Mısır ve Tunus'ta başlayan ve ardından Ortadoğu'nun diğer bazı ülkelerine yayılan halk hareketleri, ABD'deki çeşitli düşünce kuruluşlarında tartışılmaya devam ediyor.

Merkezi ABD'nin Atlanta kentinde bulunan Istanbul Center tarafından Atlanta'daki Morehouse Koleji'nde "Demokrasi mi, Statüko mu? Geçiş Sürecindeki Mısır ve Ortadoğu" başlıklı panel düzenlendi.

Panelde konuşan Georgia Eyalet Üniversitesi Siyaset Bilimi Fakültesi öğretim üyesi Raşid Naim, Mısır'daki mevcut siyasi durumu devrim olarak nitelendirmek için daha çok erken olduğunu savundu.

Mısır'ın değişim kargaşası içinde olduğunun kesinlikle söylenebileceğini ifade eden Naim, ancak devrik Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek rejiminin kurumlarının henüz ortadan kaldırılmadığına ve protestocuların taleplerinin aksine, olağanüstü hal yasasının da hala yerini sağlam biçimde koruduğuna dikkati çekti.

"ORTADOĞU'DAKİ BİRÇOK İSLAMCI HAREKET BATI'YA FIRSAT SUNUYOR"

Naim, Ortadoğu'da Mübarek gibi birçok liderin, Batı'yı korkutmak ve iktidarlarını muhafaza etmek için İslamcı partilerin tehdidini kullandığını, ancak Mısır'daki Müslüman Kardeşler de dahil olmak üzere, bölgedeki birçok İslamcı hareketin aslında Batı'ya işbirliği ve karşılıklı yarar sağlayacak bir gelecek için en iyi fırsatı sunduğunu öne sürdü.

Bu hareketlerin El Kaide gibi şiddet yanlısı grupların ideolojisi ve yöntemlerine meydan okuyabileceğini belirten Naim, Müslüman Kardeşler gibi birçok partinin, mevcut sistemler bünyesinde değişim için çalışmaya hazır olduğu görüşünü dile getirdi.

Bununla birlikte, bu tür partilerin bölgenin genelinde varolduğunu ve hepsinin birbirinden farklı özellikler taşıyabildiğine işaret eden Naim, bu partilerin ne kadar güçlü olduklarının, arkalarında ne kadar desteğin bulunduğunun ise şu anda bilinemeyeceğini, bu sorunun cevabının ancak serbest ve adil seçimlerle verilebileceğini söyledi.

Naim, Ortadoğu'da nüfuslarının çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ülkelere peşinen şiddet yanlısı etiketi yapıştırılmasını da eleştirerek, Mısır'daki protestocuların, saldırılara uğradıkları zaman bile hükümet yetkililerine karşı şiddet kullanmadığına dikkati çekti.

Protestolarda Mısırlı Hıristiyan ve Müslümanların dayanışma içinde hareket ettiğini gösteren fotoğrafların da, Müslümanlar ve Müslüman olmayanların birbirleriyle iyi geçinemeyeceği şeklindeki basmakalıp yargıları yıktığını ifade eden Naim, ayrıca protestolara katılan kadınlara da büyük saygı gösterildiğini ve bunun, kadınların da Mısır toplumunun rejim değişikliği ve demokraside eşit paya sahip bir parçası olduğu yönündeki anlayışı yansıttığını sözlerine ekledi.

"ABD, BÖLGEDEKİ MÜTTEFİKLERİNİ YALNIZ BIRAKMAMALI, ONLARA GÜVENCELER VERMELİ"

Georgia Tech Üniversitesi Sam Nunn Uluslararası İlişkiler Okulu öğretim üyesi Lawrence Rubin de, ABD Başkanı Barack Obama yönetiminin Mısır'daki protestolar süresince verdiği değişken tepkilerin, yönetim içinde farklı görüşlerin bulunduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

ABD'nin şimdi Mısır'ın yeniden şekillenmesini bölgesel istikrar doğrultusunda biçimlendirmek için olumlu bir fırsata sahip olduğunu fikrini dile getiren Rubin, uzun vadede ideal seçeneğin ABD'nin, Ortadoğu'nun geri kalanında da meşru ve demokratik yönetimlere geçişleri desteklemesi olduğunu, bu değişimlerin, ABD'nin stratejik çıkarlarıyla, demokrasiye olan desteği arasındaki boşluğu daraltacağını savundu. 
Ancak Rubin, ABD'nin, çıkarlarına zarar verme potansiyelini taşıyan bu demokratik değişimleri desteklerken, kendi çıkarlarını nasıl yükseltebileceği noktasında bazı risklerin de bulunduğunu belirtti.

Mısır'ın nasıl bir hal alacağının, Mısır'ın komşularında tedirginlik yaratması, hatta mevcut barış anlaşmalarına ve işbirliği ilişkilerine zarar vermesi riskinin de varlığına işaret eden Rubin, bu tür belirsizliklerin, ABD'nin, bölgesel müttefiklerini kendi kaderlerine bırakmayıp, onlara güvenceler vermesi ve barış süreci yolundaki gayretlerini sürdürmesi gerektiği anlamına geldiğini kaydetti.

Rubin, Ortadoğu ülkelerinin, Amerikan yardımlarını kabul etmeleri halinde ABD'nin kuklaları gibi görünmekten çekindiğine işaret ederek, Washington'ın bu ülkelere tehditkar tavır takınmaktan sakınması ve etkisini karşılıklı yarar sağlayacak şekilde kullanması gerektiğini de ifade etti.

"MISIR'DA YAŞANANLAR, ORTADOĞU'DA BERLİN DUVARI'NIN YIKILIŞI"

Istanbul Center'da Akademik İşler Direktörü İsa Afacan da, Soğuk Savaş sonrası dönemde birçok Doğu Avrupa ülkesinin, serbest piyasa ekonomisi, şeffaflık, hukukun üstünlüğü ve demokrasi gibi değerleri benimseyerek yeni dünyaya entegre olmaya başladığına, ancak bu dönüşüm sürecinin bütün ülkelerde aynı şekilde görülmediğine dikkati çekti. Afacan, örneğin Ortadoğu'da, otokratik rejimlerin yoğunlukta olması, ABD'nin bölgede istikrar ve statükonun sürdürülmesi ve İsrail'in güvenliğinin korunmasına yönelik baskın rolü gibi nedenlerden ötürü, demokrasi, serbest piyasa ekonomisi, hukukun üstünlüğü ve açık toplum olmaya doğru benzer değişimlerin bugüne kadar hayata geçirilemediğini anlattı.

Tunus ve Mısır'da yaşananların, Soğuk Savaş sonrası gerçekliklere geçişi "nihayet yansıttığını" kaydeden Afacan, bölgede, otoriter yönetimlere karşı hareketlerle birlikte, 10 ila 20 yıl sürme ihtimali olsa da bir "normalleşme süreci" yaşandığını belirtti.

Mısır'daki krizin sembolik açıdan "Ortadoğu'da Berlin Duvarı'nın yıkılışı" anlamına geldiğini kaydeden Afacan, Berlin Duvarı'nın Soğuk Savaş'ın sona erdiğini teyit etmesi gibi, Mısır devriminin de bir şekilde, Ortadoğu'da İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden bu yana varolan düzenin sonuna gelindiğinin sinyallerini verdiğini söyledi.

Afacan, Türkiye'nin de, askeri darbeler, ekonomik sıkıntılar gibi zorluklarla dolu bir yoldan geçmiş olmasına rağmen, siyasi ve ekonomik dönüşüm sürecini hayata geçirmeyi başararak, nihayetinde laik bir demokrasi ve Müslüman dünyasının en büyük ekonomisi haline geldiğine ve şimdi çeşitli kesimlerce Türkiye'nin, Mısır ve Tunus için model ülke olarak gösterildiğine işaret etti.

-"MISIR'IN DEMOKRATİK GELECEĞİNİ ORDU BELİRLEYECEK"-

Mısırlıların demokrasiye hazır olup olmadığına dair bir soru üzerine Afacan, kısa ve uzun vadede ülkenin demokratik geleceğini ordunun belirleyeceğini, Amerikan dış politikasının da Mısır'daki değişimde rol oynayacağını söyledi.

Raşid Naim de, Mısır'da yaşananların "devrim" olarak nitelendirilemeyeceği yönündeki sözlerine dair bir soru üzerine, gerçekçi olunması gerektiğini, Mısır'da Mübarek rejimine ait kurumların hala yerinde olduğunu, ordunun demokratik reformlar sözü vermiş olmasına rağmen, bu kurumun Mübarek'i destekleyen ve Mübarek tarafından da desteklenen bir kurum olduğunun unutulmaması gerektiğini belirtti.

"Mısır'da devrik yönetimin kurumları ortadan kaldırılır mı, yoksa daha mı güçlendirilir, bunu zaman gösterecek" diyen Naim, Mısır dışındaki diğer protesto hareketlerinin geçmişte çeşitli siyasi ajandaları savunan gruplarca sabote edildiğine dikkati çekerek, aynısının şimdi Mısır'da yaşanmamasını umduğunu kaydetti.

AA

Fotoğraflar: Istanbulcenter.org