Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye'nin Suriye geneline Türk Kızılayı üzerinden toplam 30 bini aşkın TIR ile 630 milyon dolar değerinde yardım ulaştırdığını açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın konuşmasının satır başları şöyle;

"Türkiye-Rusya ilişkileri ciddi bir ivme yakalamış durumda"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ziyaretinde Türkiye Rusya ilişkileri kapsamlı bir şekilde ele alındı. Bildiğiniz gibi son yıllarda Rusya ilişkilerinde ciddi bir ivme yakalanmış durumda. Özellikle Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin temel atma töreni ile de bu ilişkinin ekonomik, ticari ve enerji boyutunda gerçekten bir dönüm noktası da yaşamış olduk. Bu bildiğiniz gibi 20 milyar dolarlık değeri ile Türkiye'deki tek kalemde yapılan en büyük yatırım. Tamamlandığı zaman Türkiye'nin enerji ihtiyacını, elektrik ihtiyacının yüzde 10'unu karşılayacak. Ayrıca yine projenin tamamı, 4 faz tamamlanıp 4 bin 800 megavatlık enerji üretimine geçildiği zaman 3 bin 500 kişiye istihdam sağlayacak. Rusya ile ticari ilişkilerimiz de biliyorsunuz 22 milyar dolar civarında seyrediyor. Daha önce koyduğumuz bir 100 milyar dolarlık hedefimiz vardı. Bu hedef doğruldusunda, vize rejiminden nakliyat meselesine, sebze meyve ticaretinden turizme kadar çok farklı alanlarda ilişkileri geliştirmeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıl özellikle turizm alanında Türkiye'deki genel ortamında iyileşmesi Rus turistlerin Türkiye'ye olan güveninin yeniden tesis edilmesiyle de 4,7 milyon Rus turist ülkemizi ziyaret etti. Bu rakamın bu yıl 6 milyona ulaşması bekleniyor. Türkiye'yi ziyaret eden yabancı turistler içerisinde Rusya birinci sıraya yerleşmiş bulunuyor.

"2019'da karşılıklı olarak kültür yılını ilan edeceğiz"

İlişkilerimizin kültür ve insani ilişkiler boyutunda, bildiğiniz gibi önümüzdeki yıl 2019 yılında karşılıklı olarak Türkiye ve Rusya'da kültür yılını ilan edeceğiz ve kutlayacağız.

"S-400 bataryası Temmuz'da teslim edilecek"

S-400 ile ilgili süreç hızlı bir şekilde ilerliyor ve 2019 yılı içerisinde Temmuz ayında S,400 bataryalarının Türkiye'ye teslimi ile ilgili çalışmalar tamamlanmış durumda. Bu özellikle Türkiye'nin savunma ihtiyacının karşılanması noktasında çok önemli tarihi bir adımdır. S-400 sisteminin bizim NATO üyesi olmamızla herhangi bir itilaf teşkil etmesi söz konusu değil.

"Suriye geneline 630 milyon dolar değerinde yardım ulaştırıldı"

Şu ana kadar Türkiye'nin yaptığı insani yardımlar çerçevesinde Suriye genelinde, Türkiye uluslararası STK'lara ait insani yardımlar, Kızılay üzerinden ulaştırılan yardımların toplam yekünü 30 bini aşkın TIR ile 630 milyon ABD doları değerinde olmuştur. Bu Türkiye'nin kendi insiyatifi ile gerçekleştirdiği insani yardımlar. Bunların içerisinde gıda malzemeleri, tıbbi malzemeler var. Suriye'de insani yardımların hızlı bir şekilde ulaştırılmasında rejim üzerindeki baskının artırılması gerekiyor. Çünkü gerek bu ateşkesin hayata geçirilmesi gerekse insani yardımların ulaştırılması konusunda en büyük engeli şu ana kadar rejim çıkarttı. Dün Sayın Cumhurbaşkanımız, bu konuyu detaylı bir şekilde mevkidaşlarıyla görüştü.

"Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nda görüş ayrılığı yok"

Mart ayı ihracatı 15,6 milyar dolarlık değerle Cumhuriyet tarihinin rekor seviyesine ulaşmıştır. Bu trendin 2018 yılında da devam edeceğini bekliyoruz. Turizm alanında da çok önemli bir artışın olduğunu görüyoruz. Geçen yılın ilk ayına kıyasla Türkiye'ye gelen turist sayısının yüzde 35'lik bir artış gerçekleşti ki bu hakikatten memnuniyet verici bir durum. 2018 yılı içerisinde de özellikle turizm sektöründe bu canlanmanın devam etmesini bekliyoruz. Aynı şekilde enflasyonla mücadele de devam ediyor. Enflasyonun tek hanele indirilmesi daha sonra da daha da düşürülmesi konusundaki çalışmalarımız devam edecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın konuyu yakından takip ettiğini, Başbakanımız ile konuyu takip ettiğini koordine ettiğini bu vesileyle ifade etmek isterim. Zira zaman zaman 'ekonomi koordinasyonunda birtakım görüş ayrılıkları olduğu' şeklinde spekülatif haberler çıkıyor. Bunlar gerçeği yansıtmıyor.

"Amerika'nın bir karar vermesi lazım"

Münbiç'le ilgili Amerikalılarla yürüttüğümüz bir müzakere süreci var. PYD/YPG'nin SDF adı altında kamufle etmeye çalıştıkları o güçlerin Münbiç'ten çıkarılması, bu güçlerin Fırat'ın doğusuna çıkarılması sağlandıktan sonra üzerinde mutabık kaldığımız anlayış birliği şuydu, bu hala geçerli. Buranın güvenliğini Türkiye ve Amerika olarak biz birlikte yerel unsurlarla sağlayabiliriz. Bizim pozisyonumuzda bir değişiklik yok. Amerikalılardan beklediğimiz, bu yönde adımlar atmaları. Bizim beklentimiz hem Türk-Amerikan ilişkileri açısından hem Suriye'nin toprak bütünlüğü hem de DEAŞ'la mücadele bir zaafın oluşmaması açısından kast ettiğimiz PYD'nin fiili durum yaratarak başka hedeflere yönelmesi. Münbiç'le ilgili konuştuğumuz ana planın mutabık kaldığımız anlayış çerçevesinin hayata geçirilmesi yönünde. Amerikan yönetiminden Suriye konusunda farklı çelişkili açıklamalar geliyor. Bunlar ciddi kafa karışıklığına yol açıyor. Burada şu soruyu sormamız lazım. Amerika'nın bir karar vermesi lazım, Suriye'de DEAŞ'la mücadele bitti mi, bitmedi mi? Yani 'bitti' diyorlar, 'Bitmek üzere' diyorlar, 'Bitime yaklaştık' diyorlar. Sonra 'Yok hayır, tehdit devam ediyor' diyorlar. Orada ciddi bir kafa karışıklığının olduğu anlaşılıyor. Başkalarının kafa karışıklığı ya da planları bir tarafa, bizim kafamız son derece net, bizim yaklaşımımız son derece açık.

"Bütün bölge temizlenene kadar bu harekat devam edecek"

Zeytin Dalı Harekatı ile bölgeyi YPG/PKK unsurlarından temizledik. Bütün bölge Tel Rıfat da dahil, terör unsurlarından temizlenene kadar bu harekat devam edecektir. Zeytin Dalı Harekatı'nın kapsamının ne olacağını ve ne zaman tamamlanacağına da kararı verecek olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Burada Suriye'nin toprak bütünlüğü kadar bizim ulusal güvenlik önceliklerimiz de dikkate alınması gereken en önemli unsurdur.

"Anamuhalefet lideri aslında kendini küçük düşürmektedir"

Pazar günü Hatay'da bir sınır karakoluna sayın Cumhurbaşkanımızın sanatçı ve sporcularla yaptığı bir ziyaret söz konusu oldu. Bu ziyaretin amacı Zeytin Dalı Harekatı'nda kahramanca mücadele eden askerlerimize destek olmaktı. Onların moral ve motivasyonlarını yüksek tutmaktı. Hakikatten her yönüyle çok güzel bir ziyaret oldu. Hem askerlerimiz hem genel kamuoyumuz bu süreci yakından takip ettiler. Bu tür kritik dönemlerde sanatçılarımızın, sporcularımızın, şairlerimizin ve diğer kanaat önderlerinin milletimizin devletimizin, askerimizin, polisimizin yanında durmasından daha doğal bir şey olamaz. Biz geçmişte de bunun örneklerini pek çok defa gördük. Hiç kimse oraya şov amacıyla gitmedi. Gayet olgun bir şekilde insanlar gelip askerlerimizle birlik beraberlik içerisinde bir akşam geçirdiler. Onlara teşekkür ettiler. Şehitlerimizi orada tekrar yad ettik rahmetle. Bu ziyaret çerçevesinde de bu harekatın ne kadar önemli oluduğunu bir kez daha dünyaya göstermiş olduk. Fakat malesef başladığı 20 Ocak tarihinden sonlandırıldığı 18 Mart tarihine ve sonrasında yaşanan olaylara baktığınızda Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekatı'nda elde ettiği başarıyı hazmedemeyen bazı çevreleri görüyoruz. Bunu yurt dışında gördük. Çeşitli ülkelerin Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili yerli yersiz açıklamalar yaptığını, sivil kayıplar olacağını, Afrin merkezine girilmemesi gerektiği bunun bir işgal hareketine dönüşme ihtimali olduğu gibi gerçeklerle hiçbir alakası olmayan açıklamaların yapıldığını gördük. Bunlara gerekli cevapları çeşitli vesilelerle verdik. Fakat evvelsi gün malesef Anamuhalefet lideri de bu konuya çok seviyesiz bir şekilde müdahil oldu. Sanatçılarımıza yönelik ağır ifadeler kullandı. Anamuhalefet liderinin bu ziyaretten neden bu kadar rahatsız olduğunu anlamakta zorlanıyoruz. Sakil ifadeler kullanarak anamuhalefet lideri aslında kendini küçük düşürmektedir.

"Kararı kınıyoruz, Hakan Atilla'ya yapılan haksızlıktır"

Bu bir hukuk skandalıdır. İran ambargosunun delindiği iddiası ile böyle bir başka dava da şu geçtiğimiz 6-7 yıl içerisinde hiç olmamıştır. Bu konuları bildiğiniz gibi Avrupa'da yaklaşık 20 banka da bir şekilde muhatap olmuş. ABD'lilerin bu yaptırımları izleyen bir komitesi var onunla müzakereler sonucunda belli konularda anlaşmışlar, belli cezalar ödenmiş ve bu iş bir şekilde çözülmüştür. Fakat buraya baktığınız zaman Hakan Atilla davasında bunun çok dışında bir yolun izlendiğini gördük. Dava sürecinde neler yaşandığını hepimiz izledik. Ortada başka bir oyun var. Bu oyunun devamı. Kararı şiddetle kınıyoruz ve reddediyoruz. Hakan Atilla'ya yapılan çok büyük bir haksızlıktır bu. Şimdi bu savcının talebi, mahkemenin ne karar vereceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bunun takipçisi olacağız her yönden. Takipçisi olmaya da devam edeceğiz. Masum bir vatandaşımızın bu şekilde bir dava konusu yapılması, haksız yere aylardır tutuklu bulunması ve şimdi de böyle bir ceza ile karşı karşıya bulunması kabul edilebilir birşey değil.

"Kendi kaynaklarımızdan teyit edeceğiz"

Tel Rıfat konusunda Rusların bize söylediği, burada YPG/PYD unsurlarının neredeyse kalmadığı yönünde. Bunu kendi kaynaklarımızdan teyit edeceğiz. Zeytin Dalı Harekatı'ndan önce orada bir yapılanmanın olduğunu biliyoruz. Bu harekatla beraber bunlardan 3 bin 800 kadar teröristi elimine ettik. Ondan çok daha fazlası da Afrin bölgesini terk ederek kaçtılar. Bunların bir kısmı Tel Rıfat üzerinden kaçtı, bir kısmı başka yerlerde küçük gruplar halinde sağda, solda olduğuna dair haberler de geliyor. Dün Afrin için de benzer bir istihbarat geldi. TSK gerekli operasyonu hemen yaptı. O konuda dikkatli hareket ediyoruz.

"Biz her zaman buna saygılı olduk"

Kendilerinin de çeşitli vesilelerle ifade ettiği gibi, Irak topraklarının Türkiye'ye karşı terör örgütleri tarafından kullanılmasını kabul etmiyorlar. Bizim önerimiz bu konuda daha kararlı adımları birlikle atalım, Irak'ın toprak bütünlüğü ve egemenliği çerçevesinde. Biz her zaman buna saygılı olduk. Ama Irak topraklarını terör örgütlerinin Türkiye'ye karşı kullanmasına artık son verilmesi gerekiyor. Bu konuda Irak makamları da bizimle anlayış birliği içerisindeler. Dolayısıyla Sincar olsun Kandil olsun veya başka yerlerde olsun, PKK'ya karşı yapılacak bu tür askeri operasyonlar bizim için memnuniyet verici olacaktır. Öncelikli olarak tabii ki Irak makamlarının bu konuda adım atması kendi ülkesinin güvenliği ve egemen haklarını koruma noktasında da önemli bir adım olacaktı. Ama o konuda bir anlayış birliği içinde olduğumuzu ifade edebilirim.

"Bu konudaki pozisyonumuz son derece net"

Dün, bugün tekrar 50 kişilik bir Fransız askeri grubunun Münbiç’e gittiğine dair haberler çıkıyor. Bizim kaynaklarımızdan da bunları çek ediyoruz. Doğrulanması halinde tabii ki bunu Fransız makamlarıyla açık ve net şekilde konuşacağız. Bizim oradaki mesajlarımız Fransız makamlarına, 'Amerika'nın yaptığı hatayı siz de yapmayın.' PYD/YPG konusunda Amerika Türkiye'yi ikna edemedi, Fransa ikna etmeye çalışıyor gibi bir görüntü veriliyor. Bunun pek netice verecek bir adım olmadığını kendilerine ifade ettik. Bir defa daha ifade edelim, 'Suriye Demokratik Güçleri PYD/YPG değildir. PYD/YPG ile de PKK'yı ayrıştırabiliriz' söylemi 1-1,5 yıldır Amerikalıların bizi ikna etmeye çalıştığı bir şey. Biz bunu kategorik olarak reddediyoruz çünkü biz sahadaki gerçekleri biliyoruz. Dolayısıyla Fransızların da böyle bir çaba içerisine girmesinin beyhude olacağını ifade etmek isterim. Bu konudaki pozisyonumuz son derece net. Bu tür adımlar doğrudan ya da dolaylı olarak terör örgütüne verilmiş bir destek olarak değerlendirilir.

"FETÖ ile mücadele milli güvenlik meselelerinden birisidir"

FETÖ ile mücadele, Türkiye Cumhuriyeti devletinin öncelikli milli güvenlik meselelerinden birisidir. Türkiye'de, Balkanlar'dan Afrika'ya, Asya'dan Amerika'ya nerede bulunurlarsa bulunsunlar, bu ihanet şebekesine karşı mücadele en etkili bir şekilde devam etmiştir, bundan sonra da edecektir. Gittiğimiz ülkelerde bunu mevkidaşlarımızla, en üt düzeyde, farklı düzeylerde paylaştık, paylaşmaya da devam edeceğiz. FETÖ ile mücadelede biz hiçbir zaman hukuk dışı bir eylemin içerisinde olmadık. Son Kosova hadisesi de Kosova makamlarıyla gerçekleştirilmiş bir eylemdir. Aynı şekilde diğer ülkelerden de bu tür iadeler olduğunda yaptığımız; suçluların iadesi anlaşması çerçevesinde hayata geçirilen eylemlerdir bunlar. Dolasıyla aslında o ülkeler için de bir güvenlik zaafının ortadan kaldırılmasıdır bu. Çünkü ülkemizde bütün bu suçları işleyenler yarın öbür gün belli bir noktaya geldiklerinde o ülkelerde de benzer faaliyetlerin içerisinde mutlaka girerler, gireceklerdir. O ülkeler için de bir ulusal güvenlik tehdidi oluşturmaktadır. Dolayısıyla nereye giderlerse gitsinler, hangi kılıfa girerlerse girsinler, hangi ismi alırlarsa alsınlar, Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bütün ilgili birimlerimizle, makamlarımızla FETÖ ile mücadeleye kararlı bir şekilde devam edeceğiz.

TRT Haber, AA