Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’e, “NATO da Türkiye’nin beklentilerini karşılamalıdır. Hava savunma sistemi konusundaki beklentilerimizin de karşılanmasını bekliyoruz” mesajını verdi.

Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alma hazırlıklarını devam ettiren Türkiye, üyesi bulunduğu NATO’dan beklediği savunma desteğini alamadığı tepkisini, Genel Sekreter Stoltenberg’in ziyaretinde de ortaya koydu.

Bakan Çavuşoğlu, Stoltenberg ile ortak basın toplantısında, karşı karşıya kaldığı tehditlerde Türkiye’nin yanında olduğu için genel sekretere teşekkür etti. Türkiye’nin tüm terör örgütleriyle mücadele ettiğini kaydeden Çavuşoğlu, bunu NATO müttefiklerinden de beklediğini anlattı. Çavuşoğlu, “Her şeyden önce müttefiklere ve NATO'ya bizim çağrımız, terörle mücadelede bize daha fazla destek vermeleri yönünde. Bugün müttefiklere yönelik en büyük tehdit terördür, terör örgütleridir” diye konuştu.

Türkiye’nin NATO’ya en çok katkı veren ülke olduğunu ve NATO’nun yurtdışı misyonlarını da desteklemeyi sürdüreceğini belirten Çavuşoğlu, “NATO’nun birliği beraberliği önemli. NATO da Türkiye'nin beklentilerini karşılamalıdır. Hava savunma sistemi konusundaki beklentilerimizin de karşılanmasını bekliyoruz” dedi

Çavuşoğlu, Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı açıklamalar konusunda ise, bunun yetkili isimlerden gelmediğini vurgulayarak, bu açıklamaları büyütmemek gerektiğini ifade etti.

Macron’a popülizm suçlaması: “Cumhurbaşkanı’na yakışır açıklama bekliyoruz”

Çavuşoğlu, Macron'un "Türkiye ile Rusya'yı ayırdık", "Doğu Guta'da kimyasal saldırılar artmasaydı Türkiye'ye gidip Erdoğan, Putin ve Ruhani ile görüşmeyi planlıyordum" şeklindeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:

"Maalesef birçok Avrupalı dostumuz işin ciddiyetinden uzak popülizmi tercih ediyor ve Fransa Cumhurbaşkanı'nın yaptığı açıklamalar da farklı ülkeler tarafından da yalanlandı. Bir cumhurbaşkanına yakışır şekilde açıklama bekliyoruz. Macron, üçlü zirve yapılmadan önce Ankara'ya gelmek ve bu zirveye katılmak istediğini söyledi. Cumhurbaşkanımız da Rusya ve İran liderini aradı. Rusya, 'Herhangi bir mahsuru yok, gelebilir' dedi. İran ise 'Üçlü toplantımızı yapalım, daha sonra 3+1 Fransa ile toplantımızı yapalım' dedi. Ama bu gelişmeler, Doğu Guta'da kimyasal silahların kullanılmasından önceydi. Bu olaylarla hiçbir ilgisi yok. Bundan bağımsız gelmek istedi ve üçlü toplantıya dahil edilmeyince de gelmedi. Olayı başka yerlere çekmeyelim. Doğruları söyleyelim ki herkes bilsin. Bunları açıklamak durumunda kalmamalıydık ama gerçeği söylemeyince bir Cumhurbaşkanı, biz söylemek durumundayız."

Türkiye, ABD’nin Menbiç’ten PYD-YPG’yi çıkarmasını bekliyor

Çavuşoğlu, ayrıca Suriye’de yürütülen askeri operasyonlarda NATO’nun desteği ve ABD ile müzakereler konusunu da değerlendirdi.

Terörle mücadelede çifte standarttan uzak durmak gerektiği görüşünü yineleyen Çavuşoğlu, Türkiye’nin Afrin’e yönelik Zeytin Dalı Harekatı için NATO'dan herhangi bir destek istemediğini belirterek, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kendi imkanlarıyla operasyonu başarıyla sonuçlandırdığını söyledi. Çavuşoğlu, “YPG ile ABD'nin Rakka'daki operasyonlarına bakın, Musul operasyonuna bakın, diğer şehirlerde, rejimin saldırılarına bakın. Yüzlerce, binlerce sivil öldü. Kısa sürede de operasyon tamamlandı. Şimdi buralara insani yardım ulaştırmada, bu insanların yaşam standartlarını yükseltmede, ihtiyaçlarını karşılamada, hep beraber iş birliği yapmamız lazım. Bu ti doğrudan NATO’nun görevi değil ama müttefiklerimizin burada işbirliği yapması lazım” dedi.

ABD’de Dışişleri Bakanlığı görevine Mike Pompeo’nun resmen başlamadığını işaret eden Çavuşoğlu, Menbiç ve diğer bölgeler konusunda ABD ile daha önce bir anlayışa varıldığını yineleyerek, şimdi ortada bir taslak yol haritası bulunduğunu, ABD'nin yeni dışişleri bakanı göreve geldiği zaman uygulama safhasına geçileceğini söyledi. Çavuşoğlu, “Münbiç’te YPG unsurları kalmış. Buraları kimin yöneteceğine ya da buraların güvenliğiyle ilgili kimlerin görev alacağına ABD ile beraber karar vereceğiz, yol haritasına göre. Menbiç modeli başarıyla uygulandıktan sonra diğer bölgelerin de istikrara kavuşması için Menbiç modelini uygulayacağız. Kısaca çerçevesi bu. Detayları var. Onaylandıktan sonra detayları sizlerle paylaşabiliriz. Şimdi bu yol haritası uygulanırsa hiçbir problem yok” ifadelerini kullandı.

Stoltenberg de Rusya ve İran’ı işaret etti

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ise, ABD’nin İngiltere ve Fransa’nın bilgisi dahilinde Suriye’ye müdahalesini sahiplendi. Stoltenberg, “Tüm uluslararası toplumun bu yasağı desteklemesi gerekir. Kimyasal silahlar kullanılırken sessiz kalamayız. Tepki vermek zorundayız, sorumluların hesap vermesini sağlamak zorundayız. Duma’da kullanılan kimyasal silahlar, Esat rejiminin destekçileri olan Rusya ve İran ile hareket ettiği alanda gerçekleşti. NATO müttefikleriyle paylaşılan istihbaratın yanı sıra açık kaynaklardan, basındaki haberlerden Duma’da kimyasal silahların kullanıldığını biliyoruz. Dünya Sağlık Örgütü de kimyasal silah kullanımıyla tutarlı semptomlar sergileyen siviller olduğunu bildiriyor” dedi.

Ayrıca Türkiye’ye yönelik destekleyici ve övücü açıklamalarda bulunduğu gözlemlenen Stoltenberg, “NATO'nun "birimiz hepimiz, hepimiz birimiz" prensibiyle hareket ettiğine işaret eden Stoltenberg, "Suriye'den gelen tehditlere karşı sınırlarını korumasına yardım etmek için Türkiye'yi, 2013'ten bu yana AWACS'lar, deniz devriyeleri ve tatbikatlar, füze savunma sisteminin konuşlandırılması gibi güvence tedbirleriyle destekliyoruz. Türkiye NATO için, NATO Türkiye için önemlidir. İttifakın 29 gücünün kuvveti de yan yana durarak birbirini korumalarından gelmektedir” diye konuştu.

Çavuşoğlu Yunanistan’a tepki gösterdi Stoltenberg sessiz kaldı

Çavuşoğlu ve Stoltenberg’e, ortak basın toplantısında, Ege’de Yunanistan ile artan gerilimi ve son olarak yaşanan bayrak dikme krizi de soruldu. Çavuşoğlu, Yunanistan Savunma Bakanı’na da tepki göstererek, özetle şunları dile getirdi:

“Yunanistan bizim komşumuzdur. İlişkilerimizi her alanda geliştirmek için birlikte adımlar attık. Sorunlar var mı, var. İhtilaflı konularımız var mı? Evet var. Bu ihtilaflı konulara bir çözüm bulmak için istikşafi görüşmeleri de sürdürüyoruz. Bizden önceki hükümetlerin başlattığı görüşmeler. Bu görüşmeler faydalı olmuştur. Görüş ayrılığı olduğu zaman tırmandırmadan üstesinden gelmemiz lazım. Evet daha önceki anlaşmalarla Lozan dahil, kime ait olduğu belirlenmeyen adacıklar, kayalıklar var. Yunanistan’ın başından beri ‘bizimdir’ diyor, biz de Türkiye olarak ‘Hayır, bizimdir’ diyoruz. Ama bu konuda bir görüş birliği yok. Ya da çözüme kavuşturulmamış. Yapılması gereken şey gerginliğe yol açacak adımlardan kaçınmaktır. Bu yaz Kardak’ta biliyorsunuz, Yunanistan bazı tırmandırıcı adımlar attı. Biz de gerekli tedbirleri aldık. Bir tane bot geldi bizim hücum botumuza çarptı. Biz her zaman söylüyoruz. Burada tehlikeli adımlar atmayın. Bir kaza çıkabilir. Ya da askerlerimizin elinden bir kaza çıkabilir. Maalesef, Yunanistan’ın bir savunma bakanı var kimisine göre iyi çocuk kimisine göre kötü çocuk. Yunanlılara göre söylüyorum. Popülizmi seviyor. Aşırı sağ partiden. Partinin de lideri. Tamam da onun şımarıklığı iki ülke arasındaki ilişkileri bozacak düzeye gelmemesi lazım. Dün akşam da üç sivil sanırım böyle bir davranışta bulunmuş. Komandolarımız gitti aldı, bu problem değil, gene alırız, yaparız ama bunlara ne gerek var. Karşı tarafın bu tür adımlardan kaçınması gerekiyor. Ya da durup dururken ilişkileri gerecek, Ege’de bir krize yol açacak adım atmamaları gerekiyor. Attıkları zaman da karşılığını buluyorlar. Dolayısıyla bu popülizmin de Yunanistan’a bir faydası yok. Biz iki NATO müttefiki ülke olarak daha pozitif gündeme odaklanmamız lazım. İkili ilişkilerimizi somut projelerle, demiryolu projeleriyle, İzmir-Selanik arası deniz seferleriyle diğer alanlardaki iş birliğimizle daha da güçlendirme yolunu tercih etmeliyiz.”

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ise, Yunanistan ile ilgili soru kendisine de yöneltilmesine rağmen bu konuda sessiz kalmayı tercih etti.

Ayrıca Stoltenberg, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da kabul edildi. Çavuşoğlu’nun da katıldığı görüşme 1 saat 10 dakika sürdü.