Estetik cerrahide dünyada yapılıp da Türkiye'de yapılmayan hiçbir şey olmadığını belirten Plastik Cerrah Prof. Erol, "Hatta gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Türk cerrahları, birçok ülkenin plastik cerrahlarından çok daha iyi ameliyatlar yapmaktadır özellikle de estetik cerrahide" dedi.

Türkiye’nin estetik cerrahide birçok Avrupa ülkesinden çok daha ileri seviyede bulunduğunu, söyleyen Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Onur Erol, sadece araştırma konusunda bazı eksiklerinin olabileceğini, bunun da mali sebeplerden kaynaklanan eksikler olduğunu anlattı. 

"Araştırmalar imkan bulunduğu takdirde fevkalade olarak yürümektedir. Plastik cerrahinin araştırmaları estetik cerrahiyle birlikte olmaktadır" diyen Erol, önceleri estetik operasyonlar için yurt dışına gidildiği yönünde haberler duyduklarını ancak artık bunları duymadıklarını dile getirdi. 

“DIŞARIYA” GİTME ÖZENTİSİ VAR

Dışarıya özentinin her şeyde olduğunu ifade eden Erol, şöyle devam etti:

"Amerika'daki kişilere bile bakıyorsunuz çok daha iyi işler yapılmışken, özenen insanlar Brezilya'ya gidebiliyor. Fakat ülkemizde bu durum gittikçe azaldı. Mecmualarda sayfa sayfa ameliyat öncesi sonrası hasta resimleri yayımlanarak Avrupa'daki uydurma adamların reklamları yapılıyordu ve bu doktorlara giden hastalar, son derece mutsuz olup dönüyorlardı. Reklamla insanların kötü yöne gitmelerini sağlamak kolay. Çünkü reklamlara inanılır. Artık o özenti gitmiş durumda. Evvelce bizim ülkemizde bir güvensizlik vardı. Hijyen, hastane durumu gibi. Fakat biz bunu üç türlü yıktık; birincisi yayınlar, ikincisi kongrelerde kendimizi göstererek, üçüncüsü de yapılan güzel işlemler. O kişilerin Avrupa'ya dönüp, yapılan başarılı ameliyatları göstermesi memnuniyetin ve güvenin artmasını getirdi. Bunun böyle devam etmesi için kaliteyi iyi korumamız gerekiyor."

“ESTETİK TURİZMİ İKİ YÜZÜ KESKİN BIÇAK GİBİ”

Erol, estetik cerrahide Türkiye'ye bir sağlık turizminin başladığını, bunun gittikçe de arttığına işaret ederek, İngiltere, Hollanda, Almanya, Fransa, İsveç ve Azerbaycan başta olmak üzere birçok ülkeden hasta geldiğini kaydetti.

Estetik turizminin iki yüzünün keskin bir bıçak gibi olduğunu, avantajları kadar dezavantajlarının da bulunduğunu aktaran Erol, sağlık turizmiyle uğraşan tur operatörlerinin kaliteye yönelik çalışmasının hem o ülkeye hem de hastaya zarar vermeyeceğini belirtti.

"TÜRKİYE'DE EN SIK YAPILAN ESTETİK OPERASYON SAÇ EKİMİ"

Erol, ayrıca kendi branşı olmadığı halde işlemler yaparak insanlara zarar veren kişilere karşı halkın bilinçlenmesi, bu konuda iyi bir araştırma yapılması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'de en sık yapılan estetik operasyon saç ekimidir. Ancak cerrahi beceri isteyen, görece zor ameliyatlar bence ülkemizin prestijidir ve bu operasyonlarla en iyi biçimde temsil edilmekteyiz. Azeriler Türklerden estetik tercihler ve cilt yapısı olarak farklı değil. Dolayısıyla burun, meme, bölgesel incelme ve cilt gençleştirme için aynı işlemleri yapıyoruz. Araplarda ise yüz germe, karın germe, Vaser Liposuction, burun ve cilt gençleştirme uygulamaları ağırlıkta. Azeri ve Türklerde meme büyütme ameliyatları çoğunluktayken Araplarda meme küçültme ameliyatları daha fazla yapılıyor. Kırışıklık ve sarkma konusunda ise Avrupalılardan farklı bir program uygulamaktayız. Anglosakson cilt yapısı leke ve kırışıklığa meyillidir, geç sarkar. Arap ve Azerilerin de bizler gibi cilt yapısı daha kalın ve görece yağlıdır, geç kırışır, ama bu ciltlerde de daha çok sarkma problemi görülür. Biz ameliyatsız cilt germe sistemi ya da cilt germe ameliyatlarıyla bu sorunları çözmekteyiz."

BİRİKİM, TECRÜBE, EKİPMAN…

Prof. Dr. Erol, estetik cerrahinin rekonstrüktif yönünün ciddi bir birikim, tecrübe ve ekipman gerektirdiğine dikkati çekerek, "Türkiye'nin bu alandaki başarıları zaten dünyaca takip edilip takdir görüyor. Yurt dışından yara, yanık izleri, doğumsal bazı lekeler, kaza izleri gibi sorunları gidermek için de insanlar ülkemize geliyor" şeklinde konuştu.