Başbakan Binali Yıldırım, Azerbaycan'da 6. Küresel Bakü Forumu'nda konuştu. Yıldırım "Rekabetin değil sorun çözmeyi esas alan bir BM reformunun kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğu gün gibi ortadadır. Bir yandan insanlar ölüyor, kimyasal gazlar kullanılıyor ama BMGK, bu vahşeti durduramıyor" dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, Nizami Gencevi Uluslararası Merkezince "Katılımcı Toplumlar Oluşturmak İçin Farkları Azaltmak" temasıyla düzenlenen 6. Küresel Bakü Forumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, katılımcıları "muhterem hanımlar, cenaplar" diyerek selamladı.

Önemli bir forum vesilesiyle Bakü'de olmaktan büyük bahtiyarlık duyduğunu dile getiren Yıldırım, Azerbaycan'ın uluslararası meselelere ilişkin diyaloğu geliştirmek amacıyla kurduğu Nizami Gencevi Uluslararası Merkezinin çalışmalarını yakında takip ettiğini bildirdi.

Merkezin 2012'de kurulmasına rağmen son 6 yıl içinde 20 ülkede etkinlik gerçekleştirdiğini ve 100'den fazla devlet ve hükümet başkanının bir araya gelmesini sağladığını vurgulayan Yıldırım, Nizami Gencevi'nin 13. yüzyılda yaşamış bir bilim adamı, şair, düşünür olduğunu anımsattı.

Gencevi'nin önemli eserleriyle Türkçe, Farsça ve Arapça edebiyatına mühür vurduğuna dikkati çeken Yıldırım, Gencevi'yi hürmet ve rahmetle andı.

Yıldırım, Gencevi'nin bugünkü dünya meselelerinin çözümü için yaşadığı devirde "altın anahtar" verdiğini belirterek, şunları söyledi:

"Gencevi, 'Bağlı bir kapıya anahtar arıyorsak onu sadece alimlerde aradığın takdirde bulabilirsin' diyor. İşte bu sebeple Küresel Bakü Forumu her yıl farklı bir konu ve temayla dünyanın güncel meselelerinin ele alındığı saygın bir platform olarak kabul görmeye başlamıştır. Ele alınan konular üzerinde ehil ve saygıdeğer kişilerin görüş alışverişinde bulunması, bölgemiz ve dünyamızın ihtiyaç duyduğu ufuk açıcı düşünceleri de ortaya koyuyor. Forumun özellikle bu seneki teması olan 'Katılımcı Toplumlar Oluşturmak İçin Farkları Azaltmak' başlığı gittikçe kutuplaşan dünyada nasıl kuşatıcı, barışçı toplumlar inşa edeceğimizi göstermesi bakımından son derece isabetli bir temadır."

Yıldırım, her meselenin merkezinde insanın yer aldığını, herkesin gelecek nesillere huzur ve refah dolu sürdürülebilir bir dünya bırakmakla sorumlu olduğunu dile getirdi.

"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, insanı yaşat ki dünya yaşasın" prensibinin önemine değinen Yıldırım, bunun için küresel barışın korunması, adil bölüşüm, bölgesel refah ve kalkınmada uçurumun azaltılmasının önemli hedefler arasında yer alması gerektiğini vurguladı.

"AŞIRICILIK, YABANCI DÜŞMANLIĞI, IRKÇILIK, İSLAM DÜŞMANLIĞI..."

Başbakan Yıldırım, eldeki verilerin maalesef bu konuda iyimser olmaya imkan vermediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu zorlukların aşılması için çok ama çok daha fazla çaba sarf etmemiz gerekiyor. Bir yandan dünyada yeni teknolojilerin, bilişimin, iletişim teknolojilerinin gelişmesi, Sanayi 4.0, yapay zeka gibi yenilikçi teknolojilerin hayatımıza girmesi diğer yandan da çalışma alışkanlıklarımızın, iş ve meslek türlerinin süratle değişmesi. Bunlar dünyanın geleceği için güzel şeyler ancak bu gelişmelerin bütün dünya için, bütün ülkeler için verimli ve hayırlı olması için mutlaka küresel ve bölgesel anlamda daha fazla iş birliğine ihtiyaç var. Bir ülkenin fazla kalkınması, hemen yanı başındaki ülkenin yarışta geri kalması küresel huzursuzluğun önemli kaynaklarından biri olmaktadır. Toplumların karşı karşıya kalabilecekleri sorunların, toparlanma kabiliyetlerinin geliştirilmesinin de aynı derecede önemli olduğuna inanıyoruz."

Yıldırım, kalıcı bir toplumsal ahenk için farklılıkların ayrıştıran değil zenginleştiren husus olduğunu görmek gerektiğini vurgulayarak, "Çağımızda, aşırıcılık, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, İslam düşmanlığı gibi sorunlar ne yazık ki daha çok konuşulmaya başlandı. Özellikle gelişmiş ülkelerde bu gibi durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Barış içinde yaşayan çoğulcu toplumlar inşa etmek için bu yıkıcı akımlara karşı mutlaka ortak mücadele şart." değerlendirmesinde bulundu.

Irk, cinsiyet, sınıf, köken farkı gözetmeksizin bütün insanlara eşit imkan sağlandığı ve kimsenin kendisini dışlanmış hissetmediği bir toplumda istikrarın kalıcı olacağını belirten Yıldırım, Türkiye'nin bu yaklaşımdan hareketle insan odaklı, barışçı, dostlukları artırma, düşmanlıkları azaltma yönünde istikrarlı bir politika uyguladığını kaydetti.

Yıldırım, genç nesillerin eğitiminde evrensel değerler hoşgörü ve farklılıkların zenginlik olduğu tezini daima göz önünde bulundurduklarını aktardı.

Bu değerlerin toplumdaki adaletsizliğe, nefrete ve hatta terör gibi tehditlere karşı etkin bir mücadele için şart ve gerekli olduğuna işaret eden Yıldırım, "Ülkemizin zengin, farklı kültürel bir geçmişe sahip olduğunu söylemek isterim. Türkiye medeniyetlerin, dinlerin buluştuğu yüzyıllardan beri Asya ve Avrupa arasında bir buluşma noktası. Bu özelliğiyle yüzyıllar boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Bunun yansımasını kültürümüzde, dilimizde hayatın her alanında görmek mümkündür." ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE, AZERBAYCAN VE GÜRCİSTAN ÖNEMLİ PROJELERİ HAYATA GEÇİRİYOR"

Yıldırım, ülkelerin birbirlerine gittikçe daha bağımlı hale geldiğini, küresel ve bölgesel refahı sağlamanın ancak geniş bölgeleri, ekonomileri ve halkları birbirine bağlayan projelerle mümkün olacağını belirtti.

Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye'nin, Kafkaslar'da bölgesel iş birliğini ve küresel refahı yakından ilgilendiren önemli projeleri hayata geçirdiğini dile getiren Yıldırım, "Bu projeleri tekrar sayacak değilim. Mesela bizzat görev de aldığım Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi sadece Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye'yi ilgilendirmiyor. Uzak Doğu'dan Batı Avrupa'ya kadar büyük bir coğrafyayı ilgilendiren ve yüzyıllar boyunca tarihi İpek Yolu olarak hizmet veren orta koridoru modern demiryolu hattıyla birleştiren bir projedir. Projeyle Uzak Doğu, Orta Asya, Kafkaslar, Anadolu ve Orta Doğu coğrafyasıyla Balkanlar ve Avrupa birleştirilmiş oluyor." diye konuştu.

Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi'nin (TANAP) de yıl içinde tamamlanacağını bildiren Yıldırım, böylece Azerbaycan gazının, Anadolu üzerinden Balkanlar ve Avrupa'ya taşınacağını vurguladı.

Yıldırım, bölgesel ve küresel iş birliğinin en güzel örneklerinden olan projenin, bir yandan enerji güvenliğinin sağlanması diğer yandan ülkelerin birbirinin ihtiyacının karşılaması bakımından anlamlı olduğunu söyledi.

Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin, müttefikleri ve dostları için güvenilir, bölgesel barış ve refaha kendini adayan bir ülke olduğunu Orta Doğu, Balkanlar ve Kafkasya başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde gösterdiğini bildirdi.

Türkiye'nin, 3,5 milyondan fazla Suriyeli mülteciyi misafir ettiğini, ekmeğini ve aşını paylaştığını hatırlatan Yıldırım, "Eğer bunlar yapılmamış olsaydı bölgede huzursuzluk daha da artacak ve devam eden terör olaylarını kontrol altına almak belki de mümkün olmayacaktı." dedi.

"BM'NİN KÜRESEL OLAYLARDA GÜVEN ARTIRICI BİR YAPIYA KAVUŞTURULMASI GEREKİYOR"

6. Bakü Küresel Forumu dolayısıyla düzenlenecek panellerde, uzmanların, bilim adamlarının, farklılıkların nasıl ortadan kaldırılabileceği ve ülkelerin birbirlerine nasıl yaklaştırılabileceği konusunu enine boyuna tartışacaklarını dile getiren Yıldırım, "Bunun başarılabileceği en önemli husus daha fazla empati, karşılıklı dostluk ilişkilerini daha fazla geliştirmek ve Birlemiş Milletlerin küresel olaylarda daha güven artırıcı bir yapıya kavuşturulmasıdır." diye konuştu.

Yıldırım, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Rekabeti değil sorun çözmeyi esas alan bir Birleşmiş Milletler reformunun artık kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğu da gün gibi ortadadır. Bir yandan insanlar ölüyor, kimyasal gazlar kullanılıyor ama Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ülkelerin birbiriyle rekabeti uğruna bu insanlık dramına gerekli cevabı veremiyor, bu vahşeti durduramıyor. Küresel barışı, kardeşliği sağlamak ancak herkesin olaylar karşısında çifte standart gözetmeden insanlığı, insani değerleri esas alarak çözüm üretmesiyle mümkün olacaktır."

Yukarı Karabağ sorununun yıllardan beri Azerbaycan'ın kanayan yarası olduğuna işaret eden Yıldırım, "Topraklarının yüzde 20'si haksız bir şekilde işgal edilmiş, bir milyondan fazla insan evsiz, barksız, mülteci konumuna düşmüştür. Birleşmiş Milletler, AGİT, birçok uluslar arası örgüt, organizasyon bu haksızlığı kabul ettiği halde, bunun düzelmesi gerektiğini ifade ettiği halde maalesef bu konuda gerekli adımlar atılamamıştır. Eminim ki eninde sonunda hak yerini bulacaktır ve yanlış yapanlar bunun karşılığını bir şekilde görecektir." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, küresel meselelere önemli çözümler sunan ve dünyadan birçok siyasetçiyi, bilim adamını, uzmanı bir araya getiren Bakü Küresel Forumu'nun etkinliklerinden birine Türkiye olarak ev sahipliği yapmak istediklerini açıkladı.