Kocaeli Üniversitesi öğretim üyeleri, yerli deney metotlarını kullanarak kanserli dokuya ilişkin moleküler düzeyde bilgi edinilen protein analizleriyle meme kanserine erken tanı koymayı amaçlıyor.

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Tıp Fakültesi'nde görev yapan bilim insanları, geliştirdikleri TÜBİTAK destekli projeyle yerli deney metotlarını kullanarak kadın ölümlerinde ilk sıralarda yer alan meme kanserine erken tanı koymayı hedefliyor.

Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zafer Utkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadınlarda tanı konulan 3-4 kanser türünden birisinin meme kanseri olduğunu söyledi.

Bu tip kanserlerin önlenebilme durumunun şimdilik söz konusu olmadığını ifade eden Utkan, amaçlarının erken tanıya yönelik girişimlerde bulunmak olduğunu kaydetti.

Utkan, erken tanının, hastalığın hem büyümesinin engellenmesi hem de başka organlara giderek ileri boyutlara ulaşmadan tedaviye başlanılmasını sağladığını dile getirerek, şu anda çalışmaların bunun üzerine yoğunlaştığını bildirdi.

Devletin verdiği imkanlar ve üniversitenin katkılarıyla laboratuvarlarında bazı çalışmaları yapmaya başladıklarını anlatan Utkan, "Bunlardan biri de TÜBİTAK destekli ARDEB 1001 projesi. Meme kanserinin erken dönemde tanımlanmasını sağlayacak tümör belirtecini yakalayabilmeyi, dolayısıyla kanda bu belirtecin tespit edilmesiyle aslında henüz klinik olarak fark edilmemiş, filmde görüldüğünde atıfta bulunamayacağımız bir durumda, bunu çok önceden saptayabilme şansına sahip olabileceğimiz bir projeyi gerçekleştirmeyi amaç edindik. Eğer gerçekleştirebilirsek çok önemli bir adım atılacak." diye konuştu.

"Hastalığın yüzde 50 önlenebilir olduğuna dair düşüncemiz var"

Meme kanserinin tespitini sağlayan klasik değerlendirmeler bulunduğunu belirten Utkan, çalışmada kan testiyle kişinin ileride meme kanseri olup olmayacağını yorumlama şansı olacağına da dikkati çekti.

Utkan, kan testiyle meme kanseri olup olmayacağının ortaya çıkarılmasının erken teşhis anlamı taşıdığını ifade ederek, "Amacımız bu hastalık nedeniyle çok büyük cerrahi işlemleri yapılmasına ve büyük tedavilerin görülmesine engel olunması. Sonuç itibarıyla böyle bir hastalıktan insanların kaybedilmelerini de önleme şansı kazanmış olacağız. Bu teyit edilecek, tekrar gözden geçirilecek ondan sonra dünya literatürüne girdiğinde de Türkiye adına sevindirici, önemli bir adım atılmış olacak. Çok büyük bir olasılıkla hastalığın yüzde 50 ihtimalle önlenebilir olduğuna dair düşüncemiz var." diye konuştu.

"Proteinler kanserli dokuyla ilgili moleküler düzeyde bilgi veriyor"

KOÜ Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kasap da insan genomunun yaklaşık 22 bin gene sahip olduğunu aktararak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"22 bin gen binlerce farklı proteini kodlayabiliyor. Kanserli doku örneğindeki 50 bin farklı protein ile sağlık doku örneğindeki 50 bin farklı proteini karşılaştırmalı olarak analize tabi tutacağız. Hangi protein örnekleri birbirinden farklılık gösteriyor, bunları belirlemeye çalışacağız. Proteinler kanserli dokuyla ilgili moleküler düzeyde bilgi veriyor. Neden bu doku kanserleşmiş? Sağlık doku kanserleşmeden nasıl kalabiliyor? Bunun pratiğe yansımaları var. Bu proteinleri dikkatli analiz edip belirleyebilirsek, ilaç geliştirme şansımız olabilir veya kanserin erken tanısında, ilerleyiş sürecini izlemede bu proteinler bize ışık tutabilir, yardımcı olabilir."

Meme kanserinde protein analizleriyle erken tanı hedefi ile ilgili görsel sonucu

AA