Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ, Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin, "PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütü mensubu 3755 terörist etkisiz hale getirilmiştir. 332 bölge kontrol altına alınmıştır." dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Çankaya Köşkü'nde, Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında yapılan Bakanlar Kurulu Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"Zeytin Dalı Harekatı'nda 3755 terörist etkisiz hale getirildi"

Bozdağ, 20 Ocak'ta başlayan Zeytin Dalı Harekatı'nın planlandığı gibi başarılı bir şekilde ilerlediğini, harekatta önemli başarılara imza atıldığını ifade etti.

Harekatın başladığı günden bugüne kadar 49 Mehmetçik'in şehit düştüğünü, 208 Mehmetçik'in yaralandığını belirten Bozdağ, Afrin bölgesinden teröristlerce Türkiye sınırlarına gerçekleştirilen saldırılarda 7 sivil vatandaşın şehit olduğunu, 125 sivil vatandaşın yaralandığını kaydetti.

Şehitlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa dileyen Bozdağ, "Zeytin Dalı Harekatı'nda PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütü mensubu 3755 terörist etkisiz hale getirilmiştir. 282'si köy, 50'si kritik nokta olmak üzere 332 bölge kontrol altına alınmıştır. Kontrol altına alınan toplam alan yaklaşık 2 bin kilometrekaredir." diye konuştu.

"Başından bu yana ifade ettiğimiz gibi Afrin Afrinlilerindir. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bölgede işgalci değildir, Afrin'i gerçek sahiplerine teslim etmek, bölgeyi terörden arındırmak, bölge halkını teröristlerin baskı ve zulmünden kurtarmak için oradadır." diyen Bozdağ, Afrin'de kontrolün tamamen TSK'nın elinde bulunduğunu aktardı.

"40 bin kişiye yardım ulaştırıldı"

Harekatın devam ettiğini ancak bölgeden kaçan teröristlerin mayın ve el yapımı patlayıcı tuzakladığını vurgulayan Bozdağ, şunları söyledi:

"Bölgede yaşayan siviller için tek tehdit terör örgütlerinin mayınlı ev EYP'li tuzaklarıdır. TSK, uzman ekipleriyle bölgede tuzaklanmış mayınları EYP'leri tek tek tespit edip imha çalışmalarını yürütmektedir. Şu ana kadar da epey tespit ve imha başarılmıştır. Bu imha çalışmaları tamamlandıkça bölge diğer kişiler için de güvenli hale geldikçe bütün alan sivillere tamamen açılacak ve onların yerleşmeleri temin edilecektir. Şu anda önemli bir mesafe alındı ancak daha yapacak oradan epey bir çalışma var. TSK, bu çalışmaları devam ettirmektedir. EYP ve mayınlı tuzakların temizlenmesi devam ederken öte yandan da bölgedeki sivillerin acil ihtiyaçlarının karşılanması için Türkiye harekete geçmiştir. Bu kapsamda AFAD, Kızılay, Türkiye Diyanet Vakfı ve başka sivil toplum örgütleri bölgede insani yardımlar yapmaktadır. Şu anda 106 ayrı noktada 8 bin 100 aileye insani yardım ulaştırılmıştır ki bu yaklaşık 40 bin kişiye yardım anlamına gelmektedir."

Bozdağ, Afrin bölgesindeki 5 hastane ve 11 sağlık ocağının çalışır hale getirilmesi için çalışmaların devam ettiğini, kişilerin sağlık ihtiyaçlarının karşılanması içinde acil sağlık hizmetlerinin Türkiye tarafından sürdürüldüğünü vurguladı.

"Türkiye'nin Afrin'de iyi bitmemiştir"

Bölgede bulunan 351 okulda yaklaşık 85 bin öğrenciye eğitim hizmet sunulması için de çalışmaların sürdürüldüğünü anlatan Bozdağ, şunları söyledi:

"Orada, 180 tane mabet, cami var. Bunlardan 70’i kapatılmış durumda ve tamamına yakını da hasarlı durumda. Bunlarla ilgili çalışmalar yürütülmektedir. Bunların kısa sürede ibadete açılması için de çalışmalar yapılacaktır. Bu hasarlar terör örgütleri tarafından verilmiş ve oradaki insanların ibadethanelerinde ibadet etmeleri maalesef engellenmiştir. Tabii içme suyu ile ilgili Afrin'de bazı sıkıntılar oluştuğunu biliyoruz. O sıkıntıları gidermek için gerekli çalışmalar yapılmıştır. Bölgedeki üretimin, ticari hayatın devam etmesi için de pek çok çalışma yapılıyor ve bu çalışmalarla beraber bölgedeki hayat tamamen normalleşme sürecine girecek ve normalleşecektir. Şu anda orada gerek üretilen zeytin ve zeytinyağı gerek tekstil ürünleri gerek diğer ürünlerin üretiminin aksamadan devam etmesi ve ticaretinin yapılması için de mekanizmalar oluşturulmaktadır. Ayrıca belediyecilik, eğitim, din hizmetleri, tarım ve benzeri bütün altyapı ve diğer hizmetlerin sürdürülmesi için de Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde olduğu gibi kapsamlı çalışmalar bölgede sürdürülmektedir. Fırat Kalkanı da bu anlamda Türkiye'nin bir tecrübesidir. Bu tecrübe buraya aynen yansıtılmaktadır. Yerel meclislerin oluşturulması, yerel güvenlik birimlerinin oluşturulması çalışmalarının da devam ettiğini buradan ifade etmek isterim. Bunları şunun için anlatıyorum. Türkiye'nin Afrin'de işi bitmemiştir. Daha bizim yapacağımız çok iş vardır. Bölgede hayatın normalleşmesi, her türlü tehlike ve tehdidin ortadan kaldırılması sağlanıncaya kadar Türkiye orada sivil halkın güvenliğini ve diğer ihtiyaçlarını karşılamaya devam edecektir."

"Kurz Türkiye'nin önemini kavrayamadı"

Bir basın mensubunun, Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz'un "Türkiye ile üyelik müzakerelerinin sonlandırılması gerektiği" şeklindeki sözlerini anımsatması üzerine Bozdağ, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye, AB tam üyelik sürecine büyük önem vermektedir. İlk müracaatın yapıldığı günden bugüne kadar ülkemize uygulanan çifte standarda ve yapılan haksızlıklara rağmen Türkiye sabırla bu hedefi devam ettirmektedir. Geçmişte de Sayın Kurz gibi Türkiye'yi bu yoldan vazgeçirmek için konuşan başbakanlar, cumhurbaşkanları, bakanlar oldu ama şu anda onların hiçbiri ülkelerinin yönetiminde değil ama Türkiye varlığını devam ettiriyor, AB-Türkiye süreci de varlığını devam ettiriyor. Bugün de bildiğiniz gibi Varna'da Cumhurbaşkanımızın katılımıyla Türkiye-AB zirvesi kapsamında görüşmeler devam ediyor. Umarız ki bu zirve yeni bir kapı aralar, Türkiye'nin AB sürecine verdiği değeri muhataplarımız da aynı şekilde karşılar. Yapıcı ve olumlu yaklaşımlarla adeta donmuş durumda olan AB süreci yeni bir ivme kazanır."

Avusturya Başbakanı Kurz'un yeteri kadar devlet tecrübesi olmaması nedeniyle Türkiye'nin önemini kavrayamadığını ifade eden Bozdağ, "Türkiye'nin, Avrupa için, Avusturya için ve Avrupa'nın, Avusturya'nın geleceği için taşıdığı değeri kıdemli devlet adamları çok iyi bilirler. Esasında baktığınızda Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde müzakereleri başlatan, kapıyı açan liderlerin de çok tecrübeli ve kıdemli devlet ve siyaset adamları olduğunu görüyoruz. Sayın Kurz'a tavsiyem; sokaklara değil, devlet tecrübesi olan devlet ve siyaset adamlarına bakarak Türkiye'nin değeri hakkında karar vermesi, politikalarını ona göre geliştirmesidir." diye konuştu.

"Değerlendirmelerin saygı görmesi mümkün değil"

Bozdağ, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu, demokratik ilkeler bakımından Kopenhag siyasi kriterlerini ve Avrupa Birliği değerlerini benimsediğini ve bunların gereğini yapan bir ülke olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Bugün Avusturya'da ırkçılık zirve yapmıştır ve şu anda Sayın Başbakan bu aşırıcıların, ırkçıların, İslamofobiacıların adeta söylediklerini hükümet koltuğunda dile getirmektedir. Orada Müslümanlara, Türklere ait camiler kundaklanırken, orada insanlar sadece etnik kökeni ve dini inanışı farklı diye saldırıya uğrarken, bunları yapanlarla ilgili herhangi bir işlem yapmayanların veya yapıp da gerekli müeyyideleri uygulamayanların, bunların güvenliğini sağlamayanların Türkiye'ye demokrasi dersi, hukuk dersi vermeye de hakkı yoktur. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Türkiye, teröristlerle ve terör örgütleriyle etkin ve kararlı bir şekilde mücadele edecektir. Siz Türkiye'de darbe yapmaya kalkışanlara, terör yapanlara, terörle ilgili eylemlerde bulunanlara kucak açarsanız, bunlara destek olursanız, teröristlerin sözleriyle ve Türkiye düşmanlarının sözleriyle Türkiye'ye dair değerlendirmeler yaparsanız, bu değerlendirmelerin Türkiye'de saygı görmesi mümkün değildir."

"Biz Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin tam üyeliğinin herhangi bir şarta bağlanmasına veya farklı farklı modeller üzerinde konuşulmasına kesinlikle karşıyız." diyen Bozdağ, şöyle konuştu:

"Bir yandan birisi öyle konuşup, öbürü başka türlü konuşup kafaları karıştırıyorlar. Bizim Türkiye olarak kafamız net, hedefimiz net. Biz tam üyelikten yanayız. Bize karşı adil olunmasını, dürüst davranılmasını, verilmiş sözlerin tutulmasını istiyoruz. Kopenhag Kriterlerini ve Maastricht Kriterlerini yerine getirmeyen pek çok ülkenin Türkiye'den önce nasıl Avrupa Birliği'ne tam üye yapıldığını hepimiz biliyoruz. Onun için Türkiye'ye karşı objektif ve adil davranmayanların, Türkiye'ye verdikleri sözü tutmayanların Türkiye'ye yol göstermeye hakkı yoktur. Onun için Sayın Kurz'un açıklamalarını işin doğrusu fazla da önemli görmüyorum. O konuşmasına devam etsin, biz de yolumuza devam edeceğiz."

"Beklentimiz teröristlerin tamamen Sincar'ı terk etmesi"

Bozdağ, PKK'nın Sincar'dan çekildiği iddialarıyla ilgili son durumun ne olduğu yönündeki bir soru üzerine ise şu bilgileri verdi:

"Dün Musul Sincar'ın kuzeyindeki bölgeden batısında bulunan Suriye sınır hattına doğru, Arap nüfusunun yoğun olduğu Faw köyüne kadar Irak ordusunun ilerlediği, bugün de Irak-Suriye sınırında Musul Rabia'dan Sincar'ın batısındaki Um-Al Jaris'a kadar olan bölgeyi kontrol altına aldığına dair bilgiler var. Bu bilgiler istihbarat örgütümüz tarafından da teyit edilmiş bilgilerdir. Irak tarafından akşama doğru yapılan açıklamalar var. Bu açıklamaları da Türkiye yakından takip etmektedir. Alandaki bütün hareketliliği, bütün değişimi Türkiye olarak yakından takip ediyoruz. Beyanların alandaki hareketlilikle uyumlu olup olmaması bizim için son derece önemlidir."

Bulunulan beyanların alandaki hareketlilikle uyumlu olmasının kendileri için kıymetli olduğunu, alanla uyumlu olmayan beyanlara itibar etmelerinin söz konusu olmadığını vurgulayan Bozdağ, şunları söyledi:

"Ancak bununla birlikte şunu da ifade etmekte fayda görüyoruz; terör örgütünün Sincar'dan çekildiği izlenimini uyandırmak için farklı üniforma, flama veya bayrak adında bez parçalarının altına veya başka bir isim altına gizlenerek bölgede varlığını devam ettirmesini de Türkiye olarak kabul etmemiz mümkün değildir. Bizim burada beklentimiz, isteğimiz teröristlerin üniforma değiştirerek bölgede kalması değil veya flama değiştirerek bölgede kalması değil ya da başka ad altında bölgede varlığını devam ettirmesi değil, teröristlerin tamamen Sincar'ı terk etmesidir, oradan uzaklaştırılmadır. Umarız ki Irak ordusu Türkiye'nin bu beklentisi doğrultusunda orada teröristlerin farklı üniforma, unvan, flama, bez parçası veya da isim adı altında bölgede varlığını devam ettirmesine izin vermez. Eğer böyle bir şey olursa Türkiye o zaman gerekeni yapmakta tereddüt etmez. Biz arzu ediyoruz ki dost ve kardeş ülke Irak, Türkiye'ye ihtiyaç duymadan buradaki terör unsurlarını tamamen temizlesin."

"Umarız ki yerine gelmeyen sözler olmaz"

Bozdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde gündeme gelen Patriot hava savunma sistemlerine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

"Patriotlarla ilgili bildiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanımızla Sayın Trump bir telefon görüşmesi yaptı. Burada S-400 de gündeme gelmişti. Sayın Cumhurbaşkanımız da orada Türkiye'nin görüşlerini Sayın Trump'a aktardı. Bizim daha önce hava savunma sistemimizi kurmak için Amerika'dan talepte bulunduğumuzu, Amerika'nın bize bunu vermediğini, biz de kendi ihtiyacımızı başka yerden temin ettiğimizi çok net bir şekilde ifade ettik.

Sayın Trump, Cumhurbaşkanımıza, 'Biz size Patriot verebiliriz.' deyince, Sayın Cumhurbaşkanımız da 'Biz de hava savunma sistemimizi çeşitlendirebiliriz, Türkiye olarak Amerika'dan Patriot sistemini alabiliriz.' diye bir görüşme oldu. Bu görüşme, Türkiye'nin bu noktadaki tavrını ortaya koymuştur. Eğer Amerika Birleşik Devletleri bize Patriot savunma sistemini verirse, biz bunu Türkiye olarak almaya hazır olduğumuzu ifade ettik. Ancak o görüşmeden sonra bu konuda henüz taraflar arasında bugüne kadar bir görüşme gerçekleşmedi. Daha önce de ABD'nin, Türkiye'ye silah konusunda bazı sözleri oldu. Ancak o sözler yerine gelmedi. Umarız ki bu, önceki sözler gibi yerine gelmeyen sözler olmaz."

Türkiye ile ABD arasında oluşturulan üçlü mekanizmaya Irak'tan katılacak yetkilinin kim olacağı sorusu üzerine Bozdağ, "Bugün Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği görevliyle ilgili, bugün geleceğini ifade etti. Ama şu anda henüz gelmedi benim bildiğim kadarıyla. Büyük ihtimalle istihbarat örgütümüzle görüşecek bir görevli." ifadesini kullandı.

Çiftlik Bank soruşturması

Bir basın mensubunun, "Çiftlik Bank mağduriyeti Bakanlar Kurulu'nda gündeme geldi mi?" sorusu üzerine Bozdağ, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın 6 Ekim 2017'de gelen ihbar ve şikayetler üzerine Çiftlik Bank konusunu soruşturduğunu, soruşturma raporlarının İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusu olarak gönderildiğini belirtti.

Bozdağ, yapılan usulsüzlüklerin ve haksızlıkların görüldüğünü bu çerçevede ilgililer hakkında da suç duyurusunda bulunulduğunu anlattı.

Geyve Cumhuriyet Başsavcılığı'nın da soruşturma başlattığını, yürütülen soruşturma çerçevesinde 6 kişinin kırmızı bültenle aranması için yakalama kararı çıkarıldığını ifade eden Bozdağ, "Mehmet Aydın isimli dolandırıcılıkla suçlanan kişi başta olmak üzere 6 kişi için Adalet Bakanlığı kırmızı bülten çıkartılması için konuyu İçişleri Bakanlığına göndermiş ve bunlarla ilgili kırmızı bülten çıkarılmıştır." diye konuştu.

Bunlardan Osman Nuri Kaya isimli şahsın Türkiye'nin talebi üzerine Uruguay'da, iade edilmek üzere geçici tutuklama talebinin yerine getirildiğini ve tutuklandığını kaydeden Bozdağ, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 24 Mart tarihinde aldığı kararla Çiftlik Bank'a yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 16 şüpheli ile sistemde işlem yapan 3 firmanın mal varlığına ve sistemden elde edilen 3 milyon 90 bin liraya el konulması konusunda talepte bulunduğunu vurguladı.

Bekir Bozdağ, ilgili Sulh Ceza Hakimliği'nin de bu talebi kabul ettiği ve yargı yoluyla bunlara el konulduğu bilgisini verdi.

"65 şirket hakkında soruşturma başlatıldı"

Bozdağ, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın piramit satış sistemi kullanan Türkiye'deki 65 şirket hakkında soruşturma başlattığını ifade etti.

Bu şirketlerden 31'i hakkındaki soruşturmanın tamamlandığını, 34 şirket hakkındaki soruşturmanın devam ettiğini vurgulayan Bozdağ, bu 31 şirketin çoğu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu belirtti.

"Dış politikamızı Türk milletinin çıkarlarını esas alarak yürütüyoruz"

Rus diplomatların sınır dışı edilmesine ilişkin bir başka soru üzerine de Bozdağ, İngiltere ile Rusya arasında yaşanan krizin, iki ülke arasındaki hadise olduğunu belirtti.

Egemen ve bağımsız bir devlet olan İngiltere'nin hangi ülke ile ne tür bir ilişki geliştireceğine, diplomatik ilişkilerini sürdürüp sürdürmeyeceğine, kendisinin karar vereceğini kaydeden Bozdağ, şunları söyledi:

"Bizim İngiltere'ye, 'Neden böyle yaptınız?' deme imkanımız olamaz. Rusya'ya karşı da tabii aynı şekilde, Rusya da egemen ve bağımsız bir devlet. Başka ülkelerin de İngiltere'nin aldığı bu karara destek mahiyetinde karar almaları, tabii o ülkelerin kendi takdirinde olan bir konudur. Biz, Türkiye olarak dış politikamızı, Türk milletinin ve Türkiye devletinin çıkarlarını esas alarak yürütüyoruz. Dolayısıyla başka ülkelerin herhangi bir ülke ile ilgili aldıkları kararları da biz kendi çıkarlarımız bakımından ve uluslararası hukuk bakımından da ayrıca değerlendiriyoruz ve ona göre adımlarımızı atıyoruz. Şu anda Türkiye ile Rusya arasında olumlu ve iyi bir ilişki vardır. Türkiye bu anlamda Rusya'ya karşı herhangi bir karar almayı düşünmemektedir. Çünkü Türkiye de kendi dış politikasını kendi belirleyen egemen ve bağımsız bir ülkedir."

"Çalışma tamamlandı"

Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ başkanlığında çocukların istismarının önlenmesine yönelik oluşturulan komisyonun çalışmalarına ilişkin soruya Bozdağ, şu yanıtı verdi:

"Çalışma tamamlandı, önce onu ifade edeyim. Uzlaşılamayan bir konu yok. Çünkü uzlaşmayı gerektirecek bir durum yok ortada, tamamen karar alınması gereken bir konu var. Bu konuda da gerekli kararlar alındı. Ancak bu kararların ilgili yerlere sunumu gerekiyor. Gündem nedeniyle bugün de Bakanlar Kurulu'na bu konuda Sayın Bakanımız bir sunum yapma fırsatı bulamadı. Muhtemeldir ki önümüzdeki Bakanlar Kurulu'nda bu konu gündem gelebilir. Ama bilmenizi isteriz ki çalışma bitti, kararlar verildi. Son kez Bakanlar Kurulu'nda konunun bir müzakeresi yapılacaktır."

AA