Başbakan Yıldırım "Türkiye, Avrupa Birliği'ne olan bütün yükümlülüklerini yerine getirmiştir ve arkasındadır. Tam üyelik perspektifimizi muhafaza ediyoruz. Burada sorulması gereken soru; Avrupa Birliği'nin Türkiye konusundaki kararı nedir?" dedi.

AK Parti Genel Başkanvekili ve Başbakan Binali Yıldırım, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Konuşmasının başında olağan kongreler ve programları içeren yoğun bir haftanın geride kaldığını dile getiren Yıldırım, gerek Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan gerekse kendisinin katıldığı kongrelerin heyecan ve coşku dolu geçtiğini söyledi.

Kongrelere yoğun katılım olduğunu belirten Yıldırım, "Bir kez daha gördük ki AK Parti teşkilatında metal yorgunluğu falan yok, dimdik ayakta, heyecan dorukta." ifadesini kullandı.

Yıldırım, dün Bulgaristan'da düzenlenen Türkiye-AB Zirvesi'ni hatırlatarak, Türkiye-AB ilişkileri bakımından önemli sayılan toplantıda, gündemde yer alan konuların enine boyuna ele alındığına dikkati çekti.

Türkiye'nin, AB tam üyelik müzakerelerine başladığı 2005'ten bu yana yaşanan tıkanıklıklar, krizler, verilen ancak yerine getirilemeyen sözlerin Varna'da bir kez daha değerlendirildiğini aktaran Yıldırım, "Türkiye'nin Avrupa Birliği karnesi, tüm taahhütlerin yerine getirildiği, sadece AB tarafından kaynaklanan sıkıntılar ve siyasi engellemeler sebebiyle beklemeye alınan hususlardan oluşuyor. Buna karşılık AB'nin karnesi en başından beri ciddi kırıklarla tutarsızlıklarla ve yalpalamalarla doludur." diye konuştu.

"İşi iyice yokuşa sürmeye başlamışlardır"

Bu arada Türkiye'nin 15 Temmuz darbe girişimiyle karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Başbakan Yıldırım, şu değerlendirmede bulundu:

"Demokrasinin, özgürlüklerin, insan haklarının sürekli müdafisi olduğunu iddia eden Avrupa Birliği, darbe girişimiyle beraber yasak savma kabilinden cılız açıklamalar dışında Türkiye'ye ciddi bir destek vermemiştir. Tam tersine bu darbe girişimine karşı aldığımız tedbirleri fırsat bilerek işi iyice yokuşa sürmeye başlamışlardır. Hatta Türkiye, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından denetim sürecine sokularak, 2004 öncesi duruma getirilmiştir. Diğer taraftan her iki tarafın da menfaatine olan Gümrük Birliği'nin güncelleşmesi çalışması da anlamsız bir şekilde beklemeye alınmıştır. Ülkemizin sınırlarının güvenliğini sağlamak, topraklarımız üzerinde yaşayan sığınmacıların huzur içinde evlerine, yurtlarına dönüşünü temin için yürüttüğümüz operasyonlar da Avrupa Birliği tarafından sürekli eleştiriye tabi tutulmuştur."

Böyle bir iklimde Varna'da toplantı gerçekleştirildiğine işaret eden Yıldırım, şunları kaydetti:

"Biz herkese olduğu gibi Avrupa Birliği'ne karşı da hep açık ve dürüst davrandık. Varna'da da aynısını yaptık. Cumhurbaşkanımız tüm gerçekleri muhataplarımızın yüzüne bir kez daha söyledi, belgeleri, bilgileri kendilerine takdim etti. Bütün bunlara rağmen zirvede Avrupa Birliği'nin ülkemize yönelik yaklaşımının hakkaniyetli bir zemine oturacağına dair bir işaret göremedim. Her ne kadar zirveye katılanlar iyi niyetli de olsa sonuçta meydana gelen uygulamalar bu iyi niyeti doğrulayan nitelikte değil. Türkiye'nin FETÖ'den PKK/PYD/YPG'ye kadar her tür terör örgütüne karşı verdiği mücadelenin, ilişkilerimizin önünde bir engel gibi gösterilmesi doğrusu bizi çok rahatsız ediyor."

"Türkiye AB'ye olan bütün yükümlülüklerini yerine getirmiştir ve arkasındadır"

Yıldırım, Avrupa Komisyonu'nun 17 Nisan'da Türkiye İlerleme Raporunu yayınlayacağına işaret ederek, "Bu raporda Türkiye'nin hayrına fazla bir şey olmayacağını tahmin etmek bir sır değil." ifadesini kullandı. 

Raporda, Olağanüstü hal'den (OHAL), Afrin Harekatı'na kadar terör örgütleriyle mücadelede kullanılan bütün yöntemlerin eleştirileceğini belirten Yıldırım, şunları söyledi:

"Buradan bir kez daha Avrupalı dostlarımıza sesleniyorum; Türkiye AB'ye olan bütün yükümlülüklerini yerine getirmiştir ve arkasındadır. Tam üyelik perspektifimizi muhafaza ediyoruz. Burada sorulması gereken soru; AB'nin Türkiye konusundaki kararı nedir? Avrupa yeni bir vizyonla, genişleme vizyonuyla, kucaklayıcı bir vizyonla yoluna devam mı edecek, yoksa kendi içine kapanarak bir yol mu yürüyecek? Neredeyse her konuda ülkemizin karşısında yer alan müttefik ortaklık hukukuyla bağdaşmayacak açıklamalar yapan bazı Avrupa ülkelerinden istediğimiz şey, samimiyettir. Başları sıkıştığında ülkemize koşan, tekerleri düze çıkınca yan çizen bir ülkeler topluluğu sadece biz değil, hiç kimseye güven vermez."

 "Kendi geçmişlerini unutmuş gözüküyorlar"

Başbakan Yıldırım, "Suriye'de insani hassasiyetle operasyon yürüten tek ülke durumundaki Türkiye'yi, bazen insan haklarını ihlal etmekle hatta daha da ileri giderek işgal gibi söylemlerle suçlayan ülkeler maalesef kendi tarihlerini, geçmişlerini unutmuş gözüküyorlar. Biz tek bir masumun burnu kanamasın diye kılı kırk yararak ilerlerken, terör örgütünün evlerden hastanelere, oyuncaklardan kutsal kitaplara kadar her şeyi bombalarla tuzakladığını görmeyenlere artık söyleyecek söz bulamıyoruz." diye konuştu.

"e-Devlet kapısından vatandaşın yaptığı işlerin oranı yüzde 60"

Geçtiğimiz hafta Mecliste kabul edilen Yatırım Ortamının İyileştirilmesine Yönelik Kanun'un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylandığını anımsatan Yıldırım, kanunda kredi ve borç sözleşmesi, tapu işlemleri, teminat, şirket kuruluşları, hisse devirleri, yapı kullanım izinleri, altyapı kazıları, elektronik haberleşme altyapısı ve depolama hizmetleri gibi alanlarda vatandaşların devletle olan işlerini kolaylaştıracak bir çok hükmün bulunduğunu aktardı.

Böylece vatandaşın, devletin kapısında zaman kaybetmeyeceğini belirten Yıldırım, diğer taraftan da devletin vatandaşa verdiği hizmetlerin elektronik ortama aktarıldığını dile getirdi.

Yıldırım, "Devlet kurumlarının kendi arasında yaptığı işleri yine internet üzerinden, e-Devlet kapısından yapma yönündeki çalışmalarımız da tüm hızıyla devam ediyor. Şu anda e-Devlet kapısından vatandaşın yaptığı işlerin oranı yüzde 60 seviyesine gelmiştir. Bu senenin sonuna geldiğimizde artık vatandaş devletle olan bütün işlerini, devletin kapısına gitmeden, memurla karşılaşmadan yapabilir hale gelecektir." dedi.

Bu yıl 38 milyon turist bekleniyor

Başbakan Binali Yıldırım, yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili bütün detayların yarın Külliye'de Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapılacak toplantı ile açıklanacağını söyledi.

Perşembe günü de özel sektör yatırım teşvik ödüllerini vereceklerini ve büyüme oranının açıklanacağını anlatan Yıldırım, "2017 yılı Türkiye'nin büyüme hızı yüzde 7 ila 7,5 seviyesinde bir oranla gerçekleşecek, bu bir rekordur." diye konuştu.

Turizmde de herkesin umutla beklediği bir sezona yaklaşıldığına işaret eden Binali Yıldırım, "Ülkemiz aleyhinde yapılan olumsuz kampanyalara, estirilen olumsuz havaya rağmen bu sene rezervasyonlar bir önceki seneye göre oldukça yüksek seyrediyor. Tahminlere göre, eğer fevkalade bir durum olmazsa bu yıl 38 milyon misafiri Türkiye'de ağırlamış olacağız. Bu da 2015 öncesi noktaya geldiğimizi gösteriyor. Türkiye'yi büyütmek, ekonomiyi güçlendirmek, yatırımlarımızı sürdürmek için hükümet olarak gece gündüz çalışmaya devam ediyoruz." ifadesini kullandı.

AA