1912'de batan Titanik gemisinde yaşamını yitirenlerle ilgili birbirinden farklı iddialar gündeme geldi. En ilginçlerinden bir tanesi de gemide ölenlerden 4'ünün Bingöllü olması.

Bingöl Kiğı’dan Trabzon’a, oradan deniz yoluyla İstanbul-Fransa-Marsilya’ya uzanan yolculuk, Titanik gemisinde son buldu. 1912 tarihinde batan Titanik gemisinde yaşamını yitirenlerin dördünün Bingöl Ermenisi olduğu ortaya çıktı. Ünlü Titanik gemisiyle ilgili birçok senaryo yazılmış, bu senaryolardan gişe rekoru kıran filmler çekilmişti. Bunlardan en önemlisi olan James Cameroon’ın yönettiği 1997 yapımı olan 12 oscar ödüllü Titanic filmini biliyorsunuz. Peki kahramanları Bingöllü olan bir Titanic hikayesi ile hiç karşılaştınız mı? Mehmet Ulusoy’un İngilizce belgeleri tercüme ederek yaptığı bir araştırma, Bingöl’ün Kığı İlçesinden göç eden Ermenilerin Titanik’te boğulduğu ileri sürüyor. Ulusoy, araştırmasının detayını hergep adlı internet sitesinde yayımlayarak, elindeki bilgileri kamuoyuna duyurdu. Geniş bilgilerin aktarıldığı araştırma yazısında, Bingöl’den göç eden Ermenilerin, yaya olarak Trabzon’a, oradan da deniz yoluyla Avrupa’ya, oradan da Amerika’ya işçi olarak çalışmak üzere göç ettiği belirtildi.

Bingöl’den Marsilya’ya

1880’li yıllarda Orta Avrupa’yı kasıp kavuran ekonomik buhran, Doğu Avrupa ve Ortadoğu’dan bir takım göç hareketlerine sebep olmuştu. Göçmen işçi olarak çalışmayı uman binlerce insan, ABD ve Kanada’ya doğru, bin bir yolu deneyerek yollara düştüler. Kiğı’dan (O dönem 20 bin Ermeni’nin yaşadığı tahmin ediliyor), Harput’tan, Muş’tan, Van’dan, Sivas’tan, Erzincan’dan yani tüm bölgeden grup grup insan, yollara düşüp, bir hafta yaya yürüyerek Trabzon limanına oradan da, kendirlini Avrupa’ya götürecek gemiyi bekleyecekleri Marsilya’ya gittiler. Deniz yoluyla önce İstanbul’a, daha sonra da Fransa’nın Marsilya’ya limanına vardılar. Marsilya, Anadolu’dan göç eden göçmen işçiler için önemli bir liman durumundaydı. Çünkü Amerika yolculuğu için, yolculuk planlarının hemşeri ya da bir yakın bulma, iş ayarlama organizasyonlarının ilk ayağı Marsilya’ydı. Avrupa’dan Amerika’ya göç hareketinin en yoğun yaşandığı yer de yine Marsilya’ydı. Bu yüzden Anadolu’dan gidenler için, Marsilya adeta bir konaklama merkezi olmuştu.

Buluşma adresi Hotel Keghist

Marsilya’da bu göçmen işçi yoğunluğunu iyi değerlendiren girişimci bir Kiğılı, ‘HOTEL KEGHİST’ adında bir otel açtı. Bu otel kısa zamanda Marsilya’ya giden Kiğı ve Harput civarındaki herkesin ortak buluşma yeri haline geldi. Fransızca da Hotel Kiğılı manasına gelen “Hotel Keghist” uzun yıllar Anadolu’dan giden insanlarımıza ev sahipliği yaptı. Bu küçük şehir oteline gidip yerleşen her Kiğılı, büyük ilgi ve yardım gördü. Otelin işçi olarak göç edenlerin gideceği tek adres olma özelliğini taşıdığı belirtiliyor. Amerika o işçiler için yoksulluğu yenmenin, zengin olmanın tek kurtuluş yoluydu adeta.

Rüyalar ülkesi Amerika

Sadece 1911 yılında yaklaşık iki-üç bin Kiğılının göçmen işçi olarak Amerika’ya gittiği tahmin ediliyor. Kiğı merkez olmak üzere, belli başlı önemli Ermeni köyleri olan Temran, Zermag, Arek, Hopus, Ahpinag, Azapert, Horor, Sevgilik, Çerme, Harsak, Ekrek, Herdif gibi köylerden de kafilelerle insanın Amerika’ya gitmek için yollara düştüğü ileri sürülüyor.

Ölenlerden dördü Bingöllü

Birinci ve ikinci sınıf yolcu listesine baktığımızda, Anadolu’dan gelmiş herhangi bir yolcu ismine rastlanmazken, üçüncü sınıfta yolculuk yapan 6 Ermeni asıllı Türk ile karşılıyor. Titanik kayıtlarına göre Anadolu’dan gelmiş yolcuların 5’i Erzurum vilayetine bağlı Kiğı ilçesindendi. Diğeri ise Varto ilçesine bağlı Abosknak (şimdiki adı Akkonak) köyündendi. Anadolu’dan gelen bu altı Ermeni, kayıtlara göre işçi olarak tanımlandı. Bu Ermeniler Titanik gemisine, Fransa’nın Cherburg limanında binmişlerdi. Bu altı yolcudan dördü hayatını kaybetmişti.

Biri şans eseri kurtuldu

Titanik gemisine binme şansı bulamayan şanslı genç bir Kiğılı olanları şöyle anlatmıştı: Kendisiyle birlikte yedisi Kiğılı, dördü Muşlu, dördü de Erzincanlı olmak üzere, Karadeniz üzerinden Marsilya’ya gitmek için yedi gün boyunca köylerinden Trabzon’a doğru yürüdüler. Kötü koşullar altında uzun bir yolculuktan sonra Marsilya’ya vardılar. Orada onlardan sıcak ilgilerini eksik etmeyen, yol yordam gösteren bir hemşeri oteli olan Hotel Kiğılı da kaldılar. Ne yazık ki bu genç Kiğılı çok şanslıydı. Cebinde beş parası kalmayan bu genç, bilet almak için Amerika’daki yakınlarından para bekliyordu. Posta havalesi ile gelecek para tam üç hafta gecikmişti. Titanik gemisinin demir alıp okyanusa açılma günü gelip çattığında, bu şanslı Kiğılı bilet alamama üzüntüsüyle Titanik’e binememişti. Bir para havalesinin gecikmesi onu hayatta bırakmıştı. Ne yazık ki diğer beş Kiğılı onun kadar şanslı değillerdi. Onlar Titanik’e bilet almayı başarmışlardı.