Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, erken seçim kararının ardından ilk kez katıldığı televizyon programında konuştu.

NTV Siyasi İşler Özel programında Erdoğan, gündemdeki tüm sıcak gelişmeleri Ahmed Arpat moderatörlüğünde, Okan Müderrisoğlu, Serpil Çevikcan ve Mustafa Kartoğlu'nun soruları aracılığıyla değerlendirdi.

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

  • Böyle bir program yeni planlanmadı tabi. Benim çok önceden verdiğim sözdü gerek Okan’a gerek Serpil’e ve Mustafa Bey’e. Böyle olunca NTV’de bu programı gerçekleştirelim dedik. Bu akşam biz yurtdışında da izleniyor olacağız. Ülkemiz demokrasisi için, ekonomimiz için birlik beraberliğimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bizim tabii hafta başında da sayın Bahçeli ile bu hafta içinde bir görüşme arzumuz olmuştu.

'GRUP KONUŞMASINDA 2019'U VURGULADIM ÇÜNKÜ ARKADAŞLARIMIN NE DİYECEĞİNİ BİLMİYORDUM'

  • Sayın Bahçeli’nin de Çarşamba günü saat 13.30 için bir mutabakatı olmuştu. Salı günü böyle bir durum ortaya çıkınca aynı gün benimde malum grup konuşmam vardı. Orada yine 2019’u vurguladım ben. Çünkü arkadaşlarımın henüz ne diyeceğini bilmiyordum. Daha sonra hemen toplantı odamızda arkadaşlarımı toparladım ve ilk değerlendirmeyi yaptım. Bu değerlendirmeden sonra bir de geniş çaplı değerlendirelim istedim. Sonrasında bizim için artık erken seçim noktasında bir tarih ve bu konuyla ilgili takvimin belirlenmesi kalıyordu. Çarşamba günü sabahı tekrar arkadaşlarımla bir görüşme yaptım. Sayın Bahçeli ile görüşmeye bu şekilde girdik ve görüşmemiz esnasında teklifimizi bizler de aynen kendi tekliflerine karşı teklif olarak sunduk. Olumlu yaklaştılar ve 24 Haziran’ı gerek ülkemizde okulların kapanmasını düşünerek gerek üniversite imtihanlarının yapılacağını düşünerek, malum YÖK Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olduğu için.

'SERİ KARAR ALABİLMENİN İSPATI OLDU'

  • Burada çok seri karar alabilmenin bir ispatı da oldu bu. Hemen sayın başkana konuyu arkadaşlarım ilettiler ve hemen YÖK toplandı ve bir hafta sonraya imtihanları aldılar. Biz de 24 Haziran kararını aleniyete geçirmiş olduk. 24 Haziran tarihini erken seçim tarihi olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapmış olduğu basın toplantısında açıklamış oldum. Böylece 24 Haziran artık yaz tatiline filan gitmeden bayramın hemen ertesinde, üniversite imtihanlarına hemen hazırlık noktasında 1 haftalık süreyi koyarak giriyoruz. Tekrar ülkemiz ve milletimiz için inşallah hayırlara vesile olsun diyorum. Bütün milletimiz bu yola çıkarken tabii ki en ağır görev Yüksek Seçim Kuruluna düşecek. Yüksek Seçim Kuruluna da başarılar diliyoruz.

'ERKEN SEÇİM, AK PARTİ PRENSİPLERİ ARASINDA HİÇ OLMADI'

  •  ('Baskın seçim, danışıklı dövüş' iddialarıyla ilgili) Bu iddiaların hepsi ortada. Çünkü ana muhalefet, erken seçim konusunu aylardır gündemde tutuyor. Erken seçimle yattılar, erken seçimle kalktılar. Böyle bir durum söz konusu değil. Fakat bizim de malum erken seçim konusu, AK Parti olarak bizim prensiplerimiz arasında hiç olmamıştır. O süreçlerde özellikle bu konulara, 'bizim için gündemde erken seçim yok' demişiz. Son cumhur ittifakını beraber olgunlaştırdığımız müttefikimizin bu açıklaması durumu değerlendirmemizi gerektirdi. Bunun üzerine durumu değerlendirelim istedik. Değerlendirdik ve böylece buraya geldik. Yoksa önceden böyle bir görüşme, sufle etme söz konusu değil. Nitekim yola da böyle çıkışımız oldu.

'ERKEN SEÇİM KARARINDA DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ TEK ŞEY ÜLKEMİZİN HUZURU'

  • Erken seçim kararından önce Cumhurbaşkanlığı seçimine 1.5 yıl vardı. Yani bu ne demektir? Ben 1.5 yıl daha cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturma rahatlığına erişebilirdim. Biz bunu düşünmedik. Bizim düşündüğümüz tek şey var, ülkemizin huzuru, refahı nerede? Burada ana muhalefetin madem ki böyle bir hırsı var, onların hırsını da rahatlatalım istedik. Onun için adımı atalım, onlar da rahatlasınlar. Durmadan 'er meydanı, er meydanı' diyor. Biz de her meydanı dedik. Buyursunlar şimdi her meydanında inşallah milletimiz bedeli ödetecek, soracak.

'MİLLETİMİZ DEVAM DERSE DEVAM EDERİZ, TAMAM DERSE SAYGI DUYARIZ'

  • Eğer bize 'devam' derse milletimiz, devam ederiz, 'tamam' derse saygı duyarız, yapılacak iş budur. Biz eserlerimizle ortadayız. Muhalefetin hangi eseri var bilemiyorum. Demokrasiyse, demokraside bizim eserlerimiz ortada. Hak ve özgürlüklerse, hak ve özgürlükler konusunda her şeyimizle ortadayız. Adalet, kalkınma ve atılım noktasında yaptıklarımız ortada. Dolayısıyla bu noktada bizim herhangi bir sıkıntımız zaten yok.  Tüm dünya Türkiye'deki gelişmeleri izliyor.
  • Zaho'da, Hakurk'ta aynı şekilde bu darbe harekatı devam ediyor. Bütün bunların yanında Gabar'da, Cudi'de, Bestler Dereleri'nde, Tendürek'te, Kandil'de operasyonlarımız kararlılıkla devam ediyor. Şu an itibarıyla Afrin'de 4 bin 254 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Kuzey Irak'ta 346 terörist etkisiz hale getirilmiştir. İçeride 240 terörist etkisiz hale getirilmiştir.

'ÖSO İLE MEHMETÇİĞİN BİRLİĞİ BERABERLİĞİ, BANA ÇANAKKALE'Yİ ANDIRIYOR'

  • Bütün bunların yanında ÖSO'yu da tebrik ediyorum. Bizim yaklaşık 56 şehidimiz var. 56 şehidimizin yanında ÖSO yüzlerce şehit vermiştir. Bu konuda en ufak bir ayrım yok. Onların, Mehmetçiğimize olan sadakati, bağlılığı, Mehmetçiğimizin onlara olan sevgisi, sadakati… Nasıl bunlar bir oldular, beraber oldular da bu operasyonlarda bu başarıyı sağladılar. Bu bana adeta Çanakkale'yi andırıyor. Çanakkale'de sadece Mehmekçiğimiz yoktu. Dünyanın değişik yerlerindeki Müslümanlar, burada gelip Mehmetçiğimizle beraber olduysa, burada da benzer tabloyu görüyoruz. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum, gazilerimize Allah'tan şifalar diliyorum.

'BUNA NEREYE KADAR İNANACAĞIZ? BİR YERE KADAR BUNU YUTTUK DİYELİM'

  • Batının tehdit projeksiyonu var. Güneydeki YPG/PKK/DEAŞ bunlar söyleniyor. Şimdi şu söyleniyor, DEAŞ'a karşı bu bir mücadeledir veya ona karşı bir savaştır gibi laflar ediliyor. Buna nereye kadar inanacağız? Bir yere kadar bunu yuttuk diyelim. Fakat ben şuna bakıyorum, 5 bin tır ABD buraya silah gönderiyor. 2 bin kargo uçağıyla buraya malum silahlar geliyor. Buraya biliyorsunuz 20 kadar üs var bunlar indiriliyor. 

'BİZ ABD'DEN PARAMIZLA SİLAH ALAMIYORUZ, BU TERÖRİSTLERE SİLAHLAR ÜCRETSİZ VERİLEBİLİYOR'

  • Biz şunu düşünüyoruz Kuzey Suriye'de bu üsler kime karşıdır? 911 kilometre sınır kimin sınırı? Bizim sınırımız. En yakın olan neresi? Biziz. Peki Amerika'nın yanında kim var? Koalisyon güçleri var. Koalisyon güçlerinin de burada ek silahları var. Peki başka kim olabilir? İkinci derecede olsa olsa İran olabilir, üçüncü derecede Rusya var. Çünkü Rusya, hatta ona ikinci derece de diyebiliriz çünkü 5 üssü var. Ama birinci derecede biz varız. Peki Türkiye Amerika ile NATO'da müttefik değil mi? Biz paramızla ABD'den silah alamıyoruz ama ABD bu teröristlere bu silahları ücretsiz verebiliyor. Demek ki tehdit öncelikle stratejik ortaklardan geliyor.
  • Sıkıntı burada. Gelin, oturalım beraber bu işi çözelim. Bunu Sayın Obama döneminde de çok uğraştık. Bizim bir zeytinlik operasyonumuz söz konusuydu, aylarca gündemdeydi biz bunları yapamadık. Gerçekleştiremedik, sürekli oyaladılar. Bu döneme geldik, artık baktık ki bu olmayacak, bunun üzerine biz kararımızı verdik, göbeğimizi kendimiz kestik ve adımı attık.

'CENEVRE BUGÜNE KADAR SONUÇ DOĞURMADI'

Erdoğan, Astana sürecinin ön planda ciddi manada yer aldığını, birinci Soçi'nin aynı şekilde ardından Ankara görüşmelerinde Rusya, Türkiye ve İran'ın bir araya geldiğini, üçüncüsünü Tahran'da yapacaklarını, bu çalışmaları bu şekilde devam ettireceklerini aktardı. Astana'nın öneminin korunması gerektiğini ancak Astana'yı Cenevre'nin önüne çıkarmak gibi bir dertlerinin olmadığını ve Cenevre'nin bugüne dek sonuç doğurmadığını ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

'SÜREKLİ OLARAK ÖLÜM YAĞDIRMAYA MERAKIMIZ YOK'

  • Biz burada ancak 3 ülke bir araya gelebildik. Başkalarına da yasak koymuş değiliz. Ama Cenevre bugüne kadar sonuç doğurmadı, yani sonuç odaklı çalışmadı. Biz buralardan çıkacak neticeyle derdimiz Suriye'nin kuzeydoğusuna doğru barış bölgesini yaygınlaştırmak. Çünkü buralar bize hep sınır. Ciddi tehditler aldığımız yerler var. Bunlardan en önemlisi biri Ayn el-Arab'tır. Buradan hep tehditler aldık. Bu bölgeler insanların akrabalarının olduğu bölgelerdir. Ama hassasiyetle bunlar yeter ki bizi taciz etmesinler, yeter ki bizim bölgemize tehdit savurmasınlar. Bu olmadıktan sonra zaten bizim bu bölgelerle sürekli olarak ölüm yağdırmaya merakımız yok.
  • Ana mesajları şu anda açıklamam doğru olmaz, zira arkadaşlarım çalışmaya başladılar, çalışıyorlar. Tabii hafta başından itibaren bizzat bu çalışmaların içeresinde ben de bulunacağım ve arkadaşlarımızın hazırlıklarını beraberce gözden geçireceğiz. Buradaki bütün hedef, Yüksek Seçim Kurulu'nun açıklayacağı seçim takvimidir. Onlar resmi seçim takvimini açıklayacak ki biz de gerçi önceden bazı hazırlıklar var ama kendi takvimimizle onu örtüştüreceğiz. Böylece yol haritamızı da ona göre belirleyeceğiz. Temayül yoklamasını yapacağız, çünkü temayül olmadan milletvekili adaylarımızı belirlemek doğru olmaz.
  • Her an seçime rahatlıkla girebilecek noktadayız. Diğer siyasi partilere göre en hazırlıklı partiyiz. Çünkü İstanbul ve İzmir kongreleri hariç bütün kongreleri bitirdik, kadın kolları ve gençlik kolları kongrelerini de yaptık.

'BAŞBAKANLIĞIMIN İLK ANINDAN İTİBAREN BÜROKRASİYE KARŞI SAVAŞ VERDİM'

  • Öyle bir bürokratik oligarşi var ki bu bürokratik oligarşi, sizin atacağınız her adımda adeta bileklerinizde bir kelepçe. Başbakanlığımın ilk anından itibaren ben bürokrasiye karşı adeta savaş verdim. Ama siz parlamenter demokraside bunu bir yere kadar başarabiliyorsunuz, bütünüyle başaramıyorsunuz. Örneğin şimdi durum böyle olmayacak, daha farklı olacak.

'KUVVETLER AYRILIĞI DAHA GÜÇLÜ ÇALIŞACAK'

  • Burada karar verme noktasında en güzel şeyi bu işin malum, yasama, yürütme, yargı… Kuvvetler ayrılığı noktasındaki güç, bu dönemde çok daha farklı ama çok daha güçlü çalışacak, ama devleti bağlayıcı bir güç olmayacak. Bana göre devleti destekleyen, güçlendiren bir güç haline gelecek. Bu bizim için önemli. Nedir bu? Mesela yürütmede parlamentodan kabine oluşturmuyorsunuz, dışarıdan bir kabine oluşturuyorsunuz. Oluşturduğunuz bu kabine sizin için bağlayıcı mı? Siz bu kabineyle her an istediğiniz gibi, bunları alıp bir kenara koyabilirsiniz. Gelenler de zaten bunu bilecek. 'Ya ben başkanla beraber giderim veyahut da başarılı olamazsam her an gidebilirim.' gibi bir durum olacak. Dolayısıyla o da altındakilere karşı böyle bir davranış içinde olacak. Çünkü netice almak, başarılı olmak mecburiyetinde.
  • ABD'de Tillerson dünyanın en büyük petrol şirketinin başındaydı. Dışişleri Bakanlığı'na getirildi. Trump hiç haber vermeden kendisini o görevden aldı. Onun kabinede aldığı maaşın ExxonMobil'de aldığı maaşla mukayese edilir bir yanı var mıydı? O sadece bir vatanseverlikti, vatanına hizmet babında kendisine böyle bir görev teklif edilince, o da geldi böyle bir göreve başladı. Trump görevden de alınca, teşekkür etti ayrıldı. Biz de böyle bir döneme alışacağız. Yeni dönemin güzelliği de burada. Biz de özel sektörde başarılı arkadaşlara kabine teklifi yapabiliriz.
  • MHP'yle normal şartlarda dahi azami müştereklerimiz var. Ama bir CHP'yle doğru dürüst asgari müştereğimiz bile yok. Niye? CHP, yeri geldiği zaman teröristlerle el ele, kol kola girebiliyor, onlarla beraber yürüyebiliyor, onları savunabiliyor. Elimizde çok belgeler var. Cumhur ittifakında bizim belirleyici 4 esasımız tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ve yerli ve milli olmamız. Böyle bir şey öbürlerinde olmadığı için bunlarla yapılması mümkün değil. Benim milletim bu ittifakın hasılasını görecek. Bu ittifaka sarılacak. Bunu başarmamız şart ki milletimizin muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkabilsin. Bizde bu insan potansiyeli, bu güç var. Bu insan potansiyeli, bu güç olduğuna göre, biz birçok şeyi niye başaramayalım?

'CHP'NİN ANLAYIŞI YERLİ VE MİLLİ DEĞİL'

  • (İttifakın dışındakiler gayri milli mi oluyor? sorusuna) Onu, o şekilde değerlendirmemiz doğru olmaz. Şu var, ana muhalefetin ülkenin kalkınmasına bakış anlayışı milli değil, yerli değil. Bakıyorsunuz sizi Batı'ya gidip sürekli olarak şikayet eden bir ana muhalefet anlayışını milli olarak değerlendirebilir misiniz? Türkiye'ye cephe açan ülkelere gidip sizi şikayet eden bir siyasi partiyi milli olarak değerlendirebilir misiniz? Şu anda arkasında terör örgütünün olduğu malum, sözde bir parti ülke ülke dolaşıp kimi şikayet ediyor? Bizleri şikayet ediyor. Böyle bir şey olabilir mi? Sen gel ülkende çalış, halkına kendini ideal bir şekilde anlat, halkın da seni en ideal şekilde değerlendirsin. Ama anlatamayınca, Türkiye de bir hukuk devleti olduğuna göre, bu hukuk devletinin içerisinde bu kurallar senin için de işleyecektir, diğerleri için de işleyecektir.

'BU ASRIN TÜRK ASRI OLMASINI DÜNYAYA GÖSTERECEĞİZ'

  • Biz, neredeyse Anayasa'yı değiştirme çoğunluğuna sahip olduğumuzda bile Anayasa Mahkemesi bizimle ilgili kapatma davası açtı ya. Anayasa'yı değiştirecek güce, potansiyele parlamentoda sahip olduğumuz zaman. O zaman ana muhalefet 'Ankara'da savcılar var.' diyordu. Biz bunları yaşadık. Ama hayırlısıyla o dönemi de atlattık. Şimdi yeni bir sürece inşallah yerli, milli, 'tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' anlayışıyla gireceğiz ve yoğun bir çalışmayla da inşallah bu asrın Türk asrı olmasını dünyaya göstereceğiz.
  • Bu ittifaka tarafların saygı duyması, sahip çıkması, ittifakın iki parti açısından da başarılı olmasını getirecektir. İttifak sütununda 2 parti olduğuna göre mühür, hangi tarafa vurulursa onun hanesine yazılacaktır. Bir de tabii sonucunda da mührün iyi vurulmamış olması halinde de yine bu sayısal dağılımda burada yine oradaki çoğunluğa göre bir dağıtım yapılacaktır. Bütün bunlarla beraber oradaki sayının bir tane fazla olması dahi icabında bu ittifakı çok daha güçlü kılabilir. Milletvekili sayısı açısından söylüyorum…

'CUMHUR İTTİFAKININ ADAYI BELLİDİR'

  • Parlamentoda başkan noktasında başkanın güçlü olması da büyük öneme haiz. Cumhur ittifakının buradaki başkan adayı zaten bellidir. Cumhur ittifakının başkan adayı olarak burada eğer cumhur şahsımı seçerse, seçmesi halinde bizler tabii parlamentodaki bu cumhur ittifakına layık olmaya, onların şahsında, milletimizin layık olmanın gayreti içinde olacağız. Başarılı olma durumunda da tabii cumhur ittifakının çıkaracağı kanunlar var, ama cumhurbaşkanı olarak şahsımın çıkaracağı kararnameler var. Bütün bunlar bir uyum içerisinde millete hizmet yolunda büyük adımların atılmasına da inşallah vesile olacaktır.
  • Cumhurbaşkanını seçmek, çok çok zor değil, kolay. Cumhurbaşkanı adayı pusulada zaten belli, o pusulayı ayrı bir zarfta kullanacak. Ama ittifakın içerisinde de partiler, iki parti, kendi milletvekillerini belirleyecek. Orada onu belirlerken de tabii ki zaten logonun yerinden öte sütün, o sütunun içerisinde mührü nereye basarsa bassın geçerli oy ve onun lehine kullanılacaktır. Zor bir şey yok. Ne kadar oy çıkarsa, oy miktarınca milletvekili sayısını o ilde, o parti çıkarabilecektir. Buradaki dayanışma özellikle cumhurbaşkanı konusunda çok önemli. Bir de her partinin kendi ilkeleri istikametinde alacağı oyuyla kendi milletvekili sayısını belirleme noktasında önem ortaya koyacaktır. Ciddi sıkıntı olacağı kanaatinde değilim.
  • (MHP ile ortak miting) Böyle bir talebin olması noktasında, olumsuz görüşümüz söz konusu değil.
  • (Kılıçdaroğlu'na ilişkin) Başkasını aramasına gerek yok, kendisi meydana çıksın. Şahsen ana muhalefetin başındaki zatın burada olmasını isterim. Bu yarışa girsin.
  • Saadet Partisi ile 2-3 kez görüşme yaptık. Herhangi bir netice malesef alamadık. Gördüğümüz kadarıyla CHP'yle daha uyumlu görüşmeleri oluyor. Ama BBP ile görüşmelerimiz oldu. Onlarla bu noktadaki ittifakımız çok farklı bir zeminde olacaktır. Ona göre adını koyacağız.
  • (İYİ Parti'nin seçimlere girmesi) O, malum Yüksek Seçim Kuruluyla Yargıtay Başsavcılığının yapacağı veya yaptığı görüşmelerin ki bugün görüşmeleri olacaktı, yani oranın vereceği karar neyse o karara hepimizin saygı duyması lazım. Girmesi gerekir diyorsa girer, aksi bir durum olursa aksi olur. Ben şu anda o nokta girmesi, girmemesi noktasında bizim bir sıkıntımız söz konusu değil.
  • OHAL'in olmadığı dönemlerde terör bölgesi diyebileceğimiz bölgelerde çok sıkıntılar yaşandı. Birileri tarafından vatandaşların oylarının kullanılması suretiyle PKK destekli partiler seçildi. OHAL ile çok daha sağlıklı ve rahat bir kampanya yürütme şansını tüm partiler kazanacaktır.
  • ABD'nin bu noktadaki beyanlarına ben önem vermiyorum. Kendimiz ne diyoruz bu önemlidir. AGİT sürekli olarak gözlemcilerini gönderdi. Türkiye'de hiçbir zaman seçim şaibeleri yaşanmamıştır. Biz yüzde 86 katılımla seçim gerçekleştirmiş ülkeyiz.
  • Mühürlü-mühürsüz pusula noktasında artık böyle bir sorun bu seçimlerde yok, kalkıyor ortadan. Ana muhalefetin mühür noktasındaki yaklaşımıysa eğer burada sandık kurulundaki mühürden öte YSK'nın mührüdür. YSK zaten bunların hepsini, bu mühür işlerini bitirerek bunları torbalıyor, ilgili yerlere gönderiyor. Bu konularda herhangi bir sıkıntı söz konusu değil.
  • Altına endeksleyerek iş yaparsak daha kolay olur. İthalat, ihracatta yerli ve milli parayı önemsiyorum. Faizi ne kadar yükseltirseniz enflasyon da yükselecektir. Faizi indirdiğimiz anda enflasyon da düşecektir. Kur-faiz ilişkisini şu anda Batılılar gibi düşünmüyorum. Burada bizim için kur noktasında en ideal olanı şu yerli ve milli para konusudur ki kesinlikle iki kere iki dört, kur baskısını ortadan kaldırır. Faizi de düşürdükçe o da kuru ciddi manada aşağıya çekecektir.
  • (Milletvekili adayları listesine FETÖ'nün sızması ihtimaline ilişkin) Artık kolay değil. Çok hassasız. Her türlü inceleme ve araştırmayı yapıyoruz. Böyle bir sızmanın olabileceğine ihtimal vermiyorum.
  • Biz Afrin'deki Kürt kardeşlerimize değil, teröristlere karşı mücadele verdik. Ama kusura bakmasınlar Kürt etnik kökenine sahip olanlar ağırlıkta.
  • Dünyada barışa ihtiyacımız var, kavgaları bırakalım.