkilenmiştir. Bu sene küçülme olmuştur, ama önümüzdeki yıl yüzde 4 büyüyeceğini Avrupalı kurumlar söylemektedir" diye konuştu.

Uluslararası Para Fonu'nun harcama paritesine göre Gayri Safi Milli Hasılası 1 trilyon dolara yaklaşan Türkiye'nin bu ekonomik güce ulaşmasında Gümrük Birliği'nin olumlu etkisi olduğunu bildiren Gül, o dönemde Fransa ve Almanya gibi ekonomisi güçlü ülkelerin ulusal pazarını çok sarsıp sarsmayacağını tartışan Türkiye'nin, bugün kazandığı rekabet gücüyle "dev şirketlerden hiç korkmadığını" söyledi.

"Sizin de mutlu olmanız gerekir"


Türkiye'nin güçlenmesinin Fransa'nın ve AB'nin çıkarına olduğunu belirten Gül, "bundan sizin de mutlu olmanız gerekir. Güçlü ve kuvvetli ortak istersiniz. Herhalde zayıf bir ortakla yapabileceğiniz işler sınırlıdır" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, "Büyük, güçlü, kapasitesi olan bir ortakla beraber olmak herhalde her 2 tarafa daha çok fayda getirir. Türkiye o noktaya gelmiştir. Açıkçası bizim AB'deki ısrarımız da bundandır. Çünkü bu süreç içinde Türkiye kendisini yenilemekte ve AB standartlarına taşımaktadır ve burada yapılacak işleri Türkiye kendisi yapacaktır. Diğer ülkelerden hiçbir talebimiz yoktur. 'bizim kendimizi upgrade (geliştirme) etmemize fırsat verin' diyoruz sadece" diye konuştu.

Fransa'ya mesaj

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan Fransa'ya da, "Müzakere süreci başarıyla gerçekleşirse Fransız halkı, Avusturya halkı referanduma gidecek ve o günkü Türkiye'yi beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, 'evet' ya da 'hayır' diyebilirsiniz. Belki o günkü Türkiye 'hayır, ben bu şekilde devam edeceğim', geçenlerde Le Figaro gazetesinin de söylediği gibi, belki 'Norveç gibi olacağım' diyebilir. Onun için 'bu tartışmalara bugün çok fazla girmeden bizim yürümemize, yol almamıza yani kendimizi, bütün standartlarımızı AB standartlarına getirmemize fırsat verin' demekten başka bir talebimiz yoktur. Bu konu şimdi değil, süreç bittikten sonra konuşulacaktır. Onun için, şimdi gelin hep beraber daha çok ne yaparız, buna bakalım" mesajını verdi.

"Türkiye'nin hinterlandı çok geniş"

Türkiye'nin devasa potansiyeline dikkat çeken Gül, "Türkiye'yi sadece kendi 71 milyon nüfusuyla düşünmeyin. Türkiye'nin hinterlandı çok geniş. Ortadoğu, Kafkaslar, Orta Asya, Rusya, bütün buralara Türkiye'den çok rahat uzanabilirsiniz. Bütün bunlarla da çok ayrıcalıklı ekonomik kültürel ve çok tabii ilişkilerimiz var" dedi.

Fransız işadamlarının Orta Asya'ya, Rusya'ya ve Orta Doğu'ya gittiklerinde Türkiye'nin buralardaki potansiyelinin çok rahat farkına varabileceğini kaydeden Gül, enerji alanında da Türkiye'nin öneminin gittikçe artacağını belirtti.

Gül, AB'nin doğal gazda Rusya'ya bağımlılığını azaltacak Nabucco projesinde imzaların atıldığını hatırlatarak Irak'tan da buraya Irak doğal gazının da dahil edilebileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, "Irak'la ekonomik ve siyasi alanda çok güçlü stratejik ilişkilerimiz devam ediyor" diyerek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gelecek hafta öngörülen Irak ziyaretinde bu ülkedeki petrol ve doğal gazın Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılması konusunda önemli kararlar alınabileceğini belirtti. Gül, Irak'la Türkiye arasındaki mevcut enerji boru hatlarının, istimlake gerek kalmadan paralel boru hatlarıyla güçlendirilmesi üzerinde çalışıldığını anlattı.

"Fransa ile çıkar çatışmamız yok"


Fransa'yla Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlü olsa da gerçek potansiyelini yansıtmadığını belirten Gül, Türkiye'nin nükleer enerjide Fransa'yla işbirliği niyetini en başından ortaya koyduğunu söyledi.

Türkiye ve Fransa'nın uluslararası birçok konuda paralel düşündüğünü ve "iki ülke arasında çıkar çatışması yaşanmadığını" dile getiren Gül, "o zaman bu işbirliğinin çok daha iyisini yapabiliriz" dedi.

Gül, kendilerinin sadece teşvik edebileceği Türk ve Fransız iş adamlarından çok daha fazla işbirliği istedi. Fransa Başbakanı François Fillon, konuşmasının ardından tebrik ettiği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü uzun süre ayakta alkışladı.

Fotoğraflar: AA