Türkiye'nin Washinhgton Büyükelçisi Nabi Şensoy, Türk-Amerikan ilişkilerinin bugün "en tepe noktasında" olduğunu söyledi.

Çoğunlukla siyahi öğrencilerin eğitim gördüğü Howard Üniversitesinde konferans veren Şensoy, Howard Üniversitesinin 19. yüzyıldan bu yana, sadece Afrika asıllı Amerikan toplumunun değil, tüm Amerikan toplumunun entellektüel ve kültürel hayatında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

Türkiye Büyükelçiliği ile Afrika asıllı Amerikan toplumu arasında tarihi bir münasebetin varlığına işaret eden Şensoy, 1932 yılında Washington'a atanan Büyükelçi Münir Ertegün'ün, güçlü Türk-Amerikan bağlarının temelini kuvvetlendirdiği gibi, Afrika asıllı Amerikalı müzisyenlerin ABD'de daha geniş çevrelerce kabulü ve tanınmasında rol oynadığını ifade etti.

Münir Ertegün'ün oğulları, Atlantik Record'ın kurucuları Ahmet ve Nasuhi Ertegün kardeşlerin, Washington'a geldiklerinde, blues ve caz müziğinin birer hayranı olarak zamanlarının büyük çoğunluğunu sadece siyahların gittiği Howard tiyatro salonunda geçirdiğini anlatan Şensoy, ayrımcılığa maruz kalan siyahlara karşı yakınlık besleyen Ertegün kardeşlerin, babalarının Washington toplumundan büyük eleştirilere maruz kalması pahasına, Türk büyükelçiliği rezidansında onlar için konserler düzenlediğini belirtti.

ABD Kongresinin siyah milletvekilleri arasında Türkiye'nin ABD için taşıdığı değere dair güçlü bir anlayışın bulunmasından duyduğu mutluluğu dile getiren Şensoy, Türk Büyükelçiliği olarak çok önem verdikleri Howard tiyatro salonunun tadilatının finansmanı için kendisi ve eşinin bazı etkinliklere evsahipliği yapacağını bildirdi.

-TÜRKİYE'NİN YENİ DÜNYA DÜZENİNDEKİ KONUMU-

Konuşmasında Türkiye'nin, Soğuk Savaş sonrasında oluşan yeni dünya düzeni içindeki konumuna değinen Şensoy, küreselleşmenin dünyayı daha küçük hale getirdiğini ve terörizm, kitle imha silahları, aşırıcılık, kaçakçılık, iklim değişikliği, salgın hastalıklar, ırksal ve kültürel ayrımcılık gibi yeni birtakım tehditlerin ortaya çıktığını belirtti.

Bu konvansiyonel ve asimetrik tehditlerin merkezinde, Türkiye'nin jeostratejik öneminin de büyük ölçüde değişikliğe uğradığını, "ufkunun ve çıkarlarının genişlediğini" ifade eden Şensoy, "Türkiye, demokratik bir ülke olmasının ötesinde nüfusunun yüzde 99,9'u Müslüman olan bir ülke, ancak Müslüman ya da İslam devleti değil, laik bir devlet. Bu, Türkiye'yi, İslam dünyası içindeki diğer komşularından ya da uluslardan ayıran özellik" dedi.

Şensoy, Türkiye'nin, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonraki son 20 yılda, demokrasi, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı, hukukun üstünlüğü ve pazar ekonomisi bağlamında bir "yumuşak güç" olma özelliğini kazandığını, komşularına ve çevresindeki geniş coğrafyaya pozitif katkılarda bulunduğunu söyledi.

Türk ekonomisinin son yıllarda kayda değer bir başarı sağladığını belirten Şensoy, dünyanın 17'inci, Avrupa'nın 6'ıncı büyük ekonomisi olarak Türkiye'nin 21 AB ülkesinden çok daha iyi performans gösterdiğini kaydetti.

-TÜRK DIŞ POLİTİKASI-


Şensoy, Türk dış politikasının da Atatürk'ün "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" ilkesini temel aldığını ifade ederek, İkinci Dünya Savaşından sonra Türkiye'nin batıya daha da yaklaştığını ve bugün AB hariç tüm büyük Avrupa-Atlantik yapılarının parçası olduğunu söyledi.

Özellikle son 6 yılda, başta komşularıyla "0 sorun" politikası başlattıklarına dikkati çeken Şensoy, bu sayede birçok ülkeyle ilişkilerini geliştirdiklerini, bölgede barış ve istikrara katkı sağlama yolunda daha iyi bir pozisyonda olduklarını belirtti.

Şensoy, Türkiye'nin medeniyetler arasında köprü kurma girişiminde de öncü rol oynadığını, Karadeniz Ekonomik İşbirliği teşkilatı gibi bölgesel ekonomi örgütlenmelerinde daha fazla rol aldığını ve ayrıca BM Güvenlik Konseyinin geçici üyeliğine seçildiğini hatırlattı.

-TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİ-

Konuşmasında Türk-Amerikan ilişkilerinin tarihsel gelişiminden de bahseden Şensoy, 2003 yılındaki Irak savaşı sırasında yaşanan sıkıntıyı kısa sürede düzelttiklerini ve 2006 yılında imzalanan Stratejik Ortak Vizyon Belgesinin Türk-Amerikan ilişkilerini eski düzeyine döndürdüğünü anlattı.

"Bugün şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, Türk-Amerikan ilişkileri tepe noktasında" diyen Şensoy, Barack Obama'nın başkanlığa seçilmesinin Türkiye için taşıdığı öneme işaret ederek, Obama'nın göreve geldikten sonra iki ülke ilişkilerinin yararına gayret göstererek, denizaşırı ilk ikili ziyaretini Türkiye'ye yaptığını ve ziyareti sırasında Türk-Amerikan ilişkilerini "model ortaklık" şeklinde tanımladığını hatırlattı.
Şensoy, 50 yıldan fazla süre askeri düzeyle sınırlı kalan ilişkilerin, 1980'li yıllarda çeşitlenmeye başladığını, ancak ekonomik ve ticari alanda hala istenen düzeyde olmadığını, Obama'nın ziyareti sırasında da iki ülke arasındaki ortaklığın ekonomi ve ticareti de kapsaması gereğine vurgu yapıldığını söyledi.

Konuşmasının sonunda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bir sözüne atıf yapan Şensoy, iki ülkenin önceliklerinden oluşan bir liste yapılsa bu listenin 8 ya da 9 maddesinin birbiriyle örtüşeceğini belirterek, "İlişkilerimizin daha da yüksek noktalara erişeceğine eminim, çünkü en üst düzeylerde güvenin inşa edildiğini görüyorum, çünkü hem Türkiye hem ABD'nin birbirlerinin dostluğuna ve müttefikliğine ihtiyacı olduğunu biliyorum" diye konuştu.

-SORULAR-

Konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtlayan Şensoy, Türkiye'nin Afrika kıtasıyla ilişkilerine dair bir soru üzerine, çoğunluğu kuzeyde olmak üzere halen Afrika'da 13 büyükelçiliği bulunan Türkiye'nin, özellikle Sahraaltı bölgesinde 15 yeni büyükelçilik açma süreci içinde olduğunu söyledi.

Türkiye'nin 2005 yılından beri Afrika Birliğinde gözlemci ülke olduğunu, 2008'de Afrika Birliğinin Türkiye'yi stratejik ortak olarak belirlediğini, Türkiye'nin ayrıca Afrika Kalkınma Bankasının üyesi olduğunu, 2008'de Türkiye-Afrika Birliği İşbirliği Zirvesine ev sahipliği yaptığını hatırlatan Şensoy, Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesine de Afrika ülkelerinin destek verdiğini anımsattı.
Şensoy, Türkiye'nin Afrika ile ticaret hacminin, 5 yıl önceki 5,4 milyar dolarlık rakamdan 2008'de 16 milyar dolara çıktığını, Türk müteahhitlerin Afrika'da görev aldığını, THY'nin Addis Ababa, Hartum, Lagos ve Johannesburg'a seferler düzenlediğini, TİKA'nın 37 Afrika ülkesinde faaliyet gösterdiğini ve Türkiye'nin ayrıca Afrika'da çeşitli barış gücü operasyonlarında görev aldığını belirtti.

Şensoy, ABD'nin Irak'tan asker çekerken Türkiye'nin oynayabileceği role ilişkin bir soru üzerine, Türkiye'nin Irak'a barış, istikrar, demokrasi ve refahın gelmesi için çaba gösterdiğini ve başından beri bu ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini desteklediğini kaydetti.

Sadece ABD ve koalisyon ortaklarına değil, uluslararası topluma da Irak'a insani yardımlarda bulunarak katkı sağladıklarını, bu katkılarının devam edeceğini dile getiren Şensoy, Irak'taki siyasi süreçte de yardımlarının olduğunu, Sünnilerin seçimlere ve siyasi sürece katılımında rol oynadıklarını, Irak'ın kuzeyindeki Kürt nüfus ile de diyaloglarının bulunduğunu ifade etti.

Bu arada, soru-cevap bölümünün sonunda, Şensoy'a bir katılımcının, Obama'nın sağlık reformu planı hakkındaki düşüncesini sorması salonda gülüşmelere yol açarken, Şensoy, bu soruya, "Gösterilen çabadan memnunum ve sonunda her şeyin yerli yerine oturacağını düşünüyorum" diye yanıt verdi.

Büyükelçi Şensoy'un konuşmasını dinlemek için Howard Üniversitesine gelenler arasında, ABD Kongresi milletvekilleri Carolyn Kilpatrick, Hank Johnson ve Vic Snyder da yer aldı.

AA

Fotoğraf: AA